<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Deneme</title>
	<description>Uzun cümleler hayatımızı kısaltıyor.</description>
	<link>http://forum.tabut.net</link>
	<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 21:32:35 +0000</pubDate>
	<ttl>30</ttl>
	<item>
		<title>Akşam Muhalif Yatıp, Sabah Yandaş Olarak Kalkmak</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98509-aktham-muhalif-yatyp-sabah-yandath-olarak-kalkmak/</link>
		<description><![CDATA[Muhafazak&#226;r kesime yaşam ko&#231;luğu yapan ve "<strong class='bbc'>&#199;okeşlilik yasal olsun</strong>" a&#231;ıklamasıyla tartışma yaratan Sibel &#220;resin ş&#246;yle buyurmuş:&#8221; <strong class='bbc'>Eşime bir hanım g&#246;sterdim, almak ister misin diye; kabul etmedi</strong>.&#8221;&#8230; Demek ki, g&#246;sterdiği kadını eşi beğenmemiş. &#8220;<strong class='bbc'>Aaaaa! Bu ne demek oluyor! Senin &#252;st&#252;ne ikinci bir kadın almam.</strong>&#8221; dememiş yani. Eh ne diyeyim, aramaya devam etsin. Erinde sonunda eşine beğendirecek bir kadın bulur.<br />
 <br />
Ayrıca; &#8220;<strong class='bbc'>Bir kadın aynı anda 4 adamdan hamile kalabilir mi? Bir kere v&#252;cut buna m&#252;sait değil. Ama bir adam 5&#8217;er dakika arayla 4 kadını hamile bırakabilir</strong>.&#8221; diye de bir tespit yapmış. Erkeğin bu &#246;zelliğinden yola &#231;ıkıp, d&#246;rt kadın alabileceği noktasına varmış. O zaman şunu da s&#246;yleyebilir bu bayan: &#8220;<strong class='bbc'>Bir kadının g&#252;c&#252; kocasını d&#246;vmeye yetmez.V&#252;cudu buna m&#252;sait değil.  Ama bir erkek karısını yerden yere vurabilir, pestilini bile &#231;ıkarabilir. &#199;&#252;nk&#252; Allah erkeği kadından daha g&#252;&#231;l&#252; yaratmıştır fizik olarak.O nedenle erkek, karısını d&#246;vebilir.&#8221;( </strong>Zaten bir&#231;ok erkek yapıyor bunu.)<br />
 <br />
Muhafazak&#226;r kesime yaşam ko&#231;luğu yapan bu bayan,  &#8220; <strong class='bbc'>İkinci biri y&#252;z&#252;nden evliliğimi bitirmem. Bitirenlere de sıcak bakmıyorum.</strong>&#8221; diye devam etmiş. Aklım almıyor bu s&#246;zleri. İnsan her şeyini bir başkasıyla paylaşabilir ama eşini asla. Belgesellerde izliyorum; hayvanlar bile eşlerini başka bir hayvanla paylaşmak istemiyorlar.Eşini paylaşma konusunda hayvanların gerisinde kalan bir kadın d&#252;ş&#252;nemiyorum.<br />
 <br />
Gelelim C&#252;neyt &#214;zdemir&#8217;e: Başbakanın &#8220;<strong class='bbc'>Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz</strong>.&#8221; s&#246;zleri &#252;zerine bu hazret, programına tinerci &#231;ocuğu konuk etmişti. Daha &#246;nce de  karakolda dayak yiyen kadını programına  davet edince, İ&#231;işleri Bakanı  N. Şahin tarafından  &#8220; <strong class='bbc'>bulaşık&#231;ı</strong>&#8221;  olmakla su&#231;lanmıştı. Tinerci &#231;ocukla program yaptı diye, Başbakan Erdoğan, C&#252;neyt &#214;zdemir'i &#8220; <strong class='bbc'>Şu gazeteciye bak, b&#246;yle gazeteci mi olur? Sen bir tinerci &#231;ocuğu oraya &#231;ıkarmakla, ona bu soruyu sormakla bir defa tiner kullanmaya meşruiyet kazandırıyorsun. </strong>&#8220; diye azarlamıştı. &#214;zdemir sadece azarlanmakla kalmamış olmalı ki, birdenbire ağız değiştirdi.Gazetede  muhalif k&#246;şe yazan, tv&#8217;de  muhalif program yapan;  sonrasında da hem  yaptığı programdan hem de k&#246;şe yazdığı gazetesinden atılan bir&#231;ok yazarın durumuna d&#252;şmemek i&#231;in y&#252;z seksen derecelik d&#246;n&#252;ş yaptı. Akşam muhalif olarak yatan C&#252;neyt &#214;zdemir, bir sabah iktidar yanlısı olarak uyandı. &#8220;Kırk yıllık K&#226;ni olur mu Yani?&#8221; diyeceksiniz ama, oldu sevgili okurlar, oldu. Şaşırdık kaldık. Bir baktık,  &#8220;<strong class='bbc'>Eşek bizim eşek de, semeri değişik</strong>.&#8221;<br />
 <br />
Beyefendi iktidarı &#246;ve &#246;ve bitiremiyor şimdi. T&#252;rkiye&#8217;de her şey &#231;ok yolunda gidiyormuş, milli eğitimde &#231;ok &#246;nemli adımlar atılmışmış. Annesinin başının kapalı olmasından gurur duyuyormuş. Dindar bir ailede b&#252;y&#252;m&#252;ş bir gazeteciymiş. Sizin anlayacağınız, canını &#231;ok acıtmışlar kendisinin. <strong class='bbc'>Canı yanan eşek, attan berk ka&#231;armış </strong>ya;  canı &#231;ok yanmış olmalı ki, h&#252;k&#252;metin icraatlarını yere g&#246;ğe sığdıramıyor.Yandaşlığı hayırlı olsun demekten başka s&#246;yleyecek s&#246;z&#252;m olamaz.Yalnız, annesinin baş&#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n altına sığınmayı kendisine hi&#231; yakıştıramadım. D&#252;nya d&#246;n&#252;yor demenin yasak olduğu bir d&#246;nemde, &#8220; d&#252;nya d&#246;n&#252;yor&#8221; dediği i&#231;in asılmaya giderken bile , &#8220; <strong class='bbc'>Ben d&#246;nm&#252;yor desem de d&#252;nya d&#246;n&#252;yor.&#8221; </strong>diyen Galile gibi dik duramadığı i&#231;in yazıklar olsun!<br />
 <br />
Her kesimden insanın, &#252;zerinde bir baskı ve korku  hissettiği  b&#246;yle bir zamanda; herkes iktidar yanlısı g&#246;r&#252;nmeyi g&#246;rev sayıyor, hatta mecbur hissediyor. C&#252;neyt &#214;zdemir de bunun son &#246;rneği. Bakalım daha kimler &#231;ark edecek? Başka kimler kişiliğinden taviz verecek, inanmadığı g&#246;r&#252;ş ve d&#252;ş&#252;ncelere sahip &#231;ıkacak. Yerini, makamını korumak uğruna &#8220; d&#246;nek&#8221; unvanını alacak; iktidarın dalkavuk&#231;usu olacak. Bu g&#252;nler de ge&#231;er diye teselli bulma acizliğinde olmak, i&#231;imi sızlatıyor. &#8220;<strong class='bbc'>Bıldırcının beyliği, yığınlar (harman ) kalkana kadardır</strong>.&#8221; demişler. Elbet bu harman zamanı da ge&#231;er. Kara g&#252;n kapıda kararıp durmaz ya, elbet bir g&#252;n g&#252;neş doğar. İşte o zaman  ak bacak, kara bacak belli olur. Belli olur da, o g&#252;nleri g&#246;rmek bana kısmet olur mu bilemem. &#214;zlemle beklediğim o g&#252;nleri g&#246;rmeden &#246;lmekten korkuyorum, Allah gecinden versin. Yaşım altmışa dayandı da.]]></description>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 21:32:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98509-aktham-muhalif-yatyp-sabah-yandath-olarak-kalkmak/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Olmak Kalın Sesli</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98429-olmak-kalyn-sesli/</link>
		<description><![CDATA[Canım sıkılıyor ve ilk &#246;l&#252;m&#252;m&#252; hatırlıyorum; m&#252;kemmel bir orgazm ve sonrası boşluk&#8230;<br />
 <br />
Yine &#246;l&#252;yorum&#8230;<br />
 <br />
Burun deliklerimin i&#231;inden g&#246;zlerimin akı fışkırıyor o an. &#199;evremdeki canlılara &#246;zg&#252; bir rasyonelliği &#231;oktan yitirdiğimin farkına varıyorum.<br />
 <br />
Kalbimdeki kağıt kesiklerinden parmaklarıma doğru kırmızı bir m&#252;rekkep akıyor. Ellerimin halet-i ruhiyesi fena ...<br />
Aynaya bakıyorum ve tanrı kendi varlığını başka t&#252;rl&#252; de kanıtlayabilirdi diye d&#252;ş&#252;n&#252;yorum.<br />
 <br />
&#214;l&#252;yorum&#8230;<br />
 <br />
Kendi &#246;l&#252;m haberimi uzak bir tanıdıktan alıyorum. Yaşamın garanti ettiği bu sona bir tek kelimeler şahit olsun istiyor ve başlıyorum yazmaya.<br />
 <br />
28 yıldır bedenim ruhum tarafından istenmeyen bir &#231;ocuktu sanki. Hep hor g&#246;rd&#252;m i&#231; ve dış organlarımı. En &#231;ok da kalbim ve ciğerlerimi&#8230;<br />
 <br />
Masa başında izliyorum.<br />
 <br />
Ruhum sonunda onu bir cami avlusunda bırakıp ka&#231;ıyor ve bedenimi Harley Davidson marka &#231;izmeler giyen bir imam evlatlık alıyor.<br />
 <br />
T&#252;mevarım... Yokavarım&#8230; Yoktan yere varım&#8230;<br />
 <br />
Tanrıya daha yakınım!<br />
 <br />
Hatta onun t&#252;m kombinasyonlarda zaman &#252;st&#252; bedenlere b&#252;r&#252;nebildiğini g&#246;rebiliyorum.<br />
 <br />
Dirimin &#246;tekileştirilmiş hali daha ka&#231; kez sınayacak yaşarken beni bilmiyorum.<br />
 <br />
Ama &#246;lmek, hele hele benim &#246;l&#252;m&#252;m somut ve tartışılır bir edim değil anlamlandırmaya &#231;alışmayın istiyorum.<br />
 <br />
Son zamanlarda kafamı karıştırıyor Bay Goethe ; "Neden bu anlamsız yaratılış, yok olacaksa bir g&#252;n her yaratılmış?" diyerek bakıp bakıp y&#252;z&#252;me.<br />
 <br />
Anlamlandırmıyorum ama &#246;l&#252;yorum ve bir daha hi&#231; canım sıkılmıyor.<br />
jir]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 22:23:28 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98429-olmak-kalyn-sesli/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Vay Benim Dertli Başım</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98374-vay-benim-dertli-bathym/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>				 </strong><br />
 <br />
			   <span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>Star gazetesi yazarı Mustafa Akyol&#8217;un :&#8221; <strong class='bbc'>Atat&#252;rk'&#252;n Gen&#231;liğe Hitabesi kaldırılmalı</strong>.&#8221; şeklindeki ifadesinden sonra, AKP Genel Başkan Yardımcısı H&#252;seyin &#199;elik, &#8220; <strong class='bbc'>Gen&#231;liğe Hitabe, Ayet mi?</strong>&#8221; demiş. Kurdun dumanlı havayı sevdiğini &#231;ok  g&#252;zel teyit etmişler kendileri. Bununla da kalmamış, &#8220;<strong class='bbc'>Atat&#252;rk&#8217;&#252; kanunla sevdiremezsiniz. Atat&#252;rk&#8217;&#252; koruma kanunu var ama, Peygamberimizi koruma kanunu yok</strong>.&#8221; diye devam etmiş. Aklı sıra Atat&#252;rk&#8217;&#252;n Gen&#231;liğe Hitabesi&#8217;ni ve dolayısıyla Atat&#252;rk&#8217;&#252; k&#252;&#231;&#252;msemiş, hatta reddetmiş. Oy hesabı yaptığı i&#231;in Peygamber Efendimize sarılmış. Yani; d&#252;ğ&#252;n evindeki t&#252;rk&#252;y&#252;, &#246;l&#252; evindeki yasla kıyaslamış.( Aklıma bu &#246;rnek geldi. Teşbihte hata olmazmış. ) Ben de soruyorum bu beyefendiye: Sizin s&#246;zleriniz, Gen&#231;liğe Hitabe ve Atat&#252;rk&#8217;&#252; Koruma Kanunu hakkındaki g&#246;r&#252;ş&#252;n&#252;z ayet mi? Değil. O halde, sizin s&#246;zlerinizin ve g&#246;r&#252;ş&#252;n&#252;z&#252;n de hi&#231;bir &#246;nemi yok. Ayet olmadığına g&#246;re ve sizin bakış a&#231;ınıza g&#246;re yani...... Ge&#231;iniz!</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>				 Şimdi a&#231;alım biraz konuyu. Ayet olmayan şeylerin madem bir &#246;nemi yok, o halde şunları s&#246;yleyebiliriz. Tabi, sayın &#199;elik&#8217;in aklıyla d&#252;ş&#252;necek olursak, şunları s&#246;yleyebiliriz: Anayasa da ayet değil, kanunlar da.Demek ki, her ikisi de kaldırılabilir, yok sayılabilir. Anayasa&#8217;nın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez maddeleri ayet mi ? Ayet değil. Demek ki onlar da kaldırılabilir...Oysa ki, bazı kavramların, değerlerin bizim i&#231;in &#246;nemli olup olmadığını; bunların ayet olup olmadığıyla &#246;l&#231;emezsiniz. Aksi takdirde pamuğun ağırlığını  metreyle &#246;l&#231;meye kalkışmak gibi bir cahillik etmiş olursunuz..</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>					Gen&#231;liğe Hitabe, &#246;ylesine derin anlamlar, &#246;ylesine derin mesajlar i&#231;eriyor ki; belki de bu sebeple tartışmaya a&#231;ılmak isteniyor. Hitabenin &#246;zellikle gen&#231;ler &#252;zerinde etki yapabileceğinden, gen&#231;lerin g&#246;rev ve sorumlulukları konusunda &#252;zerine d&#252;şeni yapmalarından &#231;ekiniliyor. Hitabenin yazıldığı tarihte, bug&#252;nleri g&#246;rebilen Atat&#252;rk  ne kadar &#252;st&#252;n bir &#246;ng&#246;r&#252;ye sahipmiş ki, ta o zamandan bug&#252;nleri g&#246;rebilmiş. Hele hele &#8220;Hatta bu iktidar sahipleri...&#8221; ile başlayan b&#246;l&#252;mde, i&#231;inde bulunduğumuz şu zaman, yaşadığımız son olaylar ve gelişmeler konusunda bizi uyarmış. Acaba birileri, bu paragrafta alınganlık(!) mı g&#246;steriyorlar?</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>				   Devam edelim: Bilimsel hi&#231; bir veri de ayet değil. İki kere iki d&#246;rt eder diye bir ayet olmadığına g&#246;re, iki kere ikinin d&#246;rt ettiği tartışmaya a&#231;ılabilir mi? Bir yıl &#252;&#231;y&#252;z altmışbeş g&#252;nd&#252;r ger&#231;eği de bir ayet değil. Hal b&#246;yle diye, bir yılın  &#252;&#231;y&#252;z altmışbeş g&#252;n olduğu ger&#231;eği, reddedilebilir mi?</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>					Sayın &#199;elik&#8217;e sormak isterim: Sayın &#199;elik, acaba <strong class='bbc'>halkın dini duyguları istirmar edilerek oy arttırabilir</strong> diye bir ayet mi var da, ikide bir dini konuları g&#252;ndeme getiriyorsunuz? <strong class='bbc'>Dindar bir cumhurbaşkanımız olmalı </strong>diye bir ayet  mi var da, sayın B.Arın&#231; &#8220; <strong class='bbc'>Dindar bir cumhurbaşkanımız olacak</strong>.&#8221; demişti?.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>					&#8220;<strong class='bbc'>Deniz Fenerine dokunan &#246;b&#252;r d&#252;nyada cayır cayır yanar</strong>.&#8221; diye bir ayet mi var da; <strong class='bbc'>Deniz Feneri e.V. soruşturmasını y&#252;r&#252;ten eski savcılar hakkında 11 yıla kadar hapis istemiyle dava a&#231;ıldı da konuyla ilgili  zanlılar hakkında  iddianame h&#226;l&#226; hazırlanmadı ?</strong></span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>						Midyat Kaymakamı, Ak Parti İl&#231;e Başkanı H&#252;seyin &#199;elebi&#8217;yi ziyaretinde "<strong class='bbc'>Midyat kaledir, burayı mahalli se&#231;imlerde kaybetmemek l&#226;zım</strong>.&#8221; buyurmuş. Genel se&#231;imler &#246;ncesi soba dağıtan, sobayı bizzat kendi eliyle vatandaşa teslim eden vali de g&#246;rd&#252;k. &#8220;<strong class='bbc'>Valiler ve kaymakamlar devletin değil, iktidarın valileridir ve kaymakamlarıdır.&#8221;</strong>  diye  bir ayet mi var?</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>						 Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet'e personel a&#231;ığı olduğu gerek&#231;esiyle 7 bin imam ve 2 bin m&#252;ezzin olmak &#252;zere 9 bin s&#246;zleşmeli personel alınacağını a&#231;ıkladı. İmamlar ve m&#252;ezzinler s&#252;rekli başka ve daha y&#252;ksek makamlara atandıkları i&#231;in; size  imam da dayanmıyor, m&#252;zezzin de. &#8220;<strong class='bbc'>Din g&#246;revlililerini daha y&#252;ksek makamlara atayınız</strong>.&#8221; diye bir ayet mi  var?</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>						Bir &#246;ğretmen olarak, bir eğitimci olarak, bir anne olarak; sayın &#199;elik&#8217;i kınıyorum. &#8220;<strong class='bbc'>Bir &#246;ğretmenin, bir annenin g&#246;r&#252;ş ve d&#252;ş&#252;nceleri bizim i&#231;in &#231;ok &#246;nemlidir.</strong>&#8221; diye bir ayet olmadığına g&#246;re, ne diye konuşup duruyorum ben ? &#199;&#252;nk&#252;, birilerine g&#246;re ben yok&#8217;um. &#199;&#252;nk&#252; K&#226;muran Esen diye bir ayet yok. Hi&#231; bir ayette &#8220;Atat&#252;rk&#8221; ten s&#246;z edilmediğine g&#246;re, yoksa Atat&#252;rk diye biri de mi yok?</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: times new roman, times, serif'><span style='font-size: 18px;'>Vay benim dertli başım!</span></span>]]></description>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 17:06:36 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98374-vay-benim-dertli-bathym/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Sanat'ın Yedi Harikası]]></title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98351-sanatyn-yedi-harikasy/</link>
		<description><![CDATA[Mimari<br />
 <br />
Aslında değerlendirmelerime sanatın daha &#246;nde gelen ve belirleyici &#231;eşitlerinden olan, m&#252;zik veya plastik sanatlarla başlamayı d&#252;ş&#252;n&#252;yordum. Lakin şahsen bug&#252;ne kadar her g&#246;rd&#252;ğ&#252;mde veya dinlediğimde aklımı başımdan almış olan tasarımlardan, ilki olarak mimari bir tasarım olan bu eserle başlamamın ana nedeni; se&#231;kimin i&#231;erisinde, doğmuş olduğum topraklarda tasarlanmış olan tek eser olmasıdır.<br />
 <br />
Aslında se&#231;kime bu eserle başlamamın bir de handikapı var. Ki bir &#231;ok kişi bu tasarımı belki de bir &#8220;mimari eser&#8221; olarak algılamaz ilkin. Tasarımı, bulunduğu doğal g&#252;zellik i&#231;ersinde tam da değerlendiremeyen ve hatta bir tasarım olarak algılayamayan insanlar ile bile karşılaştım. Aslında eser o kadar m&#252;kemmel ve basit ki; belki de bu y&#252;zden insanlar halen bu eseri bir &#8220;tasarım&#8221; olarak bile kabullenemiyorlar kendi i&#231;lerinde.<br />
 <br />
Mevzubahis eserin I.Antiochos&#8217;un mezarı olduğunu s&#246;ylediğimde eminim sizler arasında da d&#252;nyada bu kadar m&#252;kemmel mimari &#246;rnekler varken, bu eserin sanatın yedi harikası se&#231;kisine girmemesi gerektiğini d&#252;ş&#252;nenler olacaktır. &#8211;Ki umarım bu konu hakkında kendi &#246;nerilerini beyan edenler olur ve beni &#231;&#252;r&#252;t&#252;r-<br />
 <br />
Bunu yaparken amacım aslında ne yukarıda da belirttiğim gibi Anadoluluğu &#246;n plana &#231;ıkartmak, ne de sırf değişik bir bakış a&#231;ısı sunmaya &#231;alışmak. Nemrut Dağı&#8217;nda inşa edilmiş olan bu mimari eserin, hem de &#231;ok orijinal ve sanatsal bir mimari eser olduğuna inanmamı sağlayacak yeterli arg&#252;manım var, zira.<br />
 <br />
Bu eseri doğru inceleyebilmek i&#231;in aslında &#246;ncelikle eseri inşa ettiren kişi ile tanışmak &#246;nemli. Bu kişi Kommagene Krallığının en &#246;nemli kralı olan I.Antiochos&#8217;tur. Ve tabii Antiochos&#8217;u anlayabilmek i&#231;in ise Kommagene Krallığını az biraz tanımak da gerekir.<br />
 <br />
Kommagene t&#252;m b&#252;y&#252;k devletler gibi &#231;ok verimli, mistik ve enerjik bir yerde, Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kurulmuştur. İktidar hayatı olduk&#231;a kısa s&#252;ren bu krallığın en belirleyici &#246;zelliği de yine iktidar hayatı boyunca tek bir savaş bile yapmamış olmasıdır. O vandal, savaşcı, hegemonyacı ve ataerkil &#231;ağda bu kadar barışcıl bir krallıkla karşılaşmak olduk&#231;a ilgin&#231;. G&#252;n&#252;m&#252;ze kadar bile hi&#231; savaş yapmamış olan devletler listesi &#231;ıkarmaya kalksak, bu &#246;zelliğin ne kadar &#246;nemli olduğu hepiniz tarafından kabul edilecektir.<br />
 <br />
İşte bu &#246;zelliğin hayata ge&#231;irilmesinde en &#246;nemli yaklaşımı hayata ge&#231;iren kraldır Antiochos. Zira kendisi o devirdeki iki baskın uygarlık olan Pers ve Yunan k&#252;lt&#252;rlerini topraklarında eşit bir şekilde harmanlama gibi dahiyane bir fikri hayata ge&#231;iren bir y&#246;neticidir Antiochos.<br />
 <br />
Nemrut Dağı&#8217;na &#231;ıkmadan &#246;nce Gaziantep&#8217;teki arkeoloji m&#252;zesini ilk gezdiğimde, ufak bir b&#252;st&#252; ile karşılaştım Antiochos&#8217;un. Ve beni hemen &#231;ok fazla etkiledi bu b&#252;st. O devirde bu kadar yakışıklı ve g&#252;zel bir insanın olabileceğine inanmazdım. Hatta bu d&#252;nyaya fırlatılmış başka bir gezegenden gelen m&#252;kemmel bir varlık gibi geldi bana. O kadar p&#252;r&#252;zs&#252;z, temiz ve g&#252;zel bir y&#252;z.<br />
 <br />
İşte bu kral Antiochos, biraz da sanırım şanslı doğasının ve yaradanın kendisine sunmuş olduğu bahtın da biraz etkisi ile, kendisini tanrısal bir varlık olarak tahayy&#252;l etmiştir. O devirde tabii ki kralların tanrısal bir yetkeden bahsetmesinin doğallığını da d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;m&#252;zde aslında pek haksız da sayılmaz bu fikri ile.<br />
 <br />
Antiochos t&#252;m bu fikirlerin ışığında tasarlamıştır, g&#252;n&#252;m&#252;zde Nemrut Dağı&#8217;nda bulunan mimari eserini.<br />
 <br />
Yukarıda saydıklarım, bu anıt mezarın bence neden y&#252;ksek bir mimari standardı barındırdığının fikirsel arg&#252;manlarıdır. Şimdi ise her hepimizin bildiği şekilsel arg&#252;mlanlardan bahsedeceğim kısaca.<br />
 <br />
&#214;ncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Nemrut Dağı t&#252;m etrafı dikkate alındığında bir rakımdır. Ve dağın tepesine &#231;ıktığınızda t&#252;m b&#252;t&#252;n d&#252;nya, g&#246;r&#252;ş sınırlarınız i&#231;ersinde, ayaklar altında kalır. Tam da bir tanrının ikamet etmesi gereken bir yer olarak, &#231;ok m&#252;kemmel bir yerde inşa edilmiştir. Ayrıca bu dağ tam da; batı y&#246;n&#252;nden Mezopotamya&#8217;ya giriş kapısıdır. Hemen aşağıda sağınızda Dicle nehri sakin sakin akmaktadır. Ve tabii ki o d&#246;nemin en kutsal miti olarak G&#252;neş, her sabah ayaklarınızın altından selamlayıp, yine her akşam ayaklarınızın altından veda eder d&#252;nyaya. G&#252;n doğumunun ve g&#252;n batımının t&#252;m d&#252;nyada en &#252;rpertici ve etkileyici bi&#231;imde doğup battığı kabul edilen yerlerden birisidir.<br />
 <br />
Tepede, g&#252;n doğum ve batışına hakim iki balkon inşa edilmiştir. T&#252;m d&#252;nyaya ve yıldızlara hakim Doğu ve Batı balkonları. Ve bu her iki balkonlarda o g&#252;nk&#252; iki b&#252;y&#252;k uygarlığın &#8211;Yunan ve Pers- tanrıları ve mitlerini simgeleyen heykeller dikilidir. Bu heykeller bir aslan ve bir kartal heykeli ile başlar ve aynı d&#252;zende son bulur. Burda aslan yery&#252;z&#252;ndeki g&#252;c&#252;, tanrıların habercisi olan kartal ise g&#246;ky&#252;z&#252; g&#252;c&#252;n&#252; sembolize eder. Heykeller her iki tarafta şu şekilde sıralanmıştır. I.Antiochos, Kommagene, Zeus, Apollo, Herakles. Buradaki yazıtlarda Antiochos&#8217;un anne tarafından B&#252;y&#252;k İskender&#8217;den &#8211;Yunan-Makedon-, baba tarafından da  Darius&#8217;dan &#8211;Pers- geldiği yazılıdır. B&#246;ylece Antiochos, atalarından gelen etnik farklılığı birleştirmiş, bu nedenle de tanrı heykellerinin y&#252;z&#252;n&#252; doğuya ve batıya &#231;evirmiştir. Ayrıca tanrı heykellerinin ismi grek ve Pers dillerinde yazılmıştır.<br />
 <br />
Mimari eserin t&#252;m bu yukarıda saydığım &#246;zelliklerindnen gayri, yine bence en orijinal ve m&#252;kemmel y&#246;n&#252;, anıt mezarı oluşturan K&#252;m&#252;l&#252;s&#8217;t&#252;r. K&#252;m&#252;l&#252;s, yontulmuş heykellerin kırıkları &#252;st&#252; &#252;st&#252;ne yığılarak mezarın &#252;zerinin kapatılmasından oluşarak, şu d&#246;rt m&#252;kemmel hedefe birden hizmet eder. İlk olarak mezara giriş asla ve asla m&#252;mk&#252;n değildir &#8211;tabii t&#252;m&#252;l&#252;s&#252; yıkmadan-. İkincisi maliyet ve uygulama y&#246;n&#252;nden m&#252;thiş bir kolaylık sunması. &#220;&#231;&#252;nc&#252;s&#252; belki de d&#252;nyada başka hi&#231; bir &#246;rneği olamayan, Hunik diyebileceğimiz bir yapının oluşturulması. Yapı tam bir geometrik şekli ifade etmez zira. Ne tam bir Ziggurat, ne tam bir piramid ne de tam bir kubbedir. D&#246;rd&#252;nc&#252; ve en &#246;nemlisi ise; koskocaman bir dağın, bir b&#252;t&#252;n olarak mimari bir esere d&#246;n&#252;şt&#252;r&#252;lm&#252;ş olması gibi basit ve muazzam bir fikri &#8211;ki t&#252;m muhteşem fikirler b&#246;yledir- haiz olmasıdır.<br />
 <br />
Kısaca Antiochos, daha miladdan &#246;nceki yıllarda; fikirsel, tasarımsal, şekilsel olarak bu kadar &#231;ok fazla fikre ve ereğe hizmet eden bir yapıyı tasarlamış olması bakımından; d&#252;nyaya muhteşem bir fikir armağan etmiştir. Ve tabii kendisini de sonsuzluğa kadar G&#252;neş&#8217;e ve yery&#252;z&#252;ne ve yıldızlara; diğer t&#252;m tanrılarla birlikte h&#252;kmedecek olan bir Tanrı-Kral olarak sunmuştur.<br />
 <br />
T&#252;m bunlar &#8211;bence- bir eserin etrafındaki muadillerinden yeterince ayrılmasını sağlayabilecek sağlam arg&#252;manlardır. Ve zaten o tepeye insan olarak &#231;ıkıp da t&#252;yleri diken diken olmayan ve bu muhteşem mimari eserden etkilenmeyecek olan birisi ile tanışırsam, onun o tepede bulunan ve y&#252;zleri r&#252;zgarlardan &#231;atlamış olan taş heykellerden farkının olmadığını iddia ederim.<div id='attach_wrap' class='rounded clearfix'>
	<h4>Eklenen görüntü(s)</h4>
	<ul>
		
			<li class=''>
				<img src="http://forum.tabut.net/uploads/monthly_01_2012/post-10900-0-82607600-1328014306.jpg" class='bbc_img linked-image' alt="Eklenen görüntü: monthly_01_2012/post-10900-0-82607600-1328014306.jpg" />
			</li>
		
	</ul>
</div>]]></description>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 12:51:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98351-sanatyn-yedi-harikasy/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Estetik Dönüşüm ve İntihar*</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98321-estetik-doenuthum-ve-yntihar/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>Yazar: Zafer Ekin Karabay   <br />
İntihar &#252;zerine</strong><br />
<br />
<br />
    "Hayatın neresinden d&#246;n&#252;lse k&#226;rdır."<br />
    N.Marmara<br />
<br />
İntiharı belki de ilk kez konuşan, savunan ve eyleyen Stoacılardan bu yana &#231;ok zaman ge&#231;ti. Zenon, Kleanthes Seneca savundukları felsefenin pratiği olarak intihan se&#231;tiler. S&#246;z konusu felsefe ise Seneca nın "uzun yaşamak i&#231;in kaderin l&#252;tfuna bağlıyız, yettiği kadar yaşamak ise bizim elimizde" s&#246;z&#252;nde &#246;zetlenebilir. &#214;te yandan intihar, iktidarı olumsuzlaması &#252;zerinden bir direniş ve reddiye edimi olarak da d&#252;ş&#252;n&#252;lebilir. Kaldı ki, Aristotales'in, intiharı ahlakdışı olarak yorumlaması ve devlete karşı y&#246;nelmiş bir edim olarak g&#246;rmesi &#231;oğu iktidarca da paylaşılmıştır. Foucault'un modem iktidarın bir &#246;zelliğini vurgulamak i&#231;in se&#231;tiği bio-iktidar kavramı da, tebaasının yaşamasını salık veren bir iktidarı tarif ettiği i&#231;in iktidar-&#246;ld&#252;rme ikilisinin &#231;oğu zaman &#246;rt&#252;şmesi karşısında, iktidar-intihar ikilisinin yine &#231;oğu zaman zıtlığını imler. &#214;te yanda &#246;zellikle Ortadoğu dinleri de intiharı iktidarın, yani bu sefer tanrının iradesine muhalefet olarak yorumlar ve dışlar. Gelgelelim intihar bir varoluş sorunudur ve intihara b&#246;yle yaklaşan filozoflarca edim değilse de m&#252;ntehir savunulur. S&#246;zgelimi Sartre'a g&#246;re intihar, d&#252;nyada olmanın başka bir yoludur. Nietzsche ise yaşama son verme hakkını birincil hak olarak yorumlar. Camus'un da intiharı tek felsefi Sorun olarak g&#246;rmesine karşılık, bu edim, genellikle g&#252;ndelik bir yaklaşımla 'ka&#231;ış' olarak yorumlanır ya da nihilizmin failliği vurgulanır. Oysa zaman zaman 's&#246;zde intihar' olarak tanımlanan, edimin burada belirlenen &#246;z&#252;ne aykırı ve yine g&#252;ndelik sorunların yol a&#231;tığı intiharı, b&#252;t&#252;n&#252;yle &#246;nemsiz saymamanın yanı sıra saklı tutar ve nihilizmin son kertede etik tutumu da reddedeceği belirtirsek; nihilizmin, intiharı a&#231;ıklamakta yetersiz kalacağı a&#231;ığa &#231;ıkar. Keza kendisini biyolojik varlığından ibaret saymayan olası bir m&#252;ntehirin k&#252;lt&#252;rel ve bireysel varlığının olanaksız kaldığı noktada biyolojik varlığının da anlamını yitirmesi &#252;zerine ger&#231;ekleşen intiharı fevkalade etik bir intihar olacaktır. Ote yandan 'ka&#231;ış' yorumu, yerleşik yaşamın ve verili yaklaşımın yeniden &#252;retimine dayanır ve daha vahimdir. Aslında Hayati Baki'nin dediği gibi" intiharın ne olduğuna ilişkin tanımların, yaklaşımların, &#231;&#246;z&#252;mlemelerinin sığlığı, intiharın ne olmadığına değin ipu&#231;ları verebilir ancak." (s.12) Bununla birlikte intihar, başka gerek&#231;elerle de ger&#231;ekleşse her zaman bunalımı &#231;ağrıştıracaktır. Romanlarınsa, ger&#231;ek&#231;i akıma bağlı olmasalar bile, yazıldığı d&#246;nemki toplumun ger&#231;ekliğini yansıtmaları dolayısıyla, yetmişlerden sonra yeni bir ivme kazanan T&#252;rk romanının &#246;zellikle ilk &#246;rneklerinde roman kişilerinin intiharları, ihtilal sonrası T&#252;rkiye toplumunun i&#231;ine d&#252;şt&#252;ğ&#252; bir bunalımın tezah&#252;r&#252; olarak yorumlanabilir.<br />
<br />
T&#252;rk romanında estetik d&#246;n&#252;ş&#252;m<br />
<br />
Uşaklıgil'in Aşkı-ı Memnu'su, Tanpınar'ın Saatlari Ayarlama Enstit&#252;s&#252; gibi istisnalar olsa da, T&#252;rk romanında uzun s&#252;re ger&#231;ek&#231;i eğilimin varlığı kabul edilir. Yetmişli yıllar ise T&#252;rk romanın da ger&#231;ek&#231;iliğin tamamen bırakılmamasıyla birlikte modernist ve postmodernist eğilimlerin başladığı d&#246;nemdir. (Ecevit,s.84) D&#246;nemin başlatıcıları da 72 'de Tutunamayanlar'ı yazmasıyla Oğuz Atay ve bir yıl sonra Anayurt Oteli'ni kaleme alanYusuf Atılgan'dır ki, Atılgan'ın daha 1959'da Aylak Adam'ı yazdığı da unutulmamalıdır. S&#252;re&#231;, Ferit Edg&#252;, Latife Tekin, Bilge Karasu ve Orhan Pamuk gibi yazarların bulunduğu bir kulvarda ilerler ve İhsan Oktay Anar, Hasan Ali Toptaş, ve Hakan Akdoğan'a değin uzanır. Bahsedilen d&#246;nem, somut ger&#231;eğin ifadesi olan ve bir anlamda mimetik estetiğin ge&#231;erli olduğu ger&#231;ek&#231;i roman d&#246;neminin başkalaştığı, soyut durumların romana taşındığı ve aynı paralelde romantizmin ve bireyciliğin g&#252;ndeme geldiği bir kesittir. Romancı artık dış ger&#231;ekliği yansıtmak ve eleştirmenin &#246;tesinde, i&#231; d&#252;nyasının kıvrımlarına da girer ve kurduğu d&#252;şsel alanı, ger&#231;eklik alanına ikame eder. Bu genelde 19. y&#252;zyılda Balzac ve Tolstoy'la doruğa varan ger&#231;ek&#231;i romanın varlığını garanti eden koşulların ortadan kalkmasının da bir sonucudur. S&#246;z konusu koşullarsa modernitenin d&#252;nyayı b&#252;t&#252;n&#252;yle algılanabilir ve tanımlanabilir bir b&#252;t&#252;n olarak g&#246;ren d&#252;ş&#252;nsel d&#252;zleminin ifadesidir. Modernitenin yarattığı hayal kırıklığı ise bahsedilen d&#252;ş&#252;nsel d&#252;zlemin de eleştirisine a&#231;ılarak roman yazarına ulaşacak ve yazar, okuyucuya salık vereceği bir d&#252;nya g&#246;r&#252;ş&#252;nden yoksun kaldığı gibi, nesnelliği tartışılır hale gelen dış ger&#231;eklikten uzaklaşacaktır. T&#252;rkiye &#246;zelinde ise 12 Eyl&#252;l darbesinin sol &#252;zerinde yarattığı etki, kapitalist modelin alternatifini de t&#252;ketir ve romancının da bir boşlukla y&#252;zleşmesine yol a&#231;ar. (Moran, c.3, s.50)<br />
<br />
Atay ve Atılgan'ın roman kişileri<br />
<br />
Bahsedilen estetik d&#246;n&#252;ş&#252;m&#252;n &#246;nc&#252;leri Atay ve Atılgan'ın roman kişilerinin intiharı dikkat &#231;ekicidir. Oğuz Atay'ın. Yal&#231;ın K&#252;&#231;&#252;k'&#252;n bir yerde dediği gibi bir &#231;elişki i&#231;ermediği i&#231;in b&#252;t&#252;n&#252;yle roman saymaktansa, hocası Mustafa İnan'ın biyografisi diyebileceğimiz Bir Bilim Adamının Romanı'nı saklı tutarsak, ilk romanı Tutunamayanlar'da Turgut &#214;zben, arkadaşı Selim Işık'ın intiharının izini s&#252;rer ve bu s&#252;re&#231; boyunca kendisinin bir tutunamayan olduğunu anlar ve g&#246;zlerden kaybolur. Olay tamamen Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n Yaşamın Ucuna Yolculuk romanının Almanca baskısındaki adı gibi "bir intiharın izinde" ge&#231;er. Tehlikeli Oyunlar da ise Hikmet Benol. i&#231;inde bulunduğu yoğun karmaşanın ger&#231;ekliğini araştırırken hi&#231;bir şey yapmak istemediği bir ana ulaşır ve yarı iradi bir durumda balkonun g&#252;&#231;s&#252;z parmaklıklarına dayanır ve aşağı d&#252;şer. Aslında Hikmet, romanın başında uyur ve yarı iradi intiharı da uyku simgeseli ile belirsizleşir. B&#246;ylece roman uyku parantezine alınmış olur. Atay, ger&#231;eği ve d&#252;ş&#252; belirsizleştirmekle birlikte Hikmet Benol '&#252; de bir tutunamayan olarak &#231;izer.<br />
<br />
<br />
Yusuf Atılgan'ın ise &#252;&#231; romanı vardır. Ancak bunlardan Canistan'ı yarım kaldığı i&#231;in saklı tutup, Aylak Adam'a bakabiliriz. Yusuf Atılgan, Selim Andak'la yaptığı bir s&#246;yleşisinde, Aylak Adam'ı &#246;l&#252;mle bitirmeyi tasarladığını ancak fazla melodramatik olacağını d&#252;ş&#252;nerek C. 'nin "bir &#231;eşit melankoliye, hatta deliliğe varabileceği hususunu" okura bıraktığını s&#246;yl&#252;yor.(Moran. c.2, s.234) Sonu&#231;ta C de Zebercet'in yaşadığı varoluş sorunsalındadır ve okuyucunun ulaşabileceği sonu&#231;lardan biri de yine intihardır. Anayurt Oteli'nde ise Zebercet'in intiharı bence T&#252;rk romanının en g&#246;rkemli intiharıdır. Zebercet bir anlık bir teredd&#252;tten sonra ayağını masaya vurur ve kendini boşluğa bırakır. Otelin sessizliğine karşın dışarda b&#252;y&#252;k bir g&#252;r&#252;lt&#252;; siren ve korna sesleri duyulur. Zebercet'in 28 Kasım'da intiharı tasarlamışken o tarihten on sekiz g&#252;n &#246;nce intihar ettiği anımsanırsa o g&#252;n&#252;n 10 Kasım olduğu anlaşılır ve dışardaki g&#252;r&#252;lt&#252; Atat&#252;rk'&#252;n anısına yapılan saygı duruşunun bir par&#231;asıdır. "Yazann hi&#231;bir yorum yapmadan ve neredeyse gizlice yanyana getirdiği bu iki olayı. Zebercet ile toplum arasındaki kopukluğu son kez vurgulayan bir sahne olarak yorumlamak doğru olur...Dışarının, başkalarının &#231;ağrısı boşunadır ve Zebercet dışarıya ve başkalarına kapalı kalarak son verir yaşamına" (Moran, c.2, s.233)<br />
<br />
İntiharların d&#252;ş&#252;nd&#252;rd&#252;kleri<br />
<br />
Estetik d&#246;n&#252;ş&#252;m&#252;n intiharlarla başlaması. ihtilal &#246;ncesinde olsa bile yaşanan ger&#231;ekliğin umutsuzluk y&#252;kl&#252; oluşunu imliyor. Hatta Tutunamayanlar'a ancak tutunamayan bir k&#252;&#231;&#252;k burjuvanın tutunabileceğinden bahsedilerek olayın sınıfsal konumuna dikkat &#231;ekiliyor. &#214;yle de olsa intihar y&#252;kl&#252; bir i&#231;eriğin taşıyacağı eleştirel potansiyel, k&#252;&#231;&#252;k burjuva ya da değil ama verili ger&#231;ekliğe y&#246;neltilmiş sinsi bir g&#252;l&#252;mseme, d&#252;ş&#252;lm&#252;ş bir &#252;nlemdir. Ancak Yusuf Atılgan'ın daha b&#252;y&#252;k bir &#252;nlem koyduğu d&#252;ş&#252;n&#252;lebilir. Oğuz Atay'ın roman kişileri i&#231;e d&#246;n&#252;kt&#252;rler ve romanları da postmodern romanı daha &#231;ok &#231;ağrıştırırcasına d&#252;ş-ger&#231;ek belirsizliğinde ilerler. Atılgan ise moderniteyle hesaplayan modernist romanı &#231;ağrıştırıyor bana. Atılgan'ın roman kişilerini daha yoğun bir bunalımda bulunmakla birlikte dış ger&#231;eklikle olan kopukluğu ona y&#246;nelik bir reddiyeyi de i&#231;eriyor. Zebercet'in intiharıyla. anma t&#246;reninin kesişmesi de aynı duruma a&#231;ılıyor.<br />
<br />
Kaynak&#231;a<br />
Berna Moran, T&#252;rk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3, İletişim Yay.. İstanbul 1997<br />
Berna Moran, T&#252;rk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2, İletişim Yay., İstanbul 1999<br />
Hayati Baki, Şiirin Kesik Damarları 1. Promete Yay., Ankara 1994<br />
Oğuz Atay, Tutunamayanlar, İletişim Yay., İstanbul 1997<br />
Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar, İletişim Yay.. İstanbul 1997<br />
Yusuf Atılgan. Aylak Adam, YKY. İstanbul 2000<br />
Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli, YKY, İstanbul 2000<br />
 <br />
<br />
*: "k&#252;l" edebiyat, sanat ve d&#252;ş&#252;nce se&#231;kisi. Sayı:23 (Nisan 2002)<br />
 <br />
<strong class='bbc'>zaferekin.net</strong>]]></description>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 11:05:18 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98321-estetik-doenuthum-ve-yntihar/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Perşembenin Gelişi Çarşambadan Belli Olur</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98296-perthembenin-gelithi-carthambadan-belli-olur/</link>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda yazılı basına (tabii ki  cesaret edebilen gazetelere)  yansıyan bazı haberler, h&#252;k&#252;met tarafından getirilmesi d&#252;ş&#252;n&#252;len yeni d&#252;zenlemeler; devlet geleneklerinden sapmalar, vatandaşlarımızı şaşırtmış g&#246;r&#252;n&#252;yor. G&#252;naydın!  K&#246;r m&#252;yd&#252;n&#252;z bug&#252;ne kadar, yoksa başka d&#252;nyada mı yaşıyordunuz? Perşembenin geleceği, &#231;arşambadan belli olurmuş. Belliydi.  Hatta salıdan, hadi daha ger&#231;ek&#231;i olayım, pazartesiden belliydi.<br />
 <br />
Bizi biz yapan değerlerimize karşı &#231;ıkanlar, bunları i&#231;lerine hi&#231;bir zaman sindirememiş olanlar, uzun zamandır  emin adımlarla, yavaş yavaş ilerliyorlardı. Bizi alıştıra alıştıra, yavaş yavaş ilerliyorlardı;  ki biz uyanmayalım, farkına varmayalım. Penceremizin &#246;n&#252;ndeki k&#246;rpe, k&#252;&#231;&#252;k bir fidanın zamanla b&#252;y&#252;y&#252;p, g&#246;r&#252;ş a&#231;ımızı yavaş yavaş kapatması, evimizi aydınlatan g&#252;neş ışığımızı kesmesi gibi. Bizim de, bu ağacın odamızı karartmasına alışmamız gibi. Sanki, o ağa&#231; hep orda varmış da,  &#246;n&#252;m&#252;z zaten hep kapalıymış gibi. O nedenle bir&#231;oğumuz, ışıklarımızın birer birer s&#246;nd&#252;r&#252;ld&#252;ğ&#252;n&#252;n farkına varamadık belki de. Ya da vardık, &#246;nemsemedik. Her şey yavaş yavaş olur zaten. &#199;ocuğumuz g&#246;z&#252;m&#252;z&#252;n &#246;n&#252;nde yavaş yavaş b&#252;y&#252;r,  fark edemeyiz; ne zaman ki giysilerine sığamaz olur, işte o zaman anlarız &#231;ocuğumun b&#252;y&#252;d&#252;ğ&#252;n&#252;.Tane tane yağan kar, bir bakarsınız ki yarım metre birikivermiş yerde. Onlarca basamaklı bir merdiven, basamakları tek tek &#231;ıkılarak t&#252;kenir. Damlaya damlaya nasıl g&#246;l olursa, damlaya damlaya da bir g&#246;l kurur. Ama ne yazık ki biz; g&#246;l&#252;m&#252;z&#252;n su seviyesinin yavaş yavaş d&#252;şmesine hi&#231; ses &#231;ıkarmadık. G&#246;l&#252;n su seviyesi hızla d&#252;şmeye başladı,sesler de y&#252;kselmeye başladı: &#8220;<strong class='bbc'>Aaaaaa! G&#246;l kurumak &#252;zere</strong>.&#8221; G&#252;naydın efendim g&#252;naydın!<br />
 <br />
&#214;rneğin; 19 Mayıs kutlamaları kaldırılıyormuş. <strong class='bbc'>Derslerin aksaması, t&#246;renlere tepki g&#246;steren &#246;ğrenci velileri ile okul y&#246;netiminin karşı karşıya geldiği ve hazırlıklarının uzun s&#252;rmesi</strong> gerek&#231;esiyle.&#8230;G&#246;sterilen bahane, hi&#231; ama hi&#231; ikna edici değil. Akşam &#246;ğ&#252;n&#252;nde yenilen yemekten rahatsızlık duyduk diye, akşam &#246;ğ&#252;n&#252; kaldırılır mı ? Arabasıyla kaza yapan kişi, arabasına bir daha binmemeli mi? Ge&#231;iniz efendim ge&#231;iniz! Hani bir masal vardı : Akarsuyun alt tarafında su i&#231;en kuzuya, <strong class='bbc'>"Suyumu kirletme"</strong> diyen kurdun masalı. Kuzu, <strong class='bbc'>"Ben akan suyun alt tarafındayım, senin suyunu nasıl kirletirim?" </strong>diye sorunca kurt ş&#246;yle diyordu: <strong class='bbc'>"Ben seni yemeye karar verdim. Gerisi bahane..."</strong> 19 Mayıs kutlamalarını kaldırma bahaneleri, aynı kurdun bahanesine benziyor. Yemezler.<br />
 <br />
<strong class='bbc'>	&#214;rnek vermekle bitmez. Milli Eğitim Bakanı &#214;.Din&#231;er, Mina Urgan&#8217;ın kaleme aldığı &#8220;Bir Dinozor&#8217;un Anıları&#8221; kitabını &#246;ğrencilerine &#246;neren edebiyat &#246;ğretmeni hakkında inceleme yapıldığı iddialarını doğrulamış. Gerek&#231;esi de şuymuş: &#8220;Kitabın k&#252;f&#252;r i&#231;ermesi, Allah inancı hakkında kuşku yaratması ve i&#231;kiye &#246;zendirmesi.&#8221; Bu kitabı yıllar &#246;nce okudum. Ne i&#231;kiye başladım, ne de i&#231;imdeki Allah sevgimde ve inancımda bir azalma oldu. O kitaptan aklımda kalmış bir k&#252;f&#252;r hi&#231; yok. Sevgili okuyucu; banka soyguncusunun hayatını anlatan filmi izleyip de banka soymaya kalkıştınız mı hi&#231;?</strong><br />
 <br />
Mudanya&#8217;da , ameliyat ettiği hastası 8 yaşındaki &#231;ocuğa sırf moral vermek i&#231;in, yılbaşında Noel Baba kost&#252;m&#252; giyerek hemşirelerle birlikte evini ziyaret eden doktor hakkında, <strong class='bbc'>Hastanede Noel Baba kost&#252;m&#252;yle dolaştı diye</strong> soruşturma a&#231;ılmış.Sağlık Bakanlığı, konuyla ilgili olarak, <strong class='bbc'>konunun ne olduğunun anlaşılması amacıyla inceleme yapıldığını, </strong>herhangi bir m&#252;fettiş g&#246;revlendirmesi ve soruşturma yapılmasının s&#246;z konusu olmadığını bildirmiş. Kendi kendilerini ele veriyorlar. <strong class='bbc'>Soruşturma a&#231;mamışlar da inceleme başlatmışlar.</strong> Ha Kel Hasan, ha Hasan Kel. Ne demiş atalarımız: "<strong class='bbc'>&#199;ingene marifetini s&#246;ylerken, hırsızlığını ele verir</strong>."<br />
 <br />
Cemaat toplumu olup &#231;ıktık. Bir bakan &#231;ıkıp, &#8220;<strong class='bbc'>Cemaatle aramızı kimse bozamaz</strong>.&#8221; diyebiliyor. İstanbul Milletvekili Hakan Ş&#252;k&#252;r, &#8220; Fethullah G&#252;len'in <strong class='bbc'>hizmetleri takdirle karşılanması gerekirken, bu insanın yaşadıkları, ona bakış a&#231;ımı daha da saygın ve sevgi dolu bir hale getiriyor.</strong>'' diyebiliyor. Aynı milletvekli, asli g&#246;revini unutup tv&#8217;de futbol yorumculuğu yapabiliyor. &#220;stelik bu işi hobi olarak yaptığını s&#246;yleyebiliyor. S&#246;zl&#252;kte hobi&#8217;nin tarifi şudur: Her zamanki uğraşlarının dışında yer alan dinlendirici bir merak veya işlem; severek yapılan bir iş, bir vakit ge&#231;irme yolu&#8230;&#8221; Yani, para kazanılan bir iş değil. Hakan Ş&#252;k&#252;r bu -kendi ifadesiyle - hobisinden, 150 000 TL kazanıyor. Kaldı ki, yorumculuk yapabilmek i&#231;in,  her hafta saatlerce ma&#231; izlemesi gerekecek. Bu durumda yorumculuğu değil, vekilliği hobi olarak yapacak desem, o da olmaz. &#199;&#252;nk&#252; vekillikten de para alıyor. Yani nerden baksanız, iler tutar tarafı yok. Hele hele, emekli vatandaş iş yeri a&#231;tığında maaşından kesinti yapıldığını d&#252;ş&#252;n&#252;nce, insan s&#246;yleyecek s&#246;z bulamıyor.<br />
 <br />
Bu  ve benzeri durumlardan yenice rahatsızlık duyanların, şik&#226;yet etmeye hi&#231; hakları yok. Perşembenin geleceğini &#231;arşambadan, hatta salıdan anlamalıydınız. Zamanında <strong class='bbc'>&#231;ıt</strong> demediğiniz i&#231;in, şimdi  <strong class='bbc'>k&#252;t </strong>diyemezsiniz. Şahsi &#231;ıkarlar peşinde koşmasaydınız,&#8221; Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.&#8221; demeseydiniz, bunların hi&#231; birisi yaşanmazdı. D&#252;n ektiğiniz nohutlar şimdi leblebi oldu da başımızda şangırdıyor. Tepki g&#246;stermekte ge&#231; kaldınız, ge&#231;. Eşeğimizi kurt yedikten sonra<strong class='bbc'>, keşke r&#252;ya olsa</strong> diye d&#246;v&#252;nmenin hi&#231; &#226;lemi yok. Su&#231;lu kim mi? Su&#231; hepimizin.  Kısacası; &#8220; Su&#231;, iğde de var, y&#252;nde de var; &#231;ıkrıkta da var, y&#252;n&#252; eğiren kancıkta da var.&#8221;<br />
 <br />
15 Ocak 2012 - 02:30]]></description>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 10:05:31 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98296-perthembenin-gelithi-carthambadan-belli-olur/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Erotizmin Sınırlarında Dolaşan Şair: Cemal Süreya</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98252-erotizmin-synyrlarynda-dolathan-thair-cemal-sureya/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>	<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/poems/uvercinka.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span></strong><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>	<strong class='bbc'>"</strong>YALNIZ A&#350;KI VARDIR A&#350;KI OLANIN...<strong class='bbc'>" </strong></strong><br />
 <br />
 <br />
<span style='color: #4671C3'>B</span>u yaz&#305;y&#305; yazmak istememin bir nedeni de; <em class='bbc'>"<strong class='bbc'>Ama kad&#305;nlar, Tanr&#305;m, / &#214;yle sevdim ki onlar&#305;, / Gelecek sefer / D&#252;nyaya / Kad&#305;n olarak gelirsem, / E&#351;cinsel olurum</strong></em>" diyen &#351;air, Cemal S&#252;reya'n&#305;n &#351;iirinde, daha do&#287;rusu onun erotizminin s&#305;n&#305;rlar&#305;nda dola&#351;mak&#8230; Ve her &#351;eye ra&#287;men, bu s&#305;n&#305;r ihlalini ger&#231;ekle&#351;tirmek ya da bir ba&#351;ka g&#246;zle, bu &#351;iirde, kad&#305;n&#305;n ya da erke&#287;in konumunu yeniden g&#246;zden ge&#231;irebilme iste&#287;i. Hatta Cemal S&#252;reya'da erotizm hakk&#305;nda &#231;ok &#351;ey s&#246;ylense dahi&#8230; Bu ne kadar yap&#305;labilir bilemiyorum ama bildi&#287;im bir &#351;ey var; o da Cemal S&#252;reya'n&#305;n &#351;iirinde erotizm ile a&#351;k&#305;n i&#231; i&#231;e ge&#231;ti&#287;i. Metin Celal'in demesiyle, "cinselli&#287;i yok saymayan bir a&#351;kt&#305;r &#220;vercinka'n&#305;n ana izle&#287;i" ki, de&#287;il &#220;vercinka, &#246;teki &#351;iirlerine bak&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda da, a&#351;k ve erotizm onun &#351;iirinde, i&#231; i&#231;e ge&#231;mi&#351;, tensel birlikteli&#287;in yan&#305; s&#305;ra, bu birliktelik, arka odadan g&#252;n y&#252;z&#252;ne &#231;&#305;kart&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Bu g&#252;n y&#252;z&#252;ne &#231;&#305;kar&#305;lan cinselli&#287;in arkas&#305;nda, belki de Hasan Akay'&#305;n demesiyle &#351;u ger&#231;eklikleri aramak gerektir:<sup class='bbc'>(1)</sup> "Nihayet, &#304;kinci Yeni &#351;iiri, Rauf Mutluay'&#305;n dedi&#287;i gibi, 'biraz sineman&#305;n, biraz bat&#305; toplumundan bize s&#305;zmaya ba&#351;layan cinsel a&#231;&#305;kl&#305;&#287;&#305;n etkisiyle daha ayr&#305;nt&#305;l&#305; sevi&#351;me tasvirlerine y&#246;nel'mi&#351;, bu yolla a&#351;k ve kurtulu&#351; umuduna kap&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Yani, s&#246;z konusu eylemde, Bat&#305;l&#305; felsefeyle birlikte sosyal ya&#351;ant&#305;n&#305;n da pay&#305; vard&#305;r. Bunun nedeni, 'sanat&#231;&#305;lar&#305;n, toplum i&#231;inde kendilerini tedirgin, dirliksiz, mutsuz, yaln&#305;z, anla&#351;&#305;lmaz, de&#287;eri bilinmez sanmalar&#305;; mutlulu&#287;u, cinsel yak&#305;nl&#305;&#287;&#305;n d&#252;nyay&#305; unutan yaln&#305;zl&#305;&#287;&#305;nda aramalar&#305;'d&#305;r. Fakat t&#252;m bu s&#246;ylenenler onun, sadece erotizmin s&#305;n&#305;rlar&#305;nda dola&#351;an &#351;iirler yazd&#305;&#287;&#305;n&#305; bize g&#246;stermez. Kimi kez de, "H&#252;k&#252;met" adl&#305; &#351;iirinde oldu&#287;u gibi ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; ortama, ele&#351;tirel g&#246;zle bakar, bakt&#305;rabilir: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Bu h&#252;k&#252;met / Pir Sultan'a pasaport vermiyor, / Onu anlad&#305;k. / Yunus Emre'ye de / Bas&#305;n kart&#305; vermiyor, / Onu da anlad&#305;k. / Ama bu h&#252;k&#252;met / Ferman &#231;&#305;karm&#305;&#351; / Karacao&#287;lan'&#305; / Otob&#252;se bindirmiyor</em></strong><em class='bbc'>." </em> demesi, bize yukarda s&#246;yledi&#287;im s&#246;z&#252; destekler.<br />
 <br />
 <br />
<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/poems/cemal_sureya.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span><br />
Bununla birlikte, H&#252;lya D&#252;ndar da,<sup class='bbc'>(2)</sup> <em class='bbc'>Leyla Erbil'in Romanlar&#305;nda Cinsellik Sorunu </em> ba&#351;l&#305;kl&#305; tez &#231;al&#305;&#351;mas&#305;nda, Erbil ve ku&#351;a&#287;&#305;n&#305;n, &#304;kinci Yeni &#351;airleri ile bir etkile&#351;im ya&#351;and&#305;&#287;&#305;ndan s&#246;z eder: "Erbil ve ku&#351;a&#287;&#305;, &#304;kinci Yeni &#351;airleriyle de bir etkile&#351;im ya&#351;am&#305;&#351;lard&#305;r. Temizy&#252;rek, bu etkile&#351;imi 1950 ku&#351;a&#287;&#305; ile &#304;kinci Yeni &#350;airleri aras&#305;ndaki benzerliklere dikkat &#231;ekerek, &#351;&#246;yle ortaya koyar: &#304;kisi de &#246;nc&#252; anlat&#305;mlar pe&#351;indedir. &#304;kisi de bireyden &#231;&#305;kar yola. &#304;kisi de toplumun ve insan&#305;n a&#231;&#305;&#287;a &#231;&#305;kmam&#305;&#351; hallerini ku&#351;atacak bir bilin&#231; pe&#351;indedir. &#304;kisi de imgelerin seferberli&#287;i konusunda a&#351;k&#305;n deneyler yaparlar. Her t&#252;rl&#252; rant&#231;&#305; sahteli&#287;e kar&#351;&#305; edebiyat&#305; bir bak&#305;ma <em class='bbc'>yap&#305;bozum</em> tekni&#287;iyle i&#351;letmektedirler." der. Bu s&#246;ylemden yola &#231;&#305;karak Cemal S&#252;reya'n&#305;n &#351;iirlerinde, kendinin ve &#246;tekilerin bireyden yola &#231;&#305;karak, toplumun ve insanl&#305;&#287;&#305;n a&#231;&#305;&#287;a &#231;&#305;kmam&#305;&#351; hallerini, buna cinsellik dahil olmak &#252;zere, g&#246;zler &#246;n&#252;ne serdi&#287;i, s&#246;ylenebilir. Bu noktadan bak&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, S&#252;reya'n&#305;n kendine &#226;&#351;&#305;k s&#252;s&#252; vermi&#351; de&#287;il, kad&#305;na &#226;&#351;&#305;k bir &#351;air oldu&#287;u da ileri s&#252;r&#252;lebilir, zaten bunu kendi de, &#231;e&#351;itli yerlerde defalarca s&#246;ylemi&#351;tir. Ama bu &#226;&#351;&#305;kl&#305;k ya da erotiklik hali, toplumsal olan&#305;n i&#231;inde ya&#351;anan bir &#226;&#351;&#305;kl&#305;k, erotiklik ya da &#231;apk&#305;nl&#305;k halidir. Ki 1931 Erzincan do&#287;umlu olan Cemal S&#252;reya, 61 darbesi, 12 Mart muht&#305;ras&#305;, 80 darbesi gibi T&#252;rkiye'nin ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; birtak&#305;m &#231;alkant&#305;lar&#305; g&#246;rm&#252;&#351;, bunu derinlerinde hissetmi&#351;, bu hissedi&#351; esnas&#305;nda, ironik bir dille ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; s&#252;reci anlatm&#305;&#351;, o s&#252;re&#231;le adeta i&#231;selle&#351;mi&#351;tir. Do&#287;ald&#305;r ki, ya&#351;anan bu s&#252;re&#231;, kendi do&#287;all&#305;&#287;&#305; i&#231;erisinde de s&#252;rm&#252;&#351;t&#252;r. Cemal S&#252;reya, daha &#231;ok, cinselli&#287;in tabu olarak g&#246;r&#252;ld&#252;&#287;&#252;, ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; toplumu, o toplumun i&#231;inde g&#246;rd&#252;klerini &#351;iirine resmetmi&#351;tir. Fakat kendinden &#246;nce yazanlardan ayr&#305;lan bir taraf&#305; vard&#305;r. O, erotizmi kapal&#305; kap&#305;lar ard&#305;ndan, g&#252;n &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;na &#231;&#305;karm&#305;&#351;t&#305;r. Erotik birtak&#305;m ayr&#305;mlar&#305; g&#246;steren ilk ku&#351;ak, Servet-i F&#252;nuncu'lar olmas&#305;na kar&#351;&#305;n, kad&#305;n ve erke&#287;in cinsel arzular&#305;n&#305;, yasak ili&#351;kileri, yata&#287;&#305;, cinselli&#287;i g&#246;sterenler de &#304;kinci Yeni'ciler olmu&#351;lard&#305;r. Bir anlamda, erkekle kad&#305;n &#304;kinci Yeni ile &#351;iirde ayn&#305; yata&#287;&#305; payla&#351;m&#305;&#351;lard&#305;r. Zaten Cemal S&#252;reya da kendi &#351;iirini "erotik bir &#351;iirdir benimki" diye tan&#305;mlar. Tam da burada Metin Celal'in<sup class='bbc'>(3)</sup> "Cemal S&#252;reya; Ki&#351;ilikli Bir &#350;air" ba&#351;l&#305;kl&#305; yaz&#305;s&#305;ndan &#351;u b&#246;l&#252;m g&#246;ze &#231;arpar: "Cinselli&#287;i &#231;a&#287;da&#351; T&#252;rk &#351;iirine sokarken &#351;iirini ince bir alayla &#246;rer. Belki de bunun nedeni ger&#231;ekte do&#287;al kar&#351;&#305;lanmas&#305; gereken bir olguya toplumun k&#305;nay&#305;c&#305;, ay&#305;play&#305;c&#305; yakla&#351;&#305;m&#305;n&#305;n yad&#305;rgat&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305;n fark&#305;na varm&#305;&#351; olmas&#305;d&#305;r" der. &#304;&#351;te belki de bu nedenle o, erotizmin adeta u&#231; noktalar&#305;nda dola&#351;&#305;r. Yazd&#305;klar&#305; ile s&#305;n&#305;r tan&#305;mazl&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;sterir. "&#304;ngiliz" adl&#305; &#351;iiri de bu t&#252;r &#351;iirlerinden biridir. Art&#305;k ete kemi&#287;e b&#252;r&#252;nm&#252;&#351; kad&#305;n, sevgili olan kad&#305;n, erke&#287;in kar&#351;&#305;s&#305;nda kimi kez de onu mutlu etmek i&#231;in bir duru&#351; belirlemi&#351;, ya da belirlenen duru&#351;u uygulamaya koymu&#351;, cinselli&#287;in doruklar&#305;na t&#305;rmanmaya haz&#305;r hale gelmi&#351; bir kad&#305;n vard&#305;r. Tabii burada, yani "&#304;ngiliz" ba&#351;l&#305;kl&#305; &#351;iirindeki kad&#305;n, sevgili ya da kar&#305;s&#305; olan bir kad&#305;n de&#287;ildir. Onun tabiri ile bu "kolay" bir kad&#305;nd&#305;r. &#199;o&#287;unluk, birtak&#305;m etkinlikleri, bir anlat&#305;c&#305;ya anlatt&#305;rd&#305;&#287;&#305; &#351;iirlerinde Cemal S&#252;reya, bu &#351;iirinde, kendini merkez alarak, kendi etkinli&#287;ini anlat&#305;c&#305;ya s&#246;yletmek yerine, kendini kendi anlatm&#305;&#351;, bu yolu tercih etmi&#351;tir. Hatta burada, bu &#351;iirde erkeksi bir b&#246;b&#252;rlenme de hissedilir i&#231;ten i&#231;e. "Kolay Meryem"in, &#252;&#231; t&#252;rl&#252; duru&#351;undan sadece birini ona saklamas&#305;, di&#287;erlerine bu duru&#351;u g&#246;stermemesi, onun i&#231;in &#246;v&#252;n&#231; kaynaklar&#305;ndan biridir, &#246;yle olmu&#351;tur. &#304;&#351;te &#351;iirden dizeler: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Ayakta duran kad&#305;nlar olur ya / Meryem bunlardan / &#252;&#231; t&#252;rl&#252; ayakta duru&#351;u var / Birini yaln&#305;z bana kullan&#305;yor / - G&#252;zel mi bari / - Hem de nas&#305;l</em></strong><em class='bbc'>". </em> Bununla birlikte onun, "&#220;lke" adl&#305; &#351;iirinden al&#305;nt&#305;lad&#305;&#287;&#305;m &#351;u dizeler, onun ne kadar u&#231; noktalarda gezindi&#287;ini, bize net bir &#351;ekilde g&#246;sterir: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Yaln&#305;z a&#351;k&#305; vard&#305;r a&#351;k&#305; olan&#305;n / Ve kaybetmek daha g&#252;&#231; bulamamaktan / Sen y&#252;z&#252;ne s&#252;rg&#252;n oldu&#287;um kad&#305;n / Karde&#351;im olan g&#246;zlerini unutmad&#305;m / &#199;ocu&#287;um olan aln&#305;n&#305; sevgilim olan a&#287;z&#305;n&#305; / Dostum olan ellerini unutmad&#305;m / Kar&#305;m olan karn&#305;n&#305; ve &#246;nlerini / Orospum olan yanlar&#305;n&#305; ve arkalar&#305;n&#305;</em></strong>" ki, her ne kadar, biz kad&#305;nlara a&#351;a&#287;&#305;lay&#305;c&#305; bir ifade gibi gelse de, burada kullan&#305;lan "orospu" s&#246;zc&#252;&#287;&#252;, birtak&#305;m dogmalar&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305; anlam&#305;nda bak&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, bizlere &#246;nemli g&#246;z&#252;kecek, yukar&#305;da s&#246;ylediklerimi de destekleyecektir. Dahas&#305; mahremiyetin ortadan kald&#305;r&#305;lmas&#305; anlam&#305;nda bu &#246;nemlidir. Bununla birlikte, &#351;airin soyad&#305;n&#305;n bir harfini att&#305;&#287;&#305; "Elma" adl&#305; &#351;iirinde (&#220;vercinka) -bundan b&#246;yle Cemal S&#252;reya olarak an&#305;lacakt&#305;r- "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Bir yanda Sirkeci'nin tren dolu kad&#305;nlar&#305; / Adettir sadece a&#287;&#305;zlar&#305;n&#305; &#246;pt&#252;r&#252;rler / Ayak&#252;st&#252; i&#351;lerini g&#246;rmek yerine </em></strong><em class='bbc'> / <strong class='bbc'>Ad&#305;m&#305;n bir </strong></em><strong class='bbc'><em class='bbc'>harfini at&#305;yorum</em></strong>" derkenki dizelerinde, biraz da hafif me&#351;rep bir kad&#305;nd&#305;r bu kad&#305;n. Bununla birlikte Laurent Mignon'a g&#246;re:<sup class='bbc'>(4)</sup> "Sadece a&#287;&#305;zlar&#305;n&#305; &#246;pt&#252;rmekle su&#231;lanan kad&#305;nlar onun i&#231;in sadece cinsel arzular&#305;n&#305; giderme yoludur. Burada bir a&#351;k aray&#305;&#351;&#305;ndan s&#246;z edilemez. Buradaki arzu cinseldir, &#231;&#305;plak bir kad&#305;n resmine y&#246;nelik olabilir." Fakat yine de her t&#252;rl&#252; olas&#305;l&#305;&#287;a kar&#351;&#305;n, bu Sirkeci'nin kad&#305;nlar&#305;n&#305;n &#246;zelli&#287;i olsa da, "Sadece a&#287;&#305;zlar&#305;n&#305; &#246;pt&#252;r&#252;rler" dizesindeki o ince ayr&#305;ma daha farkl&#305; bak&#305;labilir belki de. Bu da bir ba&#351;ka yaz&#305;n&#305;n konusu olabilir.<br />
 <br />
 <br />
<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/poems/c_sureya.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
 <br />
Bunun yan&#305; s&#305;ra, onun &#351;iirinde "&#231;apk&#305;nl&#305;k bir erkek etkinli&#287;i olarak" anlat&#305;lsa bile, erkek gibi kad&#305;n da istek ve arzular&#305;n&#305; s&#246;ylerler. Bu kimi kez gizli yap&#305;lan bir &#351;ey olsa dahi. &#199;&#252;nk&#252; a&#351;k vard&#305;r ve kural tan&#305;maz, kad&#305;n ve erkek de birbirleri i&#231;in vard&#305;rlar. &#199;o&#287;unluk herkesin &#231;apk&#305;n ve birbirini ayartt&#305;&#287;&#305; bu &#351;iirlerde, kad&#305;n da kimi kez, cesurca bu etkinli&#287;e kat&#305;lan durumundad&#305;r. <em class='bbc'>"<strong class='bbc'>Ba&#351;ka evlerde kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;k / ili&#287;inden &#246;pt&#252;m seni</strong></em>" derkenki durumda kad&#305;n da, bu &#246;p&#252;lmeye kar&#351;&#305; koymam&#305;&#351;, ilgi duydu&#287;u erke&#287;e izin vermi&#351;tir. Bunun yan&#305; s&#305;ra, her ne kadar baz&#305; ara&#351;t&#305;rmac&#305;lar, tek e&#351;le evlili&#287;i savunsalar bile, &#231;ok e&#351;lili&#287;in de, yayg&#305;n bir d&#252;&#351;&#252;nce olarak varl&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#252;rd&#252;rd&#252;&#287;&#252; g&#246;zlemlenmektedir. Sadece belki, de&#287;i&#351;en adlard&#305;r, a&#351;k ve a&#351;k&#305;n yasad&#305;&#351;l&#305;&#287;&#305; hi&#231; bitmez. A&#351;k &#246;yle bir &#351;eydir ki, eve h&#305;rs&#305;z yerine polis girer, o evlenmeyi hi&#231; d&#252;&#351;&#252;nmez: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Hain bir a&#351;k </em></strong><em class='bbc'><strong class='bbc'>bu, / Sizin eve h&#305;rs&#305;z girer / Onunkine polis. / Yasad&#305;&#351;&#305; bir a&#351;k, / Evlenmeyi / Hi&#231; mi hi&#231; d&#252;&#351;&#252;nm&#252;yor</strong></em><strong class='bbc'>." </strong> ya da "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Oysa koca da ne benim kollar&#305;m var</em></strong><em class='bbc'>" </em> derken de kad&#305;n&#305; adeta k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;r. K&#305;&#351;k&#305;rtan kad&#305;n, erkek, yasad&#305;&#351;l&#305;l&#305;k, i&#351;te hep bunlard&#305;r ya da bu ince ayr&#305;md&#305;r, onun &#351;iirini okuduk&#231;a g&#246;ze &#231;arpan. Ama bu, hep birlikte yap&#305;lan bir etkinliktir &#231;o&#287;unluk. &#350;iirin devam&#305;nda bir de &#351;u dizeler g&#246;ze &#231;arpar: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Soy bir portakal yedir bana dilim dilim / Ben Uzunminareliyimdir do&#287;ma b&#252;y&#252;me / Ne yap&#305;p yap&#305;p denizi g&#246;rmek isterim</em></strong>" derken de, isteklerini dile getirir asl&#305;nda. Bu dizelerde &#231;&#305;lg&#305;nca sevi&#351;me iste&#287;i, olanca g&#252;c&#252;yle kendini hissettirir, biraz da erkek egemen s&#246;yleme yaslanarak. &#214;zellikle buradaki "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Ben Uzunminareliyimdir </em></strong><em class='bbc'><strong class='bbc'>do&#287;ma b&#252;y&#252;me</strong></em>" derkenki ifadenin, erke&#287;in cinsel organ&#305; ya da uza&#287;&#305;, daha ileriyi g&#246;rme iste&#287;i ile (cinsel haz) ayn&#305; &#351;eyleri &#231;a&#287;r&#305;&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; s&#246;ylenebilir. Yukar&#305;da s&#246;ylediklerime devamla, okuyanda &#231;e&#351;itli &#231;a&#287;r&#305;&#351;&#305;mlar uyand&#305;ran dizelerde, t&#252;m ola&#287;an&#252;st&#252;l&#252;&#287;&#252; ile &#351;airin &#351;iirinde yer al&#305;rlar. "<strong class='bbc'>Uzunminare" </strong> bu kez yerini sivri topu&#287;a b&#305;rak&#305;r. Sivri topuk burada, tam&#305; tam&#305;ma erke&#287;in cinsel organ&#305;d&#305;r. Hal&#305; ise, muhtemelen kad&#305;n&#305;n cinsel organ&#305;n&#305; i&#351;aret eder: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>&#304;ki ses, iki bak&#305;&#351;, geli&#351;ir nas&#305;l / Tek bir c&#252;mle gibi, s&#246;zlere kar&#351;&#305;n / Sivri topuklar nas&#305;l ortas&#305;na / g&#246;m&#252;lm&#252;&#351;t&#252;r belleksiz hal&#305;lar&#305;</em></strong>".<br />
 <br />
T&#252;m bunlar&#305;n yan&#305; s&#305;ra, sevgiliyle ya da e&#351;le yat&#305;l&#305;r ve bu etkinli&#287;in hi&#231; &#231;ekinmeden anlat&#305;ld&#305;&#287;&#305; da, daha &#246;nce rastlanmam&#305;&#351; bir &#351;ekilde, g&#246;zler &#246;n&#252;ne serildi&#287;i g&#246;zlemlenir. Hatta bu erkek, yani kendi can&#305;n&#305;n istedi&#287;ini, yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yleyecek kadar cesurdur da. &#199;&#252;nk&#252; t&#252;m bunlar, insana has duygulard&#305;r, &#351;iir yolu ile ifade edilmesi gerekiyorsa edilmelidir de. Bununla birlikte, Selim Temo'nun demesiyle: "Cemal S&#252;reya'n&#305;n hemen her kitab&#305;nda<sup class='bbc'>(5)</sup> <em class='bbc'>evli </em><em class='bbc'>kad&#305;nlar </em> vurgusu ya &#231;apk&#305;nl&#305;&#287;&#305; evlili&#287;e ye&#287;lemek, ya &#231;apk&#305;nl&#305;&#287;&#305; hat&#305;rlamak i&#231;in vard&#305;r." Fakat &#231;o&#287;unluk &#351;iirlerinde, mahremiyet duygusu da korunmak istenmi&#351;tir. &#350;airin M&#252;lkiye dergisinin Mart 1953 tarihli 13. say&#305;s&#305;nda yay&#305;mlanan "<strong class='bbc'>Hafta Sekiz</strong>" adl&#305; &#351;iirinde de bu mahremiyeti korudu&#287;u ve bunu "&#350;iir" ba&#351;l&#305;kl&#305; &#351;iirinde de s&#252;rd&#252;rd&#252;&#287;&#252;n&#252; g&#246;r&#252;r&#252;z. "&#350;iir" ba&#351;l&#305;kl&#305; &#351;iirinde S&#252;reya, "<strong class='bbc'><em class='bbc'>&#304;stanbullar geminin alt&#305;nda / Kad&#305;nlar&#305; sorarsan onlar da &#246;yle / &#350;i&#351;eler de geminin alt&#305;nda, G&#252;zin'de / Allahtan beni kimsecikler g&#246;rm&#252;yor / Can&#305;m&#305;n istedi&#287;ini yap&#305;yorum / &#199;&#305;r&#305;l&#231;&#305;plak sularda y&#305;kan&#305;yorum, utan&#305;yorum / G&#252;zin utanmak istiyor ama nerde / Nas&#305;l </em></strong><em class='bbc'><strong class='bbc'>utanacak bu bo&#351; &#351;ehirde</strong></em>" demek ki burada kad&#305;n, &#351;ehir bo&#351; diye utanm&#305;yor. &#350;ehir dolu olsa utanacakt&#305;r. Ama o, bu bo&#351; &#351;ehirde, can&#305;n&#305;n istedi&#287;ini yapsa da utan&#305;r. Buradan da, yukar&#305;da s&#246;ylediklerimin desteklendi&#287;i g&#246;zlemlenebilinir.<br />
 <br />
Bununla birlikte, evlili&#287;in, insan tabiat&#305;na ayk&#305;r&#305; oldu&#287;unu, ima ile s&#246;yleyen de odur. Evlilik ve a&#351;k! Evlili&#287;in, kimi kez a&#351;k&#305; &#246;ld&#252;rd&#252;&#287;&#252; d&#252;&#351;&#252;ncesi&#8230; Yoksa niye evli kad&#305;n&#305;n ya da erke&#287;in g&#246;z&#252; bir ba&#351;kas&#305;nda olsundur. Bu da onun, "&#220;zerinden Sevi&#351;mek" adl&#305; &#351;iirine konu olur. Bunu da &#351;iirinde &#351;u &#351;ekilde ifade eder: <em class='bbc'>"<strong class='bbc'>&#220;zerinden sevi&#351;mek, kad&#305;n&#305;m, / Sigaran&#305;n, Asya'n&#305;n, omuzlar&#305;n, / &#220;zerinden aile foto&#287;raflar&#305;n&#305;n / Eller nas&#305;l duygand&#305;r nas&#305;l yal&#305;n</strong></em>". Ayr&#305;ca, S&#252;reya'n&#305;n &#351;iirinde, duyu organlar&#305; da devreye girer. Bu &#351;iir ba&#351;ka &#351;eyleri i&#351;aret etse de, duyu organlar&#305; (el, burun, a&#287;&#305;z, dudak) hissetmenin bir par&#231;as&#305; olarak &#351;iirde varl&#305;klar&#305;n&#305; s&#252;rd&#252;r&#252;rler. Genel bir do&#287;ru d&#305;&#351;&#305;nda, bir &#351;eylerin de var oldu&#287;u, kad&#305;nlar&#305;n da u&#231;ta olduklar&#305; d&#252;&#351;&#252;ncesi, ama bir t&#252;rl&#252; dile getirilemeyen bir &#351;ey olarak, onun &#351;iirinde vard&#305;rlar. O kimi kez, kad&#305;nlar&#305;n s&#246;ylemeye &#231;ekindikleri ama gizliden yapt&#305;klar&#305; &#351;eyleri ya da &#351;&#246;yle diyeyim, &#231;apk&#305;nl&#305;klar&#305; da s&#246;ylemeden edemez. Bu anlamda bak&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda, kar&#351;&#305;m&#305;za &#231;apk&#305;n bir kad&#305;n g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252; de &#231;&#305;kar. Asl&#305;nda o, bu &#351;ekilde yapmakla, var olan&#305; i&#351;aret etmi&#351;tir. Bu da onun, "Dostluklar &#304;&#231;in D&#252;zyaz&#305;" adl&#305; &#351;iirinde kendini g&#246;sterir: "<strong class='bbc'><em class='bbc'>Kad&#305;nlar u&#231;tad&#305;rlar / Hele evli </em><em class='bbc'>kad&#305;nlar</em></strong>". &#199;&#252;nk&#252; gizli kapakl&#305; yap&#305;lan &#351;eyler, onun insanda uyand&#305;rd&#305;&#287;&#305; hazd&#305;r belki de ili&#351;kiyi &#231;ekici k&#305;lan. Bu nedenle ona bu s&#246;ylemlerinden dolay&#305;, yasa d&#305;&#351;&#305; bir &#351;airdir de diyebiliriz. O, yazd&#305;klar&#305; ile kendini yasa d&#305;&#351;&#305; k&#305;lm&#305;&#351;, kendinden sonrakilere, ba&#351;ka bir d&#252;nyan&#305;n kap&#305;lar&#305;n&#305; aralam&#305;&#351;t&#305;r.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<sup class='bbc'>1)</sup> Hasan Akay, "Ad&#305; K&#246;t&#252;ye &#199;&#305;km&#305;&#351; S&#246;zc&#252;kler ve &#304;kinci Yeni &#350;iiri", G&#246;steri, Ocak 2005, Say&#305;: 42.<br />
<sup class='bbc'>2)</sup> H&#252;lya D&#252;ndar, "Leyla Erbil Roman&#305;nda Cinsellik Sorunu" Tez. T&#252;rk Edebiyat&#305; B&#246;l&#252;m&#252; Bilkent &#220;niversitesi, Ankara, Haziran 2004, s. 4.<br />
<sup class='bbc'>3)</sup> Metin Celal, "Cemal S&#252;reya; Ki&#351;ilikli Bir &#350;air" Varl&#305;k, 2005, Say&#305;: 45.<br />
<sup class='bbc'>4)</sup> Laurent Mignon, "A&#351;k&#305;n &#214;tesinde". &#199;a&#287;da&#351; T&#252;rk &#350;iirinde A&#351;k, A&#351;&#305;klar ve Mekanlar, Ankara: Hece Yay&#305;nlar&#305;, 2002, Say&#305;: 122.<br />
<sup class='bbc'>5)</sup> Selim Temo, "Cemal S&#252;reya &#350;iirinde &#199;apk&#305;nl&#305;k ve Bedenin Ekonomi &#8211; Politi&#287;i", Yasakmeyve, Kas&#305;m-Aral&#305;k, 2003 &#304;stanbul, Say&#305;: 49.<br />
 <br />
mavimelekedebiyat]]></description>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 15:57:31 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98252-erotizmin-synyrlarynda-dolathan-thair-cemal-sureya/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bir İntiharın İzinde: Tezer Özlü | Melek Öztürk</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98251-bir-yntiharyn-yzinde-tezer-oezlu-melek-oezturk/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>	Edebiyatın İ&#231;indeki Yaşam mı Yoksa Yaşamın İ&#231;indeki Edebiyat mı?</strong><br />
<br />
 <br />
 <br />
Y<em class='bbc'>aşamın Ucuna Yolculuk</em>'a &#231;ıktığımızda, Tezer &#214;zl&#252; i&#231;in roman veya &#246;yk&#252; yazmaktan ziyade i&#231; d&#252;nyaları anlatmak &#246;nemli hale geliyor. Metinlerinde i&#231;sel konuşmalar belirli bir bilin&#231; akışıyla s&#252;r&#252;yor; birinci tekil anlatıcı olguları, ilişkileri bi&#231;imlendirirken ikinci tekil şahıs Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese'nin bir zamanlar yaşadığı şehirlerinde var oluşunu kavramaya &#231;alışıyor.<br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n Almanca <em class='bbc'>Bir İntiharın İzinde </em> (Cesar Pavese &#220;zerine &#199;eşitlemeler) adıyla kaleme aldığı anlatısı, 1983 yılında Almanya'da yayımlanmamış eserlerin &#246;d&#252;llendirildiği Marburg Edebiyat &#214;d&#252;l&#252;'n&#252; almıştı. Daha sonra yazar, anlatısını T&#252;rk&#231;eye &#231;evirmiş ve eser T&#252;rkiye'de <em class='bbc'>Yaşamın Ucuna Yolculuk </em> adıyla 1984'te yayımlanmıştı.(1)<br />
 <br />
&#8220;&#214;l&#252; duvarlar&#8221;ın gerisinde, cesaretini toplayıp toplumun akılla bağdaşmayan d&#252;zenini reddederek sınırların &#246;tesine ge&#231;meyi dener ve bir yolculuğa &#231;ıkar Tezer &#214;zl&#252;. Edebiyat d&#252;nyasının mezarlıklarına uzanan bir yolculuktur bu. Akıl, delilik, varoluş ve boşluğun i&#231; i&#231;e, yoğun duygularla ge&#231;tiği bu yolculuk, 4 Temmuz - 20 Temmuz 1982 tarihleri arasında ger&#231;ekleşir. Berlin'den başlayan yolculuğun Viyana, Zagreb, Belgrad, Niş gibi ara durakları olsa da ana durakları Prag'da Kafka, Trieste'de Svevo ve Torino'da Pavese'nin hayatlarını ge&#231;irdikleri kentler ve k&#246;yledir.<br />
 <br />
Ama asıl yolculuk sınırsız varoluşta başlıyor; yalnızlığın boyutlarını aşan bir başınalığı derinleştiren insan sevgisiyle. &#8220;O kentte kimse mutlu olmadı, ama kimse de mutsuz değildi. &#199;&#252;nk&#252; kimse inanmaz mutluluğa. O kenttesin. Bana kış mevsiminin ve &#246;l&#252;mlerin şarkılarını bırakıyorsun.&#8221; (s. 23) &#199;ocukluk beklentilerinin, sevgilerin yitiverdiği, y&#252;reklerin korkuyla kaplandığı bir darbenin ardından İstanbul'dan başlayan bir yolculuktur bu aynı zamanda. &#8220;O zamanlar, İstanbul'un dayanılmaz kargaşası i&#231;inde Svevo'yu okurken, Trieste bulvarlarında dolaşan roman kahramanlarına ne denli &#246;zenmiştin. Bombaların patladığı, her g&#252;n, her gece silah seslerinin duyulduğu, her an, &#246;l&#252;m&#252;n insanları bulduğu İstanbul kentinde dayanılmaz yaşamdan ka&#231;ılacak tek k&#246;şe gene kitaplardı.&#8221; (s. 67)<br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252; i&#231;in mek&#226;nları anlatmak, tipler &#231;izmek bir s&#252;re sonra anlamını yitiriyor. &#199;&#252;nk&#252; artık g&#246;r&#252;nenin ardında g&#246;r&#252;nmeyeni, sıradan g&#246;r&#252;nt&#252;leri &#231;&#246;z&#252;mlemeye başlıyor. Arayışları i&#231;inde yaşamı ve gitmeyi varoluşu kavramak olarak algılıyor. &#8220;Oysa bug&#252;nk&#252; yalnızlığım i&#231;inde ne denli g&#252;&#231;l&#252; ve mutluyum.&#8221; dese de yolculuğunun başında acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar verdiğini belirtmek de yerinde olur. &#8220;Yaşamımın en mutlu anlarında da aynı g&#252;&#231;le acıyı duymadım mı. Ve acıların &#246;tesinde bir beklenti vardı: Kendi d&#252;nyamın beklentisi. Kendi odamda i&#231;ebileceğim sabah &#231;ayının beklentisi. Sinir hastanelerinin kantinlerinde, teneke &#231;ayı, kendi odamda i&#231;mek istiyordum. Kimse senin kadar g&#252;zel, hi&#231; kimse senin kadar canlı gitmedi &#246;l&#252;me.&#8221; (s. 9)<br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Hi&#231;bir yerde değilim. Hi&#231;bir yerde olmayacağım&#8221;</strong><br />
 <br />
&#8220;D&#252;nyanın en derin acısını&#8221; &#246;yk&#252;lerine, mektuplarına yansıttığını d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252; Kafka'nın Prag'daki mezarı başında &#231;ocukluğunu, ailesiyle olan iletişimsizliğini hatırlar Tezer &#214;zl&#252;. &#199;&#252;nk&#252; Kafka da yaşamı boyunca babasının baskısı, d&#246;nemin siyasi ortamı nedeniyle huzursuz, i&#231;ed&#246;n&#252;k ve yaşadığı topluma yabancıdır.<br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>T&#252;m ince duyguları, t&#252;m bağlılıkları, kendini verme isteğini, bir tutukevinde gibi, ağır bir y&#252;k gibi y&#252;reğinde hapsetmek zorunda bırakılmıştı.</em>&#8221;(2) Pavese'nin bu c&#252;mlesini &#8220;Hep &#246;yle değil mi.&#8221; diye sorarak a&#231;ıklıyor Tezer &#214;zl&#252;, &#8220;Sevgilerimizi, duyguların y&#252;kseliş ve al&#231;alış dalgalanmalarını, kendi kendimize algıladığımız bi&#231;imde bir başka insana akıtmak istediğimizde t&#252;m&#252;yle i&#231;imize hapsetmiyor muyuz. Kim karşılıyor sevgileri. Bir ilişkinin başlangıcı, s&#252;rekliliği aynı zamanda en derin sınırlandırılması değil mi. Belki ancak ayrılık bir a&#231;ıklık, bir derinlik kazanmıyor mu. Duygularımın karşıtını savunamam. Bir uzaklık kazanmam, yeniden kendi d&#252;ş&#252;ncelerimin d&#252;nyasını bulmam gerek. Tek bir kişide yoğunlaşan duygulardan her zaman ka&#231;ındım. Sonsuz sevmek isteğimi her zaman t&#252;m insanlara, her insana dağıtma &#231;abası g&#246;sterdim. Zaman zaman da herkesten nefret ettim. Kendi dışımda.&#8221; (s. 43)<br />
 <br />
 <br />
Y&#252;reği kocaman ender insanlar vardır yery&#252;z&#252;nde, sevgilerini, sonsuz sevme isteklerini bir kişide değil t&#252;m insanlığa paylaştırmak isterler. Tezer &#214;zl&#252; de onlardan biriydi. Herkesi kucaklayan bu sevgi sınır koymuyor, bazen uzaklaşmayı tercih etse de d&#252;ş&#252;ncelerin d&#252;nyasından, yeniden keşfetme ve derinleştirme isteği kendisi i&#231;in belirlediği gerekliliklerden sapmıyor.<br />
 <br />
&#8220;İnsan ne denli derin d&#252;ş&#252;nebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur. Ve acısı da o denli b&#252;y&#252;k. Yaşam acısı.&#8221; (s. 22)<br />
 <br />
Yaşam ve &#246;l&#252;m arasındaki sessizlikte var olmanın gerekliliğiyle ge&#231;mişteki g&#246;r&#252;nt&#252;ler ve &#246;lmekte olan bi&#231;imleniyor &#214;zl&#252;'n&#252;n kaleminde, &#8220;Radyolar arananların adlarını sayıyor. Sık sık sonsuza atılışın dayanılmazlığını duyuyorsun. Delilik ve bağımsızlık arasındaki uzun, g&#252;&#231; yolu d&#252;ş&#252;n&#252;yorsun. Ne denli g&#252;&#231;l&#252; olmak gerektiğini. Zamanı ve &#231;ekilen acıları.&#8221; (s. 32)<br />
Kendine olan bağımlılığından taşan bağımsızlığıyla kitap boyunca Tezer &#214;zl&#252;, okurunu kendine hayran bırakıyor; alışılagelmiş ilişkilere, toplumun değer yargılarına, yabancılaşmaya karşı hep &#8220;gitmek&#8221;, doyumsuz bulutların sonsuzluğuna. &#8220;Hi&#231;bir yerde değilim. Hi&#231;bir yerde olmayacağım. Hi&#231;bir şeyi benimsemeyeceğim.&#8221; (s. 58) s&#246;zleriyle de dayatılan t&#252;m kalıpları reddeder. Zafer anıtlarının y&#252;kselişi gibi yenilgilerin de insan &#246;l&#252;lerinin &#252;zerinden ge&#231;tiği şehirlerde &#8220;nerelisin&#8221;, diye soranlara &#8220;hi&#231;bir yerli&#8221;dir yanıtı.<br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Yitmeyen, eksilmeyen, giderek g&#252;&#231;lenen, bizi aşan karamsarlık&#8221;</strong><br />
 <br />
Italo Svevo'nun şehri Trieste'ye, giderek artan, dayanılmaz bir diş ağrısı ve &#246;ld&#252;ren yorgunluğuyla uzun bir tren yolculuğundan sonra varıyor. Tren raylarını seviyor. &#199;&#252;nk&#252; trenler Tezer &#214;zl&#252; i&#231;in bir başınalığın, gidebilmenin, bağımsızlığın sembol&#252;d&#252;r. <em class='bbc'>&#199;ocukluğun Soğuk Geceleri</em>'nde de bu d&#252;ş&#252;ncesini dile getirir. Duygusuzlukların kısacık anlarda mutluluğa d&#246;n&#252;şt&#252;ğ&#252; tanışma ve sohbetlerin yeridir istasyonlar. Yolculuklarda hi&#231; kimsenin diğerinden bir beklentisi yoktur, &#231;&#252;nk&#252; yollar sonsuzluğa a&#231;ılan yaşamın s&#252;rekliliğine g&#246;t&#252;r&#252;r. Olguları irdeler yol boyunca. Gereklilik kipleriyle vardığı sonu&#231;lar bizim i&#231;in aforizma niteliğinde dersek abartmış olmayız. &#8220;Hayır, bunlar yalan ilişkiler. &#199;evrenin yozluğu i&#231;inde yalanlaşan ilişkiler. Kendimizle nasıl hesaplaşabiliyorsak, birbirimizle de &#246;yle hesaplaşmamız, a&#231;ık olmamız gerek.&#8221; (s. 51)<br />
&#8220;Hi&#231;bir zaman sakin olamamak belki de benim yazgım.&#8221; (s. 73) Bu c&#252;mle İstanbul'dan beri yanında taşıdığı defterinde notları arasındadır yazarın. Svevo'nun bu c&#252;mlesi hayatını ge&#231;irdiği bir Akdeniz şehri olan Trieste'ye geldiğinde tekrarlanır. Bu ziyaret sırasında İtalya futbolda d&#252;nya şampiyonu olur, t&#252;m &#252;lkenin bağırışı, &#231;ığlığı kulaklarında patlar Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n. Aynı d&#246;nem İsrail'in Filistin'e karşı a&#231;tığı savaş konuşulmaz bile. &#199;&#252;nk&#252;, &#8220;A&#231;lık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felaketlerle ilgili haberleri kitleler, masal dinler gibi dinlemektedir.&#8221; (s. 12) Bug&#252;n olduğu gibi.<br />
 <br />
İtalya'nın Trieste kentinde doğup b&#252;y&#252;yen Svevo, eserlerindeki konuları ve sorunlarıyla İtalyan yazınını Avrupa boyutuna ulaştıran yazarlardan biri olarak kabul edilmektedir.(3) Romanlarının edebiyat &#231;evrelerinde ses getirmesi, kardeşinin gen&#231; yaşta &#246;l&#252;m&#252; ve mutsuz evliliği sonucu kendisini, bir romanında da verdiği adla &#8220;Senilita&#8221; (kendini yaşlı duyan gen&#231; adam) gibi hissetmeye başlayan Svevo, gen&#231; yaşta hastalık ve &#246;l&#252;m d&#252;ş&#252;ncesine saplanmıştır.(4) D&#252;nya edebiyatında evliliği en g&#252;zel anlatan Svevo'nun 84 yaşındaki kızı Letizia ile tanışır, sohbet eder &#214;zl&#252;. Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n, belirgin iki ortak y&#246;n&#252; vardır Svevo'yla, ilki ikisinin de sınırsızlığını sigara ile dengelemeye &#231;alışması, ikincisi karamsarlık. Yılların kendisinden fiziksel olarak hi&#231;bir şey kaybettirmediği, g&#246;rd&#252;ğ&#252; en g&#252;zel yaşlı kadındır Letizia; babasının hayatını t&#252;m i&#231;tenliğiyle anlatır ona. Babasıyla yaşam g&#252;zeldir ancak k&#246;t&#252;mserliği daima i&#231;inde taşıdığını s&#246;yler. İ&#231; sesiyle, parantez i&#231;inde yazar yanıtını verir, &#8220;(Beni de bilin&#231;lendiğim yıllardan beri izleyen karamsarlık. Mutlulukların t&#252;m&#252;, geliştirdiğim karamsarlık. Y&#252;r&#252;yebilmek i&#231;in, ileri gidebilmek i&#231;in, nefret edebilmek, &#246;fke duyabilmek, ağa&#231;lara bakabilmek, g&#246;ky&#252;z&#252;n&#252; sevebilmek i&#231;in. Bizi yaşam ve &#246;l&#252;m, sevgi ve yitiklik, &#231;ocukluk ve yaşlılık arasında hareket ettiren karamsarlık. Yitmeyen, eksilmeyen, giderek g&#252;&#231;lenen, bizi aşan karamsarlık.)&#8221; (s. 85)<br />
 <br />
Kolayına ka&#231;madan, insanın kendi ger&#231;eğinde var olup i&#231;g&#252;d&#252;leriyle yeteneklerini ortaya koyması kurallar dahilinde m&#252;mk&#252;n değildir. Başarılı bir birey olmak, ev sahibi olmak, sayılmak, medeni durum, d&#252;zenli iş ve sistemin onayladığı ne varsa hepsine haykırıyor Tezer &#214;zl&#252;, &#8220;Yaşamım boyunca i&#231;imi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. &#214;zel ya da resmi kuruluşlarınızla i&#231;imi kemirttiniz. &#214;lmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, a&#231; kalırsın, dediniz. A&#231; kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hi&#231; aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben b&#252;t&#252;n bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otob&#252;s ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, d&#252;zenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.&#8221; (s. 58)<br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Yery&#252;z&#252;n&#252;n intiharları sonsuzdur&#8221; </strong><br />
 <br />
Hayat coşkuyla yaşanmalı, sınırlar olmadan, varoluşumuz sonsuzluğa varmayı hak etmeli. &#8220;Bi&#231;imlendirilecek, değiştirilecek, sınırsızlaştırılacak bir HER ŞEY.&#8221; gibi karşı &#231;ıkmanın sonunda ulaşılan bireysel bağımsızlıkla hi&#231;liğin sınırlarından bırakılmışlığın, umutsuzluğun karanlığından biraz olsun &#231;ıkabilmek, geceyi g&#252;nd&#252;ze d&#246;n&#252;şt&#252;rebilmek d&#252;ş&#252;ncesi vardır Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n Pavese'den yaptığı alıntılarında, "<em class='bbc'>Kader diye bir şey yoktur, yalnız sınırlar vardır. En k&#246;t&#252; yazgı, sınırları sabırla karşılamaktır. Karşı &#231;ıkmak gerekir.</em>" (s. 52)<br />
 <br />
D&#252;nya değişiyorsa insan ilişkileri de değişmeli, varoluşuyla insan kendini kavrayabilmeli. Aksi durumda &#8220;<em class='bbc'>Tek g&#252;nah, insanın kendi yaptığını kavrayamamasıdır.</em>&#8221; (s. 60) Gitmekten hi&#231;bir zaman vazge&#231;miyor, insan ilişkilerini değiştirme umuduyla, bayrakları sevmediği gibi şiddetten ve doğaya zarar verebilecek her şeyden uzak olmak onun i&#231;in başlı başına bir mutluluk kaynağı.<br />
 <br />
Gittiği şehirlerde, kaldığı otellerde korkuyla ve utan&#231;la b&#246;l&#252;n&#252;yor bazı geceler uykuları, insan olmaktan utanıyor. Pavese'den alıntılanan s&#246;zlerde bu utancın nedenini daha net anlayabiliyoruz, &#8220;<em class='bbc'>İnsan, ger&#231;eği kavradığı i&#231;in utanıyor &#8211; işte ger&#231;ek &#246;n&#252;m&#252;zde: Her ceset sen, ben ya da biz olabiliriz. Arada hi&#231; fark yok. Eğer yaşıyorsak, bunu bir başkasının kirletilmiş cesedine bor&#231;luyuz. Bu nedenle her savaş bir i&#231; savaştır. Her şehit, yaşayan canlıya benzer ve ondan &#246;l&#252;m&#252;n&#252;n hesabını sorar.</em>&#8221; (s. 77)<br />
 <br />
Peki neden bu yolculuğu yapıyor, g&#246;rd&#252;klerini s&#246;zc&#252;klerine yansıtıyor? diye sorarsak, yanıtı şu s&#246;zleri herhalde. &#8220;B&#252;t&#252;n yaşama cesaretimi &#246;l&#252;lerden alıyorum. Anlatılarında yaşadığım &#246;l&#252;lerden. Bu kahrolası d&#252;nyayı, yaşanır bir d&#252;nyaya d&#246;n&#252;şt&#252;rmeyi başarmış &#246;l&#252;lerden. D&#252;nyanın ihtiyacı olan, her olguyu vermiş, s&#246;ylemiş &#246;l&#252;lerden.&#8221; (s 80)<br />
Pavese'nin doğup b&#252;y&#252;d&#252;ğ&#252; Torino'nun S. Stefano Belbo k&#246;y&#252;nde, &#8220;Olmam gereken yerdeyim.&#8221; diyen Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n yalnızlığındayız. İntiharı &#246;zleyen karakterleriyle Pavese yaşamı boyunca uzun uzun d&#252;ş&#252;n&#252;p kendi intiharını hazırlar. Kolay değil, &#8220;<em class='bbc'>t&#252;m mısır tarlalarının ve t&#252;m boş g&#246;ky&#252;zlerinin uzağında</em>&#8221; olmak, hazırlanmak da gerek. Torino'da Otel Roma'nın tabutu andıran asans&#246;r&#252;yle &#231;ıkılan 305 numaralı odasında uyku haplarıyla yaşama veda eder Pavese, hen&#252;z 42 yaşındayken. &#8220;<em class='bbc'>&#214;l&#252;m gelecek ve g&#246;zlerini alacak, o &#246;l&#252;m ki bizleri sabahtan akşama dek izleyen, sağır, eski bir acı ya da anlamsız bir angarya olarak.</em>&#8221; (s 37)<br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Herkesi bağlıyorum ve herkesten &#246;z&#252;r diliyorum. S&#246;zc&#252;kler yok. Yalnız bir davranış. Bundan b&#246;yle yazmayacağım.</em>&#8221; (s. 115) Yazar burada ge&#231;irdiği s&#252;rede Pavese'nin intiharını derinden hisseder ve &#246;l&#252;m yakınındaymış gibi yolculuğu boyunca karşılaştığı insan y&#252;zlerini, yolları, edindiği yeni duyguları hızla aklından ge&#231;irir. Pavese, başkalarını &#246;ld&#252;rmeyi asla kabul etmez ve yaşadığı d&#246;nemde &#252;lkesindeki i&#231; savaşta eline silah almadığı i&#231;in d&#246;nemin İtalyan ilericileri tarafından dışlanır, sevdiği t&#252;m kadınlar onu terk eder. Yaşamı boyunca hep yalnızdır.<br />
 <br />
Edebiyatın i&#231;indeki yaşam mı yoksa yaşamın i&#231;indeki edebiyat mı? Pavese'nin k&#246;y&#252;ne gelene dek yaşamın yazıdan daha g&#252;&#231;l&#252; olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;r Tezer &#214;zl&#252;. Yine de edebiyatın i&#231;inde yaşamaktan kendini alamaz ve bu ikilemin &#231;elişkisi altında yıllarca s&#252;rer bunalımı. <em class='bbc'>Ay ve Şenlik Ateşleri</em>'nin kahramanı ve ger&#231;ek hayatta da Pavese'nin dostu olan Nuto'yla tanıştığında kararını verir. &#8220;Edebiyatı oluşturan insanların Nuto ve benzerlerinin olduğunu ve edebiyatı gene onların yaşattıklarını kavrıyorum.&#8221; der. (s. 121).<br />
 <br />
Ge&#231;mişini ve başlangıcını yaşadığı anda hisseder Tezer &#214;zl&#252; ve i&#231;inde taşıdığı sonsuzlukta &#246;l&#252;m&#252;n de &#246;tesini g&#246;rmeye başlar, &#8220;Yery&#252;z&#252;n&#252;n intiharları sonsuzdur. Biri, bir yerde intihar ettiğinde, bir başkası intihar etmeye hazırlanıyordur. Biri &#246;lmeye başladığında, bir başka yerde yaşama başlıyordur diğeri.&#8221; (s. 108)<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>Notlar:</strong><br />
(1) Hicl&#226;l Demir, &#8220;Yaşamın ve Yazının Ucuna Yolculuk&#8221;, H&#252;rriyet G&#246;steri, Aralık 2000, sayı: 224<br />
(2) Metinde yer alan t&#252;m italikler Cesare Pavese'den alıntılardır. <em class='bbc'>Yaşamın Ucuna Yolculuk</em>, y.n.<br />
(3) G&#252;l Işık &#8220;Sunu&#8221;, <em class='bbc'>Zeno'nun Bilinci</em>, Italo Svevo, T&#252;rk&#231;esi: G&#252;l Işık, İstanbul, Ada Yayınları, 1986<br />
(4) Hicl&#226;l Demir, &#8220;Yaşamın ve Yazının Ucuna Yolculuk&#8221;, H&#252;rriyet G&#246;steri, Aralık 2000, sayı: 224]]></description>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 15:54:29 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98251-bir-yntiharyn-yzinde-tezer-oezlu-melek-oezturk/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Kalanlar&#8217;da Varoluşun İzleri / Tuğçe Ayteş]]></title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98250-kalanlar%26-8217%3Bda-varoluthun-yzleri-tudhce-ayteth/</link>
		<description><![CDATA[<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/denemeler/kalanlar_tezer-ozlu.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>	"VARIM, &#214;YLEYSE D&#220;&#350;&#220;N&#220;YORUM"</strong><br />
 <br />
<span style='color: #DDEEFF'>G</span>ri, &#246;l&#252;m, yaln&#305;zl&#305;k, yorgunluk&#8230;<br />
<em class='bbc'>Kalanlar</em>, bittikten sonra bende &#8220;kalanlar&#8221; bu s&#246;zc&#252;kler oldu. Varolu&#351;un yo&#287;urdu&#287;u, kar&#351;&#305; &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305;n a&#287;&#305;r y&#252;k&#252;n&#252; ta&#351;&#305;yan yaln&#305;z, bu&#287;ulu bir yazar Tezer &#214;zl&#252;.<br />
<em class='bbc'>Kalanlar</em>'&#305; varolu&#351;&#231;uluk a&#231;&#305;s&#305;ndan de&#287;erlendirmeden &#246;nce, Ferit Edg&#252;'n&#252;n onun i&#231;in yazd&#305;&#287;&#305; (ayr&#305;ca kitaptaki ilk b&#246;l&#252;m olan) &#8220;&#214;ns&#246;z Yerine&#8221;ye de&#287;inmek isterim. Bu yaz&#305;daki &#246;rg&#252; benzetmesi Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n hayata bak&#305;&#351;&#305;na giri&#351; niteli&#287;inde:<br />
&#8220;<em class='bbc'>II</em><br />
<em class='bbc'>&#304;&#231; i&#231;e ge&#231;en ya&#351;amlar vard&#305;r.</em><br />
<em class='bbc'>El-&#246;rg&#252;leri gibi.</em><br />
<em class='bbc'>Bu &#246;r&#252;len giysi sizin s&#305;rt&#305;n&#305;zda da olabilir,</em><br />
<em class='bbc'>kar&#351;&#305;n&#305;zdaki bir insan&#305;n s&#305;rt&#305;nda da.</em><br />
<em class='bbc'>Renk renk motifler. Ya da d&#252;z</em><br />
<em class='bbc'>Hangi motif nerde ba&#351;l&#305;yor, nerde bitiyor</em><br />
<em class='bbc'>&#231;&#305;karamad&#305;&#287;&#305;n&#305;z.</em><br />
<em class='bbc'>Ama bir yerinden &#231;ekip koparmaya bak&#305;n.</em><br />
<em class='bbc'>&#214;rg&#252; s&#246;k&#252;l&#252;r, e&#287;er sararsan&#305;z</em><br />
<em class='bbc'>ad&#305;na &#199;&#304;LE denilen bir yuma&#287;&#305; olu&#351;turur.</em><br />
<em class='bbc'>&#199;ocuklu&#287;undan &#246;l&#252;m&#252;ne de&#287;in</em><br />
<em class='bbc'>tan&#305;d&#305;&#287;&#305;m Tezer'in ya&#351;am&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;mde</em><br />
<em class='bbc'>ni&#231;in bilmem (&#246;zellikle &#246;l&#252;m&#252;nden sonra) kafamda hep</em><br />
<em class='bbc'>bu &#246;rg&#252; imgesi olu&#351;uyor&#8230;</em>&#8221; (s. 6-7)<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>	&#304;nsan&#305;n s&#305;n&#305;rs&#305;z &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;</strong><br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n metinlerindeki varolu&#351;&#231;uluk, Sartre'&#305;n <em class='bbc'>Bulant&#305;'</em>s&#305;nda Raquentin'in deneyimledi&#287;i gibi &#231;&#305;k&#305;yor kar&#351;&#305;m&#305;za. (Kitapta Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n etkilendi&#287;i yazarlar&#305;n aras&#305;nda Sartre'&#305;n ad&#305; ge&#231;mez. Ama Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n Sartre'&#305; ele&#351;tirdi&#287;i bir kayna&#287;a da rastlamad&#305;m.) Felsefi anlamda Sartre'&#305;n varolu&#351;&#231;ulu&#287;unun &#252;st&#252;nden &#231;ok sular akm&#305;&#351; olsa da bu tip varolu&#351;&#231;uluk edebiyatta h&#226;l&#226; yer bulur, bu ak&#305;m zaten ya&#351;am&#305;n da tam i&#231;indedir.<br />
&#304;nsan eylemlerinden, nesneler de &#246;zelliklerinden ayr&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda ortada saf bir varolu&#351; kal&#305;r. Kalmak kelimesi yanl&#305;&#351; y&#246;nlendirmesin, &#231;&#252;nk&#252; deneyimlenen hi&#231;liktir asl&#305;nda. &#304;nsan&#305;n ama&#231;lar&#305; yoktur, evrende s&#252;reklilik yoktur, aslolan sadece varolu&#351;tur. &#304;nsan&#305;n hi&#231;li&#287;i deneyimlemesi, hem herkes, her &#351;ey hem de hi&#231;bir &#351;ey olmas&#305;, insan&#305;n s&#305;n&#305;rs&#305;z &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252; tabii ki cesaret isteyen bir konum, a&#287;&#305;r bir y&#252;kt&#252;r. Tezer &#214;zl&#252;, her t&#252;rl&#252; bask&#305;ya ve fa&#351;izme kar&#351;&#305; &#231;&#305;kma, insanlar&#305;n ac&#305;lar&#305;n&#305; kendinde hissetme y&#252;k&#252;n&#252;n yan&#305; s&#305;ra bu y&#252;k&#252; de sonuna kadar ta&#351;&#305;r.<br />
&#8220;&#199;a&#287;r&#305;&#8221; ba&#351;l&#305;kl&#305; metinde karakter, ak&#305;ll&#305;l&#305;kla delilik aras&#305;nda gidip gelirken ve intihar etmeyi arzularken benli&#287;in yitimi ve di&#287;er Benlerle birle&#351;menin e&#351;i&#287;indedir. <em class='bbc'>&#8220;Kokan koridorlar SEN ve Benlerle dolu.&#8221; </em> (s.16) Bu ki&#351;i, kendi varolu&#351;unu duyumsamaya yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;nda nesneler de onlara atfedilen hacim, k&#252;tle gibi &#246;zellikleri kaybederler, bir yandan da bir b&#252;t&#252;n olarak alg&#305;lad&#305;&#287;&#305;m&#305;z ger&#231;eklik par&#231;alanmaya ba&#351;lar. <em class='bbc'>&#8220;&#304;&#351;te gene ba&#351;&#305;m b&#252;y&#252;meye ba&#351;lad&#305;. &#350;imdi. Ellerim. Ayaklar&#305;m. Parma&#287;&#305;m. T&#252;m etim b&#252;y&#252;yecekler. </em> [Kas&#305;tl&#305; bir &#246;zne-y&#252;klem uyumsuzlu&#287;u bu ba&#287;lamda olduk&#231;a anlaml&#305;.] <em class='bbc'>G&#252;c&#252;m olsa elimi kald&#305;r&#305;r, kendimin her yan&#305; nas&#305;l b&#252;r&#252;d&#252;&#287;&#252;ne bakar&#305;m.</em><em class='bbc'>&#8221; </em> (s. 17) Sonlara do&#287;ru bu hem par&#231;alanma hem birle&#351;me olarak iyice karma&#351;&#305;k bir hal al&#305;yor. <em class='bbc'>&#8220;Ben gene iki BENLER oluyorlar bir BEN kald&#305;r&#305;mda durmu&#351;, y&#252;ksek yap&#305;ya bak&#305;yor. &#304;kinci ben tepeden &#246;l&#252;mlere u&#231;uyor. Di&#287;er benler nerelerde? Bilemiyorum. T&#252;m benlerimi toplay&#305;p u&#231;mak.&#8221;</em> (s. 18) Deneyimlenen &#351;ey, &#231;ok tuhaf ve &#231;ok da zor. Ayr&#305;ca ki&#351;iyi di&#287;er insanlardan do&#287;rudan farkl&#305; bir konuma yerle&#351;tiriyor ve d&#305;&#351; d&#252;nyay&#305; ait olunmayan bir yer haline getiriyor.<br />
 <br />
<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/denemeler/tzr-ozlu-.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
 <br />
&#8220;Sar&#305; ve Puslu&#8221; adl&#305; metinde, varolu&#351;&#231;ulu&#287;u &#8220;&#199;a&#287;r&#305;&#8221;dakinden daha da do&#287;rudan s&#246;zc&#252;klerde ke&#351;fediyoruz:<br />
<em class='bbc'>&#8220;Ya&#351;am&#305;m&#305;z ge&#231;en y&#305;llar&#305;n&#305;n an&#305;lar&#305; olmad&#305;. Her y&#305;l, her g&#252;n, her an, yeni bir ya&#351;am oldu. Yaln&#305;z benim y&#305;llar&#305;mdan de&#287;il, varolu&#351;un getirdiklerinden kaynaklanan bir ya&#351;am birikimi ya da birikintisi oldu. Yaln&#305;z benim b&#305;rakaca&#287;&#305;m ya&#351;ant&#305;larla bitmeyecek, t&#252;m duygu, ili&#351;kiler, s&#305;cakl&#305;klar, ac&#305;lar ve d&#305;&#351; d&#252;nyan&#305;n olaylar&#305;yla kayna&#351;&#305;p s&#252;recek, akacak bir olay. Zaman zaman kendimi ba&#287;da&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305;m d&#305;&#351; d&#252;nya ile giderek zay&#305;fl&#305;yor ba&#287;lant&#305;lar&#305;m. Kalkacak bir trene binerken, beni art&#305;k i&#231;inde bulundu&#287;um &#252;lke, gidece&#287;im kent, inece&#287;im istasyon, bindi&#287;im tren ve kompart&#305;mandaki insanlar pek ilgilendirmiyor. Trene binerken ben'in i&#231;inde bulundu&#287;u duygu birikimleri ilgilendiriyor. D&#305;&#351; d&#252;nya ile t&#252;m ba&#287;lant&#305;lar&#305;m&#305;n duygu birikimlerinden olu&#351;tu&#287;unu biliyorum art&#305;k.&#8221; </em> (s. 65)<br />
 <br />
Bu duru&#351;, depresif ve bireysel olarak alg&#305;lanabilir. Depresif olmak konusunda nihilizm bir ad&#305;m &#246;ndedir. Varolu&#351;&#231;uluk, varolu&#351;u ve bununla birlikte insan&#305;n &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;n&#252; kabul eder. Varolu&#351;&#231;ulukla karde&#351; say&#305;labilecek ama her karde&#351; gibi farkl&#305; y&#246;nler bar&#305;nd&#305;ran nihilizmse ne &#246;zg&#252;rl&#252;k ne de varolu&#351;u kabul eder. &#304;nsan&#305;n ya&#351;amas&#305; i&#231;in neden kalmaz ve bu y&#252;zden nihilizm genelde intihar&#305; da getirir beraberinde. Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n intihar&#305; arzular hale gelmesi, ya&#351;am&#305;n&#305;n ilerleyen y&#305;llar&#305;nda varolu&#351;&#231;uluktan ziyade nihilizme meyletmesine ba&#287;lanabilir. Varolu&#351;&#231;uluk ile nihilizmin kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;rmas&#305;n&#305; e&#287;lenceli olarak anlatabilen &#8220;I Love Huckabees&#8221; ad&#305;nda de&#287;i&#351;ik bir komedi filmi ve &#8220;Waking Life&#8221; ad&#305;nda bir animasyon filmi var, izlemek isteyenler i&#231;in.<br />
 <br />
Bireyselli&#287;e gelince, varolu&#351;&#231;uluk b&#252;t&#252;n ayr&#305;mlar&#305; yok sayd&#305;&#287;&#305; i&#231;in ve Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n g&#252;nl&#252;klerinde bahsetti&#287;i &#252;zere anne babas&#305;n&#305; dahi yabanc&#305; addeden ki&#351;i kendisini herkes ve her &#351;ey olarak alg&#305;lad&#305;&#287;&#305; i&#231;in, asl&#305;nda rahatl&#305;kla h&#252;manist bir bak&#305;&#351; a&#231;&#305;s&#305;n&#305; da beraberinde getirebilir. En az&#305;ndan Tezer &#214;zl&#252;'de, bunun izlerine rastlan&#305;yor. Kitaptaki &#8220;Arnavutk&#246;y&#8221; metninde memleket &#246;zlemini anlat&#305;l&#305;rken sat&#305;r aralar&#305;nda bunun ipu&#231;lar&#305;n&#305; yakalamak m&#252;mk&#252;n. <em class='bbc'>&#8220;Yuvarlak tepenin gerisi bir d&#252;nya i&#351;te. &#304;ster bizim kentimiz, ister d&#252;nyan&#305;n herhangi bir kenti olsun! Buras&#305; da i&#231;eriyor her &#351;eyi. Do&#287;anlar&#305;. &#214;lenleri. &#214;ld&#252;r&#252;lenleri. Ya&#351;am kavgas&#305; verenleri.&#8221; </em> (s. 24)<br />
 <br />
<strong class='bbc'>	<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/denemeler/ozlu-tezer.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span></strong><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Ve bana &#246;l&#252;ms&#252;zlerin sonsuz ac&#305;lar&#305; kald&#305;&#8221;</strong><br />
 <br />
Yaln&#305;z bu noktada varolu&#351;&#231;ulukla ilgili bir soru y&#252;kselir. Sadece varolu&#351; var, s&#305;n&#305;rlar yok, &#246;zg&#252;rl&#252;k var. S&#305;n&#305;rs&#305;z bir &#246;zg&#252;rl&#252;k kullan&#305;rsak h&#252;manizm bir yana, insanlar&#305;n her &#351;eyi yapmak u&#287;runa birbirlerini telef etmeyeceklerinden nas&#305;l emin olabiliriz? Sartre buna &#8220;Varolu&#351;&#231;uluk H&#252;manizmdir&#8221; adl&#305; bir makalesinde yan&#305;t verir: Her bir ki&#351;i b&#252;t&#252;nden sorumludur ve birinin &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;n&#252;n ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; yerde di&#287;erininki biter. Ka&#351;&#305;kla verip kep&#231;eyle almakla ele&#351;tirilir Sartre. Ama kendisinin ateist varolu&#351;&#231;ulu&#287;unda her &#351;eyi kollay&#305;p g&#246;zetecek bir tanr&#305; bulunmad&#305;&#287;&#305;ndan insanlar&#305;n s&#305;n&#305;rs&#305;z &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;nden do&#287;acak olas&#305; kaosu engellemek i&#231;in her bir bireyin kendi &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252;nden b&#246;yle bir feragatte bulunmak durumda oldu&#287;unu savunur.<br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252; de <em class='bbc'>Kalanlar</em>'da d&#252;nyan&#305;n geri kalan&#305; (en az&#305;ndan ayr&#305;lmak durumunda kald&#305;&#287;&#305; T&#252;rkiye) i&#231;in Sartre'&#305;n bahsetti&#287;i gibi bir sorumluluk hisseder. D&#252;nyan&#305;n t&#252;m ac&#305;s&#305;n&#305; kendi &#252;zerinde hissetti&#287;inden de s&#305;k s&#305;k bahseder (ki bu y&#305;llarca telafisi olmayacak bir yorgunluk hissini de beraberinde getirir). <em class='bbc'>&#8220;</em>&#8230; <em class='bbc'>Ve bana &#246;l&#252;ms&#252;zlerin sonsuz ac&#305;lar&#305; kald&#305;.</em>&#8221; (arka kapak) <em class='bbc'>&#8220;A&#351;k ac&#305;s&#305; &#231;ekmedim hi&#231;, &#231;&#252;nk&#252; d&#252;nyan&#305;n verdi&#287;i ac&#305; her zaman g&#252;&#231;l&#252;yd&#252;.&#8221; </em> (s. 60) Ama bir noktadan sonra bu ac&#305;y&#305; mutluluk olarak tan&#305;mlar.<br />
&#8220;<em class='bbc'>Ac&#305;yla ba&#287;lant&#305;l&#305; mutlulu&#287;umdan &#231;ok memnunum.</em><br />
<em class='bbc'>Bir yandan d&#252;nyay&#305; t&#252;m insanlar&#305;n mek&#226;n&#305; olarak alg&#305;lamak gerekir.</em><br />
<em class='bbc'>Her sabah yepyeni bir d&#252;nyaya kalk&#305;yorum. Her ak&#351;am d&#252;nyan&#305;n b&#252;t&#252;n yorgunluk ve ac&#305; &#231;eli&#351;kileriyle dayan&#305;lmaz duruma geliyorum</em>.&#8221; (s. 40)<br />
 <br />
Varolu&#351;&#231;u bireyin duru&#351;u genelin duru&#351;undan farkl&#305; oldu&#287;undan ve ayr&#305;ca bu radikal konumun intihar arzusunu da beraberinde getirdi&#287;inden bahsetmi&#351;tim. Toplumun genel ge&#231;er kurallar&#305; ve yarg&#305;lar&#305;na g&#246;re bir insan&#305;n kendi &#246;l&#252;m&#252;n&#252; istemesi anormaldir ve tedavi edilmelidir. Tezer &#214;zl&#252; de bu sebepten ak&#305;l hastanesine yat&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda insanl&#305;k tarihinin en berbat tedavi y&#246;ntemlerinden birine maruz b&#305;rak&#305;l&#305;r, beynine elektrik verilir.<br />
 <br />
<em class='bbc'>&#8220;D&#252;nyan&#305;n &#231;e&#351;itlili&#287;i ve ya&#351;am&#305;n uzunlu&#287;u ne kadar &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305;. O zamanlar gen&#231;tim. Kafama elektrik verdiklerinde. Kafama. Elektri&#287;i beyin h&#252;crelerime daha iyi g&#246;nderebilmek i&#231;in tuz kullan&#305;yorlard&#305;. Dayan buna, diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;m. Senin d&#252;&#351;&#252;ncelerini de&#287;i&#351;tirip kendininkilerine nas&#305;l olsa uyduramayacaklar. Seni g&#246;rmek istedikleri gibi olmayacaks&#305;n hi&#231;bir zaman. Tan&#305;mad&#305;&#287;&#305;n s&#252;rece her ac&#305; dayan&#305;labilir.</em><br />
<em class='bbc'>Beynini, d&#252;&#351;&#252;nememe, alg&#305;lamama durumunda tutmaya &#231;al&#305;&#351;malar&#305; be&#351; y&#305;l s&#252;rd&#252;. Be&#351; y&#305;l, t&#305;bb&#305;n t&#252;m ara&#231;lar&#305;, kimyas&#305; ve o gri g&#246;l gibi.</em><em class='bbc'>&#8221; </em> (s.46)<br />
 <br />
 <br />
<strong class='bbc'>	&#8220;Seni senden &#231;alan toplumdur&#8221;</strong><br />
 <br />
Yazd&#305;klar&#305;ndan anlad&#305;&#287;&#305;m&#305;z kadar&#305;yla tedaviler doktorlar&#305;n istedi&#287;i do&#287;rultuda i&#351;e yaramaz. Bu, edebiyat ve &#231;o&#287;unlukla kitaplardan uyarlama sinema filmlerinin en &#231;ok kullan&#305;lan konular&#305;ndand&#305;r. <em class='bbc'>1984</em>'te Winston'&#305;n beyni y&#305;kan&#305;r ve adam, 2+2'nin 5 oldu&#287;una inand&#305;r&#305;l&#305;r. <em class='bbc'>Otomatik Portakal</em>'da sorunlu gencimiz Alex'i toplumla uyumlu hale getirmek i&#231;in yeni bulunan bir ilac&#305;n ona enjekte edilmesiyle daha &#246;nce yapt&#305;&#287;&#305; k&#246;t&#252; &#351;eylerden i&#287;renmesi sa&#287;lan&#305;r. Do&#287;rudan ak&#305;l hastanesinde ge&#231;en en &#231;arp&#305;c&#305; kitaplardan birisi de herhalde <em class='bbc'>Guguk Ku&#351;u</em>'dur. Hapisten y&#305;rtmak i&#231;in ak&#305;l hastas&#305; aya&#287;&#305;na yatan McMurphy, Bromden'&#305;n anlatt&#305;klar&#305;na g&#246;re, ac&#305;mas&#305;z hem&#351;ireye kafa tutabilen ve normalde insan&#305; g&#252;nlerce serseme &#231;eviren, hatta iyile&#351;ebilir hastalar&#305; iyile&#351;emez hale bile getirebilen elektrik &#351;oklar&#305;na direnir, k&#305;sa s&#252;rede de toparlan&#305;r. Tezer &#214;zl&#252; bu a&#231;&#305;dan McMurphy'ye benzer.<br />
 <br />
<em class='bbc'>Guguk Ku&#351;u</em>'nda McMurphy, ak&#305;l hastanesindeki zaman&#305;nda fahi&#351;esinden tutun bal&#305;k av&#305;na kadar hi&#231;bir &#351;eyden mahrum kalmam&#305;&#351;t&#305;. Bunu yaparken di&#287;erlerini de te&#351;vik ediyordu. Ama bir yandan da tek ba&#351;&#305;na ka&#231;ma plan&#305; oldu&#287;unu da ink&#226;r etmiyordu. Ba&#351;ka t&#252;rl&#252; anlatmak gerekirse ac&#305;mas&#305;z hem&#351;irenin (toplumun demek de hatal&#305; olmaz san&#305;r&#305;m) s&#305;k&#305; kontrol&#252;nde bile umudu vard&#305;. Bazen daha fazla ya&#351;amak istemeyecek kadar yorgun ve yapayaln&#305;z, daha fazla yazmak istemeyecek kadar umutsuz oldu&#287;unu hayk&#305;rsa da sat&#305;rlar&#305;nda Tezer &#214;zl&#252;'de de buna rastlamak m&#252;mk&#252;n. <em class='bbc'>&#8220;Hava &#231;ok g&#252;zel. Mavi g&#246;ky&#252;z&#252;, g&#252;ne&#351;in s&#305;cakl&#305;&#287;&#305; hi&#231; bitmeyecek gibi. Bug&#252;n neler d&#252;&#351;&#252;n&#252;l&#252;r, diye ge&#231;iyor akl&#305;mdan. Belki yaz&#305; bile yaz&#305;l&#305;r. Ne limanlar var yery&#252;z&#252;nde diyorum. Ne a&#231;&#305;k denizler. Ama da&#287;lar aras&#305;nda kaybolan ka&#231; deniz var?&#8221; </em> (s. 29)<br />
McMurphy'nin yapt&#305;&#287;&#305; gibi bask&#305;ya kar&#351;&#305; &#231;&#305;k&#305;&#351; Tezer &#214;zl&#252;'de yo&#287;un bi&#231;imde var. <em class='bbc'>Kalanlar </em>'daki &#8220;C&#252;mleler&#8221;de bunu &#231;ok net ifade etmi&#351;:<br />
<em class='bbc'>&#8220;&#199;ocuklu&#287;umuz &#252;zerine k&#226;bus gibi &#231;&#246;ken eski ku&#351;aklar, bilin&#231;li y&#305;llar&#305;m&#305;z&#305; da elimizden almay&#305; ba&#351;aramayacak. Biz mutlu isek, mutlu olmay&#305; istedi&#287;imiz ve bunun i&#231;in &#231;aba harcad&#305;&#287;&#305;m&#305;z i&#231;in mutluyuz.&#8221; </em> (s. 59)<br />
 <br />
<em class='bbc'>&#8220;&#350;unu &#246;&#287;renmelisin: Sen hi&#231;bir i&#351;e yaramaz de&#287;ilsin. Seni senden &#231;alan toplumdur.&#8221; </em> (s. 60)<br />
 <br />
 <br />
<span rel='lightbox'><img src='http://mavimelek.com/denemeler/kalanlar-tezer.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span><br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n, her t&#252;rden fa&#351;izme kar&#351;&#305; oldu&#287;unu &#8220;Sons&#246;z Gibi&#8221;nin son c&#252;mlelerinde okuyoruz:<br />
<em class='bbc'>&#8220;&#8230;Yan&#305;ma yakla&#351;an herkesi d&#252;&#351;man&#305;m olarak g&#246;r&#252;yordum. Onlar d&#252;nyaya bunca y&#305;ld&#305;r ac&#305; veren fa&#351;istlerdi. En b&#252;y&#252;k korkum fa&#351;istlerdendi. Benim, fa&#351;ist olarak g&#246;rd&#252;klerimin fa&#351;ist olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rmeyi &#246;&#287;rendim. Bu deney bir &#351;ey getirdi mi bana? Hay&#305;r. Y&#305;llard&#305;r fa&#351;istlerin zulm&#252; alt&#305;nda ya&#351;ayan insanlar var. Y&#252;zleri, elleri, g&#246;vdeleri ba&#351;ka.&#8221; </em> (s. 75)<br />
 <br />
Tezer &#214;zl&#252;'den kalanlar&#305;n topland&#305;&#287;&#305; kitap k&#252;&#231;&#252;c&#252;k ama insan&#305;n i&#231;ine doldurduklar&#305; kocaman. Konuyu sadece varolu&#351;&#231;uluk a&#231;&#305;s&#305;ndan de&#287;erlendirmek bile kab&#305;na s&#305;&#287;mad&#305; ta&#351;t&#305;. Onca s&#246;zc&#252;kten sonra neden h&#226;l&#226; asl&#305;nda &#231;o&#287;u &#351;eyin eksik kald&#305;&#287;&#305; hissi var i&#231;imde? Ya da bu kadar lafa gerek var m&#305;yd&#305; onu anlatmak i&#231;in? Tezer &#214;zl&#252;'n&#252;n <em class='bbc'>Kalanlar</em>'&#305; bittikten sonra i&#351;te b&#246;ylesine bir &#231;eli&#351;ki i&#231;inde kal&#305;n&#305;yor. Ben kendimle m&#252;cadele ederken b&#305;rakal&#305;m da Tezer &#214;zl&#252; kendini anlats&#305;n:<br />
&#8220;<em class='bbc'>K&#305;rk y&#305;ld&#305;r d&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;m halde, d&#252;&#351;&#252;nmeye zaman&#305;m olmad&#305;&#287;&#305; duygusunday&#305;m.</em><br />
<em class='bbc'>Varolu&#351;umuzun en ilgin&#231; yan&#305; bu d&#252;&#351;&#252;nsel oyun. Ac&#305;, sevgi, kurtulu&#351;, yaln&#305;zl&#305;k, mutluluk, kin, &#246;l&#252;m, a&#287;a&#231;, da&#287;, deniz, &#231;ocuk, adam, gece, sabah, evlerin duvarlar&#305;, d&#252;nya, d&#252;nyay&#305; saran bo&#351;luk, sonsuzluk, hepsi d&#252;&#351;&#252;ncede olu&#351;uyor. Hay&#305;r, </em>&#8216;Cogito ergo sum' <em class='bbc'>demeyece&#287;im. Peki ne diyece&#287;im?</em><br />
 <br />
&#8216;Var&#305;m, &#246;yleyse d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorum.'&#8221; (s. 52)<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
mavimelek.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 15:51:23 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98250-kalanlar%26-8217%3Bda-varoluthun-yzleri-tudhce-ayteth/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Şiirsel Kötülük Egosu</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98240-thiirsel-koetuluk-egosu/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 12px;'>-siz, iyinin saf ve tutkulu b&#252;y&#252;k yalnızı; sizi ışığa tutacağız </span><br />
<span style='font-size: 12px;'>ve yıkayacağız aşkın insan ırmağında-</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bakın kardeşim eninde sonunda her tutku, bel vermiş tahta bir &#231;er&#231;evenin i&#231;inde k&#246;rd&#252;ğ&#252;me durur. Hem b&#252;y&#252;l&#252; &#246;zneye ulaşma yolculuğunda &#246;teye tutunan kimliğe giydirilen deli g&#246;mleğinin terzisi, Kaf Dağı&#8217;nın arkasındaki yitik kıtada oturur.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Yeri gelmişken &#246;nemli bir noktaya dikkatinizi &#231;ekmek isterim: Evrenin tuvalini beyaz fır&#231;a darbeleriyle kara bir bataklığa &#231;evirene direnen her şiir, en az bir cinayete meyillidir. Herkes korkmalıdır &#252;&#231;ayaklı ş&#246;valyeden.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Kendinize gelin bayım, bir &#246;vg&#252; tabağında g&#252;l&#252;mseyen karşılıklı ziyaretler hediyesi değildir s&#246;zc&#252;klerim. Sonra, o kentlerin ruhuna sinmiş eski zamanlar sevgilerini de y&#252;z&#252;me s&#252;rmeyin. Bırakın orada kalsınlar, yani kendi zamanlarında. Duygudaş boşluğunuza barış &#231;ubuğu değildir o sevgiler, değil mi? L&#252;tfen bana &#246;yle bakmayın! </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Şu &#246;l&#252;m de olmasa ve ayrılık, kimsenin kimseye eski bir kent zamanı sevgisi anımsatacağı veya hediye edeceği yok. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Hem s&#246;yler misiniz; siz aslında en &#231;ok kimi sevdiniz? En &#231;ok kimi bir başına bıraktınız?</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Şair, &#8220;İ&#231;i narlı o şehr-i Granada&#8221; yı şiirine aşkın ve tutkunun d&#252;nya dizesi yaptığında, en &#231;ok kimi yarım bıraktınız? </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>D&#252;ş&#252;nd&#252;n&#252;z m&#252; sevgili kardeşim, d&#252;ş&#252;nd&#252;n&#252;z m&#252;? Şu yozlaşma g&#252;nlerinde&#8230; </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Yani hep sonrası iyilik ve g&#252;zellik midir? Bir aşk biter mi direnmeden? Ey (soysuz) şiir ve (soylu) şair, &#231;irkin bir yery&#252;z&#252; neden gelip oturur y&#252;reğine? </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Ah bayım, algınıza anlamlar ekin! Zor yollardan ge&#231;iyoruz. Bilmelerin aceleciliği ve hercai menekşesi gitgide arsızlaşıyor donanımlı akşamlarınızda. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bug&#252;n sizinle İyi &#252;zerine konuşmak isteyip, istemediğimi de bilmiyorum. Ama İyi &#231;ıplaktır. Siz, İyi&#8217;nin canlı ve &#231;ok &#246;nemli bir şahsiyet olduğunu s&#246;yl&#252;yorsunuz. Ve sevgilerin &#252;zerine d&#252;ş&#252;nce ektiğini... Sonra İyi&#8217;nin yaşantılar rahlesinde yeşerdiğini...</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Şimdi ise allanıp, pullanarak hayat ve bilgi ağacının salıncağında sallandığını m&#252;jdeliyorsunuz. İlgiler, serin bir r&#252;zg&#226;r gibi tenleri okşadığında, İyi&#8217;nin nitelikli okuyucunun tarifini deftere yazdırdığını s&#246;yl&#252;yorsunuz.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Siz kardeşim, siz, İyi&#8217;nin arkadaşı olmakla &#246;v&#252;nebilirsiniz. Bir zaaflar ustasının alınganlığının ve vazge&#231;ilmezliğinin bah&#231;esinde, o okunmuş bi&#231;emler yazgısı se&#231;kinler dolaşımını g&#246;z&#252;m&#252;n i&#231;ine sokabilirsiniz.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Elbette İyi, her şeyi hak eden mutsuzdur ve egemen. İyi, eleştiride sınır tanımayandır. Size inanabilirim. Ama bu durumu, aklımın geyşasına nasıl anlatacaksınız?  Orada irkilen bir salyangozu, bir &#231;ılgın didişmeyi nasıl zapt edeceksiniz?  </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Kabuğunuz, o b&#252;y&#252;k sayvan &#231;atladığında; &#231;alınmış bi&#231;imler kullanan devrik c&#252;mleniz ve antlaşmalar &#231;anağındaki uysal formlar sarardığında veya k&#246;r konuşma avlusundaki o sevinciniz solduğunda; siz, tanrısal ritmin sıkıntı a&#231;an taze gecesinde, katledilmiş bir şairin k&#252;llerini savurabilir misiniz boşluğunuza?</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>L&#252;tfen konuşmayın, kardeşim! L&#252;tfen susun! Hem siz şair gibi &#8220;hi&#231; yokuş aşağı koşmadınız&#8221; ki.</span><span style='font-size: 12px;'> &#8220;Bir baş d&#246;nmesi aldı mı kesilen hızın yerini ve bacaklarınızda gelen r&#252;zg&#226;r sizden &#246;nce aştı mı engeli?&#8221;</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Şiirin arka kapak yeline ihtiyacı olduğunu da nereden &#231;ıkarıyorsunuz?  Unutmadan, şu kıvam meşalelerini de &#246;ns&#246;zden &#231;ekin. Bakın deliye d&#246;nd&#252; renklerini arayan &#231;ark.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Susun bayım, dinleyin! &#8220;</span><span style='font-size: 12px;'>İnsan kendi başına ilgin&#231; değildir, kendisini ger&#231;ekten insan yapan şeyle ilgin&#231;tir: Yazık ki temel farklılığı da bu oluşturur.&#8221; diye fısıldıyor, Altenburg&#8217;un Ceviz Ağa&#231;ları, duymuyor musunuz?</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Susun, bir albino yangın &#231;ıkarmış meydana! </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Hem şimdi bir durum değerlendirmesi yapmam gerekiyor. </span><span style='font-size: 12px;'>Hem aklın değeri, insan-insan ve insan-doğa &#231;elişkisinde nitelik bulur. Uyum, zavallı bir sonu&#231;tur.  Olmanın bilgisine ulaştığında, kavramlar, şiirleşir. Sonra her şey birikir ayrıksı bir usturanın ışıltısına ve yalnızlık olur, tarihtir. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bakın Bayım,  deli ve deha aynı tastan su i&#231;iyor. Tamam, sizi anlıyorum. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Elbette giyinik bir odada, her sabah, kapısında s&#252;t &#231;anağı cennetin meleklerini &#246;pebilirsiniz, derinizi değiştirebilirsiniz, saklanabilirsiniz y&#252;z&#252;n&#252;n muhteşem kışına.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Ve iplerinizi okşayabilirsiniz yasal bir şarkıyla işbirliği yaparak, yazı yazabilirsiniz d&#252;ğ&#252;mler cinneti simli agoraya, hayatın k&#246;r k&#226;ğıdına tutunmuş &#246;mr&#252;.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Yontunun şah damarını kesebilirsiniz, k&#252;&#231;&#252;k bir telaşın bı&#231;kısıyla; k&#246;rk&#252;t&#252;k, her şeyi yoluna koyan. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bazı vakitler, &#231;oğunluğun kederi, pencerelerinizi a&#231;abilirsiniz yalınayak bir bahara; seyredebilirsiniz sonsuzluğunuzu paslı &#231;ivilerinizle, zebunk&#252;ş, her şeyi geride bırakan r&#252;zg&#226;rın &#246;n&#252;nde.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Ve o &#252;nl&#252;, ge&#231;mişle geleceği birbirine kelep&#231;eleyen, az s&#246;zc&#252;kl&#252;, duyarlı ve i&#231;ten ve &#246;zl&#252; bir anlatımın &#231;ocuğu, konuşma dilinin olanaklarını soluyan ne g&#252;zel şiirlerinizi yazabilirsiniz.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Elbette sizi anlıyorum. D&#252;ş g&#252;c&#252;n&#252;n cesareti g&#246;r&#252;nmeye başladığında, nadide oluşlar ve değişimler aynanız &#252;rperecek. Belki eylemin filizleri sizi kendine yurt edinecek. Tamam, buyurun kardeşim, incelin geceye. Nasıl olsa alfabesiz ten ve ruh ve i&#231; deniz n&#246;bet&#231;isi t&#252;l perde. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bakın, renk doğumu. Pervaneler k&#252;&#231;&#252;k anlamlar &#231;iziyor, taze yapraklara. Bakın, kuşatılmış deniz. İşte kalbim, &#231;elişkilerin g&#246;ğs&#252;nde koşan yılkı.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bayım, siz hi&#231; kendinizi sorguladınız mı? </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bayım l&#252;tfen, insanları anlama saatinizi ayarlayın!</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>L&#252;tfen bana, kurallar ve kalıplar melodisiyle kurgulanmış bir uyarlılığın, geleceğin iyi ve sağlıklı olmasının vazge&#231;ilmez bir koşulu olduğunu inatla s&#246;ylemeyin ve uyulmasına da karşılıklar re&#231;etesi yazmayın. </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Doğrularınızı başımın &#252;zerinde bir kılı&#231;, bir kırba&#231; gibi sallayıp, durmayın. Sizin akıllı şairlerinizden, akıllı yasal aşklarınızdan ve b&#252;y&#252;k geleneklerinizden bıktım artık. L&#252;tfen bayım, s&#246;yleyin bana, akıl sağlığı yerinde olan akıllılar kıyımın bek&#231;ileri midir? Kurallardan duygusuz kurallar yazanlar, kuralların &#231;ocukları&#8230; Akıl sağlığı ciddi akıllılar&#8230; </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>İyiler denizinin sahipleri. Ki orada b&#252;t&#252;n deliler boğuldu, bayım.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bayım l&#252;tfen! </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Haydi, siz yine suya sabuna dokunun&#8230; Bir marifetler ilgisi, gelişerek değişenlere&#8230; Sonra bir &#246;vg&#252; &#246;yk&#252;s&#252;, i&#231;inde derinliklerin alkışı&#8230; </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>İşte yanı başınızda k&#246;t&#252;ler, o meşum s&#246;zc&#252;kleriyle&#8230;</span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 20:45:38 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98240-thiirsel-koetuluk-egosu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Geceme Gün Diye Düşen</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98120-geceme-gun-diye-duthen/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'>Hey derdine kurban olduğum, bir g&#252;nde sefa s&#252;relim senle!. <br />
<br />
&#199;at pat oynayalım, konu komşu şikayet etsin, camlarını kıralım d&#252;şlerimizin ka&#231;ışalım sonra. Sen pembe iste bebeğini, ben arabamı mavi ikisi de olmasın elimizde.<br />
<br />
Hey &#246;mr&#252;ne kurban olduğum; bir g&#252;n&#252;n&#252; ayır bana"!. Ben "ce.." diyeyim &#231;ıkıp, sen sobe sobe diye inlet y&#252;reğimi... Basalım &#231;ığlığı, kıskan&#231;lık yap al elimden oyuncağımı sonra g&#246;zyaşlarıma kıyamayıp geri ver okşa sa&#231;larımı.<br />
<br />
Hey koynuma yar diye aldığım; &#231;atma kaşlarını, g&#246;lgelenmesin y&#252;z&#252;n, "sana yakıştı" dedik diye, s&#252;r&#252;p s&#252;r&#252;şt&#252;rme, takıp takıştırma şu h&#252;zn&#252;!.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'>Ezberleyelim seninle olmaz dediklerimizi, kapat g&#246;zlerini el yordamıyla gezin kalbimde, &#231;ıkarıp at sıkıldıysan d&#252;nlerimden, tozunu al odalarımın, hani şu h&#252;sranlarla dolu olanlarını&#8230; karanlık diye korkma sakın, sen ge&#231;tik&#231;e aydınlanıyorum, nasıl bir ferahlık bu i&#231;imi kaplayan bir bilsen!</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'>Bilmek diyorsun benim işim değil, bilmek matematik, bilmek hesap kitap işi, ben dalarım denize &#231;ıkıp &#231;ıkamayacağımı Allah bilir!.</span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'>O vakit geceme g&#252;n diye d&#252;şen sen; yıllar yıllar evvel birini sevdim demiştim ya sana, unut gitsin!.</span></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: arial,helvetica,sans-serif'><strong class='bbc'>Talan Ayşe Kanca</strong></span></span>]]></description>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 00:22:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98120-geceme-gun-diye-duthen/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Şiir-Bar’da Rapsodi</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98079-thiir-barda-rapsodi/</link>
		<description><![CDATA[Yeni yazdığım, i&#231;i dopdolu, gelişmesini tamamlamış bir şiirimi, bir ay s&#252;reyle her akşam prime-time kuşağında okunmak &#252;zere, adı sanı pek duyulmuş bir şiir tanıtım kanalına g&#246;nderdim ve yanına da bir not iliştirdim: &#8220;Sevgili Şiir Tanıtım Se&#231;icisi, l&#252;tfen şiirime gereken saygıyı g&#246;steriniz.&#8221;<br />
 <br />
Birka&#231; g&#252;n sonra, beni b&#252;y&#252;k bir hayal kırıklığına uğratan, elbette kızdığım ve sinirlendiğim bir cevap aldım. Se&#231;ici, kapkara cevabi notunda; o g&#252;zel şiirimin yapı taşlarında &#231;atlamalar bulunduğunu, &#246;ze yerleştirmeye &#231;alıştığım kıvamın, olgunun derinine inemediğini, şiirimin daha &#231;ok bir piyesi andırdığını, y&#252;zeysel, bağları kopuk, alanları somutlaştırmayan farklı yazma ve s&#246;yleme &#231;abamın a&#231;ık&#231;a sırıttığını, utanmadan yazıvermiş. Nevrim d&#246;nd&#252;.<br />
 <br />
Oysa bug&#252;ne kadar, benim gibi B&#252;y&#252;k Şair-Mumya Evi&#8217;nde bile &#246;l&#252;ms&#252;zleştirilmiş ve b&#252;y&#252;k cemiyetin s&#246;z s&#246;yleyenlerince &#8216;B&#252;y&#252;k Yazıcı&#8217; unvanıyla onaylanmış &#246;nemli bir yazıcının b&#252;t&#252;n ayrışık yaklaşımları, diğer şiir tanıtım se&#231;icileri tarafından &#246;vg&#252; ve sempatiyle karşılanmıştı. (Tanrım sen bizi kutsa!)<br />
 <br />
Hatta bir se&#231;ici, &#8220;Sizlerin d&#252;zeyinde iyi, k&#246;t&#252; artık aşıldı. İyi olduğunda, şiiri; k&#246;t&#252; olduğunda ise yazıcısını yayımlıyoruz.&#8221; demişti. Peki, bu adamın derdi neydi acaba? Neden benim Shakespeare kokulu g&#252;zide &#231;alışmamı k&#252;&#231;&#252;k g&#246;rm&#252;şt&#252;?<br />
 <br />
Ah şu kızmalar u&#231;urumu, beni nasıl da i&#231;inden &#231;ıkılması g&#252;&#231; sıkıntılar cenderesine sokuyor. Ancak, kendime de s&#246;ylediğim gibi bu durumun altında kalacak halim yoktu. Hemen, ne yapacağımı, nasıl bir cevap vereceğimi d&#252;ş&#252;nmeye başladım.  &#214;ncelikle se&#231;iciye iki satırlık bir cevap yazdım. Durumu olgunlukla karşıladığımı belirttim ve teşekk&#252;r ettim.<br />
 <br />
Sonra renklere k&#252;sm&#252;ş bir halde d&#252;ş&#252;n&#252;rken, g&#252;zel bir şey oldu. Birden aklıma, vicdanımda beslediğim evcil g&#252;vercinler geldi. Evet, evet yalnızca onlar bana yardım edebilirdi. Ancak, b&#252;y&#252;k aklımın etrafında evcil g&#252;vercinleri dolandırarak, bu kaba soruna bir &#231;&#246;z&#252;m bulabilirdim. Rahatladım. V&#252;cudumu işgal eden soğuk terleri kuruttum. Derin bir nefes &#231;ekerek yeniden &#231;evreme sevgiyle bakmaya başladım. Sarsıntının o kahredici ilk şokunun izini yok etmek i&#231;in birka&#231; saat uykunun iyi geleceğine karar vererek dinlenmeye &#231;ekildim.<br />
 <br />
Uyandım. Bulduğum &#231;&#246;z&#252;m&#252;n beni kollarında sevmesi, beynimin i&#231;indeki tozları emip, yok etmişti. &#199;&#246;z&#252;m bulmuş bir anın dayanılmaz hafifliği bu olsa gerek. Ey insanoğlu aklımı seviyorum! -Ah her kalp k&#252;&#231;&#252;k &#246;l&#252;mler acısı/ ilmek ilmek &#246;r&#252;lm&#252;ş i&#231; i&#231;e odalar yalnızlığı-<br />
 <br />
(Teknolojiyi sevmiyorum. Bir arkadaşım s&#246;ylemişti. İletişim ara&#231;larının &#231;oğalması, yazın tarlasında, kimin, neyi, ne kadar, nereden y&#252;r&#252;tt&#252;ğ&#252;n&#252; a&#231;ık&#231;a ortaya koyuyormuş. &#199;evirinin yol aldığı mesafe de git gide bela olmaya başlamış.)<br />
 <br />
Yine sıkıldım ve parantez i&#231;inden hızla uzaklaştım. Kafamı b&#246;yle anlamsız şeyciklerle bulandırmak istemedim. Beklemediğim zamanlarda aklımın i&#231;inde &#231;i&#231;ek a&#231;an ve yaramaz &#231;ocuklar gibi koşuşturup duran şeyciklere bir &#231;are bulmalıyım.<br />
 <br />
Kendimi daha fazla &#252;zmeye hakkım olmadığını d&#252;ş&#252;nerek, yataktan kalktım. Pencereyi a&#231;tım. Odaya sinen derin sessizlik kokusuyla seviştim, &#252;rperdim. Hava &#231;oktan kararmış olmalı. Ilık bir duş aldım. Giyindim. Durumu paylaşmak &#252;zere hemen Şiir-Bar&#8217;ın yolunu tuttum.<br />
 <br />
İ&#231;eri girdiğimde, herkesin adını g&#252;lle beslediği masa sohbetlerinin ışıklı bir meyve tabağı gibi g&#252;l&#252;msediği g&#246;rd&#252;m. G&#252;l&#252;msedim. Işıklandırılmış minnacık k&#246;şesinde karizmatik d&#252;ş&#252;nce ve yorumlarının eşliğinde Pop&#252;ler Dalgaların Eteğinde Magazinsel Mantı Tablosu&#8217;na s&#246;zc&#252;k kurutan bir başka &#246;nemli yazıcıyı g&#246;r&#252;nce iyice neşelendim. Bu uyum cennetini seviyorum. İşte budur, yaşamak! İşte budur, yazmaların kadirşinas estetiği! Yaratı d&#252;nyasının ge&#231;miş ve gelecek olan sorunlarının kendine uygun &#231;&#246;z&#252;mler bulması, bulacak olması ne kadar g&#252;zel bir şey.<br />
 <br />
Neşeli ve g&#252;l&#252;mseyen tenimin coşkulu iletişiminin itilimiyle hemen herkesi selamladım. Yeni, eski b&#252;t&#252;n g&#252;vercinleri. Hemen herkesin ağzımın i&#231;ine bakmasına fırsat vermeden, &#8220;Sevgili yazıcılar, dostlar, paydaşlar, şimdi sizlere bir şey anlatacağım. Bu olay hepimizi &#231;ok yakından ilgilendiriyor.&#8221; dedim ve başıma gelen o &#252;rk&#252;n&#231;, o &#252;z&#252;n&#231;, o politik kıskan&#231;lıkla bezeli anlamsız olayı anlattım.<br />
 <br />
Hepinizin tahmin edeceği gibi bir s&#252;re sessizlik oldu. Sevindim. &#199;&#252;nk&#252; bu zaman ve mek&#226;nda ilmeklenmiş, y&#252;z&#252;m&#252; okşayan sessizlik her daim gelecek iyi ve g&#252;zel tepkilerin işareti olmuştur.<br />
 <br />
Sevincim, karşılığını almakta gecikmedi. G&#252;vercinler sırayla bana yapılan haksızlığa karşı o muhteşem tepkilerini dile getirmeye başladılar. B&#246;ylelikle o k&#246;t&#252;, şiirden anlamayan yaratık, o pis işbirlik&#231;i se&#231;ici payına d&#252;şenleri almaya başladı. (Her g&#252;n&#252;m&#252;z b&#246;yle olsun.)<br />
 <br />
G&#252;vercinlerden biri: &#8220;Polis &#231;ağıralım. Kahrolsun kaotik d&#252;zen.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri: &#8220;Bu yaklaşım, tam i&#231;i boş bir lakırtı. Tavır, i&#231;erik, analiz, yorum, &#246;rnekler, neden-sonu&#231; ilişkisi a&#231;ısından l&#252;mpen, dar kafalı, hi&#231;lik katkılı tipik yer&#252;st&#252; yanaşması, ciddiye almayalım.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri: &#8220;Kendine konuşan şiir tanıtıcı, ne olacak! Temcit pilavcısı.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri: &#8220;Şiiri tutucu kalıplar i&#231;ine alarak, k&#246;şelerinden ahk&#226;m kesenlerin zırvalıkları midemi bulandırıyor.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri, kurgunun militanı gibi ağzını iyice bozarak: &#8220;Aradığı şan ve ş&#246;hreti bulamayan uvert&#252;rlerin &#231;ığlığı bu. &#199;ıkarcı dinozor daşşağı. Kafakol ilişkileri tarafından iğfal edilmiş kestane. Yavşak el işi &#246;rg&#252;s&#252; buna denir, işte.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri: &#8220;Kahrolsun şimdiki d&#252;zen. Analiz ve değerlendirme becerisi, ihtiya&#231; duyulan yetkinlik ve yeterlik, bu t&#252;r tavırlarla kazanılmaz. Biz bunlardan uzağa taşınalım. &#8220; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri: &#8220;Ben size dememiş miydim? Bu acımasız durumlar &#252;zerine daha &#246;nce yazmış olduğum yazıyı ilan tahtasına asacağım linkten okuyabilirsiniz.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Bir diğeri ve başka diğerleri de bir&#231;ok şey s&#246;ylediler. Sevindim, sevindim&#8230; G&#246;z ucuyla sağa sola baktım. O &#231;okbilmiş se&#231;ici ortalıkta g&#246;r&#252;nm&#252;yordu. G&#246;r&#252;nmesi de ihtimal dışıydı. Benim gibi &#246;nemli bir yazıcıya yapılan zaman dışı bir haksızlığın, onu susturup, kuytusuna kilitlemesi zaten camianın beklediği olağan bir sonu&#231;tu.<br />
 <br />
Beni sarıp sarmalayan, sımsıcacık sinerjisiyle kuşatan bu şarkıyı tarihe not etmek ve ilgileri iyice pekiştirmek i&#231;in yeniden s&#246;z aldım.<br />
 <br />
&#199;&#252;nk&#252; o dolgun g&#246;ğ&#252;sl&#252;, zavallı şiirimin devre dışı bırakılmasını, bu avam olayı, kuramsal bilginin ve uygulamaların ve de nedenlerin etrafında iyice irdelemeye karar vermiştim. Şiirimi, basit bir alışkanlıkla oluşturulmuş beğenmek-beğenmemek kuyusundan kurtarmalıydım.<br />
 <br />
B&#246;ylelikle  g&#252;vercinlerimin ve beni kıskanan diğer vahşilerin akıllarına &#231;engel atabilecek olası basit bir ş&#252;phenin tenime ve ruhuma sı&#231;ratabileceği &#231;amura da engel olabilirdim.<br />
 <br />
Hemen değerler felsefesinin kapısını a&#231;tım. Etik ve estetik aynaları &#246;pt&#252;m. Altın yaldızlı &#231;er&#231;eveler i&#231;ine alınmış birka&#231; c&#252;mleyi hatırlattıktan sonra olayı, son &#231;eyrek y&#252;zyılın şiir d&#252;ş&#252;nceleri ve tartışmaları i&#231;inde gezdirdim.<br />
 <br />
Ardından şiir-bar ve şiir tanıtım kanalları &#252;zerine &#231;&#246;reklenen ideolojik ve ekonomik yaklaşımlarından yakındım. Ardından şiirin neliği &#252;zerine zımparalanmış &#246;nemli c&#252;mleleri arka arkaya seslendirdim.<br />
 <br />
Elbette bu gezintiden, sanal ortamlar, se&#231;kinlerin dolaşımından &#246;zenle toplanmış şiirler, şiir yolculukları, &#231;anak-&#231;&#246;mlek mahkemeleri, okuyucular, &#246;ğreniciler, takip&#231;iler de payını aldı.<br />
 <br />
Bu arada, aniden ortaya &#231;ıkan, ama ortaya &#231;ıkmasını zaten beklediğim birka&#231; vahşinin beni sevmeyen cılız seslerini duymamazlıktan geldim.<br />
 <br />
Hızımı almışken, m&#252;rit işi &#231;alışan yazıcıları kınadım. Şiir-Cemiyet  D&#252;nyası&#8217;nın o imrenilen olay-haberlerini yazmaktan zevk alan magazinci yazıcılarını ayıpladım. Sorunları başka y&#246;nlere koşturup, ilgi merkezleri yaratarak, ger&#231;eğin &#252;zerini kapatmaya &#231;alışanlara lanet okudum. Bir durumdan yararlanarak yetersizliklerini s&#252;sleyenleri (varsa) Tanrı&#8217;ya havale ettim. &#214;zeleştiri yapmadan, eleştiri yapanlara kızdım.<br />
 <br />
T&#252;ketim ırmağının bizi nasıl da kirlettiğini s&#246;ylemeden de edemedim. Sonra &#246;z&#252; yıpratılmış eleştirinin eşi benzeri olmayan şiirim ve şiirlerimiz i&#231;in nasıl g&#246;lge olduğunu seslendirdim. Sonra bir yaşantı zenginliğinden nasibini almamış kopyacı edaların ve yaklaşımların ve &#252;r&#252;nlerin bağlanmış g&#246;z&#252;m&#252;z&#252; a&#231;ması gerektiğini; yalnızca kendi yolumuzda y&#252;r&#252;mek i&#231;in kabuğumuza &#231;ekilmekte &#231;ok ge&#231; kaldığımızı &#252;st&#252;ne basa basa s&#246;yledim. Sonra&#8230; Sonra&#8230;<br />
 <br />
Yine bir an sessizlik oldu. G&#252;l&#252;msedim. Kimsenin tek bir kelime etmesine fırsat vermeden (İşin b&#252;y&#252;s&#252; burada yatıyor) alkış sesleri arasında mağrur ve mutlu bir şekilde Şiir-Bar&#8217;dan ayrıldım. (&#199;ılgın alkış sesleri h&#226;l&#226; kulağımın i&#231;inde d&#252;ğ&#252;n dernek eğleniyor.)<br />
 <br />
Mutlu yuvamın kapısını a&#231;tım. Bir s&#252;re evin odalarını dolaştım. Bir ara bah&#231;eye &#231;ıktım. Kedilerin s&#252;t &#231;anağını doldurdum. Bir ara akıp giden geceyi seyrettim. Bir aralar bitince sanal evrenimin doyumsuz boşluğa a&#231;ılan penceresini a&#231;tım. Artık sanal avludayım. Huzurluyum.<br />
 <br />
Sempatiler&#8230; Sempatiler&#8230;<br />
Profil resmimi değiştirdim. Kendimi seviyorum.<br />
Ayrışmış bir ruh hali i&#231;inde saldırıya uğramış zavallı şiirimi okumaya başladım.]]></description>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 21:11:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98079-thiir-barda-rapsodi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Karanlık</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98064-karanlyk/</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #000000'><strong class='bbc'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 12px;'><p class='bbc_left'>Birka&#231; damla g&#246;zyaşı d&#252;şt&#252; yere, sonrası geldi, sanki saatlerce ağlayan o değilm</p><p class='bbc_left'>iş gibi kıpkırmızı g&#246;zlerini silip, dağılmış sa&#231;larını d&#252;zeltti kadın, artık i&#231;eriye girebilirdi... <br />
<br />
İ&#231;erisi loştu televizyonun ışığıydı odayı aydınlatan, k&#246;şede oturan bir g&#246;lge ayağa kalktı gelip yanında durdu. Ellerini omuzuna koydu kadının; sarstı sarstı sarstı... Artık oda ağlıyordu... <br />
<br />
Kadın sessizliğini bozup bir şeyler demeyi &#231;ok istedi, canı yanmıyordu, sadece, adama bu yakın durmaktı canını sıkan, kokusu geliyordu burnuna, yaralı y&#252;reğine.... <br />
<br />
H&#226;l&#226; ayakta, h&#226;l&#226; acılı ve &#246;fkeliydiler... <br />
<br />
Adam "neden?" dedi, neden gidiyorsun?<br />
<br />
<br />
Kadın, karanlık dedi, karanlıktan korkuyorum... <br />
<br />
Adam anlayamadı, &#246;yle bakıyordu g&#246;zlerinin i&#231;ine, delip ge&#231;mek ister gibi... Ne karanlığı dedi adam sesi fısıltı gibiydi...<br />
<br />
Ruhun dedi kadın; artık &#231;ok karanlık!.</p></span></span></strong></span><br />
<br />
<br />
 <br />
<strong class='bbc'><span style='font-size: 12px;'><span style='color: #800080'>Talan Ayşe Kanca</span></span></strong>]]></description>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 19:43:43 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98064-karanlyk/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[&#199;&#305;plakl&#305;k]]></title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98050-plaklk/</link>
		<description><![CDATA[Hangi g&#252;ndeyiz, saat ka&#231;, oturduğum yer sandalye&#8217;nin hangi k&#246;şesine daha yakın, bardağım masanın kenarına yakın kolum ona yanlışlıkla değip yere d&#246;k&#252;lecekmi, birazdan elektirikler kesilip bu yazmaya &#231;alıştığım yazıyı daha kaydetmeden hi&#231;liğe g&#246;mecekmi, sigara i&#231;esim geldiği halde bir g&#252;&#231; beni engellemeye devammı edecek, &#246;zlemlerim ne kadar daha g&#252;&#231;lenecek veya her şey bir anda kafamda normalleşip rutin bir hayata mı d&#246;n&#252;şecek ?<br />
    Bunların hi&#231;birini şu an i&#231;in bilmiyorum aslına bakarsanız bilmekte istediğim s&#246;ylenemez, Cibran&#8217;ın geveze olanlar diye tabir ettiği g&#252;ruhtan g&#246;r&#252;yorum kendimi şu anda, ve gevezelik etmeye devam ediyorum  &#231;&#252;nk&#252; bu aralar, belkide yaşadığımız bu &#231;ağda yapılacak ondan daha anlamlı bir iş yok gibi geliyor bana &#8216;Geveze&#8217; lik etmek ve gevezeler topluluğun&#8217;un arasında rahat huzurlu bir hayat s&#252;rmek, birilerine birşeyler anlatma i&#231;g&#252;d&#252;s&#252;yle harcanan dakikalar, saatler, g&#252;nler, hatta bir &#246;m&#252;r, bu &#231;aba&#8217;nın tek kuralı sadece senin anlatma istencinin olması, yani o kadar istikrarlı olmak gerekliki bu konuda başkaları sana bir şey anlatmaya veya kendini ifade etmesine izin vermeyeceksin, dinlersen bile onun kelimeleri bittikten sonra kendi anlamını anlatmandaki k&#252;&#231;&#252;k matematiksel hesaplar yapabilmek i&#231;in dinlemelisin o kişiyi&#8230;<br />
ki amacın ger&#231;ekleşsin.<br />
   Bir şekilde t&#252;m eylemler kişinin kendisine y&#246;nelik olduğunu anladıktan sonra yazıyorum bu yazıyı, aslında kendimle konuşmalarda diyebilirim buna, yoksa okuyacak belli bir kitlenin olmasına ihtiyacım yok&#8230;diyorum ama bunu da yazarken aslında yine kendimi anlamlı hissetmek gibi bir kaygı taşıyorum, gaygılarımı babama anlatmaya karar verdim&#8230;anlattım verdiği yanıt ne olursa olsun kabul&#252;m olacaktı, ama olaylar planladığım gibi &#231;ıkmadı, zaten ne planlasak hi&#231; &#246;yle y&#252;r&#252;mez işler, en son planladığım kitap okuma g&#252;nleri&#8217;de fiyaskoyla sonu&#231;landı&#8230;o g&#252;nden sonra plansız yaşamaya karar verdim,<br />
en azından, kitap okumak istediğim zamanlar a&#231;tığım kitabın her harfinden zevk alıyorum artık, bir satır okusam bile onlarca sayfaya eşit olduğunu anladım, bu y&#252;zden bu teşhisi kullanarak fazla kitap okumayada gerek kalmadı, 3 satır hoop tamam bug&#252;nl&#252;k yeter&#8230;artık başka plansızlıklara yelken a&#231;malıyım diye bu tembellik hastalığına devam ediyorum, hastalık derken aslında g&#252;zel bir hastalık olduğunu i&#231;imde duyumsayarak s&#246;yl&#252;yorum bunu, yoksa bir doktora ihtiyacım yok, bir doktora ihtiyacım olsaydı, sanattan anlayan bir doktor olmasını isterdim, en azından re&#231;ete yazmak yerine karşıma ge&#231;ip bana bir masal anlatsın tiyatral bir havayla, yada beni bir resim sergisine g&#246;t&#252;rs&#252;n yada ne bilim işte ş&#246;yle modern klasik bir m&#252;zik a&#231;arak onu dinlesek ama hi&#231; birşey konuşmasak, b&#246;yle bir doktora rastlamadığım i&#231;inde doktorları bıraktım artık&#8230;artık doktor kullanmıyorum&#8230;<br />
   Neyse efendim babama analattım bu tedirginliklerimi, sonuna kadar dinledi beni ama bu maratonun sonuna geldiğimizde babamın verdiği cevaplar silsilesi bana &#231;ok yabancı gelmemişti, bana bundan bir on yıl &#246;nceyi hatırlattı, kendi kendime acaba babam on yıl &#246;nceki zamanda mı yaşıyor diye sorular sordum, b&#252;y&#252;k bir h&#252;srandı benim i&#231;in bu, sonradan fark ettim ki insanın daha &#246;nceki zamanlarında sonu&#231;lanmasını istediği olaylar hep yarım kalıyormuş, ve bu yarımlar insana yeni bir d&#252;nya d&#252;zeni oluşturuyormuş, &#246;zellikle s&#246;z konusu kendi ailen ise, bilmem belkide onunda babası yarım kalarak terk-i diyar eylemiştir&#8230;kendimizi yarım kalan elma diye tabir etmek doğru olsa gerek, herkes ısırılmayı bekliyor doğduğu g&#252;nden itibaren, her tanıştığın yeni karekter bir ısırık alıyor o elmadan, bir şey demesine bile gerek yok sessiz kalasada durum değişmiyor, o insanı tanıman yeterli, ne kadar uzun zaman yaşarsanız o insanla, elmanızdan en &#231;ok ısıran o oluyormuş demek&#8230;bu y&#252;zden oğullar babalarının elmasından en b&#252;y&#252;k dilimi ısıran olduğunu anladım ve babama anlamsız yani onun i&#231;in anlamsız bir şekilde, konuşmasının sonunda &#246;z&#252;r diledim, anlamadı ama olsun ben &#246;z&#252;r diledim ve uzaklaştım ordan, şimdi onlardan uzağım, şimdi herkesten uzağım hatta bazen kendimden bile uzak olduğum ş&#252;phesine kapılarak hızla tuvaletteki aynanın karşısına ge&#231;iyorum ve kendimi anlamlı hissedene kadar bakıyorum kendime. Sonra ha tamam buradayım ben, ben benimle beraberim, yalnız bırakmam kendimi diye s&#246;ylenip tekrar plansız hayatıma geri d&#246;n&#252;yorum&#8230;şimdi d&#252;ş&#252;nd&#252;mde, uzakta olan birinin seni d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;n&#252; bilmen mutluluk aracı olmaya yetiyor bazen, en k&#246;t&#252;s&#252;&#8217;de tam bu ara&#231;ları &#231;oğaltmış ve kendi d&#252;nyanda huzur ve ferahla yaşamayı kendine &#246;ğretmişken, i&#231;indeki bilgelik sana telkinlerde bulunması, bu telkinlere kulak asmamayı deniyor insan uzun bir zaman ama başarısızlıkla sonu&#231;lanan bir operasyon bu, yani sonunda muhakkakki o kazanacaktır, bu ses &#246;yle herkesin sandığı gibi i&#231; ses falan değil, apa&#231;ık dış ses, yani bazen senin ger&#231;ekliğinden bile daha ger&#231;ek&#231;i oluyor, bir şeyin ger&#231;ekliğini ne ile &#246;l&#231;ersiniz ki ? harflerin bir ses teline yapışmasından mı, hayır hi&#231; de o kadar basit değil bu, sesler bazen yalancı olabiliyor hatta bazen değil &#231;ok&#231;a yalancı oluyorlar, bir hayatınızı g&#246;zlemleyin, etrafınızdaki gelişen olayları, konuşulan şeyler, labarbalar, verilen s&#246;zler, edilen yeminler, hepsi bir ses telinden, ger&#231;ek&#231;iymiş&#231;esine s&#246;yleniyorlar, halbuki olmadığını anlıyorsunuz daha sonra, şimdi s&#246;yleyin, i&#231; ses dediğimiz ve ger&#231;ekliğini inkar ettiğimiz şey i&#231; sesmi yoksa dış sesmi, &#231;&#252;nk&#252; sizi en &#231;ok rahatsız eden şeyler onlar, ve aldığınız t&#252;m kararların son noktasını koyan yine onlar&#8230;hayır hayır i&#231;de falan değil o, &#231;ok a&#231;ık olmasından dolayı saklanmış olsa gerek, denizi g&#246;r&#252;p suyu g&#246;remememiz gibi, ilk aklımıza gelen su değil deniz olur &#231;&#252;nk&#252;&#8230;ka&#231;ınız deniz kenarına gittiğinde aaa ne kadar g&#252;zel, milyarlarca su damlacığı bir araya gelmişler&#8230;dedinizki, bende demedim&#8230;<br />
   Hayatımızda ger&#231;ek ile ger&#231;ek olmayan, olumlu veya olumsuz, duygusal veya rasyonel diye kategorilere ayırdığımız soyut ve somut kavramları tekrar g&#246;zden ge&#231;irmemizi &#246;neriyorum, herkes bir &#246;neriyle &#231;ıkıyor karşınıza bende bununla &#231;ıktım işte &#231;ok g&#246;rmeyin bu &#246;nerimi, yoksa yaşlılığında bu &#246;neriyi az &#246;nce bahsettiğim ger&#231;ekten daha ger&#231;ek olan dış sesinden işiteceksin ve bu hi&#231;de kabul olunası bir &#246;neri olmayacak o zaman, &#231;&#252;nk&#252; artık kendini yıkman ve tekrar yapmanın ne kadar g&#252;&#231; bir eylem olduğunun farkına varacaksın, zaman mevhumuda değişecek senin i&#231;in artık, tik taklar ti, ti lere d&#246;n&#252;şecek ve bu İ&#8217;ninde sonu geldiğinde sadece &#8216;T&#8217; harfinden oluşan bir zaman olduğunu anlayacaksın, akrep ve yelkovan buğulanacak, sadece saliseler kalacak geriye o da ne zaman kendi hassaslığını yitirecek diye s&#252;rekli bir tedirginlik hali&#8230;en iyisimi şimdiden yıkılın. Yıkılın karşımdan ile karıştırmayın bunu l&#252;tfen yıkılın, parampar&#231;a olun, her bir zerrenizi g&#246;m&#252;n toprağa, birilerinin su d&#246;k&#252;p yeşermenizide beklemeyin, bu beklenti i&#231;inde olmak onun hi&#231;bir zaman gelmeyeceğinin bir işareti olur &#231;&#252;nk&#252;, arayın siz, arayın toprağa g&#246;m&#252;l&#252; olan zerrelerinize su serpecek birilerini. Kendiniz d&#246;kebilirseniz ne ala, ama hem toprağın altında olmak hemde &#252;st&#252;nde, her baba yiğidin harcı olmadığınıda en az benim kadar bilirsiniz&#8230;<br />
  İnsanın kendi yeterliliğini &#246;l&#231;menin tek bir yolu var oda kendi etrafına bir &#231;it bir duvar &#246;rmek, ki olduğun yer ile o duvarın arasındaki mesafeyi g&#246;zlemleyerek &#246;l&#231;ersin ancak kendi yeterliliğini, aradaki boşluk kat etmen gereken yolu belirler, başladığın yer ile olduğun yer arasındaki boşluk ise kat ettiğin mesafeyi, yani boşluklardan &#246;l&#231;&#252;yoruz kendimizi, hayatımızın en etken fakt&#246;r&#252; boşluklar, ama uzun bir kavak ağacının uzunluğunu hi&#231; g&#246;ky&#252;z&#252;yle karşılaştırmadık, hep daha k&#252;&#231;&#252;k yine başka familyalarından yola &#231;ıktık, en b&#252;y&#252;k yanılgılarımızdan biri ise bu olduğunu anlayamadık&#8230;etrafımıza &#246;rd&#252;ğ&#252;m&#252;z o &#231;iti, o duvarı yıkmayı aklımızdan bile ge&#231;irmedik dostlar, o zaman olduğun yer ile varman gereken yer arasındaki boşluğun sınırsızlığını kavrarsın işte, işte o zaman alt &#252;st olur bildiklerin bileceklerin, y&#252;r&#252;d&#252;ğ&#252;n veya y&#252;r&#252;mek istediğin yollar&#8230;size bir umutsuzluktan bahsetmiyorum yada bir bunalıma sokmak gibi kaygım yok&#8230;sadece zaten o duvarı yapanın sizler olduğunu s&#246;yl&#252;yorum, ve kendi yeterliliğini belirleyen şey hakikat değil kendinizin olduğunu s&#246;ylemeye &#231;alışıyorum&#8230;hakikati binlerce par&#231;aya b&#246;len d&#252;rt&#252;de işte bu&#8230;zaaf dediğimiz şey ney? Yaptığın ama yapmaman gereken birşeymi, peki yapman gereken şeyin ne olduğunu anlamadan yapmaman gereken şeyleri nasıl tesbit eder insan, yapmaman gereken şeylerin bir listesini yapmanın da yine başa d&#246;nmek olduğunu anlamadınmı hala, tıpkı o listedeki ayrıntıya takılman gibi daha b&#252;y&#252;k ve kapsamlı bir takıntının o listeyi yapmak olduğunu nasıl fark edemeyizki, buna takıntının takıntısı diyorum ben, artık siz ne derseniz deyin.<br />
   İnsanı kendine ulaşılmaz kılan şey de zaten bu dediklerimden ibaret bir şey, hepside başka insanların kendi hayat alanına girerken onların &#246;n&#252;ne bir ateş fig&#252;r&#252; &#231;izmemize benziyor, aslında ger&#231;ekten bir ateş yoktur orda, uzatsan elini yakmayacak, &#252;flesen s&#246;necek bir şey yok ortada, sadece herkes hayatın o latif boyası ile ateş resmi &#231;iziyor ve kendi &#231;ıplaklığının &#252;zerine giyiyor bu ateşten yapılmış elbiseyi, cesarette burada başlamıyormu zaten, ger&#231;ekten ateş olarak g&#246;r&#252;nen bu fig&#252;re elini uzatmak ile başlamıyormu cesaret oyunu zaten, savunma mekanizmaları hemen bir elbise dikmesini telkin etmiyormu insana, herkes bu sahici gibi g&#246;z&#252;ken ill&#252;zyon ile kuşatılmış yaşamın i&#231;inde nasılda rahatmış numarası yapıyor, her an bir &#231;ivi &#231;akılacakmış gibi kalbinin tam orta yerine&#8230;olsun yinede bu hayatı seviyoruz diyen milyarları g&#246;z &#246;n&#252;ne alacak olursak, azımsanacak rakamların olmadığınıda biliyorsak, yapacak bir şey yok sonucu ortaya &#231;ıkıyormuş gibi g&#246;r&#252;nebilir, ama işte her şeyi basite aldığımız gibi bu ciddi konuyuda basite alıyoruz bence dostlar...Kimse kimseye meydana &#231;ıkıp maskelerinizi &#231;ıkartında y&#252;z&#252;n&#252;z&#252; g&#246;relim deyin demiyor&#8230;&#231;&#252;nk&#252; bunu s&#246;ylerkenki masken bunu s&#246;ylemeye m&#252;sait olacak,  telkin ve temkin maskesini takacak, cesaret ve &#246;zg&#252;ven zırh&#8217;ını kuşanıp gideceksin o meydana&#8230;ki herkesin &#231;ıkarmasını dileyeceksin ve bundaki amacın ise herkesi &#231;ıplak g&#246;rmek sadece, &#231;ıplaklıklara bakıpta bundan haz duyan tek varlıklar bizleriz sanırım&#8230;halbuki herkes &#231;ıplak olsa bu &#231;ıplaklık bir şey ifade etmeyecekti&#8230;sorun kendi &#231;ıplaklığımız, kimseye demeye l&#252;zum yok b&#246;yle bir şeyi, kendi &#231;ıplaklığın seni rahatsız ettiği i&#231;in başkalarınıda edeceği yanılgısına d&#252;ş&#252;ren yine kendinsin&#8230;<br />
(İ.K)<div id='attach_wrap' class='rounded clearfix'>
	<h4>Eklenen görüntü(s)</h4>
	<ul>
		
			<li class=''>
				<img src="http://forum.tabut.net/uploads/monthly_12_2011/post-17991-0-21658400-1322833313.jpg" class='bbc_img linked-image' alt="Eklenen görüntü: monthly_12_2011/post-17991-0-21658400-1322833313.jpg" />
			</li>
		
	</ul>
</div>]]></description>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 13:42:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98050-plaklk/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Küçük prensin Çağrışım Güncesi</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97991-kucuk-prensin-cadhrythym-guncesi/</link>
		<description><![CDATA[Seni g&#246;rd&#252;m.<br />
 <br />
Sonra. G&#252;nden &#246;telerde bir yerde.<br />
 <br />
İmge, olmayandır. Varlıkta, zaman ve mek&#226;nda aranandır, aranmış olandır. -Aşk bile şiirin yaratıcılığından beslenir, imgenin &#231;ekiminde o ağır g&#252;neş.-<br />
 <br />
Ah imgeyi &#231;ok seviyorum. B&#252;t&#252;nleşik bir yangın g&#252;l&#252;ms&#252;yor zihnimin bah&#231;esinde. Şiir ve &#246;yk&#252; estetik y&#252;z&#252;m.<br />
 <br />
Biliyorum: Anlam ve &#231;ağrışım kapısı kapalı, duyu ve yaratıya olanak vermeyen kopyacı yazılardan nefret ediyorum. Bu y&#252;zden bana k&#252;&#231;&#252;k prens diyorlar.<br />
 <br />
Gelişmelerin ortaya &#231;ıkardığı anlamın ışığını &#246;z&#252;mseyip yaşama ilişkin bir par&#231;a mavi s&#246;ylenti &#231;ıkarabilmem i&#231;in uygun bir bakış a&#231;ısı oluşturmaya &#231;abalıyor ve bu eylemin bana kattığı artı değeri seviyorum. &#214;l&#252;ms&#252;zl&#252;kler birbirini besledik&#231;e paylaşım adabından uzaklaşan insanların ilkel davranışları beni &#252;z&#252;yor.<br />
 <br />
İyi şiir hi&#231; yazılmadı. Ama kurma g&#252;c&#252;mdeki duyarlılık, zengin &#231;ağrışımlar, elinden tuttuğum renkler ve &#231;izgiler ve notalar ile b&#252;t&#252;nleşen ne g&#252;zel şeyleri &#252;retiyorum. Kısa ama uzun şeyler. Şeyler, bir şarkı gibi yatağından akıyor usulca; akıyor, ama tutkulu.<br />
 <br />
Zannetmek hatasına hi&#231; d&#252;şmedim. Hep yeni bir denemenin okulundayım. Simgeleri &#231;&#246;zebiliyorum. Yok saymaların dışındayım. Şiir ile okuyucu arasındaki yolu tarif edebiliyorum.<br />
 <br />
Elbette eleştiri donanımı gerektiriyor. Verili d&#252;zenin değerlerinin etkisinden sıyrılıyorum, sıyrılıyorum. Kendime kurduğum bu k&#252;&#231;&#252;k ama b&#252;y&#252;k d&#252;nyada elimdeki sihirli değneği nesnelerden olgulara, olgulardan olaylara dokundurduk&#231;a dil kıyıya inip su &#231;ekiyor. Yazmanın, g&#246;rmenin ve duyumsamanın r&#252;zg&#226;rındayım.<br />
 <br />
Algı kırılmasının yol a&#231;tığı s&#246;n&#252;k bildirilerin ruhunu onarıyorum. Sonu&#231;lar ger&#231;eğe dayanmalı.<br />
 <br />
Anlam bi&#231;emediğime tepki bi&#231;iyorum. Yağmur aslına d&#246;nd&#252;ğ&#252;nde yeşerir bah&#231;e. Esiyor farklı sesleriyle kara kitabın i&#231;ine saklanmış r&#252;zg&#226;r ve karanfil. Şimdi bir nesneyim.<br />
 <br />
Sadelikten geliyorum. &#214;nemli uygun s&#246;zc&#252;kleri se&#231;tim. Ses y&#252;zeyindeki  &#231;atlamaları g&#246;rd&#252;m de geldim. D&#252;z yazımın c&#252;mlelerinin oluşturduğu estetik, salt g&#252;zelliği yansıtıyor gibi g&#246;r&#252;nse de estetiğin zengin a&#231;ılımı ismimle daha rahat bir şekilde a&#231;ığa &#231;ıkabiliyor. K&#252;&#231;&#252;k ve prens d&#252;nyalar.<br />
 <br />
Ah taşralılar! Geleneksel değerlerin yılmaz bek&#231;ileri. İletişim ağına yapışmış sinekler kadar sıcağa inat&#231;ı ve tutkun. Değişimin d&#246;nen dolabına seyirci. Yaratı ve yetenek, mek&#226;nın ve zamanın &#252;st&#252;ndedir. Şu aşina yaşamları eleştiren tavrım yok mu, en &#231;ok beni besleyen bu yanımı seviyorum. Merkezin taşraya olan g&#246;lgesiyim.<br />
 <br />
Cesur bir d&#252;ş g&#252;c&#252;ne sahibim. Devinen değişimin y&#252;z&#252;y&#252;m. Karmaşık durumların i&#231;inden kolayca &#231;ıkabiliyorum. &#199;&#252;nk&#252; kurgu g&#252;c&#252;m, d&#252;ş&#252;ncelerimi &#231;ok renkli bir bi&#231;imde ve birbirinden farklı boyutlarda somutlaştırıyor.<br />
 <br />
Yaratılarım zamanın yeni y&#252;z&#252;n&#252; sergilemekte hi&#231; ge&#231; kalmıyor. Kendini tekrarlayan imgeler s&#246;yleminden haz etmiyorum.<br />
 <br />
Zamanı ve mek&#226;nı sorgulamayan sonu&#231;lar tortulaşmaya başlayan kire birikiyor. Bu kir, şiirin o kışkırtan, uyaran y&#252;z&#252;n&#252; solduruyor.<br />
 <br />
Kim ki yaratıcı d&#252;ş&#252;nceyi rutine yamamaya &#231;alışırsa, bir sıradanlık maskesini g&#252;lden y&#252;z&#252;ne takar. Artık o kişi normların &#231;ekim alanına yakalanmıştır.<br />
 <br />
Soruna odaklaşan tutku, geleceği yaratacak olan ilginin itilimidir. Kendi sesini koruyarak insanı y&#252;celten barış ve sevginin dillendirilmesi işinin boş zamanı yoktur.<br />
 <br />
Dimitri Şaşkalnikov&#8217;la konuştum. Ger&#231;eğin s&#252;re&#231; i&#231;inde &#246;n plana &#231;ıkmayı başarabilmiş &#246;rneklerini g&#246;rd&#252;ğ&#252;n&#252;, toplamın insancıl olduğunu ve ruhu y&#252;celttiğini s&#246;yledi. Ona katılıyorum.<br />
 <br />
Tanrım biten bir aşkın kollarında vurguna iniyor kalbim.<br />
 <br />
D&#252;nya değiştik&#231;e bir başka değişiyorum. Hızla dilime birikiyorum.<br />
 <br />
Tanrısal bir nimetin bağışlandığı ben, yaratıcılığım taşlandık&#231;a kışkırtıcılığın &#231;etrefilli bir evrenselliği i&#231;eren karşıtlığı i&#231;inde yoğunlaşan eleştiriye dik durmaya &#231;alışıyorum.<br />
 <br />
Şey ile ger&#231;ek arasında ilişki veya bağlantının tutarlığının derecesinin sosyal tabakalaşmadaki konumu, kendisine &#252;st d&#252;zey bir kimlik oluşturmayı becerirse; bu beceri olgunun ahlaki durumunun niteliğini değer haline d&#246;n&#252;şt&#252;r&#252;c&#252; bir işleve sahip olur ve olguyla barışık yaşar. Yol, kalıplaşmış tutumlarından arınmaya başlıyor.<br />
 <br />
Ne bulduysan o kadarsın. Sonucun kimin ger&#231;eğidir. Ahlak ve alana inmiş etik, estetik kavramının ten ve ruhunu oluşturan harcıdır. Şiirin i&#231;ine eleştirisiyle birlikte sinmiştir.<br />
 <br />
Yazılarımın ruhu, karanlığa estetik bir karşılıktır ki adım k&#252;&#231;&#252;k prenstir.<br />
 <br />
Anlam dizgesi oluşturmayan yalnızlık, imajlar d&#252;nyasında d&#252;şsel yolculuk yapamaz. Hafta sonu şehir dışı gezisi eylemi d&#252;nyamızı insani değerlerden soyutlayarak eritmeye başlayan sıradanlık kavramının i&#231;ini boşaltan bir g&#252;&#231; değildir.<br />
 <br />
K&#246;t&#252;l&#252;ğ&#252; temsil eden itibar evreni g&#246;zlemleyerek basit bir eleştirinin başlığı altında aklın sentezini kolayca yapabilmektedir.<br />
Hayranlığın getirdiği en b&#252;y&#252;k tehlike sıra i&#231;i olan k&#246;t&#252; kopyalar &#252;retmesidir.<br />
 <br />
B&#252;t&#252;n &#231;atışmaların, &#231;elişkilerin sona erdiği bir toplumun getirip &#246;n&#252;m&#252;ze koyacağı ilgi yalnızca b&#252;y&#252;k bir sıradanlıktır. Yaşam i&#231;in yaratı, &#231;elişkilerin i&#231;inden beslenir. Prens yanım, bilmenin, g&#246;r&#252;nen ile imgeselin arasında yaşanan incelikli alışveriş ve elbette o derin değişmenin dinamiği sayesinde b&#252;y&#252;d&#252;ğ&#252;n&#252; s&#246;yl&#252;yor.<br />
 <br />
Her şeyi bir şeye yamayan, &#231;atışmanın an dağılımında kalmış, &#252;st dili okumayı becerememiş dilinin sanatsal inceliğini imitasyon boncuklarla s&#252;sleyen g&#246;lgelere elbise giydiriyorum.<br />
 <br />
Tanrım bu ortamın g&#252;zelliğini ve koruyuculuğunu &#252;zerimizden eksik etme. Beni ve onları şair kıl. Eğer varsan beni ve onları sev.<br />
 <br />
Kumlanıyor ay sessizliğin ovasında<br />
Dilleniyor zor zaman zilleri kapılara<br />
 <br />
Seni g&#246;rd&#252;m.]]></description>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 17:25:13 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97991-kucuk-prensin-cadhrythym-guncesi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Şiirsel Bir Konuşma İçin Düzeltilmiş Metin</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97977-thiirsel-bir-konuthma-ycin-duzeltilmith-metin/</link>
		<description><![CDATA[<p class='bbc_right'>G&#246;lgeliğini s&#252;p&#252;ren yaşlı bir kedinin dudaklarını okuyorum.</p><p class='bbc_right'>S&#246;yleniyor durmadan, g&#252;vercinlere kızıyor.</p><br />
 <br />
Deli olacaktım. Bir an sıyrılıp bu anlamsızlıktan kuşlara asma olmak istedim. Yanı başımda duran kuğu, siyahını iyice parlatarak t&#252;m dikkatimi &#252;zerine toplamasaydı, belki de şu an &#252;lke i&#231;in kıymetli bir cinayetin kameralarca tespit edilmiş sanığı olacaktım.<br />
 <br />
Dikkatinizi &#231;ekerim: S&#246;zc&#252;kler alttan ısıtmalıdır.<br />
Ve o y&#252;zden artık k&#246;hnemiş bah&#231;enizin ağa&#231;ları kavruktur.<br />
 <br />
Buraya bakın, beni dinleyin! Sizdeki sorun: Sığınmacı &#252;lke insanına mahsus y&#246;ntem eksikliğidir. Farklı zaman ve mek&#226;nda, yalnızca ezberlediğiniz &#231;&#246;z&#252;m yolunu kullanmaya &#231;alışıyorsunuz.<br />
 <br />
Beyefendi, b&#246;yle şaşkın şaşkın bakmanız gayet doğal. &#199;&#252;nk&#252; okumaya &#231;alıştığınız metnin genişleyen anlamları var. Her bir par&#231;asını imliyorum ve anlamı anlamın i&#231;inde yeniden &#252;retiyorum. Asla g&#246;remezsiniz ama ben a&#231;ıklayayım: Her şey nesnenin ruhundan &#252;fleniyor.<br />
 <br />
Ah nitelikli g&#246;z sayısının az olması, ne acı bir durum!  Hayır hayır, l&#252;tfen aranızdaki niteliksizleri tahmin etmeye &#231;alışmayın! Bu &#231;irkinliğe bir anlam veremiyorum. Algısı eksik ve sınırlı bir d&#252;nyanın siz &#231;irkin &#231;ocuklarının erdemsiz tavırlarının s&#246;z sahibi olmasını kabullenemiyorum.<br />
 <br />
Bu alışkanlıkların, yaşamının aranılan ahlaklı cenneti g&#246;lgelemesi, kıymetli &#246;zg&#252;nl&#252;ğ&#252;n &#252;zerinde a&#231;an derin bir yaradır.  Ah, bu endamlı avluda veya kendine konuşan nadide sayfalar birliğinin epik y&#252;z&#252;nde, yeterince beslenmemiş, a&#231;lık &#231;eken c&#252;mlelerinizin pervasızlığının beni nasıl &#252;zd&#252;ğ&#252;n&#252; bilemezsiniz.<br />
 <br />
İnanın şu iletişimden nefret ediyorum. Artık hi&#231;bir değeri hesaba katmadan herkesi işin i&#231;ine itmeye başladı. Bu nedenle konuşabiliyor ve yazdığınız temelsiz sıkıntılarınızı g&#246;z&#252;m&#252;z&#252;n i&#231;ine sokabiliyorsunuz. Belki de bu y&#252;zden varlığınız ve eylemleriniz her şeyi alt&#252;st etmekte beis g&#246;rm&#252;yor.<br />
 <br />
Deneyimlerime dayanarak diyorum ki: Ben, i&#231;inde k&#246;t&#252;l&#252;k kokan b&#252;t&#252;n s&#246;zc&#252;kleri sıralayarak, sizin, garip, belki de aşağılık bir yaratık olduğunuzu s&#246;yleyebilirim. Sorun yok, bireysel psikoterapi isteyebilirsiniz. Bakın, ben sorumlu bir insanım, dehşete d&#252;şmeniz normal. Sizin gibi ikbal peşinde koşan, yeteneği sınırlı biri i&#231;in ilgin&#231; sayılabilecek bir davranış, benim y&#252;ksek zek&#226;mın sınırlarına bile yaklaşamaz.<br />
 <br />
Galiba siz, benim &#231;ok değerli ve y&#252;ksek bir şahsiyet olduğumun farkına varamadınız. Şaşarım size. Benim gibi &#252;st&#252;n nitelikli bir şahsiyeti kandıracağınızı mı zannettiniz? Beni anlayabileceğinizi sanmıyorum! Sonsuz sevgi &#252;zerine inşa ettiğim d&#252;şlerimin, m&#252;kemmel ve engin dehamın g&#246;lgesinde oturmayı, zavallı aklınızın g&#252;n ışığı g&#246;ren k&#246;şesinden bile ge&#231;irmeyiniz.<br />
 <br />
Elbette beni beğenebilirsiniz, buna ses &#231;ıkaramam. Beni kıskandığınızı biliyorum. Ama sizin durumunuz beni ilgilendirmez. Sorunlarınızdan bana ne?<br />
 <br />
Daha fazla kıymetli vaktimi kaybedemem. Ben mavi şemsiyeler altında yaratıcılığını en &#252;st seviyesine &#231;ıkarmış bir şair ve eleştirmenim. Ş&#246;yle bir etrafınıza bakarsanız benim gibi ancak bir, bilemediniz iki kişi bulabilirsiniz.<br />
 <br />
Dua edin şu an keyfim yerinde de sizinle muhatap oluyorum. Yoksa diğer zamanlarda sizinle asla muhatap olmam.<br />
 <br />
Şimdi saymaya kalksam aklınızı yoklarsınız. Şiirle meşgul olan on tane mahlasım var benim. Anladınız mı, k&#252;lt&#252;rel zenginliğimin uzamını? Sırf bu nedenle bile sizin sıradanlığınıza maruz kalamam. Size itimat etmek de istemem. Bu haliniz bana g&#252;ven vermiyor. Zek&#226;nızın katsayısı konusunda kuvvetli belirtilere sahip olumsuz ş&#252;phelerim var.<br />
 <br />
Sizin gibi paranoyak eğilimli derinlikten yoksunların s&#246;zlerine mi ehemmiyet vereceğim, g&#252;lerim size. Bu arada bazı k&#252;&#231;&#252;k yazarların sizleri destekleyen ilkel d&#246;nem barbar tutumlarına da sezgisel bir karşılık bulmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.<br />
 <br />
Bilincinizin bireysel boyutu, toplumsal boyutunu algılayacak ve yorumlayacak yetişkinliğe erişememiş siz ve sizin gibilerin. Reaktif dilinin esiri olan m&#252;teşairlere acıyorum. Kanaat getirmek isterim ki b&#252;t&#252;n meselelere m&#252;tedair &#246;rneklediğim cevaplar sizi ziyadesiyle tatmin edecektir.<br />
 <br />
L&#252;tfen bu kıymetli aşkın matematiğine g&#246;lge d&#252;ş&#252;rmeyiniz&#8230;<br />
 <br />
Yakın bir zamanda beyne enformasyon cipleri nakledildiğinde ne yapacaksınız &#231;ok merak ediyorum. &#214;te yandan ruhu rencide eden gelişmelere de seviyesi y&#252;ksek bir anlam veremiyorum.<br />
 <br />
Size isimlerini bir bir yazdığım iyi şairleri okuyunuz. Ger&#231;i anladığım kadarıyla siz k&#246;t&#252; şairlerin m&#252;ptelası olmuşsunuz. Şiir kitabınız yayımlanırsa, ben sizi okumam. Ne yazık ki &#246;nemli bir varlığın sırrına v&#226;kıf olmuş sezgisel g&#252;c&#252;m&#252;n doruğundaki feylesof edamın soyut kavramsallığa itibar bahşeden somut sonu&#231;larını idrak edemediğinizi m&#252;şahede ettim.<br />
 <br />
Sevgili &#231;ocuk, bana inanınız. İnanınız ki:  Bin yıl tamamlanınca, Atanmış Şairlerin Şairi, fani avlunun d&#246;rt bir yanındaki şuarayı etrafında toplayarak m&#252;teşairlerle savaşmak i&#231;in atıldığı kuyudan &#231;ıkarılacak. Toplananların sayısı nar ormanının taneleri kadar &#231;ok olacak.<br />
 <br />
Atanmış Şairlerin Şairi,  b&#252;y&#252;k beyaz bir tahtta oturacak. Yer ve g&#246;k &#246;n&#252;nden ka&#231;acaklar. M&#252;teşairlerin dizeleri kuşatıldığında, g&#246;kten ateşler yağacak, ortalık yanıp, k&#252;l olacak ve kalanlar gece g&#252;nd&#252;z ve sonsuzlara dek işkence &#231;ekecekler. Yazılmış ve yazılacak olan c&#252;mleler lanetlenecek.<br />
 <br />
Sonra bekleyen kitaplar a&#231;ılacak, susanlar konuşacak. Aniden kutsal ışık yanacak ve Atanmış Şairlerin Şairi elinde asası ile yeni bir g&#252;neş doğuracak.<br />
 <br />
Yedi dağın eteklerinde bekleyen Se&#231;kin Şuara bedene kavuşacak. Se&#231;kinler kendi dilini konuşacak. Yeni bir g&#246;kle yeni bir yery&#252;z&#252; g&#246;r&#252;lecek ve g&#246;zlerden b&#252;t&#252;n yaşları silecek.<br />
 <br />
Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. B&#252;t&#252;n toplananlar, Şairlerin Şairini alkışlayacak. K&#246;t&#252;ler ve sıradanlar, yeniden lanetlenecek ve şiir avlusundan uzaklaştırılacak. (Şiir Tabletleri/Tablet 1- Kaostan D&#252;zene: Yeniden Diriliş)<br />
 <br />
Bu arada ke&#231;e yapımı &#231;ok zor ve bedensel g&#252;&#231; isteyen bir iştir. Korkarım ki siz, ke&#231;eye sindirilmiş betimlerin arkasındaki yorum g&#252;c&#252;n&#252; de algılayamazsınız.<br />
 <br />
Artık konuşmak istemiyorum. C&#252;celerin &#246;vg&#252;lerini ciddiye almıyorum. Bir daha sizinle iletişim kurmayacağım. Zira son derece komiksiniz. Ayrıca inceleme t&#252;r&#252;nde bir kitabı okuyup, eleştiri yazmalıyım. Kendilerini edebiyat&#231;ı sananları okumasam da olur ya neyse. Boş duracak halim yok ya. Bir methedilme gemisinde yolculuk yapmaya alışkın olanlara ger&#231;ek y&#252;zlerini g&#246;stermek gerekiyor.<br />
 <br />
Yazmak h&#252;ner değildir, beyefendi. Yalnızlığınızın kapak tasarımını da beğenmedim. &#199;ok demode. &#214;ns&#246;zdeki terbiyesizliğe bir şey s&#246;ylemek bile istemiyorum. Ah o sıfatlar, nitelemeler cehalet ve abartı. Burada benim gibi d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;n&#252; d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;m değerli şahsiyetleri selamlıyorum. Onların da bu ucuz kitabı okuduklarında, konuyu aynı minvalde değerlendireceklerini ve beni destekleyeceklerini biliyorum. B&#246;yle şapşallara hadlerini bildirmek gerek.<br />
 <br />
İnsan gelişerek de değişir, kardeşim. Değişim dediğiniz nedir ki?]]></description>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 22:01:11 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97977-thiirsel-bir-konuthma-ycin-duzeltilmith-metin/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Boya</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97940-boya/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>Boya </strong><br />
 <p class='bbc_right'><em class='bbc'>Bi&#231;imli bir raftan yuvarlanıyor beyaz geceler</em></p><p class='bbc_right'><em class='bbc'>Kulu&#231;kalarda hep aynı b&#246;cekler, makineler, mağaralar</em></p><br />
D&#252;n akşam, b&#252;t&#252;n okumalarımı bir yana bıraktım. Kıymetli vaktimi, Bay Z&#8217;nin kısa bir s&#252;re sonra son kaleme alacağını tahmin ettiğim; uygun bir zaman diliminde de yayımlamayı planladığını, d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;m &#8216;Boya&#8217; adlı şiir kitabı &#252;zerine, ileri bir inceleme &#246;vg&#252; eleştirisi yazısı yazmaya ayırdım.<br />
 <br />
Bu boşlukta bir ileri inceleme eleştirisinin &#246;nemi var mı bilemiyorum? Ama olmalı! Neyse. &#214;ncelikle okuyucunun dikkatini &#231;ekmek isterim ki: Şiir anlam &#252;zeri insandır. İnsan ise s&#246;zc&#252;kt&#252;r, imgedir, dizedir, bi&#231;imdir, bi&#231;emdir ve ama insan ger&#231;eğin el&#231;isidir. Ger&#231;ek, bir d&#252;ş kitabına b&#252;r&#252;nerek karşınıza &#231;ıkarsa da size d&#252;şen, iyi bir okuyucu olmaktır.<br />
 <br />
Ve şimdi ger&#231;eğiniz: &#8216;Boya&#8217;dır. Evet, yakın zamanda duygudaşı bol raflarda yer alacak bir şiir kitabından s&#246;z ediyorum: Bay Z&#8217;nin &#8216;Boya&#8217;sından.<br />
 <br />
Yazımın başında, Bay Z&#8217;nin, kurgunun diyalektik yapılanması i&#231;inde, belleğinden incelikli bir sabırla damıtarak ge&#231;irdiği anlamları, ipek gibi yaşamın ayrıntılarına serpiştiren &#231;alışmasının sondan bir evvelki taslağını, masamın okuma g&#246;z&#252;ne a&#231;tığımda şaşırdığımı itiraf etmeliyim.<br />
 <br />
Şaşırdım (ve heyecanlandım), &#231;&#252;nk&#252; bu denli tutkunun ve birikimin kokusunu i&#231;ime &#231;ekeceğimi beklemiyordum.<br />
 <br />
Akşamın tatlı serinliğinin verdiği hazla sevincimi ikiye katlayarak bir solukta g&#246;r&#252;şlerimi sıralamaya başladım. İnsan g&#252;zel şiirler okuyunca, yaşamın tadına doyum olmuyor.<br />
 <br />
&#8216;Boya&#8217; tam anlamıyla bir anlamlar ırmağı: Okuyucuyu kendi i&#231;inde gezintiye &#231;ıkaracak kadar saf ama bir o kadar da militan. K&#246;rk&#252;t&#252;k giyinmiş bir yalnızlıkla, &#246;n&#252;ne &#231;ıkan herkesi, duygunun eleğinden ge&#231;irmekte teredd&#252;t etmeyen Bay Z, elinde pusulasıyla zamana boşluklarını işaretliyor.<br />
 <br />
&#8220;S&#252;rg&#252;n, Sığınmacılar ve Gemiler, Fesleğen &#199;ıkmazı ve Fırtınanın Narlı Avlusu&#8221; başlıkları altında, salt formalist bir yapıyı dışlayarak &#246;z&#252;n değerine gereken saygıyı g&#246;steren  &#8216;Boya&#8217;, y&#252;zleşmenin dokunulmazlığı altında yeşeren bir sorgulama s&#252;reci&#8230;<br />
 <br />
Şimdi ayrıntılara bir g&#246;z gezdirelim:<br />
 <br />
Z, &#8216;Merdiven&#8217;de (s.7) s&#246;ylenmemiş s&#246;zc&#252;klerini &#246;nyargı ve saplantıların &#252;zerine doğrulturken, insanı ayrıştırıyor ve &#246;ğrenilmiş &#231;aresizliğin ve hi&#231;liğin &#231;&#246;z&#252;m olarak kol gezdiği ilişkiler ağında debelenen g&#246;lgelere g&#252;neş arıyor.<br />
 <br />
&#8220;Tepetaklak&#8221;da, bir eğilmeler (flexural) d&#252;zleminde, hi&#231;bir şeyin ve kimsenin g&#246;r&#252;nd&#252;ğ&#252; gibi olamayacağı ger&#231;eğini, dizelerinin yan anlamlarına y&#252;klerken, gizliden gizliye tutkusunun şarkısını s&#246;yl&#252;yor, &#8220;Re&#231;ete yazmayın mavi pencereme/ orada bir yontucu yaşıyor&#8221; (s.10)<br />
 <br />
&#8220;Bibliyofil&#8221; de (s.11) ise terk edilmiş insanın fotoğrafını arı duru &#231;ıplaklığıyla &#231;ekiyor ve yaratılmış boşluğun asma bah&#231;esinde korkusunu s&#252;sleyen g&#252;l&#252;n aynasına sinmiş o kadim melankolinin baharını hi&#231; acımadan siyaha boyuyor: &#8220;İrkilir adını g&#252;lle besleyen bah&#231;e/ sır aynasına kara kitap olunca.&#8221;  Bay Z, &#8216;Boya&#8217; da sıradan bir kolaycılığı se&#231;miyor. Bir eksen (axial) kaymasında, &#231;ağrımsal anlamların &#246;z&#252;ne inerken, teknoloji temelli toplumsal değişimin acımasızlığını ayrıntılara asıyor.<br />
 <br />
Aşk &#252;zerine seslenirken, olgunun ruhundaki derin &#231;atlakları yamayan alışkanlığı k&#252;&#231;&#252;ms&#252;yor. Ardından pimi &#231;ekilmiş bir kırmızıyı okuyucunun bedenine indiriyor. &#214;zellikle, &#8216;Rafya&#8217; da (s.13) &#8220;aşk ki tek kişilik karmaşık bir yalnızlıktır&#8221; derken i&#231;imizdeki ateşin kıvamını besliyor. &#8216;İ&#231; İ&#231;e Odalar&#8217;da, &#8216;Haritası &#231;izilmiyor ki, &#246;l&#231;eksiz seviyorum seni&#8217; (s.14) derken; karanlığı, terkedilmiş odaların gizil diliyle aydınlığa &#231;eviriyor. &#8216;Aşkın Militanı&#8217;nda, &#8216;biz bu suyun esir insanlarıyız, G&#252;lfem/bir camın arkasında konuşmayan&#8217; (s.15) diyerek aşkın sessizlik kulelerini inşa ediyor. -L&#252;tfen, bu b&#246;l&#252;mde aşk i&#231;in, Asaf&#8217;ın dizelerini okuyalım ve susalım.   &#8216;Kavuşmak yok ki cihanda/ ayrılık olsun, sil g&#246;zlerini/ ben seni sevdiğimden pişman değilim/ hem bazen ayrılık &#246;ylesine gelir ki/ bir gelin gibi duvaklıdır.&#8217;-<br />
 <br />
Bay Z, doğal hallerden konuşuyor. Yaşama se&#231;enek hazırlıyor, bunu yaparken belli bir formu temel almıyor, yaratıyı var olandan emziriyor. &#8216;Şu uygarlık hurdalığında k&#252;&#231;&#252;k yılgınlıklar satıyorum/ parlatarak b&#252;y&#252;l&#252; aynamı&#8221; ile dildeki gelişmesinin m&#252;ziğine ulaşıyor. Bu &#231;ok y&#246;nl&#252; bakış a&#231;ısı, belirsizlikler ve uzak &#231;ağrışımlarla okuyucu bir &#252;z&#252;n&#231; kaydırağından aşağıya hızla ittiğinde, &#8216;fısıldıyor kırgın aşk/ kuytuda aceleci bir telaş/ kalbini kuşatacak yangınlar&#8217;, &#8216;Akşam okumaları&#8217; (s. 23) ile ikilemler denizinde; şair, şiir ve okuyucuyu &#246;zlemli (nostaljik) bir k&#246;pr&#252;de buluşturmayı beceriyor.<br />
 <br />
Şimdi burada kısa s&#252;reliğine soluklanıp, şiirin ayak izlerini daha iyi takip edebilmek i&#231;in yazının i&#231;ine Levinas&#8217;ı &#231;ağıralım. &#214;ncelikle, Bay Z, i&#231;sel ve dışsal dalgalanmanın dizemini doğru şekilde harmanlayarak, şiirin kimliğini oluşturan par&#231;alar arasındaki estetik etkileşimi, bir akıl erimi i&#231;inde kuruyor. Bunu yaparken d&#252;ş&#252;nsel alanda, bilin&#231;altını a&#231;ıp, Levinas&#8217;ın &#8220;İmge var olmayandır, nesnenin g&#246;lgesidir&#8221; tespitinin i&#231;ine giriyor. İşin ger&#231;eği, Bay Z, bir taşla iki kuş vuruyor. Bir yandan, var olanı dışlayıp, soyut bir direnci, somuta indirgenmeyi ger&#231;ekleştirmiş olmanın huzurunu okuyucusunun beynine &#252;fl&#252;yor, diğer yandan da algıyı tetikleyip, bi&#231;emini s&#252;sl&#252;yor.<br />
 <br />
Sevgili okuyucu, şiir bir noktada dilden (language) yana tutumunu koruyarak, ge&#231;mişle bug&#252;n arasındaki dengeyi iyi g&#246;zeten yapısal (structural) bir farkındalık değil midir?<br />
 <br />
Yine ayrıntılara d&#246;nelim: Niteliği işlevsel kılan şu dizeler &#252;zerinde yoğunlaşmanızı &#246;neririm: &#8220;&#214;l&#252;ler evinde, koşuşturuyor &#231;ocuklar/ ağlamış annem/ g&#246;z&#252;n&#252; karartmış yine alışkanlık/ o g&#252;neş/ ısıtıyor i&#231;imizi, aldırmadan hi&#231;bir şeye&#8230;&#8217; (s.26)<br />
 <br />
&#8216;Boya&#8217;, g&#246;r&#252;ng&#252; (phenomenon) olmaya aday bir taslak:<br />
 <br />
&#199;&#252;nk&#252; s&#246;zc&#252;klerini itinayla se&#231;erek bir yoğunluğun terkisinde okuyan hemen herkesi d&#252;ş&#252;ncelere sevk edecek s&#246;z dizimi, &#8216;Boya&#8217; da a&#231;ığa &#231;ıktığında; şiir, yeni değerlerinin ipu&#231;larını, ge&#231; kalmış imler kapısına asıyor: &#8216;Gramofon iğnesiyim hayatın/ alıcı, şeytan gibi tetikte&#8217; (s.27)<br />
 <br />
&#199;&#252;nk&#252; &#8216;Boya&#8217; ger&#231;eğin atlasında yaşanacak zamanları resimlerken, insanın yaşama katkı payının y&#252;celiği de ortaya &#231;ıkıyor. &#8216;Tırmanıyor d&#252;şlerine elek ka&#231;kını sancı/ kenetlendik&#231;e eksik yaz soneleri, k&#252;&#231;&#252;k &#246;l&#252;mler yolculuğuna&#8217; (s.28). &#8216;Soldu sarı ipek taşı/ deli divane dalga, bir yaygının motifinde&#8217; (s.30) ise b&#252;y&#252;s&#252; azalan bir yaşamda, yozlaşmayı, durgun ve tutuk bir s&#252;recin kimliğine b&#252;r&#252;nd&#252;r&#252;yor.<br />
 <br />
Artık bu noktada Lautr&#233;amont&#8217;u anmanın zamanı geldi: İnsanın k&#246;t&#252; d&#252;rt&#252;lerini dalgalandıran, &#8216;&#8230;ama ger&#231;ekten g&#252;zel değildir insan ve kuşku duyar bundan&#8230;&#8217; diyen Lautr&#233;amont&#8217;un. &#8220;&#8230;Onları g&#246;r&#252;nce, herkes gibi g&#252;lmek istedim ben de; ama b&#246;ylesine tuhaf bir &#246;yk&#252;nme olanaksızdı benim i&#231;in. Keskin ağızlı bir bı&#231;ak aldım, dudaklarımın birleştiği yerlerde etimde yaralar a&#231;tım&#8230;&#8221;<br />
 <br />
Ah belki de bir daha susmak ve bir daha d&#252;ş&#252;nmek gerekiyor, sonra yazmak&#8230; Tıpkı &#8216;Boya&#8217; da ki gibi&#8230;<br />
 <br />
Bay Z, b&#252;y&#252;s&#252;nde, erken &#246;l&#252;mlere de dizeler &#231;atıyor. &#8216;Bundan &#246;tesi&#8217;nde, &#8216;Bir ağıt&#231;ı hazırlık yapıyor&#8230;&#8217;(s.40) ile yas ve evcil zamanlar h&#252;zn&#252;n&#252; kalbimizin doruklarına &#231;ıkarıyor. <br />
 <br />
Sevgili okuyucu, şimdi size bir &#246;neride bulunacağım: &#199;ıktığımız bu derinlikler yolculuğunda, bir an okuduklarınızı unutun ve &#246;ncesine d&#246;n&#252;n. &#8216;Boya&#8217;yı bir şiir evinden satın alıp eve geldiğinizi d&#252;ş&#252;nelim. Vakit akşam&#252;zeri, kitap zamanı. -Bilinir ki: Şair de şiir de olağan değildir, itaatk&#226;r değildir, uysal değildir, s&#246;z dinlemeyendir.-<br />
 <br />
&#8216;Boya&#8217;yı &#246;n&#252;n&#252;ze a&#231;tığınızda artık bu ger&#231;eği yakalayan nadir okuyuculardan biri haline geleceksiniz. Delilik bah&#231;esinde şairin de şiirin de anormal olduğunu g&#246;r&#252;p, &#8216;Boya&#8217;nın aykırı tavırlarıyla dış d&#252;nyayı renklerine b&#246;l&#252;şt&#252;rd&#252;ğ&#252;ne şahit olacaksanız. Deneyin, pişman olmayacaksınız.<br />
 <br />
&#199;&#252;nk&#252; &#8216;Boya&#8217;, bir algı r&#252;zg&#226;rıyla kendi ger&#231;eğine ulaşmanın ve hayatı iliklerde hissedebilmenin &#246;rneğini bize g&#246;steriyor. &#8220;Yeni D&#252;nya D&#252;zeni&#8221;nin zorbalıklarına karşı, &#246;zg&#252;rl&#252;k&#231;&#252; bir duruşla, insanı ve doğayı korumayı; olayların ve o &#231;ağcıl durumların temelindeki &#231;elişkileri ve karşıtlıkları ilgilerin merkezi yapmayı vazife ediniyor.<br />
 <br />
 &#8220;Bir insan neyse onu g&#246;r&#252;r&#8221; diyor, W.Blake. Şiir, k&#252;&#231;&#252;k bir &#231;ocuktur, sevgili okuyucu, bilinmeyenin karşısında. Farkındalık, g&#246;r&#252;nen ve bilinen ile yaşıyor olmaktan ge&#231;er. Şair, hep ilkleri bulmaya &#231;alışan, toplumsal bedenin b&#252;t&#252;nc&#252;ll&#252;ğ&#252;nden b&#246;l&#252;nm&#252;ş o benliğin, o &#246;znenin alkışlanacak g&#252;c&#252;n&#252;n kalemidir.<br />
 <br />
&#8216;Boya&#8217; da şiirin imge kanatlarıyla u&#231;arak, b&#252;y&#252;l&#252; s&#246;zc&#252;k avına &#231;ıktığını belgeliyor, ilkleri bulmaya &#231;alışıyor. Karşımızda, şiirinden yabani otları temizlemiş, ne yaptığını bilen ve yaptığından bir şey &#246;ğrenen bir anlam ağrısı duruyor. <br />
 <br />
Bay Z, &#8216;Boya&#8217;sıyla fark yaratan bir şair. İyi okumalar.<br />
 <br />
Okuyucuya Not: Olmayanı, olana yamamak g&#252;zeldir! Bu arada kitabın olası tasarımını eksik bulacağım. Galiba okuyucuyu dikkate alan bir ağırlık g&#246;remeyeceğim. Ayrıca kendimi, g&#246;rselliğe ayrı bir paragraf a&#231;mak zorunda hissetmiyorum. Buna okuyucu karar versin.<br />
 <br />
Şiir okumak, bir şey okumaktan iyidir.]]></description>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 11:24:30 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97940-boya/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>O Ses</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97938-o-ses/</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #333333'><span style='font-size: 10px;'><p class='bbc_left'>Bir ses var; c&#252;mle alem biliyor ama sen ilksin, ilk olmanın heyecanıyla tutup sesi alıyorsun... Ses nazlı, ses cilveli, ses kadın... &#199;ığırıyor ses yavaş usul, sen sese kapılmışsın d&#252;nyayı duymuyorsun, oysa d&#252;nya nabzını &#231;oktan tutmuş sesin, biliyor olacakları.</p></span></span><br />
<br />
<span style='color: #333333'><span style='font-size: 10px;'><p class='bbc_left'>Ah o ses; dişi, o ses &#231;ıplak, o ses kıvrım kıvrım... İnsanı &#231;ıkarır gibi deliğinden.</p></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='color: #333333'><span style='font-size: 10px;'><p class='bbc_left'>Ses bir şarkı sonra, h&#252;z&#252;nl&#252;, yabancı... Ve uzayıp giden yılların ardından bir sabah yine o ses, serin, soğuk, sanki git diyor, sanki daha &#246;nce hi&#231; duyulmamış, hi&#231; gelmemiş kulaklarına, y&#252;reğine, ruhuna... </p></span></span><br />
<br />
<span style='color: #333333'><span style='font-size: 10px;'><p class='bbc_left'>O ses geldiği gibi &#231;ıkıp gider sonunda!.</p></span></span><br />
 <br />
 <br />
<br />
<a href='https://www.facebook.com/profile.php?id=100002015556519' class='bbc_url' title='Harici bağlantı' rel='nofollow external'>Talan Ayşe Kanca</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 20 Nov 2011 09:39:07 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97938-o-ses/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Herkimsen</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97915-herkimsen/</link>
		<description><![CDATA[<p class='bbc_left'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 12px;'>Adam k&#305;s&#305;p g&#246;zlerini hiddetini gizlemeye &#231;al&#305;&#351;t&#305;, avu&#231;lar&#305;n&#305; s&#305;k&#305;p hay&#305;r diyordu, hay&#305;r... Birden bir kahkaha geldi, d&#246;n&#252;p bakt&#305;&#287;&#305;nda kimse yoktu, odada yaln&#305;zd&#305;... Biraz sonra o ses yenilendi bu defa a&#287;&#305;tlar duydu, inciden bir s&#305;z&#305; gibi oturdu ses, buyur edilmeden, habersiz...</span></span></p><br />
 <br />
 <br />
 <p class='bbc_left'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 12px;'>Adam u&#231;urumdan a&#351;a&#287;&#305;ya bakt&#305;, a&#351;a&#287;&#305;da g&#252;lmek ve a&#287;lamak oynuyordu, iki karde&#351; ne de mutluydu...</span></span></p><br />
 <br />
 <br />
 <p class='bbc_left'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 12px;'>Adam uyand&#305;, ilk d&#252;&#351;&#252;<span style='color: #000000'>nd&#252;&#287;&#252; &#351;ey o iki karde&#351; oldu... Bir oyun oynuyorlard&#305;, "sobelendin" diyordu hayat, haydi &#231;&#305;k art&#305;k her kimsen!.</span></span></span></p><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <p class='bbc_left'><span style='font-family: georgia,serif'><span style='font-size: 12px;'>Talan Ay&#351;e Kanca</span></span></p>]]></description>
		<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 09:05:56 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97915-herkimsen/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Karakucak</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97911-karakucak/</link>
		<description><![CDATA[Sıfır<br />
 <br />
Biraz saf olduğumdan mıdır nedir, fenni bilimlerle aram pekiyi olmadı. Fizik gibi mesela, asla anlam veremedim bu bilime. Kimya&#8217;dan da anlamam. Hele matematiği asla tam olarak kavrayamadım.<br />
 <br />
Neyse ki hafızam kuvvetli de kerratı ezberleyip, biraz da d&#246;rt işlem filan savuşturdum. D&#252;ş&#252;nsenize, benim gibi iflah olmaz bir kuşkucuya, &#8220;iki kere iki d&#246;rt eder&#8221; demişler, hem de t&#252;m cevvalliğim, yaramazlığım, araştırıcılığım &#252;zerimdeyken; yani daha &#231;ocukken, en kuvvetli, en &#246;zg&#252;n ve en renkli &#231;ağımda yani&#8230; Tamam. Olmaz demedim&#8230; Sırtlarını sıvazlayıverdim. Ama kafama hep takıldı; neden bu kadar eminler diye&#8230;<br />
 <br />
Karşıma zihnimden iki kişi alıp, onlar klonladığımda haklıydılar, yani karşımda d&#246;rt kişi oluyordu ama yine zihnime iki tane iki alıp onları klonladığımda d&#246;rt rakamına bir t&#252;rl&#252; ulaşamıyordum; zira daha kendiliğinden olabilecek bir &#8220;bir&#8221;e ulaşamıyordum.<br />
 <br />
Zira o g&#252;ne kadar d&#252;nya &#252;zerinde birbirisinin y&#252;zde y&#252;z &#8211;t&#252;m &#246;z&#252;ne varana kadar- aynısı olan iki kavramla daha &#246;nce karşılaşmamıştım. Yani &#8220;bir&#8221; kavramını zihnimde yetkinleştirecek bir &#8220;birlikten&#8221; yoksundum. Bakıyorum bug&#252;n hala aynı durumdayım. Evrilme konusunda pek bir beceriksizim herhalde. Hayvanlığım ağır basıyor sanırım.<br />
 <br />
E hal b&#246;yle olunca, +1 ve -1 bana pek anlamlı g&#246;r&#252;nm&#252;yor. 1,000000000000&#8230;.1 mantıklı ve hatta 0,000000000000&#8230;99 da mantıklı olabilir ama bir t&#252;rl&#252; artı veya eksi biri bana yetkin bir şekilde tarif edecek bir &#8220;bir&#8221; e ulaşamıyorum.<br />
 <br />
Dolayısıyla, mutlakiyete en yakın bilim olarak g&#246;sterilen koskoca Matematik&#8217;te g&#252;venebildiğim tam yetkin ger&#231;eklik &#8220;sıfır&#8221;.<br />
 <br />
En azından &#8220;bu belirsiz kesinlik&#8221; sayesinde şu anda, biri birden &#231;ıkardığımda, ulaşabilme ihtimalim olan o muallakta; koskoca bir evren dahi bulabiliyorum mesela ve hatta bazen o evreni barındırabilecek kadar k&#252;&#231;&#252;k bir nokta.]]></description>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 22:11:58 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97911-karakucak/</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Saplant&#305;sal III (Oyun)]]></title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97907-saplantsal-iii-oyun/</link>
		<description><![CDATA[<br />
<p class='bbc_left'><span style='font-family: comic sans ms'><span style='color: #000000'>.</span></span></p>]]></description>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 19:44:41 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97907-saplantsal-iii-oyun/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ateş Böceğim</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97893-ateth-boecedhim/</link>
		<description><![CDATA[<p class='bbc_left'>ATE&#350; B&#214;CE&#286;&#304;M</p><br />
<br />
<br />
<br />
<p class='bbc_left'>Parmaklar&#305;n&#305; hissediyorum tenimde, dudaklar&#305;m sana hasretli&#287;inden kilitli, i&#231;imden ge&#231;ip gidi&#351;in &#231;ok de&#287;il daha... Demi&#351;tin ki, a&#351;k kokulum; sen kald&#305;k&#231;a bu d&#252;nyada kimse &#231;ekip alamaz beni senden. Nas&#305;ld&#305; gitmek bunca yalan&#305;n ard&#305;ndan, nas&#305;ld&#305; m&#305;sralar&#305;ma sallay&#305;p k&#252;fr&#252;, &#351;iirimin i&#231;ine etmek!</p><br />
<br />
<br />
<p class='bbc_left'>Varsay ki, dinledim seni; ne &#231;&#305;kar vazge&#231;mi&#351;ken kendimden ve usul usul terk etmi&#351;ken y&#252;re&#287;imi. Varsay ki, unutmad&#305;m seni; ne &#231;&#305;kar bu kadar yan&#287;&#305;n&#305; &#231;ektikten sonra tenim ve ben unutmay&#305; hi&#231; bilmediysem. Ne &#231;&#305;kar &#246;zlemek tavan yapm&#305;&#351;sa h&#252;crelerimde ve sen bir ad&#305;m &#246;temde buruk bir tebess&#252;mle duruyorken, sana kavu&#351;mad&#305;ktan sonra ha ya&#351;am&#305;&#351;&#305;m bu geze&#287;en de, ha &#246;l&#252;p terk i diyar etmi&#351;im bu bo&#351; bedeni...</p><br />
<br />
<br />
<p class='bbc_left'>Ne &#231;&#305;kar, z&#252;l&#252;flerini taram&#305;&#351;&#305;m, bir sabah de&#287;il bin sabah d&#252;&#351;lemi&#351;im seni... Ne &#231;&#305;kar katran karas&#305; g&#246;zlerinde, savklara hasret kalm&#305;&#351;&#305;m, yine de g&#305;k bile dememi&#351;im korkuyorken karanl&#305;ktan. Ne &#231;&#305;kar ben bana saplam&#305;&#351;ken han&#231;erini, sen &#246;ylece put gibi kar&#351;&#305;mda duruyorken ve umurs&#305;zl&#305;k sarm&#305;&#351;ken b&#252;t&#252;n ruhunu... Keyfe keder bir g&#252;n&#252;n ard&#305;na d&#252;&#351;&#252;p, koca bir &#246;mre yaz&#305;lm&#305;&#351; olmak i&#231;in yaz&#305;lmad&#305;ysan &#351;iir y&#252;reklim h&#252;crelerime... Biz g&#252;lleri dermedik mi beraber? Sen bat&#305;p durmad&#305;n m&#305; y&#252;re&#287;ime inad&#305;na, inad&#305;na... Ben sarmad&#305;m m&#305; o masum ellerini ve mabudum bilmedim mi t&#252;m g&#252;nah&#305;na ra&#287;men y&#252;re&#287;ini.</p><br />
<br />
<br />
<p class='bbc_left'>Sen kelebek kanatlar&#305;nda k&#305;rk g&#252;nl&#252;k bir do&#287;um ve bir g&#252;nl&#252;k &#246;l&#252;md&#252;n, ne &#231;&#305;kar seni 365 g&#252;n bildiysem, bin y&#305;l t&#246;vbe ettiysem senden sonra sevmeye. Bana bir tek an b&#305;rakmad&#305;ktan sonra, ben h&#252;sranlar&#305;m&#305; katlay&#305;p koymu&#351;sam &#231;ebime, arada unuttu&#287;umda seni &#231;&#305;kar&#305;p &#231;&#305;kar&#305;p okuyorsam... Ne bilirsin sen varolmay&#305; bir ruhta ve kan ter i&#231;inde uyan&#305;p durmay&#305; d&#252;&#351;lerinden. Yar&#305;p karn&#305;n&#305; kehribar rengi umudumun i&#231;ine doldurdun yalanlar&#305; ve d&#252;&#351;&#252;nmedin sen &#246;teki d&#252;nyada yanmay&#305;... &#304;nanmad&#305;n belki bana, ya da hi&#231; &#246;&#287;renmedin sevmeyi bir can&#305;, ben can&#305;mdan vazge&#231;tim de sen bir g&#252;n&#252;nden vazge&#231;medin..</p><p class='bbc_left'>Ben yand&#305;m; a&#351;k... &#214;yle &#231;ok yand&#305;m ki, ne do&#287;urabildim senden sonra, ne do&#287;anlara sevinebildim. Ben yand&#305;m senden sonra... Kalbimde a&#287;&#305;r bir yan&#305;k, g&#246;zlerimde puslu bir ak&#351;am...</p><br />
<br />
<p class='bbc_left'>K&#252;llerimden ge&#231;ip gitmi&#351;tin ya ve ate&#351; b&#246;ce&#287;im, sen yanmak nedir bilmedin; hi&#231; yanmad&#305;n bir a&#351;k'a!.</p><p class='bbc_left'>Talan Ay&#351;e Kanca</p>]]></description>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 07:54:17 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97893-ateth-boecedhim/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Metafor Amip</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97890-metafor-amip/</link>
		<description><![CDATA[K&#252;&#231;&#252;k gruplar kafiyesinin y&#252;ce y&#252;rekli avlusunda burulan s&#246;z, anlamı, birbiriyle ilgisiz par&#231;alardan oluşan kaos dalgaları eşliğinde duygular denizine &#231;ığırtkan yapıyor. Hem yaratı, &#231;&#246;z&#252;m-&#231;&#246;z&#252;ms&#252;zl&#252;k değerlendirmelerinin &#252;zerindedir ve yalnızca bir durumu işaret eder, dedi Trypanosoma Gambiense.<br />
 <br />
G&#252;n&#252;n aşırı naz yapan bir saatinde b&#246;yle bir a&#231;ılımı beklemeyen Modern Dışlanmışlık şaşırdı ve g&#252;l&#252;msedi. B&#252;y&#252;k Değişimin ilk dizesini yazmalıyım, yeter ki eleştirinin boyunu aşan dalgaya yakalanmayalım, dedi ve sustu.<br />
 <br />
Modern Dışlanmışlık susmakta haklıydı. &#199;&#252;nk&#252; dışarıda soğuk bir hava olanca g&#252;c&#252;yle &#246;n&#252;ne &#231;ıkan herkesi ve her şeyi yalıyordu. Yaşantıların bu s&#252;sl&#252; ve kaba tavrının, davranışlar referansı değerleri tecrit ederek ortalıkta salınması, &#231;&#246;z&#252;m bekleyen ciddi sorunları &#246;teliyordu. Artık eylemi, saksısında itinayla b&#252;y&#252;t&#252;len s&#246;z&#252;n &#246;n&#252;ne koymak olduk&#231;a zordu.  G&#252;zel s&#246;ylemenin, &#231;ok s&#246;ylemenin veya az s&#246;ylemenin bir &#246;nemi de yoktu.<br />
 <br />
Amip, bu ağırbaşlı susmaya bir anlam veremedi. Sağa sola bakındıktan sonra kendine &#246;zg&#252; g&#246;zlerini &#252;zerime dikti.  Tahmin edileceği gibi sıkıldım ve &#252;zerime y&#246;nelmiş uyarının duyarlılığıma bir zarar vermemesi i&#231;in hemen yazının kara kalemini &#231;ekmeceye koydum.<br />
 <br />
Kalemlikten neşeli bir kalem aldım. Yeni bir sayfa a&#231;tım. Sayfa dediğin b&#246;yle olmalı. İşte kendisiyle y&#252;zleşmekten korkanın y&#252;z&#252;n&#252; didikleyen K&#246;t&#252;, h&#226;l&#226; i&#231;eriğinin &#246;zg&#252;n tavrıyla o aranılan yalnızlığı besliyor.<br />
 <br />
Bu arada Amip&#8217;e acıdım ve uslu uslu oturması şartıyla yeni sayfayı okuyabileceğini s&#246;yledim. A&#231;ık&#231;ası, her şeye şahit olmasını ama işleri karıştırmasını istemiyordum. İpler tamamen benim elimde olmalıydı. <br />
 <br />
Sayfada, algılar denizinin b&#246;ylesine aniden k&#246;p&#252;rmesi, kıyıyı sevindirdi. &#199;&#252;nk&#252; onu, o paslanmış elma kurdunu yalnızca farkındalığın anormal olması kendine getirebilirdi.  Fırsatı ka&#231;ırmak istemedim. Hemen iki k&#252;&#231;&#252;k not oluşturdum ve yemeğe gitmesini kollayarak, odasının eylemimi kabul edecek huzura ve kimsesizliğe kavuşmasını bekledim.<br />
 <br />
Huzurlu boşluk beni &#231;ağırdığında, iki raptiye eşliğinde k&#252;&#231;&#252;k notlarımı, yıllardır fethedilmeyi bekleyen bir kalenin burcuna asar gibi odasının duvarına astım.<br />
 <br />
Birinci notta: &#8220;K&#246;t&#252;&#8221; dediğin nedir ki? Kendini tekrarlayan algı, &#231;ığlığa sığınmış bir yalnızlıksa, iyiyi tarif eden kavramlaştırılmış farklı boyutlar alışkanlığının &#252;rk&#252;s&#252;, empatiyi dışlar&#8230; Dışlama eyleminin ağır tutkusu, kutsanmış boşluklar ayetlerini okuyarak, se&#231;ici tavrının makinesinde k&#252;&#231;&#252;k anlamları presledik&#231;e, s&#252;re&#231;, bilgiyi i&#231;selleştiremez. İ&#231;selleştirilmemiş bilgi, etkinlikler bah&#231;esinde yalnızca bi&#231;im oyunlarını olgunlaştırır. Yaratı ve eleştiri &#246;nce &#231;elişkiler yumağında filizlenmelidir.&#8221; diyerek, o iyiye sinmiş geleneksel tavrı iğdiş etmeye &#231;alıştım.<br />
 <br />
İkinci k&#252;&#231;&#252;k notta ise, &#8220;Sanrısal ağrıları sempatinin eteğine yapışmış hevesli bir kalp i&#231;erisinde etiketleyerek marifetler &#231;arşısında anlamlı sonuca d&#246;n&#252;şt&#252;rmeye &#231;alışan zor durumda kalır. Dışa vurum, dalga dalga yayılan uyumlu yalnızlığın tahamm&#252;l&#252; kalmamış &#231;ığlığı ise parmaklara dolanan bilinmezlik yaslanıp &#246;l&#252;lerin tarihine bir kırık kapıyı bekler. Acısının &#252;zerinde gezinen pekiştirilmiş alışkanlık s&#252;re&#231;leri sadeleştiremez. Ancak suyun ruhuna sinen bilin&#231; imk&#226;nsızlık lifleriyle b&#252;y&#252;n&#252;n ger&#231;eğini &#246;rebilir. Farkındalık anormaldir, uysal değildir.&#8220; diyerek, o &#246;zenle bakıp, i&#231;lendiği ve sa&#231;ma bir d&#252;zenliliğe etiket yaptığı kabuğunun altındaki yarayı deşmeye &#231;alıştım.<br />
 <br />
Ah, zamanın soytarı ruhuna sinen terbiyeli olmaya zaman ayıramıyor. Sırf bu y&#252;zden eylemin yazısında gezinmeyen, olmanın değerinin bilgisine ulaşmayan bu boş karabiber kavanozlarına sinir oluyorum.<br />
 <br />
Zaten en kolay iş: Olmayanı, olana yamamak. Kurguya yaslandık&#231;a, &#246;znel ve i&#231;sel d&#252;nyanın melekleriyle, b&#246;ylesine ipleri okşaması yok mu? Neyse. İlgiler g&#252;r&#252;lt&#252;s&#252; işte!<br />
 <br />
Nasıl olsa imge d&#252;nyasını zenginleştirme &#231;abasını diri tutan yorumlar toplamı insanın sesidir. Yazma eyleminin &#246;zel g&#252;nler pankartı yoktur.<br />
 <br />
Hem, mutluluk, terbiye edilmiş s&#246;zc&#252;klerden yansıyan &#231;ağrışımın empatik yapılanması ile ifade edilmeyecek kadar karmaşık olmayandır. Mutluluk: Korkular, ş&#252;pheler, kuruntular ve &#252;z&#252;nt&#252;lerin de toplamıdır: Yazının i&#231;ine sinen melankoli.<br />
 <br />
Hangi yoldan gideceğine karar veremeyen Alice, aklıyla kavrayabileceği her şeyi yazara teslim etmiştir. O yazarın elinde kıvranan, okuyucuyu uyuma yatırmak isteyen toplumsal bir &#246;zg&#252;ven şiiridir.  <br />
 <br />
G&#252;d&#252;k bir bencilliği ilgilerin merkezine bayraklandıran Karınca&#8217;nın, Ağustos B&#246;ceği&#8217;nin zihnini bulandırdığını kim s&#246;yleyebilir.  Haftanın g&#246;zbebeği, Paris&#8217;e yolculuk yapan tutkunun birikimidir.<br />
 <br />
K&#246;şe taşları da k&#246;şe taşları olsa!<br />
 <br />
İşte &#246;tekilerin sinirlerini bozan, bu karşılıklar manifestosu, seviyormuş gibi davranan, okuyormuş gibi konuşarak mavi paradoksun şemsiyesine sığınan o &#252;nl&#252; se&#231;kinlerin dolaşımından ka&#231;an zavallıyı yazı bah&#231;esine bek&#231;i yapıyor.<br />
 <br />
&#199;ağının anlamından d&#252;şen, eskiyi parlatmak suretiyle zamana yeni bir nefes aldırma etkinliğini d&#252;zenlediğinde, yaratı, yalnızca iğnenin ucundaki yemdir.<br />
 <br />
Burada bu sefil aydınlıkta!<br />
 <br />
Neyse, yazıma son vermek istiyorum. Olduk&#231;a geciktim. Amip&#8217;i uykusuna yatırıp; zamanın ruhunun, yaşam i&#231;in, &#214;nemli Toplumsal Kurumlar Evleri&#8217;nde oluşturmaya &#231;alıştığı b&#252;y&#252;k rollerin gereklerini irdelemek &#252;zere &#231;ayevine gitmeliyim.<br />
 <br />
Acaba bu durumun sokağa yansıması nasıl olacak? İhtimal: Yine bı&#231;aklar &#231;ekilecek ve aynasında fırtına herkese &#231;eki d&#252;zen verecek.<br />
 <br />
Hep yeni bir şiir i&#231;in&#8230;<br />
 <br />
Bu arada unutmadan s&#246;yleyeyim: Eylemi, i&#231;sel ve &#246;znel d&#252;nyasında kavramına yamayan, olguyu, kendisiyle kurduğu &#246;zel ilişkiye g&#246;re yorumlar. Nesnenin uzağında eşleştirilmiş yorum sempatisi, yaratıcı zenginliğin anahtarı değildir.<br />
 <br />
Kuşatılmış tutku s&#252;recine indirgenmiş sanrısal gevezelik, akıl payını t&#252;ketim ırmağında yıkar.<br />
 <br />
İşte k&#252;&#231;&#252;k anlamlara bunun i&#231;in gerek var. Şimdi kara bir imgeyi anlama paylaştırsak.<br />
 <br />
Sardunyaları ve fesleğenleri koparıp dizelerden&#8230;]]></description>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 20:22:07 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97890-metafor-amip/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bir Can Dosta Referans Mektubu</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97793-bir-can-dosta-referans-mektubu/</link>
		<description><![CDATA[<p class='bbc_center'><a href='http://4.bp.blogspot.com/_5OpJtNxHXVw/TNJ_Mr9eSwI/AAAAAAAAABY/C1ZhoxXAt-M/s1600/imagesCAAGAM1N.jpg' class='bbc_url' title='Harici bağlantı' rel='nofollow external'><span rel='lightbox'><img src='http://4.bp.blogspot.com/_5OpJtNxHXVw/TNJ_Mr9eSwI/AAAAAAAAABY/C1ZhoxXAt-M/s1600/imagesCAAGAM1N.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span></a></p><br />
<br />
<br />
İlgili Makama ,<br />
<br />
Rakılarımızın buzlarımızla kadehlerimizde sevismeye basladıgı gunlerdi.Henuz kısa pantolonlu gunlerigeride bırakalı az bir zaman olmustu.Fakat i&#231;erisinde bulundugumuz deli yaslarımız bize soyle diyordu:<br />
<br />
"Dun evin arka bahcesinde kucuk bir damla gozyası buldum cocuklugumdan kalma ,<br />
salıncakta sallanıyordum , her sallanısımda sanki gelecegime dusuyordum.Ama gelecek bana gelemeyecek kadar uzaktı."<br />
<br />
Hep boyle hissettik yıllarca.Simdi yavas yavas gelecegin yaklasmakta oldugunu anlamaya basladık;en azından yasamlarını gonullerinde paylasan yedi kisi.<br />
Ha , neden mi yedi kisi :<br />
<br />
"Hangisine baksan aynı goruntu,<br />
biraz ortacag derebeyligi,<br />
biraz yenicag burjuvazisi,<br />
totoliter bir tutumdur,<br />
Bu yarı yasamak cıkmazında,<br />
SAVASA YALNIZ GİDİLMEZ."<br />
<br />
Bir hikayedir basladı , bir boya satıcısı , bir tabak canak satıcısı , bir internet satıcısı , iki disci , bir ogrenci ve bir spor spikeri hasbelkader bir araya geldiler.Bu arada hepsinin aynı zamanda ogrenci oldugunu soylemek isterim.Mesleki anlamda herhangibir bag yok ; tam korler sagırlar birbirini agırlar durumu hakim.Ailevi olarak bir bag da yok , cinsel anlamda hic yok.Ulan ne yaptıkta biraraya geldik bukadar alakasız adam , ne yapacagız simdi derken bulduk ;<br />
<br />
"HADI EN IYISI GIDIP ICELIM"<br />
<br />
Bu laf hayatımızın donum noktası oldu.Zannedilmesin alkolik bir hayatımız var.Sadece buyuklerimizin sozunu dinliyorduk ;<br />
<br />
"BIR INSANI EN IYI RAKI SOFRASINDA TANIRSIN."<br />
<br />
Hepimiz yonumuzu gunesle , yıldızlarla , karıncalarla ve karınca kararınca bulmaya calısıyorduk.Ama sunu kabul etmek lazım 34 JB bizim yonumuzu bizden iyi buluyordu bazen.Ta ki kendisinin dokuz canı oldugu bilincine halen hakim olan bir boya satıcısı ile birlikte akordiyona donene kadar.Aynı arabadaki boya satıcısına ne oldu diye merak etmedim deme ? 34 JB ile soyle bir diyalogu olmus kazadan sonra ;<br />
<br />
- Boya satıcısı : Cok cirkinsin , yuzun burus kırıs olmus.<br />
- 34 JB : Sende cok sarhossun<br />
- Boya satıcısı : Ama ben sabaha ayılıcam... Hakikaten ayıldı.<br />
<br />
Bu boya satıcısı arkadasta hepimizden birseyler vardı.Daha dogrusu biz O'nda kendimizden birseyler bulduk galiba.Mesela tabak canak satıcısı ile neredeyse aynı gecmise sahiptiler.Tek fark tabak canak satıcısı tek bir kez olum hakkının oldugu gibi tuhaf bir inanca sahip.Ama hakkını yemeyelim boya satıcısı bu tanrısal gercekleri degistirmeye iyice niyetlenmistir.<br />
<br />
Bu olaydan sonra yasanan binbir turlu vukuat mevcut boya satıcısının hayatında.İnsan sıfatında bir disci ile birlikte tatil koyu yakmaktan tut , spor spikeri ile birlikte Uludag zirvelerinde araba ile gezmek ve sonrasında corba icmeye 100 km yol gitmek , 20 kisiye karsı tek basına "ben bunları doverim" psikolojisine kapılmak (Sırası gelmisken digerlerininde en az bu boya satıcısı kadar manyak oldugunu soylemeliyim ; bu 20 ye 1 mactan sonra hastanede boya satıcısının filmleri cekilirken Hacettepe gibi ciddi bir kurumumuz tarafından kendisine "Bu adam doktordur... VALLAHA" unvanı verilen disci gelip film odasında boya satıcısı ve bir tabak canak satıcısının koluna girip rontgenciye "Agabey birde boyle cekseydik hep beraber , anı olsun hani." dedi.Gerisini sen dusun.) , internet satıcısı ile adamları geri dovmeye gitmeye kalkmalar vb.vb.vb.<br />
<br />
Sunu ifade etmek istiyorum ki ; bu boya satıcısı hepimizin hayatını renklendirdi ve bu renklerin birbiri il uyumunu oyle bir olgunlukta resmettiki en sonunda hepimiz fikirlerine kendimizi teslim ettik.<br />
<br />
Gunler ge&#231;tikce boya satıcısının herzaman oldugu gibi hayatımızın cok onemli noktalarına mudahalelerine ugramaya basladık.Kendisi boya satıcılıgından gomlek satıcılıgına cok ince elenip sık dokunmus bir karar ile gecince, hayatımız boyunca ayakta ugurlanmamızı saglayan fikirleri aldıgımız boya satıcısı simdide ayakta karsılanmamızı saglayacak bir gomlek satıcısı olarak cıktı karsımıza.Ve bize de su dusuncenin yarattıgı zevki kardesimiz sayesinde yasamak kaldı ,kendi capımızda anlatmak istediklerimizi karsımızdakilerin anlayabilecegi formata sokmak ugruna ;<br />
<br />
"INSANLAR KIYAFETLERİ İLE KARSILANIR ,<br />
FİKİRLERİ İLE UGURLANIRLAR."<br />
<br />
Son olarak ben kendi adıma bu , bir ben vardır benden iceri , yapısındaki gomlek satıcısından hayatımın en onemli donemlerinde bircok konuda esinlendigimi soylemeliyim.Tek dilegim birgun gomlekciye hersey icin tesekkurler gomlekci ama hersey icin demenin bir yolunu bulabilmektir.<br />
<br />
Hayattan en kısa zamanda ESIN 'lenmesi dilegi ile .<br />
<br />
Yengeye Notlar :<br />
<br />
* Yukarıdaki dilegin gerceklesmesi safhasında mudahale etmekten cekinme.<br />
* BUDUR<br />
* Yarın &#246;b&#252;rg&#252;n bir dosttan uzun bir mektup almasın sakın.<br />
* Ask mezhebi dindir bu gomlekciye.<br />
* &#199;&#246;zersen haber ver.<br />
* Kola icilemez , fanta icilemez , alkolik hareket engellenemez teorisine saygı duy.<br />
* Sen musait bir zamanda soyleyiver TESEKKURLER dedigimi.<br />
T.Erdem<p class='bbc_center'><a href='http://1.bp.blogspot.com/_5OpJtNxHXVw/TNJ_cyJrJRI/AAAAAAAAABg/rcAtUB1wjd0/s1600/imagesCAB2097R.jpg' class='bbc_url' title='Harici bağlantı' rel='nofollow external'><span rel='lightbox'><img src='http://1.bp.blogspot.com/_5OpJtNxHXVw/TNJ_cyJrJRI/AAAAAAAAABg/rcAtUB1wjd0/s1600/imagesCAB2097R.jpg' alt='Yayınlanmış resim' class='bbc_img' /></span></a></p>]]></description>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 21:32:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97793-bir-can-dosta-referans-mektubu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Düş Ağrısı</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97714-duth-adhrysy/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 14px;'><strong class='bbc'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>D&#220;Ş AĞRISI</span></span></strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><em class='bbc'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>&#8220;Aynı zamanda hem savaşa hazırlanıp </span></span></em></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'><em class='bbc'>hem de savaşı &#246;nleyemezsiniz&#8221;- Albert Einstein</em></span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>*** </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Ey &#252;lkemin &#231;ıldırmış insanları, </span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>50 yıldır hi&#231;bir şeyin hesabını sormadan geldiniz bu g&#252;nlere. Emperyalizme karşı, katil ABD ye karşı Tam bağımsız T&#252;rkiye diye yumruklarını sıkan Deniz&#8217;ler asılırken ortalıkta yoktunuz. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Darbelerle i&#231;erde &#246;m&#252;rleri &#231;&#252;r&#252;t&#252;len veya ensesine sıkılarak &#246;ld&#252;r&#252;len vatanseverler i&#231;in hi&#231;bir şey yapmadınız. Ya unuttunuz, ya unutturdunuz. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Cezaevlerinde işkencelerden ge&#231;irilirken ve bok yedirilirken &#252;lkemin demokrat yurttaşları ve karıları, kız kardeşleri tecav&#252;ze uğrarken sustunuz. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Binlerce faili me&#231;hullerin hesabını hi&#231;bir h&#252;k&#252;metten sormadınız, &#252;stelik se&#231;im zamanı geldiğinde gidip onlara oy bile verdiniz. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Hi&#231;bir hak arama m&#252;cadelesinde meydanlara &#231;ıkmayıp evlerinizdeki yalancı ekrandan sadece izlediniz ve polis devletine karşı direnip dayak yiyen iş&#231;i ve emek&#231;ilere anarşist dediniz.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>K&#246;yleri yakılarak evlerinden yurtlarından s&#252;r&#252;len insanları hi&#231; merak etmediniz.  Sonra gelip batıda ya hizmet&#231;i, ya inşaat&#231;ı veya ayakkabı boyacılığı yaparak yaşamını s&#252;rd&#252;rmek zorunda K&#252;rt vatandaşların ya şivesini yada giyimini mizah konusu yaptınız, eğlendiniz.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Avlusundan alınıp da bir daha geri gelmeyen binlerce solcu gen&#231;lere, gazetecilere ve emek&#231;ilere ne olduğunu hi&#231; merak etmediniz. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Sivas&#8217;ta diri diri iman g&#252;c&#252;yle yakılan yazar ve şairler i&#231;in hi&#231;bir aktif eyleme katılmadınız. Cumartesi annelerinin &#246;yk&#252;s&#252;n&#252; bir sinema filmi izler gibi izlediniz.  </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Her iki kişiden birinin oy verdiği ve y&#252;z&#252;nde parlatılmış karanlıkları ve pe&#231;eleriyle gelen azılı kapitalist partilerin yandaşı oldunuz.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>&#220;lkemin altın değerinde olan kamu iktisadi kuruluşları bir bir peş keş &#231;ekilirken yabancı sermaye gruplarına bunun haber değeri bile taşıdığına inanmadınız.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Şimdi kalkıp sokağında hi&#231;bir cenaze evi &#231;ıkmayan Bağdat ve benzeri zengin caddelerde şehitlerin hesabını sormak i&#231;in eylem yapıyorsunuz.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Ey &#252;lkemin duyarlı(!) yazarları,</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>B&#252;t&#252;n yıl pılınızı pırtınızı toplayıp taşındınız birbirine &#246;nemsiz şeyler anlatanların hurda uygarlıklarına. </span></span><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Yadırgadınız barıştan bahsedenleri, k&#252;&#231;&#252;msediniz. Amerika&#8217;ya k&#252;fredenleri ayıpladınız ağırbaşlı edebiyatınız adına. Şimdi dilinizde lanet, k&#252;f&#252;r ve nefretle ortaya &#231;ıkıyorsunuz, k&#252;&#231;&#252;k adamların asla j&#252;bile yapmadığı zamanlarda dilinizde hep aynı slogan; <em class='bbc'>&#8220;hepsinin k&#246;k&#252;n&#252; kazıyalım bunların.&#8221; </em></span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Yanlış &#246;l&#252;rken bu &#252;lkenin &#231;ocukları, burnundan kan gelirken d&#252;nyanın; Irak&#8217;ta, Afganistan da, Filistin de insanlar katledilirken,-Libya&#8217;da, Suriye&#8217;de emperyalistlerin uşaklığını yapan h&#252;k&#252;metlerden hi&#231; bahsetmediniz. B&#252;t&#252;n yıl yatan vicdanınıza şiirle dokunanlara &#231;attınız ve barışa bir dua i&#231;in dizi kanarken tanrıya eğilmekten birilerinin, siz b&#252;t&#252;n k&#246;rl&#252;klerinizden sanat yaptığınızı sandınız.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Dağlara teklif g&#246;t&#252;ren fikirlerin nedenini g&#246;rmediniz, duymadınız, bilmediniz. Kuğulara sevişmeyi &#246;ğreten g&#246;lde yıkanmadınız. Dilsiz ağa&#231;lara kazınan masalları dinlemediniz. Bir orman yakılırken halkların bağrında kalemlerinizin uykusundan d&#246;nemediniz.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Ne iş&#231;i sınıfından yana oldunuz ne r&#252;yası &#231;alınan &#231;ocuklardan yana. Otomatik kaderinize sımsıkı yapışıp insan gibi konuşan eşyalara d&#246;n&#252;şt&#252;n&#252;z. Feodal burjuvazi filmleriyle &#246;yle meşguld&#252;n&#252;z ki</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Bir halk ağlarken yarım asır sırtınızı d&#246;nd&#252;n&#252;z. Yasal katilleri kahraman yapıp &#252;lkeyi satanların yanında oldunuz. Sadece yoksul &#231;ocukların &#246;ld&#252;ğ&#252; bu &#231;irkin savaşta y&#252;reğinizi en yakındaki K&#252;rd&#252; bulup boğazını kesme hissiyle doldurdunuz. Ey d&#252;nyanın b&#252;t&#252;n iş&#231;ileri; birleşin diyenlere kom&#252;nist damgası vurup başınızı i&#231;inizdeki &#231;&#246;le g&#246;md&#252;n&#252;z. Hadi gidin emekli olmamış bir buz dağı bulun şimdi kendinize ve o muhteşem sanatınızı geliştirin.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><strong class='bbc'><em class='bbc'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>&#8220;Barış, hemen şimdi&#8230; diye yazanların ve savunanların potansiyel su&#231;lu sayılabileceği bir ortamda </span></span></em></strong></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'><strong class='bbc'><em class='bbc'>yaşamaktan her yanıma ağrılar giriyor&#8221; </em></strong><em class='bbc'>diyen  Ahmet Nesin<strong class='bbc'>&#8217;e ana avrat s&#246;vd&#252;n&#252;z, tehdit ettiniz, &#246;l&#252;m ilanları astınız.</strong></em></span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>&#220;ş&#252;yorum.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Vedalaşmanın icadından sonra bozuldu yolun kutsallığı. Y&#252;z&#252;mdeki karışık desenli elbiseden yaratır kendini boşlukların ozanı. O g&#246;r&#252;r ancak &#231;&#252;r&#252;menin betonunda tapınanların uykusunu. Ve &#246;n&#252;me konulmuş bu merdiven var ya ey halkım, yeraltının devamıdır. Annem &#252;z&#252;lmeyeyim diye bu duyguyu benden saklıyor.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Kalın sesli c&#252;celerin oyununda dev fikirlerin kanayan &#231;ığlığını taşımak zordur. Fır&#231;alarında renklerin katliamıyla yery&#252;z&#252; ressamlarının, manifestolarında dip diri mutlu cesetler vaat eden; panoya toplu iğneyle &#231;akılmış yoksul asker &#246;l&#252;mlerine k&#226;ğıttan yapılma saygıyla l&#252;tfettiklerini sananların &#252;lkesinde; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>S&#252;r&#252;n&#252;n inan&#231;ları,-yandaş g&#246;lgeler,-paranın ve k<span style='font-family: Calibri'>&#195;</span>rın imparatorlarının tanrısı yoktur ey halkım. </span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Ve hala birileri var ki bu s&#246;m&#252;r&#252; ve savaş sisteminden beslenenlere karşı aynı mahallede, aynı mahallenin bah&#231;esinde aşk ve g&#246;n&#252;lle birleşme hayalleri kuruyor. Hayallerimi seviyorum, &#252;ş&#252;se de ellerim hayallerimi seviyorum ey yaralı T&#252;rkiye&#8217;m.  O y&#252;zden akşam olunca annem ağlıyor sanıyorum. Annem, bozulmasın diye bu duyguyu buzdolabında saklıyor.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Naylon kanatlı ve zehirli b&#246;ceklerin uğultusunda &#231;i&#231;eklerin kendini kimsesiz hissettiği o şey dolar i&#231;ime. H&#252;z&#252;nlerin toplantısına &#231;ağrılan ger&#231;eğin baş harfiyle, meraktan &#246;l&#252;rcesine olay bekleyen canı sıkılmış kalabalığa karşı ışık tasarılarını ve şiir s&#246;zleşmelerini g&#246;steriyorum. Yılan yuvasına d&#246;nm&#252;ş bir &#252;lkenin k&#252;rs&#252;s&#252;nde kendi kutsal metinleriyle intikam peygamberlerinin salyalarından ve -dişleriyle marş s&#246;yleyenlerin ulusal g&#252;r&#252;lt&#252;s&#252;nden, <strong class='bbc'>&#231;atılarda dolaşan iyi tanrıyı g&#246;rmez kimse</strong>. O y&#252;zden akşam olunca barış gelecek sanıyorum meleklerin eliyle. Annem tozlanmasın diye bu duyguyu sandığında saklıyor. Anneme inanıyorum;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>D&#252;ş&#252;m ağrısa da.</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>Metin Akdeniz</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: Calibri'>23 Ekim 2011</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 17:02:49 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97714-duth-adhrysy/</guid>
	</item>
</channel>
</rss>
