<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Öykü</title>
	<description>Hep bir sonu var, hep karanlık, çok karanlık (!?)</description>
	<link>http://forum.tabut.net</link>
	<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 21:16:58 +0000</pubDate>
	<ttl>30</ttl>
	<item>
		<title>Gölgenin Ruhu</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98484-goelgenin-ruhu/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 18px;'>	 <span style='font-size: 14px;'>  Ranzasına uzanmış tavandaki g&#246;lgelere bakarken bir taraftan genlerinin gelme nedenlerini sorgulamaya başlamıştı Mera. Neden bu kadar mutsuzdu? Bu mutsuzluk hali genetik olabilir miydi? Mutsuzluk ve mutluluk&#8230; Acaba bu ikisinin genleriyle oynanıp melez bir duygu yaratılabilir miydi? Melezlik ne kadar yakışırdı kim bilir bir g&#246;lgeye&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>	   Yurda yerleşeli tam bir ay olmuştu. Bir koca ay&#8230; Burada var olma sebebini hi&#231; kimsenin varlığına bağlamamıştı . Kimse umrunda değildi kendinden ve g&#246;lgelerinden başka. Evet g&#246;lgeler ve onların suretleri&#8230; İ&#231;indeki suya k&#252;s bir testi gibi kırılmayacaklardı kendiliğinden.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		Belki de yurdun koca popolu m&#252;diresi onun g&#246;lgelerinden korktuğu i&#231;in onu tek kişilik odaya vermişti. İlk başlarda yalnızlık d&#252;ş&#252;ncesi kalabalıklaştırsa da korkularını, zamanla b&#246;ylesinin onun i&#231;in daha iyi olduğuna kanaat getirdi. &#199;&#252;nk&#252; bir g&#246;lge kimseyle paylaşılmazdı ki.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		G&#252;l&#252;msedi birden g&#246;lgelerden biri yer değiştirip ayak parmaklarına doğru s&#252;z&#252;l&#252;rken. Yanılıyor dedi, yanılıyor m&#252;dire. Yalnız değilim. Kedim beni &#231;ok seviyor. Bakın yine ayak parmaklarımı yalıyor. Gri ojelerimi ne zaman s&#252;rsem, ayak parmaklarımı fare sanıyor.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		Derken her zaman yerli yerinde olan bir g&#246;lge daha yer değiştirdi. Altın sarısı sa&#231;larına davetsiz bir esmerlik d&#252;ş&#252;rm&#252;şt&#252; o g&#246;lge. Dedi kendi kendine; sevgilim, sevgilim&#8230; Sa&#231;larımı okşuyor yine. Sa&#231;larım evet sa&#231;larım&#8230;Hi&#231; kestirmemiştim onları onun son dokunuşundan bu yana. Kulağıma eğildi ve &#8220;Epey uzamış ama aynı kokuyor, değiştirmemişsin ısırgan otlu şampuanını&#8221; dedi. Belli ki beni &#231;ok &#246;zlemişti.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		Tam kafamı kaldırıp onu &#246;pecekken, yanağımda sert bir tokat hissettim. Elimdeki aynayı suratıma doğru g&#246;t&#252;rd&#252;m. Yaşlı bir g&#246;lge sağ yanağıma &#231;&#246;reklenmişti. Annem dedim bu annem&#8230;</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		Yine makyaj malzemelerini kullandığımı anlamıştı. H&#226;lbuki ne &#231;ok yakışırdı bana onun kırmızı ruju ve siyah s&#252;rmesi... Yeniden uslu kız olma vakti gelmişti &#231;&#252;nk&#252; uslu duran kızlara g&#246;lgeler kızmazdı.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>		Şimdi de g&#246;lgelerini sorguluyordu işte Mera. Bilmiyordu ki hi&#231;bir şizofrenin g&#246;lgeleri suretsiz değildi. G&#246;lgeler evet g&#246;lgeleri&#8230; Onları da melezleştirebilir miydi ki?				</span></span><br />
 <br />
<span style='font-family: tahoma,geneva,sans-serif'><span style='font-size: 14px;'>jir</span></span>]]></description>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 21:16:58 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98484-goelgenin-ruhu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Naz ile Nazım Size Ne Lazım?</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98461-naz-ile-nazym-size-ne-lazym/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Naz ile Nazım, ek iş olarak yaptıkları gezici psikiyatr servisi i&#231;in gazeteye yine ilan vermişlerdi. Aldıkları para tatmin edici olmasa da, işlerine &#231;ok yarıyordu. Aslında yaptıkları tek şey, sahte diplomalarıyla hastaların evine gidip soğuk bir şekilde onları dinlemek ve anlattıklarının doğru olup olmadıklarını kontrol etmekti.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım, TEDAŞ memurları gibi eve girip ka&#231;ak elektrik kullananlardan para toplamaktan sıkıldığını s&#246;yleyince, Naz psikoloji b&#246;l&#252;m&#252;nde okurken aldığı altı kitaba bakıp; &#8220;&#214;yleyse eski işimize d&#246;nmeliyiz&#8221; dedi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım g&#252;l&#252;msedi. Yatağın altından ruhsatsız tabancasını &#231;ıkartıp; &#8220;İşimizi her zamanki gibi ciddiye almalıyız. Belki &#246;tenazi gurubundan birileri &#231;ıkar ve ben de bu parabellumu ilmi ama&#231;lar doğrultusunda kullanırım&#8221; derken, tabancanın kurşunlarına bakıyor, sağını solunu &#252;f&#252;rerek temizliyordu. Namlunun i&#231;inde toz kalmış mı diye bakarken , Naz &#8220;Baammm!&#8221; diye bağırınca, Nazım korktu ve elindeki tabancayı yere d&#252;ş&#252;rd&#252;. Y&#252;z&#252; sapsarı olmuştu. </span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#8220;Eğer&#8221; dedi Nazım eğer&#8230; (usta vuruşlarıyla dilini damağında şaklatarak) O tabancanın i&#231;inde kurşun olsaydı ve sen bağırdığında ben o korkuyla tetiği &#231;ekmiş olsaydım, ne yapardın?</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Polise gidemezdin, seni hemen tutuklarlardı. Beni bir gece yarısı y&#252;klenip kimse g&#246;rmeden (ki bu neredeyse olanaksız) apartmandan &#231;ıkarıp kuytu bir yere de atamazdın. Haydi bunları yaptın, diyelim; benimle tanışmadan &#246;nce, anneannenden kalma bu evin neredeyse b&#252;t&#252;n eşyalarını satmıştın. Benim eşyalarım olmasaydı nasıl yaşayacaktın? Ben olmasam hi&#231; tanımadığın bir adamla eve &#231;ıkacaktın. Peki ona kira bedeli olarak ne sunacaktın? S&#246;yle şimdi Allahın cezası s&#246;yle. Ben olmasam sen ne yapardın?.&#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Naz, alt dudağı titretip yutkunarak, yaşlı g&#246;zlerle, terler i&#231;inde kalan dostuna sarıldı &#8220;Sağ ol dostum ! Sağ ol!&#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım, şortundan &#231;ıkarttığı ezik kağıt mendilleri dostuna uzatırken; kes ağlamayı ve beni dinle şimdi. &#8220;&#214;l&#231;&#252; ve uyumluluk! Neymiş? &#214;l&#231;&#252; ve uyumluluk, bizim iki ilkemiz. &#214;l&#231;&#252;y&#252; ka&#231;ırırsan uyumu kaybedersin, uyumu kaybedersen &#246;l&#231;&#252;y&#252; tutturamazsın. Bak, Can ve Canan yakalandı. Niye? &#199;&#252;nk&#252; onlar bizim gibi &#246;l&#231;&#252; ve uyumun dengesini sağlayamadılar. Daima her şeyin fazlasını istediler ama ellerindekileri de kaybettiler. Ne kendilerine ne de dostlarına g&#252;ven duyuyorlar artık. Bir de onlar g&#252;ven tazelemeyi bilemediler.</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım, Naz&#8217; a bakarak; &#8221;Al şu kalemi ve şu k&#226;ğıdı imzala.&#8221; der. (Naz boş kağıdı imzalar ) </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Ardından;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#8220;Aferin, bak bu boş kağıda ni&#231;in imza atıyorum, diye sormuyorsun bile. Bak şimdi, sen bana g&#252;veniyorsun, ben de sana. Onlar bizim gibi değildi. Bunun i&#231;in sakın bir daha &#246;l&#231;&#252;y&#252; ka&#231;ırma! &#8220;diye bağırır.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Naz daha bir nazlanır ses tonunun y&#252;kselmesiyle Nazım&#8217;ın. Ağlayacak gibi olur.</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım; &#8220;Hadi ama uzatma porno dergilerimle, cd&#8217;lerimi sattığın zaman sana kızmış mıydım? Hayır, kızmamıştım. Bir daha b&#246;yle bir şey yapmaman i&#231;in sana bağırmam gerekiyordu, alınma hemen hatun.&#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Naz; &#8220;Ama &#231;ok a&#231; kalmıştım on g&#252;n sonra d&#246;nerim diye gittiğin memleketinden tam yirmi beş g&#252;n sonra d&#246;nd&#252;n hayvan herif! Yirmi beş g&#252;n&#8230;&#8221;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım, bilgisayara porno bir film koymuş, sevdiği sahneyi bulmaya &#231;alışıyordu. &#8220; G&#252;lerek, tamam, hadi kapatalım bu konuyu&#8221; dedi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Telefon &#231;aldı. Nazım Naz&#8217;a baktı; &#8220;Gezici mas&#246;r ilanı mı, yoksa psikiyatr ilanı mı verdin?&#8221; diye sordu. Naz; &#8220;psikiyatr&#8221; diye yanıtladı.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Telefonu a&#231;an Nazım, kendinden emin, tok bir sesle &#8220;Psikiyatr Ruhi Rahat&#8217;ın yazıhanesi. Sekreterimi kovduğum i&#231;in bug&#252;nlerde telefonlara ben bakıyorum. Ne emretmiştiniz? </span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Ah, tabii. Yardım edebilirsem ne mutlu. Sekreterimi mi neden kovdum? &#214;yle despot biri değilim farklı d&#252;ş&#252;nmeyin hanımefendi ( Bir taraftan monit&#246;rde d&#252;z&#252;şen doktor ve hemşireye bakıyordu.) ama burada hastalarımla &#231;alışanlarımın cinsi m&#252;nasebette bulunmalarına asla izin veremem! </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Rica ederim, &#246;nemli değil. Hak vereceğinizi biliyordum. Adınız l&#252;tfeder misiniz? L&#252;tfen Kader Hanım, beni aseks&#252;el, biseks&#252;el, transeks&#252;el falan sanmayın, bu t&#252;r tercihlere de anlayış g&#246;sterebilirim ama burası bir iş yeri ve o benim sekreterim. Rafet Beyin altında ne işi var, değil mi? </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Tamam, onu bir kez affettim ama bu sefer de iki g&#252;n ge&#231;meden; (O sırada, doktorun odasına giren laboratuar teknisyeni kılıklı bir adam, bir eli penisinde hemşireyi s&#252;z&#252;yordu.) hem Rafet Beyin, hem de Sadık Beyin altında ne işi var, değil mi? Burası iş yeri mi, onun fantezilerinin dekor yeri mi, bu y&#252;zden burada o t&#252;r caz eserlerini dinlemeyi yasakladım saygıdeğer hanımefendi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Haklısınız ama ilk başlarda nasıl bir kız olduğunu anlayamadım. Sekreterimi bir g&#246;rseniz &#246;yle saf (Gen&#231; nesilden, dişleri pırıl pırıl parlayan doktor, seksi hastasına soyunmasını s&#246;yl&#252;yor ve kadın elbisesini &#231;ıkardığında &#252;t&#252;lenmiş bir pili&#231; gibi..) &#246;yle hanım hanımcık &#246;yle itaatkar, masum bir kızdı ki&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Bu sefer erkek bir sekreter alacağım. O zamana kadar telefonlara ben bakmak zorundayım. Tabi, tabi neden olmasın? Adresini verirseniz &#246;ğrencinizin&#8230; Kesinlikle size bu konuda d&#246;n&#252;t veririm.&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Nazım g&#252;lerek telefonu kapattı ve Naz&#8217;a &#8220;İyi ki erken yatalım, demişsin. Sabaha kadar internette muhabbet etseydik, değil bu telefonun sesini, yanımızda atom bombasını patlatsalardı duymazdık. Gazetede ilan &#231;ıkar &#231;ıkmaz, o g&#252;n sabah sekizden &#246;ğle bire kadar arayan arar; daha sonra arayanlar sağlam pabu&#231; değildir&#8221;.dedi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Ardından; &#8220;Hedefimiz,&#8221; dedi Nazım hedefimiz &#8220;Kader Saf adında bir kadın.&#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Naz; &#8220;Sorunu ne?&#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#8220;Fantezi roman yazabilmek i&#231;in pis işlere bulaşmış ve biz de onu ejderhaların ve sahtekarların elinden kurtaracağız.&#8221;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#8220; Hah hah hah! &#8221;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>jir-</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:35:32 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98461-naz-ile-nazym-size-ne-lazym/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sadakat Eşiği</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98460-sadakat-ethidhi/</link>
		<description><![CDATA[<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Pencereden yarı yarıya sarkmış etrafı izlerken kapı &#231;aldı. Adının Saki olduğunu s&#246;yleyen biri girdi i&#231;eri. İlk &#246;nce yanlış odaya giren biri sandım, ki bu her motelde g&#246;r&#252;lebilen bir durumdu. Motelin uşağıymış meğerse. Motelin uşağı buysa, m&#252;d&#252;r&#252; kim bilir nasıldır, diye d&#252;ş&#252;nmeden edemedim, &#231;&#252;nk&#252; adam o k&#252;&#231;&#252;k boyuyla her t&#252;rl&#252; sinir harbine hazır gestapo subaylarını andırıyordu: Bilinmeyen bir uygarlığın, bilinmeyen derinliklerinden gelen ayın g&#246;lgesini oluşturan biri gibi, ne bileyim sanki yery&#252;z&#252; balıklarını y&#252;zd&#252;ren ve bu sırra vakıf tek insanmış gibi sarsılmaz bir gururla, t&#252;kenmez bir inan&#231;la g&#246;zlerimin ta i&#231;ine bakıyordu.</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Hi&#231; ilgisi yokken &#8220;K&#246;rler derneği,&#8221; dedim. Saki denilen bu adamı tanımlayamamak beni korkudan dondurmuştu sanki. Avurtları &#231;&#246;k&#252;k, k&#252;&#231;&#252;k bir yelde tersi y&#252;z&#252;ne d&#246;necekmiş gibi duran bu incecik adam, gururdan ibaretti yalnızca. Kimliksiz, coğrafyasız, anlaşılmaz bir oyun oynuyordu; oyunundaki ciddiyet, motelin kasvetli g&#246;r&#252;n&#252;ş&#252;yle &#231;arpılınca tedirginliğe eşitleniyordu. Bakışlarıyla meydan okuyordu ve ş&#246;yle diyordu sanki &#8220;Ben her t&#252;rl&#252; kavgaya hazırım, istediğin g&#252;n ve saatte, benim i&#231;in fark etmez.&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Motelin yapılış amacı &#246;nceden farklıymış. Turistik bir otel yapmayı kafasına koyan adam, aylar ge&#231;tik&#231;e, amacının dışına &#231;ıkmış, fırına &#231;evirmiş burayı. Fırının iyi bir fikir olmadığını anlayınca, motelin bi&#231;imine hayvan sever bir bakış a&#231;ısı getirmiş. Hayvanları sevmediğini anlayınca da bu sefer bir dağ evinin g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252;n&#252; vermiş motele. Burası kalın kaplı bir yara gibi otobanın tali yollarının birinde, bakımsız &#231;iftliklere &#231;evrilmiş y&#252;z&#252;yle insanda bir kaşıntı hissi yaratıyor, yery&#252;z&#252;n&#252;n durmadan d&#246;nd&#252;ğ&#252;n&#252; anımsatan k&#246;t&#252; dalgalar yayıyordu etrafına.</span></span><br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Bakımsız &#231;iftlikleri &#231;evreleyen seyrek kavak ağa&#231;ları ise, bu uyuz duruşu destekliyordu. </span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Yatağımın altındaki bond &#231;antayı &#231;ıkarıp yatağın &#252;st&#252;ne koydum; kumaş pantolonumun kırışacağını bildiğim halde, bir ayağımı b&#252;kerek yatağın &#252;st&#252;ne yerleştirdim, diğer ayağımın titremesine engel olamadığım i&#231;in kunduramın sesi, neredeyse boş olan odada ritmik olarak yankılanıyordu. Karyolanın metalik sesi, keskin bir es yarattı. Dedim ki: &#8220;Ben, avukatım. M&#252;vekkilim bana buranın adresini verdi. Sanırım k&#246;rler derneğinde ya da k&#246;rler derneğinin &#231;ıkışında dayak yemiş. Adı... adı&#8230;&#8221; bond &#231;antamı a&#231;arak ona not defterimde yazılı adı s&#246;yledim &#8220; Malcolm &#8221;.</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Mr. Malcolm &#8221; diyerek d&#252;zeltti Saki. &#8220;Bazen yanında İngiliz aristokratlarını andıran bir kadınla gelir&#8221; kimsenin duymasına izin vermemek i&#231;in kulağıma kadar eğilip &#8220;&#231;eşitli fantezilerini ger&#231;ekleştirir&#8221; dedi.</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Uşaktaki gediği yakalamanın sevincini belli etmeden &#8220;Bu beni ilgilendirmez! Basit bir uşağın s&#246;zlerine kanıp m&#252;vekkilimi k&#252;&#231;&#252;msemem! Ayrıca bug&#252;n soğan yediğiniz apa&#231;ık ortadayken, ağzınızı burnumun dibine kadar sokmanız b&#252;y&#252;k terbiyesizlik!&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Uşak, kapının yanında uzun boylu durmaktan sıkılmış olmalı ki, oturduğum tek kişilik portatif karyolanın yanındaki tahtakurularından nasibini almış etajere sağ kolunu yasladı. S&#246;ylediklerimi duymamış gibi: &#8220; Mr. Malcolm&#8217;un her zaman yanında taşıdığı bir valiz vardır. Bazen onu liseli gen&#231; kızlar gibi giyindirip bu duvarlar arasında sıkıştırır. G&#246;rseniz! O kadar komik oluyor ki kadın, hani liseli bir kızdan &#231;ok, emekli fahişeleri andırıyor.&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Anlamadınız galiba, m&#252;vekkilime ilişkin... Neyse&#8230; Siz bunları nereden biliyorsunuz peki?&#8221; Duvarlara dikkatlice baktım, oturduğum yerden kalkarak duvardaki ş&#252;pheli yerleri ellerimi s&#252;rterek kontrol ettim. Ellerimle kontrol etmenin bir anlamı yoktu, ama bu konularda bilgili g&#246;r&#252;nmek her zaman insanın işine yarar. </span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;İyi bir avukat olmadığınız kesin! &#214;nce herkesin bulabileceği basit varsayımlardan yola &#231;ıkıyorsunuz ve sonra da bunun ger&#231;ekliğini kontrol ediyorsunuz. Oysa iyi bir avukat olsaydınız hayal ederdiniz. Evren, bir bakkal &#231;ırağının &#246;ğle arası uykusunda g&#246;rd&#252;ğ&#252; basit bir d&#252;şt&#252;r ve ger&#231;ek, varsayımlarla karmakarışık bir hale getirilemeyecek kadar basittir. Sizin basite indirgemeniz, &#231;orbayı susuz pişirirken, benim basite indirgemem, &#231;orbaya yeni baharat eklemeye benzer.&#8221;</span></span><br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Bu y&#252;zden benim bir mercedesim, sizin ise yayı bozulmuş bir &#231;eneniz var. Bir uşak olarak, &#252;st&#252;n&#252;zdeki &#252;niformanın hak verdiği sınırları aşıyorsunuz!&#8221; </span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Uşak, saklamaya bile l&#252;zum g&#246;rmediği k&#252;&#231;&#252;mseyen bir ifadeyle: &#8220;Pahalı bir araba, iyi bir iş, son model cep telefonu ve s&#246;zde ahlaklı bir karının arkasına saklanacak denli korkak değilim! Siz se&#231;ilmişleri se&#231;erken de korkaktınız, se&#231;tiklerinizi korurken de!&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Sinirden ellerim titriyordu. Cep telefonumu etajerin &#252;st&#252;nden aldım. Parmağımdaki y&#252;z&#252;ğ&#252; &#231;ıkarmaya &#231;alışıyordum: &#8220;Ne yapmalıydım peki! O orospu &#231;ocuğuyla ben mi ona yat, dedim. Evlenmeyi o istedi ve aynı istekle altında kıvrandığı o pi&#231;le ben mi ona bu ucuz motelde d&#252;z&#252;ş, dedim! Ama g&#246;recek o! Boşanma talebiyle mahkemeye başvurduğumda, g&#246;recek! Ne sanıyor beni, bir asalak mı? Bir&#8230; Bir&#8230; zarf a&#231;acağıyla geberteceğim o bokb&#246;ceğini! Bir de karıma liseli kızların giysilerinden giydiriyor ha! Beni de kendine avukat tutuyor! Utanmadan odama casusunu g&#246;nderip... &#8221; </span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;İsterseniz size video bantlarını verebilirim,&#8221; dedi uşak. &#8220;Eğer ilgin&#231; gelmezse, elimde en iyisinden kasetler de var; şişman bir &#231;iftin sevişmesini &#246;neririm. Potla&#231; motelde (moteli vurgulayarak) herkese ve her keseye g&#246;re bir şeyler bulunur.&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Bir de utanmadan &#252;&#231;&#252;m&#252;z&#252;n birlikte yaşamasını istiyor!&#8221; diye ge&#231;irdim i&#231;imden.</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Peki, neden ilk başta Mr. Malcolm&#8217;un adını hatırlayamadınız? Bir insanın karısının sevgilisinin adını yanlış anımsayan insanın sayısı, matematikteki karek&#246;kl&#252; sayıların kapladığı yerden daha azdır.&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Bacaklarım g&#246;vdemi taşıyamıyordu. Hantal g&#246;vdemi yatağa bıraktım: &#8220;Adı değişirse, i&#231;imdeki ağırlığı azalır sandım. Ona adıyla hitap etmek, ona saygı duymak gibi oluyordu. Bir lağım faresinin nasıl adı olabilirdi ki!&#8221;</span></span><br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Karım benden sekiz yaş b&#252;y&#252;k olmasına rağmen evlendim, &#231;&#252;nk&#252; o hayat doluydu. Onun yaşama sevincinden &#231;alabilirim, diye d&#252;ş&#252;nd&#252;m; didaktik bir ağızla yaşamanın ağırlığını kimse benden daha iyi bilemez. Onun yaşama sevinci, i&#231;imdeki soğuk duvarlara &#231;arpıp par&#231;alanıyordu. Gittik&#231;e mutsuzluğa g&#246;m&#252;l&#252;yordu ve ben, bunları g&#246;rd&#252;ğ&#252;m halde hi&#231;bir şey yapmıyordum. Boşanma davasına ben bakmıştım. &#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Sende de var bir hinlik; eminim onu aldatmışsındır.&#8221;</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>&#8220;Hayır,&#8221; dedim &#8220;aldatmadım; yani Okşan&#8217;la Bade&#8217;ı saymazsak aldatmış sayılmam. En azından liseli kızlar gibi eteklik giydirmedim. &#199;&#252;r&#252;m&#252;ş bir toplum bu, &#231;&#252;r&#252;m&#252;ş!&#8221; Aklıma karımın liseli kızlar gibi giyinmesi gelince &#231;ıldıracak gibi oluyordum. Bir taraftan da uşağın Malcolm tarafından odaya g&#246;nderilmiş bir ajan olabilitesini sorguluyordum.</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Birden &#231;ağrı cihazının sesi sessizliği bı&#231;ak gibi kesti&#8230;</span></span><br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Saki, avukatın genel ge&#231;er laflarına kulaklarını tıkayarak odadan &#231;ıkarken tek bir c&#252;mle kurdu; </span></span><br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>-Yav, hepiniz Pavlov&#8217;un k&#246;pekleri gibi aynı acılara aynı tepkileri veriyorsunuz, sanki acınızı kainata yayınca &#252;st&#252;n&#252;zdeki ağırlığı azalacak sanıyorsunuz! S&#246;yleyin şimdi kahve mi getireyim, liseli mi?</span></span><br />
 <br />
<span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>JİR</span></span>]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 08:30:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98460-sadakat-ethidhi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Siyah Ve Yaz</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98455-siyah-ve-yaz/</link>
		<description><![CDATA[<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Y&#305;llar sonra bir g&#252;n kar&#351;&#305;la&#351;&#305;r&#305;z ve filmlerdeki  b&#252;t&#252;n sahneleri arat&#305;r bizim bulu&#351;mam&#305;z.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Hatta sen fark&#305;na bile varmazs&#305;n bu durumun.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Yan&#305;mdan ge&#231;ip gitmen bile ger&#231;ekle&#351;mez.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Sen kar&#351;&#305;ya ge&#231;mez ve yoluna devam edersin.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Bir elimde &#231;ocu&#287;um di&#287;er elimde e&#351;im de olmaz.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Her hazin a&#351;k&#305;n sonunda akl&#305; ba&#351;&#305;na gelmi&#351; bir adam do&#287;maz.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Okulum bitmemi&#351;tir, yedinci y&#305;l&#305;n sonunda hala &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;f bir barda ayn&#305; vasat m&#252;ziklerle  ge&#231;inip gitmekte;</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Haftan&#305;n d&#246;rt g&#252;n&#252; hala o yorgun, alkol ve ter kokan halimle uyumaktay&#305;md&#305;r.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Uyku d&#252;zenim de bozulmu&#351;tur &#252;stelik.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Do&#287;ru d&#252;zg&#252;n bir sevgilim de yoktur...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Uzun s&#252;re yaln&#305;z kald&#305;ktan sonra a&#351;&#305;r&#305; dozda kalabal&#305;k almak gibidir, benim i&#231;in insan i&#231;ine &#231;&#305;kmak.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Zaman ge&#231;er &#252;zerimizden...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Her sabah tra&#351; olan, g&#305;d&#305;s&#305; hafif sarkm&#305;&#351;, sa&#231;lar&#305; seyrelmi&#351; ve hafif&#231;e yana do&#287;ru taranm&#305;&#351; ikinci s&#305;n&#305;f kolonya kokan bir adam olurum.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Otuzumu deviririm sar&#305;l&#305;p belinden...</span></span></span></strong></em><br />
 <br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>&#304;&#351;in en ac&#305; yan&#305; eski olan hayat&#305;m&#305; zamanla hep yenilerin al&#305;yor olmas&#305;d&#305;r.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Yeni arkada&#351;l&#305;klar, yeni an&#305;lar hatta yeni &#351;ark&#305;lar...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Her yeni insana seni anlatman&#305;n zamanla amans&#305;z, anlams&#305;z ve bir o kadar da ac&#305; oldu&#287;unu anlar&#305;m.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Seni anlatman&#305;n seni eksiltmek oldu&#287;unu da...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Konu&#351;tuklar&#305; insan&#305;n asl&#305;nda i&#231;inde bir ceset ta&#351;&#305;d&#305;&#287;&#305;n&#305; hi&#231;kimse farketmez o saatten sonra...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Bir gece i&#351; d&#246;n&#252;&#351;&#252; yine biraz alkol, biraz ter kokar&#305;m.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Her &#351;eyi tam da unutmu&#351;ken, su y&#252;r&#252;r ayaklar&#305;ma bir yol kenar&#305;nda.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>El ele y&#252;r&#252;d&#252;&#287;&#252;m&#252;z &#246;mr&#252;m&#252;n en mutlu g&#252;nleri y&#252;r&#252;r.</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Bir &#231;ocuk a&#287;lar durakta;</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Bir baba sigaras&#305;ndan &#231;ekip uzaktaki k&#305;z&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;r...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Bir anne &#246;l&#252;r hasta yata&#287;&#305;nda...</span></span></span></strong></em><br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'><span style='color: #696969'><span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: lucida sans unicode,lucida grande,sans-serif'>Otuzunda bir adam art&#305;k yaln&#305;z b&#252;y&#252;r...</span></span></span></strong></em>]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 19:09:36 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98455-siyah-ve-yaz/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ay Karanlık Bulamadım Yolumu</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98446-ay-karanlyk-bulamadym-yolumu/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#220;&#351;&#252;yordum, kollar&#305;mdaki jilet kesiklerine bakt&#305;k&#231;a kaybetti&#287;im litrelerce kan akl&#305;ma geliyor, daha &#231;ok &#252;&#351;&#252;yordum.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Muzaffer Akg&#252;n ile orospulu&#287;umun 10.y&#305;l&#305;n&#305; kutlarken biraz derin ka&#231;&#305;rm&#305;&#351;t&#305;m bu sefer kesikleri. Pezevengim de konfetiler e&#351;li&#287;inde al&#305;p beni kuca&#287;&#305;na do&#287;ru acil servis kap&#305;s&#305;na&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>&#304;lahi Fahriye dedim; s&#246;vme i&#231;ten i&#231;e o adama. Pezevenk de olsa y&#305;llar sonra ilk kez bir adam &#351;efkat g&#246;sterdi sana.</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Hala &#252;&#351;&#252;yordum ama&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Yataktan kalk&#305;p ge&#231;tim aynan&#305;n kar&#351;&#305;s&#305;na. Bak&#305;p y&#305;llanm&#305;&#351; bir ka&#351;arl&#305;kla o aynaya; bu sefer de &#246;lmedin k&#305;z&#305;m, biraz daha ya&#351;amal&#305; ve yeni adamlar tan&#305;mal&#305;, onlara belki de yeni hikayeler anlatmal&#305;s&#305;n&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Kar beyaz&#305; paltomu giyinip y&#252;r&#252;mek istedim sonra. &#220;&#351;&#252;mek belki de daha &#231;ok &#252;&#351;&#252;mek&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Aynada son kez bakt&#305;m kendime, paltomun kollar&#305;ndaki kan lekelerine, sonra da bileklerimdeki derin kesiklere&#8230; Kuru temizlemeciye versem mi diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;m paltoyu. Kan lekeleri &#231;&#305;kard&#305;, peki ya ge&#231;mi&#351;&#8230; Ge&#231;mi&#351;i de temizler miydi bir kuru temizlemeci inat&#231;&#305; lekeler gibi...</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Amaaan dedim, vazge&#231;tim. &#199;&#305;kt&#305;m d&#305;&#351;ar&#305;.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Taksim&#8217;in dar sokak aralar&#305;nda y&#252;r&#252;rken, &#252;zerine her g&#252;n binlerce ki&#351;inin t&#252;k&#252;rd&#252;&#287;&#252;, onlarca kedinin k&#246;pe&#287;in pisledi&#287;i kald&#305;r&#305;m ta&#351;lar&#305;n&#305;n yerine koydum kendimi. Ne fark&#305;m vard&#305; onlardan? Daha da &#231;ok &#252;&#351;&#252;d&#252;m &#351;imdi&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Etraf&#305;ma bak&#305;nd&#305;m, beni &#305;s&#305;tacak bir &#351;eyler bulmal&#305;yd&#305;m. Derken bir tabela ili&#351;ti g&#246;z&#252;me &#8220; Ba&#351;ka ge&#231;mi&#351;lerin &#351;&#305;k ya&#351;ant&#305;lar&#305; sat&#305;l&#305;r &#8221; yaz&#305;yordu &#252;st&#252;nde. D&#252;&#351;&#252;nd&#252;m sonra; acaba benimkileri al&#305;p yerine ne verebilir diye.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Girdim d&#252;kkandan i&#231;eri. Modernizme ayak uydurmu&#351; bir eskici d&#252;kkan&#305;yd&#305; buras&#305;. Eski 33&#8217;l&#252;kler, 45&#8217;likler, ta&#351; plaklar ,kelepir kitaplar , ah&#351;ap e&#351;yalar ve korsan cd&#8217;ler&#8230;G&#252;l&#252;msedik&#231;e alt&#305;n iki di&#351;i g&#246;z&#252;ken eskici ve mavi renkli bir palto&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Hemen &#231;&#305;kartt&#305;m &#252;zerimdeki kanl&#305; eskiyi ve denedim mavi renkli di&#287;er paltoyu. &#304;lk kez &#252;&#351;&#252;medi&#287;imi hissettim ba&#351;ka bir ya&#351;anm&#305;&#351;l&#305;&#287;&#305;n i&#231;indeyken.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Belli ki paltonun benden &#246;nceki sahibi hayat&#305;nda hi&#231; &#252;&#351;&#252;memi&#351;ti. Bileklerini de hi&#231; kesmemi&#351;ti o &#351;ark&#305;n&#305;n e&#351;li&#287;inde&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Aynada kendime bakarken eskici de &#231;orab&#305; ka&#231;m&#305;&#351; bacaklar&#305;ma bak&#305;yordu&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Hat&#305;r&#305; say&#305;l&#305;r yeni son bir bedel &#246;dedim eskiciye, sat&#305;n almak i&#231;in o paltoyu.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Ba&#351;kas&#305;n&#305;n s&#305;cakl&#305;&#287;&#305; &#252;zerime tam oturmu&#351;tu.</span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>T&#252;m ya&#351;anm&#305;&#351;l&#305;klar&#305; b&#305;rakt&#305;m &#231;&#305;karken o d&#252;kkanda, daha &#351;&#305;k bir ya&#351;anm&#305;&#351;l&#305;k ku&#351;anarak s&#305;rt&#305;ma. </span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Sonra m&#305;? Sonra hi&#231; &#252;&#351;&#252;medim...</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>Paltonun i&#231;inde bir kad&#305;n oldu&#287;unu fark ettim birka&#231; ad&#305;m sonra. Bana hi&#231; benzemiyordu ama o da &#231;&#305;plakt&#305;. </span></span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>G&#252;l&#252;msedi. &#214;rt&#252;nd&#252;k birbirimizin t&#252;m &#231;&#305;plakl&#305;&#287;&#305;n&#305;.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'><span style='color: #000000'>jir</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 19:12:27 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98446-ay-karanlyk-bulamadym-yolumu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Denklem</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98431-denklem/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>İki g&#252;nd&#252;r bir cenaze resmine bakıyorum perspektifsiz duygularla. Tabut &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k ve &#252;st&#252;nde oyuncak bir bebek var.. Muhtemelen bir &#231;ocuk hayatın i&#231;inden &#231;ok erken koparılmış diyorum. Yaşadığım aşırı duygusallıkla ilişkili bir duyarlılık ile o resmi, 103 yaşında &#199;inli bir kadın resminin tam yanına asıyorum.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Sonra rutubetli duvardan bir adım uzaklaşıp o iki resme son kez bakıyorum. Uzun ya da kısa, alınan nefesler arasında yaşamdan &#246;l&#252;me her şeyin bir ge&#231;işme i&#231;inde olduğu d&#252;zlemler g&#246;r&#252;yorum.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Sınırlar keskin ya da a&#231;ık&#231;a tanımlanmamıştı ama ge&#231;itler vardı; &#8220;Allah uzun &#246;m&#252;rler versin&#8221; ile &#8220;Allah &#231;ektirmesin&#8221; arasında . İşte tam o anda bir perspektif oluşuyor g&#246;zlerimin &#246;n&#252;nde. Olabildiğince dar.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Adına &#8220;şans&#8221; deyip , tek ka&#231;ışlı iki damla g&#246;zyaşı d&#246;k&#252;yorum; X ve Y&#8230;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>jir</span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 22:34:06 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98431-denklem/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Uyanış</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98428-uyanyth/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 18px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Uyandım, kadınları vardı sağımda solumda. Farklı şehirlerde yaşayan, farklı tanrılara tapan, farklı yasalara uyan, farklı sevişen ama hep aynı yolla t&#252;keten pek &#231;ok kadın&#8230; Her birinin uzun uzun &#246;yk&#252;leri vardı; dumanlı, kahkahalı ve benimkilerden daha k&#246;sn&#252;l &#246;yk&#252;ler&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Onun hayatında &#246;yk&#252;s&#252; en kısa olanlardan biriydim belki de. O konuştuk&#231;a bir toplu iğne başı gibi b&#252;z&#252;l&#252;rd&#252;m karşısında. Kendi i&#231;ini &#231;evreleyen bir sessizliği i&#231;erdim. İ&#231;tik&#231;e beni g&#252;den bir korku boş midemi doldururdu. En k&#246;t&#252;n&#252;n korkusu&#8230;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Aldatılmaya, b&#246;ğ&#252;re b&#246;ğ&#252;re ağlayarak aşk acısı &#231;ekmeye, vakitsiz bir k&#252;rtajın sancılarına, uzaklığa yani sonlu olan her şeye katlanabilirdim. &#214;yk&#252;m&#252; kollarında daha da s&#252;sleyebilir daha da uzatabilirdim; inansaydım ruhu olduğuna.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>Onunla girdiğim yatakta, kusursuz bir sevişmenin tam ortasında; yarın ne giyineceğimi, tırnaklarıma hangi renk oje s&#252;receğimi, bir sınavın akıbetini ve g&#246;ndermek zorunda olduğum onlarca maili d&#252;ş&#252;nebiliyordum. İşte bu en k&#246;t&#252;s&#252;yd&#252;!</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='color: #000000'><span style='font-family: arial'>jir</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 22:17:43 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98428-uyanyth/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sadece Öptüm</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98421-sadece-oeptum/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>&#8220;Sadece &#246;pt&#252;m onu.&#8221; dedi. &#8220;Sadece &#246;pt&#252;m!&#8221;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Onunki sadece yaln&#305;zl&#305;k de&#287;il, i&#231;g&#252;d&#252;sel bir aymazl&#305;&#287;&#305;n ta&#351;mas&#305;yd&#305; belki de. Civa gibi hareketli olmakla kalmay&#305;p, tatl&#305; bir cilveye de sahipti. Bak&#305;&#351;lar&#305; bazen herhangi bir geceye g&#246;zlerini a&#231;an gri bir bayku&#351;unki kadar &#252;rk&#252;t&#252;c&#252;yd&#252;. Teni eski yunan tanr&#305;lar&#305;ndan herhangi birinin heykeli gibi so&#287;uktu; ge&#231;mi&#351;i b&#252;y&#252;k ate&#351;lere tan&#305;k olsa da.</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>I&#351;&#305;k dolu iki elle ona dokunmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;m. Buzdan bile daha kaygand&#305; d&#252;&#351;&#252;nceleri. O vakit en sevdi&#287;im otac&#305;lar&#305; d&#252;&#351;&#252;nmeye ba&#351;lad&#305;m. Ona da yard&#305;mc&#305; olabilirlerdi. Ona ve sanr&#305;lar&#305;na&#8230;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>O, bana kusursuz c&#252;mleler arayan herkesten farkl&#305;yd&#305;. Beni s&#305;rt&#305;na alan herkesten&#8230;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Her ge&#231;en g&#252;n y&#252;zeyden merkeze do&#287;ru daha da yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;rken birden ayaklar&#305;m&#305;n alt&#305;ndan &#351;a&#351;k&#305;n bir toprak par&#231;as&#305;n&#305;n h&#305;zla ak&#305;p gitti&#287;ini hissettim. O an, bir kar&#305;nca ile bir gergedan&#305; &#231;iftle&#351;tirdim. Bu &#246;yle onar&#305;c&#305;, &#246;yle dinginle&#351;tirici bir &#351;eydi ki i&#231; organlar&#305;m bile &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;t&#305; bu halime.</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Bedenimin her yan&#305;n&#305; lavaboda y&#305;kad&#305;m. Baz&#305; i&#231; &#231;ama&#351;&#305;rlar&#305;n&#305; &#231;&#246;pe att&#305;m. Birlikte i&#231;ti&#287;imiz son sigara paketinin i&#231;ine ci&#287;erlerime yap&#305;&#351;an en koyu balgam&#305; b&#305;rakt&#305;m. Vaz ge&#231;tim diyetten. Kendime koca bir kase ke&#351;k&#252;l &#305;smarlad&#305;m. Garip bir hu&#351;u i&#231;indeydim &#351;imdi. Kalbimi daha da hissediyorum. Uygun ad&#305;m insan ritmi&#8230;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Dedim ki kendi kendime; tenimin t&#252;m a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305;yla &#246;z&#252;m&#252; hissedebilmek i&#231;in gereksiz bir kalabal&#305;&#287;&#305;n i&#231;ine girmeme hi&#231; gerek yokmu&#351;. G&#252;nlerce ayn&#305; &#351;ark&#305;y&#305; dinlememe...</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>Kalbime bir b&#305;&#231;ak girdi evet ama bakt&#305;m aynaya tenimde hi&#231; iz yok. Evde ne kadar i&#287;ne varsa bat&#305;rd&#305;m memelerime. Ne kadar jilet varsa do&#287;rad&#305;m kollar&#305;m&#305;. Hi&#231; iz yok, hi&#231; kan yok. Hi&#231; ac&#305; yok&#8230; Babamdan kalma Canik 55 marka fabrika yap&#305;m&#305; tabancay&#305; tam &#351;aka&#287;&#305;ma dayam&#305;&#351;t&#305;m ki; telefon &#231;ald&#305;&#8230;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>&#8220;Sadece &#246;pt&#252;m onu!&#8221;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>&#8220;Sadece &#246;pt&#252;m&#8221;</span></span><br />
<span style='font-size: 18px;'><span style='font-family: times new roman,times,serif'>&#304;&#351;te bu &#231;ok ac&#305;tt&#305;!</span></span>]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 17:02:18 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98421-sadece-oeptum/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe IX</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98420-sunepe-ix/</link>
		<description><![CDATA[<em class='bbc'>Tekd&#252;zelik; yalnız sıklıkla tekrarlanan eylemleri ifade etmek i&#231;in kullanılırsa, ger&#231;ek anlamından uzaklaşır</em>, diyorum. S&#246;zlerine seneler sonra bir muhatap bulmuş insanın c&#252;mleleri nasıl bir aceleyle art arda savurabileceğini tasavvur edin, tasarrufun hi&#231; sırası değil. <em class='bbc'>Yani şimdi ben, seni uzunca bir s&#252;redir her g&#252;n takip ettiğimi itiraf etsem burada, &#231;ok monoton bir hayatım olduğunu mu ileri s&#252;receksin, tabii delilikle su&#231;layacak kadar k&#246;r değilsen beni. K&#246;r değilsin, değil mi?</em><br />
<br />
K&#246;r değil, g&#246;r&#252;yor. Bir yaya ge&#231;idi mesafe var aramızda, takip mesafesinden başka mesafe birimleri de m&#252;dahil olabiliyor artık ilişkimize, yine de sırtı d&#246;n&#252;k olmayışını s&#252;k&#251;netle karşılamaktan uzağım hen&#252;z, her şey &#231;ok yeni. D&#252;nya &#231;ok yeni, yaşamak &#231;ok yeni, nefes alıyorum, kalbim atıyor, her zamankinin aynı değil, bir başka. Olanların bir başkalığı, beni de başka biri mi yapıyor; tekd&#252;zelik yitiriyor anlamını. Sa&#231;larına, ensesine, omuzlarına, baldırlarına aşinayım &#231;oktan, ama burnu yabancı geliyor h&#226;l&#226;, tanımak istiyorum onu da. <em class='bbc'>Kudret Bey&#8217;in burnu</em> gibi bir roman karakteri de onun burnundan yaratılabilir mi, merak ediyorum. Burnunun, kendisinden bağımsız bir karakter olabilmesi ihtimali bile heyecanlandırıyor beni, umurumda değil fikrin orijinalliği. Diz kapaklarını tanımak istiyorum sonra, kaşlarını tel tel saymak, ağzının i&#231;ine d&#252;şmek edepsiz. Arka y&#252;z&#252;n&#252; okuyup aldığım bir kitap o, i&#231;eriğine bakma vaktinin geldiğini d&#252;ş&#252;n&#252;yorum. Ve yaya ge&#231;idi &#231;ekiliyor aramızdan, &#246;yle g&#252;zel istiyorum.<br />
 <br />
Buluşmanın ger&#231;ekleşmeyeceğine dair i&#231;imde var olan, gittik&#231;e b&#252;y&#252;yen, şiddetini artıran, sonunda alevlenip bir yangına d&#246;n&#252;şen ş&#252;pheyi, nihayet g&#246;r&#252;şmeye bir bu&#231;uk saat kala telefon ederek gidermeyi akıl ettim. Rehberimde hen&#252;z <em class='bbc'>bileklerini kesen kadın</em> olarak kayıtlı değil, bir ismi var o zaman. Başlangı&#231;ta herkesin bir adı olur &#231;&#252;nk&#252;, sonra unutulur. İnsan sırtındaki onca y&#252;k&#252;n yanında, bir de adını taşıyamaz. <em class='bbc'>Merhaba, ben şey i&#231;in aramıştım</em> diye girebildim s&#246;ze, beklemediğim kadar hızlı a&#231;ınca telefonu. Neden yaptığım hi&#231;bir prova karşılığını bulmaz yaşarken, neden aynı&#8217;lar bile bir başka olur zamanla, s&#246;z konusu zaman otuz saniye &#246;nceyi kapsıyor olsa dahi. Anneler annedir &#246;rneğin, iki kere iki kadar d&#246;rt bu. Ama onlar da değişirler, kaynana olurlar misal. Zamana kimse karşı koyamaz. G&#246;r&#252;ş&#252;p g&#246;r&#252;şmeyeceğimizi &#246;ğrenmek i&#231;in aradığım, bu basit ifadeyi karşımdakine aktarmadan &#246;nce kafamda asgari yirmi yedi kez tekrarladığım halde, sonunda yine <em class='bbc'>şey</em> i&#231;in aramış oldum. Şey&#8217;in i&#231;erdiği anlamı izah edeyim derken iki kere daha <em class='bbc'>şey</em> dedim. Kusursuz olma zahmetine girdik&#231;e, kapana kısılıyorum kendi dudaklarım tarafından. Sanırım insan olmadığı bir şeyi, ger&#231;ekten de olamıyor. Neyse ki tutukluğuma daha fazla m&#252;saade etmeden, <em class='bbc'>bir değişiklik yok en ge&#231; iki saate oradayım</em> dedi bir solukta. <em class='bbc'>Peki, g&#246;r&#252;ş&#252;r&#252;z</em> kısmını duraksamadan, ayaklarım yere basarak s&#246;yleyebildim. Bunun haklı gururunu yaşarken bir yandan, aklıma bir soru daha geldi istemsiz. <em class='bbc'>Şey, bir şey daha vardı </em>dedim, kapatmış olmasına ne kadar ş&#252;kretsem az.<br />
 <br />
Niyetim; g&#252;n, saat ve yer koparmak. Alabildiğine ayak&#252;st&#252;y&#252;z, başka bir yere s&#246;z&#252; varmış, benimle konuşurken saatini kontrol etmelere başlarsa kahrolurum, kekelemeyi bırakıp hızlandım, vaktim az. <em class='bbc'>Salı m&#252;sait misin</em> diye sordum d&#252;ş&#252;nmeden. (Aklıma ilk o g&#252;n&#252;n gelmesinin sebeplerine, o yanımdan ayrılır ayrılmaz kafa yoracağım. Bu eylem, saatlerimi alacak). Biraz d&#252;ş&#252;nmenin ardından,<em class='bbc'> olur</em> yanıtı verdi. D&#252;ş&#252;nmesi canımı sıktı, <em class='bbc'>olmama ihtimali var ama oldurmaya &#231;alışırım</em> manasına geldiğini anlıyordum duraksamasından. Daha &#246;nce kimsenin benim i&#231;in bir şeyi oldurmaya &#231;alışmasına şahit olmadığım i&#231;in, bu riski g&#246;ze alamazdım. <em class='bbc'>&#199;arşamba da olur, salı zor olacaksa senin i&#231;in</em> dedim. &#199;arşamba i&#231;in daha uzun s&#252;re kararsız kaldı, sonunda, <em class='bbc'>olabilir fark etmez</em> dedi. İ&#231;imi bir t&#252;rl&#252; rahatlatmıyor. (&#199;arşambayı işin i&#231;ine karıştırdığım i&#231;in kendime bilahare kızacağım birazdan. Şu anın &#246;nemini bir anlasa. Yapmam gereken b&#252;t&#252;n işleri erteliyorum işte). Hemen geri adım attım, <em class='bbc'>neyse salı olsun o zaman, bana da daha uygun hem, akşam sekiz uygun mu</em> diye sordum. Bana b&#252;t&#252;n g&#252;nler uygun h&#226;lbuki, yalanlara başladım hemen, ilişkilerin nasıl y&#252;r&#252;t&#252;leceğine dair sezgisel bir ipucu mu yakaladım, bunu da d&#252;ş&#252;neceğim iki dakika i&#231;erisinde. <em class='bbc'>Yedi olsun</em> dedi, <em class='bbc'>burada buluşuruz,</em> <em class='bbc'>şimdi gitmem gerekiyor</em>. Ve gitti. M&#252;dahale edemeyeceğim kadar hızlı bir karardı, uygulanmaya başlandıktan sonra alınmış gibiydi hatta. Sonucu bir yıkım daha olabilirdi benim i&#231;in, neyse ki yapacak işlerim vardı birikmiş.<br />
 <br />
Sonunda, aylardır her fırsatta yapmaya yeltendiğim, fakat bir t&#252;rl&#252; cesaret edip de yanına gidemediğimden uygulamaya ge&#231;iremediğim o ilk adımı atmış, g&#246;zlerini t&#252;m dikkatiyle benliğimde toplamayı başarmıştım. Yılların birikimiyle edindiğim t&#252;m fikirlerim, yazdıklarım, s&#246;ylediklerim, bir milisaniye i&#231;erisinde kendini yalanlamıştı; yaşıyordum, var olduğumu iliklerime kadar hissediyordum. Bir bakışı tedirginliğiyle, masumiyetiyle, samimiyetiyle, yani olabileceği her t&#252;rl&#252; şekliyle kendi &#231;ehremde toplamak, beni bir y&#252;z&#252;m olduğuna hemen o an ikna etmişti. Karşısında uzun s&#252;re dikili kalmanın bana bir yarar sağlamayacağını, karşısında uzun s&#252;re dikili kaldıktan bir s&#252;re sonra fark ettiğimden, aklımdan ge&#231;en ilk c&#252;mleyi daha fazla vakit kaybetmeden seslendirmeye karar verdim. Aslında o ilk c&#252;mlenin &#246;nceden, tekrar tekrar kurmuştum hayalini, ancak bu anı kafamın i&#231;inde hi&#231;bir canlandırışımda, c&#252;mlenin devamı gelmiyordu. D&#252;ş&#252;mde, bir başlangı&#231; yetiyordu, fazlası gerekmiyordu. Hemen en kolay yola saparak, otob&#252;se, sesine ilk aşina olduğum yere d&#246;nd&#252;m. O sırada o da bozulması zaruri duran bu sessizliğe bir hamle yapmıştı. <em class='bbc'>Hala tanışmadık, isminiz nedir</em> diye sordu. Ben de aynı saniyede aylardır kafamda gerili bir şekilde bekleyen o oku fırlattım. <em class='bbc'>O g&#252;n ben&#8230; diyebildim</em>, sonra o anı hatırlatmaktan ani bir kararla vazge&#231;tim. &#199;&#252;nk&#252; c&#252;mle, paslanır, &#231;ok bekletilmeye gelmez. O, bileklerini kesen kadın, benim c&#252;mlemi kestiğim yerde tekrar s&#246;ze girdi. <em class='bbc'>Memnun oldum, ben de...</em> Bu yanlış anlaşılmaya engel olamadım, belki de isteyerek olmadım, bir adım olması hoşuma gitti belki de. O g&#252;n bug&#252;nd&#252;r, Og&#252;n kaldı adım. Yeni bir yol &#231;izildi &#246;mr&#252;me, yeni bir isim verildi. Tekd&#252;zelik anlamını yitirdi.<br />
 <br />
<em class='bbc'>Uyku gereklidir, yemek, i&#231;mek, işemek lazımdır, bunların s&#252;rekli tekrarı, genel bir kabul olarak, nasıl monoton bir hale getirmiyorsa hayatı; benim de seni takip etmem aynı şekilde bir ihtiya&#231;tı</em> diyorum, kurgu başa d&#246;n&#252;yor, d&#252;nya boşa d&#246;n&#252;yor, s&#246;ylediğimi bir yere bağlamanın yersizliğini fark edip susuyorum o an. K&#246;r değil, g&#246;r&#252;yor.]]></description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 16:55:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98420-sunepe-ix/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Red</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98292-red/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Sonunda uyanm&#305;&#351;t&#305;. Uyurken yata&#287;&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda kalan &#252;&#351;&#252;m&#252;&#351; sol elini, pijamas&#305;n&#305;n i&#231;indeki s&#305;cak sa&#287; eliyle birle&#351;tirdikten sonra g&#246;zlerini rutubetten &#231;&#252;r&#252;m&#252;&#351;, bu haliyle k&#246;t&#252; bir ressam&#305;n tablosunu and&#305;ran tavanda gezdirdi bir s&#252;re. Arada s&#305;rada yeniden dalacak gibi oldu&#287;unda ba&#351;&#305;na &#231;ekti&#287;i yorgandan gelen keskin ve &#231;ok k&#246;t&#252; bir koku buna izin vermiyordu. G&#246;z kapaklar&#305; sarho&#351; bir adam gibi s&#252;rekli d&#252;&#351;&#252;p kalk&#305;yordu. Uyar&#305;c&#305; bir etkisi vard&#305; bu kokunun. Yoksa sokakta top oynayan &#231;ocuklar&#305;n &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; m&#252;thi&#351; g&#252;r&#252;lt&#252;y&#252; duymuyordu bile. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Dedesi de duymuyordu. &#199;ocukken dedesine bir &#351;ey s&#246;yleyecek oldu&#287;unda yan&#305;na kadar sokulur, kendisine do&#287;ru e&#287;ilen uzun boylu dedesinin kula&#287;&#305;na s&#246;ylemek istedi&#287;i &#351;eyi ba&#287;&#305;r&#305;rd&#305;. Fazla kelimelerle uzun c&#252;mleler kurmak gerekti&#287;i i&#231;in, dedesine neden kula&#287;&#305;n&#305;n tam olarak duymad&#305;&#287;&#305;n&#305; hi&#231;bir zaman sormad&#305;. Bu kadar c&#252;mleyi o kadar y&#252;ksek sesle ba&#287;&#305;ramayaca&#287;&#305;n&#305;, g&#305;rtla&#287;&#305;n&#305;n buna yetmeyece&#287;ini d&#252;&#351;&#252;n&#252;rd&#252; hep. Annesinden ya da nenesinden bununla ilgili dinledi&#287;i hikayeler vard&#305;. Ayn&#305;yd&#305;lar. Askerde komutan&#305;n&#305;n att&#305;&#287;&#305; bir tokat y&#252;z&#252;nden b&#246;yle olmu&#351;tu. "Annem de bu hikayeyi nenemden dinlemi&#351; olmal&#305;" diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. Annesi ve babas&#305; ayn&#305; k&#246;ydendiler. K&#246;y&#252;n di&#287;er insanlar&#305; bu konuyla ilgili kimbilir neler s&#246;ylemi&#351;lerdi. Ama annesi t&#252;m s&#246;ylelenleri kulak arkas&#305; etmi&#351; gibi kaynanas&#305;n&#305;n s&#246;ylediklerine inanm&#305;&#351;t&#305; birtek. Neden sorgulamam&#305;&#351;t&#305;? Neden k&#246;y&#252;n di&#287;er ki&#351;ilerinden duyduklar&#305;n&#305; gelin oldu&#287;u eve ta&#351;&#305;mam&#305;&#351;t&#305;? Bilmiyordu. Bir cevab&#305; yoktu buna verebilecek. Su g&#246;t&#252;rmez bir ger&#231;ek vard&#305; yaln&#305;z; kaynana ile iyi ge&#231;inmek gerekti&#287;i bu k&#246;yde de uzun y&#305;llard&#305;r yaz&#305;s&#305;z bir kural olarak i&#351;liyordu memleketin di&#287;er her yerinde oldu&#287;u gibi.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Zorlukla do&#287;ruldu yataktan. D&#252;n geceden kalma yar&#305;m b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; suyunu i&#231;ti. Barda&#287;&#305;n etraf&#305;ndaki y&#252;zlerce k&#252;&#231;&#252;k baloncu&#287;a ald&#305;r&#305;&#351; etmeden yapt&#305; bunu. Hi&#231;bir i&#351;i yoktu yapacak. Ama sanki bir yere ge&#231; kalm&#305;&#351; bir acelelikle yata&#287;&#305;n d&#305;&#351;&#305;na att&#305; kendini. O an korkun&#231; bir ac&#305; hissetti bacaklar&#305;nda. Ve yata&#287;&#305;n bir metre yan&#305;nda oldu&#287;u yere y&#305;&#287;&#305;l&#305;r gibi oturdu. O anki ac&#305;n&#305;n ifadesi hala surat&#305;nda ve di&#351;lerindeydi. Sol aya&#287;&#305;n&#305; iki eliyle kavray&#305;p alt&#305;n&#305; g&#246;rebilecek &#351;ekilde &#231;evirdi. &#220;&#231; yerden su toplam&#305;&#351;t&#305; taban&#305;. Bu &#351;effaf &#351;i&#351;ikler yenid&#252;nyay&#305; and&#305;r&#305;yord&#305;. Dokunduk&#231;a a&#287;r&#305; dizkapaklar&#305;na kadar vuruyordu. Bir davul gibi gerilmi&#351;lerdi. Sol aya&#287;&#305;n&#305; b&#305;rak&#305;p sa&#287; aya&#287;&#305;na bakt&#305; surat&#305;ndaki ifadeyi eksiltmeden. Onda da &#351;i&#351;ikler vard&#305;. Ama sol aya&#287;&#305;na g&#246;re k&#252;&#231;&#252;k &#351;i&#351;iklerdi bunlar. Surat&#305;ndaki ifade eksilmi&#351;ti.D&#252;n &#231;ok fazla y&#252;r&#252;mek zorunda kalm&#305;&#351;t&#305; ya&#287;murun alt&#305;nda. Anne taraf&#305;ndan bir akrabas&#305; telefon etmi&#351;</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220; Emin&#246;n&#252;'nde Fethi'yi bul, ben g&#246;r&#252;&#351;t&#252;m. Sana g&#246;re bir &#351;eyler bakacak&#8221; demi&#351;ti.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Kahvalt&#305; etmeden &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305; o sabah Fethi'yi bulmu&#351; ama Fethi sanki b&#246;yle bir olaydan hi&#231; haberi yokmu&#351; gibi davranm&#305;&#351;t&#305;. Daha sonra durumu anlay&#305;p toparlamaya &#231;al&#305;&#351;ana kadar R&#305;za uzakla&#351;maya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; mekandan. &#304;&#351;sizdi. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Sa&#287; aya&#287;&#305;n&#305;n &#252;zerinde sekerek i&#287;nelerin bulundu&#287;u &#231;ekmeceye do&#287;ru birka&#231; ad&#305;m att&#305;. &#304;kinci &#231;ekmeceyi a&#231;t&#305;&#287;&#305;nda yorgandan gelen k&#246;t&#252; kokunun ayn&#305;s&#305;n&#305; hissetti. Ve biraz daha uzakla&#351;t&#305; uykusu g&#246;zlerinden. Askerlik &#350;ubesinden g&#246;nderilen 3 zarf vard&#305; &#231;ekmecede. Ka&#231;ak g&#246;r&#252;nd&#252;&#287;&#252; ve yakaland&#305;&#287;&#305; ilk yerde askere al&#305;naca&#287;&#305; yaz&#305;yordu herbirinde. Zarflara hi&#231; dokunmadan i&#287;neyi ald&#305;. Ortas&#305;na kadar kararm&#305;&#351; bir i&#287;neydi bu. Daha &#246;ncede ayak tabanlar&#305; su toplam&#305;&#351; ve i&#287;neyi mikrobunu k&#305;rmak i&#231;in ate&#351;e tutup k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; kesilene kadar beklemi&#351;ti. Her defas&#305;nda ayn&#305; &#351;eyi yap&#305;yordu. Ama bu sefer bunu yapmak akl&#305;na gelmedi. Ya da 13 g&#252;nd&#252;r bo&#351; olan t&#252;pgaz&#305;n&#305; d&#252;n de&#287;i&#351;tirdi&#287;ini unutmu&#351;tu. Teker teker patlatmaya ba&#351;lad&#305; &#351;i&#351;iklerini. Her i&#287;neyi bat&#305;r&#305;&#351;&#305;ndan sonra &#231;&#305;kan s&#305;v&#305;y&#305; hal&#305;ya silerek do&#287;ruldu oldu&#287;u yerden. &#304;nce bir s&#305;z&#305;n&#305;n d&#305;&#351;&#305;nda a&#287;r&#305;s&#305; kalmam&#305;&#351;t&#305; art&#305;k. Banyoya do&#287;ru y&#252;r&#252;rken eline ge&#231;irece&#287;i ilk parayla taban&#305; eskimi&#351; ayakkabas&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirmesi gerekti&#287;ini d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. "&#304;nsan&#305;n her&#351;eyi de&#287;i&#351;tirmeye g&#252;c&#252; yetmiyor" dedi aynada kendine bak&#305;p. "O halde de&#287;i&#351;tirilmesi m&#252;mk&#252;n &#351;eyleri elimize ge&#231;irdi&#287;imiz ilk anda de&#287;i&#351;tirmek en mant&#305;kl&#305;s&#305;" diyerek kendi kendine konu&#351;maya devam etti. Tam yeni bir &#351;ey s&#246;yleyecek gibi olduysa da surat&#305;na &#231;arpt&#305;&#287;&#305; suyun kokusunun yorgan ve &#231;ekmeceden gelen o k&#246;t&#252; kokuyla ayn&#305; oldu&#287;unu farketti. Biraz daha ay&#305;lm&#305;&#351;t&#305; art&#305;k.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220;<span style='font-family: Arial'>Demli bir &#231;ay &#231;ek&#8221; diye ba&#287;&#305;rd&#305; kahveci oca&#287;&#305;n ba&#351;&#305;ndaki ya&#351;l&#305; adama. Kendisi k&#252;ll&#252;kleri bo&#351;alt&#305;yordu di&#287;er elinde tuttu&#287;u mavi le&#287;ene. Daha &#246;nceden tam s&#246;nd&#252;r&#252;lmemi&#351; izmaritleri atm&#305;&#351; olacak ki birka&#231; yerinde erime ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; le&#287;enin. &#8220;R&#305;za&#8221; dedi. &#8220; Nas&#305;l oldu baban&#305;n durumu ha? &#304;&#351; bulabildin mi sen?&#8221; R&#305;za sobaya en yak&#305;n masada oturmu&#351; kahvenin kirli cam&#305;ndan ya&#287;murun &#305;slatt&#305;&#287;&#305; soka&#287;a bak&#305;yordu. Kafas&#305;n&#305; az&#305;c&#305;k &#231;evirerek tok bir sesle &#8220;yok!&#8221; dedi. Kahveci bu &#252;&#231; harflik kelimedeki k&#305;zg&#305;nl&#305;&#287;&#305; g&#246;rebiliyordu. Mahalledeki herkes R&#305;za'n&#305;n hasta babas&#305;yla g&#246;r&#252;&#351;medi&#287;ini biliyordu. Kendi de biliyordu bunu sorarken. &#199;ok &#231;enesiz oldu&#287;undan buna ald&#305;r&#305;&#351; etmeden konu&#351;maya devam etti: </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220; <span style='font-family: Arial'>Askerlik i&#351;i ne oldu senin ya? Bak, i&#351;in yok g&#252;c&#252;n yok var git &#351;u askere. Ekmek elden su g&#246;lden o&#287;lum. Bak bir g&#252;n yakalarlarsa anar&#351;ik diye i&#231;eri atacaklar seni. Ho&#351; &#246;yle bir &#351;eyini Allah var g&#246;rmedik. Ee koca devlet gelip sorar m&#305; he&#231; bize bu nas&#305;l biri, namuslu mu diye?"</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>R&#305;za dinlemiyordu kahveciyi. Ama bunu belli etmemek i&#231;in tam bir &#351;ey s&#246;yleyecekti ki kap&#305;dan h&#305;&#351;&#305;mla iki adam girdi. Kahveci elindeki le&#287;eni R&#305;za'n&#305;n masas&#305;n&#305;n alt&#305;na atar gibi b&#305;rak&#305;p, y&#252;ksek ama normal konu&#351;mas&#305;na biraz daha &#304;stanbul a&#287;z&#305; katarak </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220; iki az &#351;ekerli &#231;ek ustac&#305;m&#8221; dedi oca&#287;&#305;n ba&#351;&#305;ndaki ya&#351;l&#305; adama. &#8220;Yan&#305;na lokum da koy&#8221;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Kahvecinin heyecan&#305;na heyecan katan bu adamlar kar&#351;&#305; sokaktaki bankan&#305;n m&#252;d&#252;r&#252; ve m&#252;d&#252;r yard&#305;mc&#305;s&#305;yd&#305;lar. R&#305;za, ayaklar&#305;na kadar uzanan kal&#305;n palto giyinmi&#351; bu adamlar&#305;n sobaya k&#305;&#231;lar&#305;n&#305; d&#246;n&#252;p &#305;s&#305;n&#305;&#351;lar&#305;n&#305; izledi. Zaman&#305;nda R&#305;za da az &#351;ekerli i&#231;mi&#351;ti bu kahvede. Hatta &#351;ekersiz i&#231;mi&#351;li&#287;i de vard&#305;. Ama ne birinde kendisine lokum vermi&#351;ti kahveci ne de b&#246;yle y&#252;z&#252; g&#252;l&#252;p heyecan yapm&#305;&#351;t&#305;. Oca&#287;&#305;n ba&#351;&#305;ndaki ya&#351;l&#305; adam ilkin garipsemesine ra&#287;men bu &#231;enesiz kahvecinin huyunu suyunu hemencecik &#246;&#287;renmi&#351;ti. Ses tonundan gelen m&#252;&#351;terinin &#246;nemli olup olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlayabiliyordu. Kahvecinin ses tonuyla &#246;nemli ilan etti&#287;i ki&#351;iler i&#231;in ayr&#305; bardak ve fincanlar vard&#305; tezgah&#305;n alt&#305;nda. E&#287;ilip iki tane fincan &#231;&#305;kard&#305;. Kahvenin hemencecik haz&#305;r olmas&#305;n&#305; isteyen kahveci ya&#351;l&#305; adam&#305;n yan&#305;na gelip, bu kadar k&#305;sa s&#252;rede haz&#305;r olmayaca&#287;&#305;n&#305; bildi&#287;i halde &#8220;tamam m&#305;&#8221; dedi. Boynuna att&#305;&#287;&#305; havludan kirli g&#246;mle&#287;inin yakas&#305; g&#246;r&#252;nen ya&#351;l&#305; adam bu soruya al&#305;&#351;&#305;k olaca&#287;&#305;ndan hi&#231; ses &#231;&#305;karmad&#305;. Kahveyi ate&#351;e b&#305;rak&#305;p birka&#231; yerinde k&#252;&#231;&#252;k yamalar olan yele&#287;inin sol cebindeki saatine bakt&#305; esneyerek. M&#252;d&#252;r ve yard&#305;mc&#305;s&#305; &#305;s&#305;nm&#305;&#351; olacak ki cam kenar&#305;ndan bir masaya oturuverdiler. Kahveci ko&#351;tu&#287;u gibi elindeki k&#252;&#231;&#252;k s&#252;p&#252;rge ve fara&#351;la masan&#305;n etraf&#305;n&#305; silmeye ba&#351;lad&#305;. M&#252;d&#252;r yard&#305;mc&#305;s&#305; &#8220;tozutma b&#305;rak&#8221; diye ba&#287;&#305;rana kadar ayn&#305; yeri &#252;&#231; kere sildi. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220;Aman beyim temiz olsun buralar, siz geldiniz olur mu he&#231;&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>dediyse de kahveci, m&#252;d&#252;r&#252;n surat&#305;ndaki sert ifade bir an &#246;nce durmas&#305; gerekti&#287;ini anlatmaya yetiyordu kahveciye</span></span><span style='font-family: Arial'>.</span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: Arial'>&#8221;Kahveler ne oldu&#8221; diye k&#252;kredi kahveci. &#8220;Haz&#305;r&#8221; diye bir ses geldi ocak taraf&#305;ndan.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>T&#252;m bunlar olurken R&#305;za yanan soban&#305;n da etkisiyle may&#305;&#351;m&#305;&#351; bir halde m&#252;d&#252;r ve yard&#305;mc&#305;s&#305;na bak&#305;yordu. &#304;kisininde kal&#305;n paltolar&#305; ve parlak botlar&#305; vard&#305;. Ayn&#305; yerden al&#305;&#351;veri&#351; yapm&#305;&#351;lar herhal diye ge&#231;irdi i&#231;inden. Yan masas&#305;nda oturan mahallenin manav&#305; Basri y&#252;ksek sesle &#8220;Allahas&#305;marlad&#305;k&#8221; deyip kalkm&#305;&#351;t&#305;. &#8220;Biz geldik diye mi yap&#305;yor b&#246;yle&#8221; dedi m&#252;d&#252;r az &#351;ekerlileri getiren kahveciye. &#8220;Yok beyim, olur mu he&#231;? &#304;&#351;i vard&#305;r. Ondan gitmi&#351;tir&#8221; dediyse de kahveci, asl&#305;nda m&#252;d&#252;r ve yard&#305;mc&#305;s&#305; geldi diye gitti&#287;ini kendi de biliyordu. Ge&#231;en Pazar g&#252;n&#252; kahve a&#287;z&#305;na kadar doluyken Basri, bu bankan&#305;n doland&#305;r&#305;c&#305; oldu&#287;unu, kendisine 1 vermelerine kar&#351;&#305;n 3 istediklerini ba&#287;&#305;ra &#231;a&#287;&#305;ra s&#246;ylemi&#351;ti &#231;&#252;nk&#252;. Her ne kadar &#8220;Basri etme eyleme&#8221; dediyse de kahveci Basri susmam&#305;&#351;, konu&#351;mas&#305; bitene kadar konu&#351;mu&#351;tu. Haftada 5 kez az &#351;ekerli i&#231;en birka&#231; banka &#231;al&#305;&#351;an&#305; i&#231;in koca bir mahalleyi kar&#351;&#305;s&#305;na almay&#305; ticari olarak do&#287;ru bulmam&#305;&#351;t&#305; kahveci. Ama olay birg&#252;n patlak verdi&#287;inde en az&#305;ndan &#8220;ben yapma, etme dedim beyim&#8221; diyebilmek i&#231;in Basri'ye kar&#351;&#305; diren&#231;siz bir g&#252;&#231; g&#246;stermi&#351;ti. Bu mahalledeki insanlar&#305;n &#231;o&#287;u g&#252;nl&#252;k y&#246;vmiye i&#351;lerde &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. K&#305;&#351;&#305;n gelmesi onlar i&#231;in i&#351;sizlik demekti. Birka&#231; kuru&#351; i&#231;in b&#246;yle bir &#351;eyi c&#252;zi bir rakam kar&#351;&#305;s&#305;nda isteyen ki&#351;iye &#231;ok rahat anlatabilecek insanlar oldu&#287;unu 12 senedir ayn&#305; yerde kahvecilik yapan kahveci de &#231;ok iyi biliyordu. R&#305;za, Basri'nin kalkt&#305;&#287;&#305; masadaki gazeteyi al&#305;p kar&#305;&#351;t&#305;rmaya ba&#351;lad&#305;. Bunu g&#246;ren kahveci </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220; <span style='font-family: Arial'>bak bak, belki i&#351; bulursun. Bak, sana diyom gezen tilki yatan aslandan eyidir. Git gez dola&#351;. Gazeteden i&#351; bulmak okumu&#351;lar&#305;n i&#351;i, bize g&#246;re de&#287;il&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='font-family: Arial'>dedi yar&#305; g&#252;lerek.</span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>Mahallenin geneli ilk okuldan terk oldu&#287;undan R&#305;za'n&#305;n liseyi bitirmi&#351; oldu&#287;unu unutmu&#351;tu kahveci. </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220; Ama dikkat et ge&#231;en haftan&#305;n gazetesidir o&#8221; dedi biraz daha s&#305;r&#305;tarak. Bu ikinci g&#252;l&#252;&#351;&#252;nde kahvecinin &#246;nden iki alt&#305;n di&#351;i g&#246;r&#252;nm&#252;&#351;t&#252;. A&#287;z&#305;n&#305;n sa&#287; taraf&#305;ndaysa neredeyse di&#351; kalmam&#305;&#351;t&#305; art&#305;k. R&#305;za'n&#305;n kahveciye vermedi&#287;i kar&#351;&#305;l&#305;klar kahveciyi iyice geriyor ve daha fazla konu&#351;maya itiyordu sanki. &#214;yle ya, koskoca banka m&#252;d&#252;r&#252; bile kendisi bir &#351;ey s&#246;yledi&#287;inde cevap veriyordu. Olumsuz olmas&#305; umrunda de&#287;ildi. &#214;nemli olan s&#246;yledi&#287;ine bir kar&#351;&#305;l&#305;k verilmesiydi kahveci i&#231;in. R&#305;za'da sevmezdi bu bankac&#305;lar&#305;. Birg&#252;n olsun o bankan&#305;n kap&#305;s&#305;ndan i&#231;eri girmi&#351;li&#287;i yoktu. Ama mahallelinin s&#246;yledikleri yetmi&#351;ti kendisine. Her ne kadar kahvecinin &#8220;iyi adamlard&#305;r, k&#246;t&#252;l&#252;kleri yoktur. Ne yaps&#305;nlar onlar da yukar&#305;dan emir al&#305;yor&#8221; demelerine ra&#287;men mahalleli karar&#305;n&#305; &#231;oktan vermi&#351;ti. R&#305;za mahaleliye inand&#305;. Bir tek kasap Avni </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220;he, valla bak&#305;n bu kahveci do&#287;ru s&#246;yler&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>diyerek kahveciye destek olmu&#351;tu koca mahallede. Onun durumu da farkl&#305; de&#287;ildi kahveciden. Banka m&#252;d&#252;r&#252; her hafta en az 5 kilo kemiksiz et sipari&#351;i verirdi kendisine.&#214;zel g&#252;nlerde etin kilosu artar 15-20 ye &#231;&#305;kard&#305;. Banka &#231;al&#305;&#351;anlar&#305; da arada u&#287;rard&#305;. Ge&#231;enlerde Avni, yeni y&#305;l kutlamas&#305; i&#231;in kendisine 8 kilo et sipari&#351;i veren m&#252;d&#252;re hediye ama&#231;l&#305;, etle beraber y&#252;kl&#252; al&#305;&#351;veri&#351; yapan m&#252;&#351;terilerine vermek i&#231;in haz&#305;rlatt&#305;&#287;&#305; yeni y&#305;l takvimlerinden bir tane g&#246;ndermi&#351; Y&#305;lba&#351;&#305;ndan sonraki ilk mesai g&#252;n&#252;nde m&#252;d&#252;r Avni'yi bankaya &#231;a&#287;&#305;rtm&#305;&#351;. Bunu yeni bir sipari&#351; haberi olarak g&#246;ren Avni g&#252;lerek gitti&#287;i bankadan surat&#305; be&#351; kar&#305;&#351; bir halde ve elinde g&#246;nderdi&#287;i takvimin bir par&#231;as&#305; ile &#231;&#305;km&#305;&#351;. M&#252;d&#252;r, Avni'nin kendisine g&#246;nderdi&#287;i inekli takvimi &#8220;benimle alay m&#305; ediyorsun ulan&#8221; diyerek Avni'nin g&#246;z&#252; &#246;n&#252;nde y&#305;rtm&#305;&#351;. Avni'yi de iyice ha&#351;lam&#305;&#351; dediklerine g&#246;re. Avni kasap d&#252;kkan&#305;na d&#246;nd&#252;&#287;&#252;nde elinde bir par&#231;as&#305; kalan takvime bak&#305;p &#8220;m&#252;d&#252;r hakl&#305;&#8221; demi&#351;. &#8220;neymi&#351; efendim, boz renkli inek konur mu he&#231; takvime. &#304;nek dedi&#287;in siyah beyaz olur. Avrupal&#305; inek, Alaman inek o&#8221;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>R&#305;za milli piyango sonu&#231;lar&#305;n&#305;n oldu&#287;u sayfay&#305; a&#231;&#305;p i&#231; cebindeki k&#305;r&#305;&#351;m&#305;&#351; biletini &#231;&#305;kard&#305;. Uzun uzun bakt&#305; ama yine bir &#351;ey yoktu. Ayn&#305; bilete &#252;&#231;&#252;nc&#252; bak&#305;&#351;&#305;yd&#305; bu R&#305;za'n&#305;n. &#220;&#231; sene &#246;nceki bir y&#305;lba&#351;&#305; gecesinden &#246;nce gece yar&#305;s&#305;na bir iki saat kala seyyar sat&#305;c&#305;lardan birinin &#8220;son bilet abi, belki sana &#231;&#305;kar&#8221; diyerek satt&#305;&#287;&#305; biletti cebinden &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; bilet. Ne o gece b&#252;y&#252;k ikramiye R&#305;za'ya &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305; ne de seyyar sat&#305;c&#305;n&#305;n R&#305;za'ya verdi&#287;i bilet o gece satt&#305;&#287;&#305; son biletti. R&#305;za &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;t&#305; yine kendisine b&#252;y&#252;k ikramiyenin &#231;&#305;kmamas&#305;na. Halbuki amorti bile yoktu. Olsa bile o bilete yasal olarak &#246;d&#252;l verilmeyece&#287;inin de fark&#305;ndayd&#305;. Ama &#351;a&#351;&#305;r&#305;yordu. Sabah ki kokuyu an&#305;msad&#305;. Yorgandaki, &#231;ekmecedeki ve sudaki kokuyu. &#8220;Ne zaman dinecek bu ya&#287;mur&#8221; diye ge&#231;irdi i&#231;inden. Soba k&#305;z&#305;lc&#305;k gibi olmu&#351;tu s&#305;caktan. Ya&#351; k&#252;t&#252;&#287;&#252; tutu&#351;turduktan sonra &#252;zerine &#246;nceden po&#351;etlenmi&#351; k&#246;m&#252;rlerden bir po&#351;et atmak b&#246;yle olmas&#305; i&#231;in yeterliydi.</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220;<span style='font-family: Arial'>Allahs&#305;z bunlar m&#252;d&#252;r&#252;m&#8221; diye ba&#287;&#305;rd&#305; m&#252;d&#252;r&#252;n yard&#305;mc&#305;s&#305;. R&#305;za irkildi. Kahveci kahvelerin k&#246;t&#252; oldu&#287;unu d&#252;&#351;&#252;n&#252;p oca&#287;&#305;n ba&#351;&#305;ndaki ya&#351;l&#305; adama pis bir bak&#305;&#351; att&#305;ktan sonra masalar&#305;na do&#287;ru seyirtmeye ba&#351;lad&#305;. M&#252;d&#252;r bile &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351;t&#305; buna. Sonradan mah&#231;up oldu&#287;unu belli eder bir ses tonuyla &#8220;insan hi&#231; askerden ka&#231;ar m&#305; m&#252;d&#252;r&#252;m ya? Vatan borcu de&#287;il mi o. Dedelerimiz bunlar i&#231;in mi &#246;ld&#252;?&#8221; Durumu anlayan kahveci yar&#305; yoldan geriye do&#287;ru d&#246;n&#252;p bahaneyle bir iki odun att&#305; sobaya. Kahve k&#246;t&#252; de&#287;ildi sonu&#231;ta. Bunun i&#231;in ba&#287;&#305;rmam&#305;&#351;lard&#305;. O halde kahveci i&#231;in her&#351;ey yolunda demekti. Bunun rahatl&#305;&#287;&#305;yla &#8220;bu da benden olsun&#8221; diyerek bir odun daha at&#305;verdi alev topuna d&#246;nen sobaya.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220;<span style='font-family: Arial'>Bunlar bir &#351;ey mi&#8221; dedi m&#252;d&#252;r. &#8220;&#350;imdi vicdan&#305; red diye bir &#351;ey &#231;&#305;karm&#305;&#351;lar. Bunlar Ermeni d&#246;l&#252; Haluk. Neymi&#351; ben askere gitmeyi vicdani olarak do&#287;ru bulmuyormu&#351;um. &#304;nsan &#246;ld&#252;rmek g&#252;nahm&#305;&#351;. Onlar insan m&#305; be ter&#246;rist! Ter&#246;rist! Bunlar &#252;lkeyi b&#246;lecekler Haluk g&#246;r bak.&#8221;</span></span></span><br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'>&#8220;<span style='font-family: Arial'>Namussuz bunlar beyim&#8221; diye ba&#287;&#305;rd&#305; soban&#305;n yan&#305;nda duran kahveci. Ne m&#252;d&#252;r ne de yard&#305;mc&#305;s&#305; d&#246;n&#252;p bakmad&#305;lar bile kahvecinin bu s&#246;z&#252;ne. Yaln&#305;z R&#305;za bakm&#305;&#351;t&#305; kahveciye ve bunu g&#246;ren kahveci de R&#305;za'ya &#8220;sen hari&#231;&#8221; deyivermek zorunda kald&#305;. M&#252;d&#252;r askerli&#287;ini komutan &#351;of&#246;r&#252; olarak &#304;stanbul'da yapm&#305;&#351; ve askerli&#287;i boyunca hi&#231; &#252;&#351;enmeden ka&#231; kere direksiyon ba&#351;&#305;na oturdu&#287;unu saym&#305;&#351; ve ailesine keyfinin yerinde oldu&#287;unu, kendisi i&#231;in tasalanmamalar&#305; gerekti&#287;ini yazd&#305;&#287;&#305; mektuplar&#305;nda belirtmi&#351;ti:13.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>M&#252;d&#252;r&#252;n yard&#305;mc&#305;s&#305; ise askerli&#287;ini askeri hapishanede yapm&#305;&#351; disco diye tabir edilen yerde d&#246;vmeli ve komutan&#305;n onay verdi&#287;i askerlere etmedi&#287;i i&#351;kence kalmam&#305;&#351; biriydi.Hatta birka&#231; kere i&#351;kence etti&#287;i askerlerden birka&#231;&#305; &#351;ikayet&#231;i olmu&#351;. Ama her seferinde sal&#305;verilmi&#351; tekrardan. Bunlar&#305; &#246;v&#252;ne &#246;v&#252;ne anlat&#305;rken yumru&#287;u hep s&#305;k&#305;l&#305; dururdu m&#252;d&#252;r yard&#305;mc&#305;s&#305; Haluk'un. &#350;imdi de s&#305;k&#305;l&#305;yd&#305;. &#8220;Bunlar&#305; asacaks&#305;n m&#252;d&#252;r&#252;m!&#8221; dedi yine ba&#287;&#305;rarak. R&#305;za sabahki kokuyu duydu yine. Ama bu sefer tam olarak nereden geldi&#287;ini kestiremedi. M&#252;d&#252;r yard&#305;mc&#305;s&#305; Haluk gazete okuyan R&#305;za'y&#305; hiddetli bir &#351;ekilde i&#351;aret ederek </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220;bak orada i&#351;te dedi&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>gazeteyi biraz a&#351;a&#287;&#305; indiren R&#305;za iri i&#351;aret parma&#287;&#305;n&#305;n kendine do&#287;ru dikildi&#287;ini g&#246;r&#252;nce tedirgin oldu.</span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>&#8220;Yaz&#305;k de&#287;il mi m&#252;d&#252;r&#252;m &#351;u gen&#231;lere? Sarm&#305;&#351;lar tabutlar&#305; yine &#351;anl&#305; bayra&#287;a?&#8221; </span></span></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 14px;'><span style='color: #222222'><span style='font-family: Arial'>R&#305;za olay&#305;n kendisiyle ilgili olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlad&#305;&#287;&#305; anda dizlerindeki k&#252;&#231;&#252;k titreme kesilmi&#351;ti. Gazeteyi b&#305;rak&#305;p hemen &#231;&#305;kmak istedi yinede oradan. Gazeteyi masaya b&#305;rakt&#305;&#287;&#305;nda gazetenin ilk sayfas&#305;nda bayraklara sar&#305;lm&#305;&#351; tabutlar ve &#231;o&#287;unlu&#287;u kad&#305;nlardan olu&#351;an a&#287;layanlar&#305; g&#246;rd&#252;. Neden &#246;lm&#252;&#351;t&#252; bu insanlar? Bu koku nereden geliyor? Ne zaman diner ki bu ya&#287;mur? R&#305;za &#252;&#351;&#252;m&#252;&#351;cesine ellerini biraz ovu&#351;turduktan sonra parkas&#305;n&#305;n yakalar&#305;n&#305; iki yana kald&#305;r&#305;p h&#305;zl&#305; ad&#305;mlarla &#231;&#305;kt&#305; kahveden. Yine bir yere yeti&#351;ecekmi&#351;, sanki bir i&#351;i varm&#305;&#351; gibi acele ediyordu. O kadar h&#305;zl&#305; ve selams&#305;z &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305; ki kahvenin cam&#305;na bayrak asmaya &#231;al&#305;&#351;an kahveciyi g&#246;rmedi bile. Durumu fark eden kahveci biraz i&#231;lenmi&#351; ama m&#252;d&#252;r&#252;n &#8220;iki az &#351;ekerli&#8221; i&#351;aretini g&#246;r&#252;nce unutmu&#351;tu her &#351;eyi. R&#305;za ertesi g&#252;n uyand&#305;&#287;&#305;nda ya&#287;mur hala ya&#287;&#305;yordu.</span></span></span>]]></description>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 10:28:59 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98292-red/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe VIII</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98241-sunepe-viii/</link>
		<description><![CDATA[Anatole France, 21&#8217;de Nobel&#8217;i ald&#305;ktan &#252;&#231; y&#305;l sonra, 1924 Ekim&#8217;inde vefat etmi&#351;, &#246;l&#252;rken Cumhuriyet rejimine ge&#231;i&#351;imizin birinci y&#305;l kutlamalar&#305;n&#305; ka&#231;&#305;raca&#287;&#305; i&#231;in &#252;z&#252;lmeyi akl&#305;na bile getirmemi&#351;tir. Andre Gide, Nobel&#8217;i 47&#8217;de alm&#305;&#351;, &#350;ubat 51&#8217;de ard&#305;nda, yak&#305;nlar&#305;na sab&#305;r ve metanet dileyen bir y&#305;&#287;&#305;n i&#351;e yaramaz insan b&#305;rakm&#305;&#351;t&#305;r. Albert Camus, 57&#8217;de ayn&#305; &#246;d&#252;lle onurland&#305;r&#305;l&#305;&#351;&#305;n&#305;n &#252;zerine, 1960&#8217;&#305; ya&#351;amaktan o y&#305;l&#305;n hemen ba&#351;&#305;nda vazge&#231;mi&#351;, 4 Ocak&#8217;ta bir trafik kazas&#305;nda &#246;lmeyi tercih etmi&#351;tir. Liste uzuyor. &#214;rneklerin hepsinin Frans&#305;z yazarlardan se&#231;ilmi&#351; olmas&#305;, gerekirse kendimi kand&#305;rmak &#252;zere bir ka&#231;&#305;&#351; yolu b&#305;rakmak i&#231;indir. Yoksa Harold Pinter&#8217;&#305;n laf&#305;n&#305; da ge&#231;irirdim tam burada, <em class='bbc'>2005&#8217;te Nobel alan &#304;ngiliz yazar</em> derdim, <em class='bbc'>2008&#8217;de, hakk&#305;n rahmetine kavu&#351;mu&#351;tur. </em><br />
 <br />
Yazmak amat&#246;r bir eylemdir ve b&#252;t&#252;n yaz&#305;lanlar, ba&#351;kalar&#305; taraf&#305;ndan teyit ve takdir edilmeyi beklemek &#252;zere bir s&#305;rada konu&#351;lanm&#305;&#351;lard&#305;r. Takdir g&#246;ren eser, bulundu&#287;u s&#305;radan kendini bir ad&#305;m &#246;ne &#231;&#305;kar&#305;p sonunda bir <em class='bbc'>&#351;ey</em> olur, kalanlar halen <em class='bbc'>hi&#231;</em>tir. Kafan&#305;zda bir <em class='bbc'>hi&#231;</em> tasarlay&#305;n ve bu <em class='bbc'>hi&#231;</em>in var olmak &#252;zere bir kuyrukta s&#305;k&#305;nt&#305;dan patlad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;n. Karanl&#305;&#287;&#305;n, varl&#305;&#287;&#305;n&#305; &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;n yoklu&#287;u ile tan&#305;ml&#305;yor olu&#351;u gibi, hi&#231;lik de varl&#305;&#287;&#305;n de&#287;illenmesi ile var olur ve hi&#231;li&#287;in olmayan&#305; tan&#305;mlad&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yleyen, kar&#351;&#305;s&#305;nda beni bulur. &#199;&#252;nk&#252; ben o kuyruktaki <em class='bbc'>hi&#231;</em>im. Yok de&#287;ilim, var olmay&#305; bekliyorum. &#199;ok uzun s&#252;redir bekliyorum.<br />
 <br />
C&#252;mlelerin yan&#305;lt&#305;c&#305; oldu&#287;unu, s&#246;zc&#252;klerin salt anlam&#305; kirletip yozla&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305;n&#305;, ikili ili&#351;kilerimde her zaman, g&#252;r&#252;lt&#252; al&#305;&#351;veri&#351;i olmaks&#305;z&#305;n anlaman&#305;n ve anla&#351;&#305;lman&#305;n pe&#351;inde oldu&#287;umu art&#305;k biliyorsunuz, buna ra&#287;men tekrarlamakta beis g&#246;rm&#252;yorum. &#199;&#252;nk&#252; tekrar, bunalt&#305;r. Ve ben, bunal&#305;n istiyorum. Nobel edebiyat &#246;d&#252;l&#252;n&#252; alanlardan bahsederken i&#351;ime yarayacak bilgileri se&#231;mede nas&#305;l titiz davrand&#305;&#287;&#305;m&#305;, &#246;d&#252;l&#252; otuz y&#305;l &#246;nce almas&#305;na ra&#287;men hala d&#252;nyaya kaz&#305;k &#231;akmakta &#305;srarc&#305; olan Gabriel Garcia Marquez&#8217;den bahsetmeyi&#351;imden anlayabilirsiniz. Kendisinin yazd&#305;klar&#305;n&#305; sevemeyi&#351;imin bir sebebi de budur zaten. &#304;nsan, miad&#305;n&#305;n dolmu&#351; olabilece&#287;i ihtimalini her zaman g&#246;z &#246;n&#252;nde bulundurmal&#305;. Seksen &#252;&#231; y&#305;l, kendini ifade etmek i&#231;in fazlas&#305;yla yeterli bir s&#252;redir. Yettirememek, hala k&#252;rs&#252;deki mikrofonun pe&#351;inde olmak, zaman&#305; verimli kullanamamakla alakal&#305; bir durumdur. &#304;yi-k&#246;t&#252; yazarl&#305;k bu denklemin d&#305;&#351;&#305;nda kal&#305;r. Burada devreye yine ben giriyorum, zaten d&#252;nya &#252;zerindeki herhangi bir olguyu nal&#305;nc&#305; keseri gibi kendime yontmak konusunda olduk&#231;a ihtisas sahibi oldu&#287;umdan, tam bu noktada sahneye &#231;&#305;kmamam m&#252;mk&#252;n de&#287;il. Zaman&#305; verimli kullanabilece&#287;ime dair inand&#305;&#287;&#305;m b&#252;t&#252;n de&#287;erler &#252;zerine yemin edebilirim, fakat beklemekle m&#252;kellef oldu&#287;umdan, zamana m&#252;dahalede bulunmam imk&#226;n d&#226;hilinde olmuyor. Zaman &#231;izgisi ya&#351;am &#231;izgime paralel, ortada bulu&#351;ulmuyor.<br />
 <br />
S&#252;rekli otob&#252;s maceralar&#305;mdan bahsetmemin de bir sebebi var; bu sebep elbette ki, insanlar&#305;n zorunlu haller d&#305;&#351;&#305;nda benimle konu&#351;maya yana&#351;mamas&#305;ndan ba&#351;kaca de&#287;il. Bakkala ekmek, s&#252;t, yumurta, sigara, gazete gibi g&#252;ndelik ihtiya&#231;lar&#305;m&#305; kar&#351;&#305;lamaya y&#246;nelik, tamamen pragmatist bir yakla&#351;&#305;mla gidiyor olmama ra&#287;men, &#351;u hayatta m&#252;&#351;teri olman&#305;n getirdi&#287;i velinimetli&#287;i bile hissetmeme f&#305;rsat verilmemesi can&#305;m&#305; s&#305;k&#305;yor. Sayd&#305;klar&#305;m&#305;n fiyat&#305;n&#305;, ald&#305;klar&#305;m genelde de&#287;i&#351;miyor oldu&#287;undan ezbere biliyorum ancak bazen g&#246;rd&#252;&#287;&#252;m bir &#231;ikolatay&#305;, bir bisk&#252;viyi de almak isteyebiliyorum, bunun i&#231;in de ayr&#305;ca &#246;z&#252;r diliyorum can&#305;m insanlar. T&#252;ketim konusunda kesin ve net bir tavra sahip oldu&#287;umdan, ald&#305;&#287;&#305;m &#252;r&#252;n&#252;n fiyat&#305;n&#305; mutlaka sorar&#305;m. Muadili olan &#252;r&#252;nlerin tercihinde, esnaf &#231;ocu&#287;u olarak b&#252;y&#252;m&#252;&#351; insanlar i&#231;in ucuzluk, kaliteden &#246;nce gelir &#231;&#252;nk&#252;. Elimde bir gofret tuttu&#287;umu tasarlay&#305;n ve bakkala d&#246;n&#252;p <em class='bbc'>bunun fiyat&#305; nedir</em> diye sordu&#287;umu d&#252;&#351;&#252;n&#252;n. (Bir an Spinoza gibi konu&#351;mak ho&#351;uma gitti&#287;inden tekrarland&#305; bu bi&#231;em, fazlas&#305; olmayacak; bu kadar&#305;n&#305; bari &#231;ok g&#246;rmeyin). Bakkaldan bu durumda bekledi&#287;im sadece, <em class='bbc'>bir lira yirmi be&#351; kuru&#351;</em> gibi say&#305;sal bir de&#287;er. D&#252;nyalar&#305; kurtarmas&#305;n&#305;, final &#246;devimi yeti&#351;tirmeme yard&#305;m etmesini, araba kullanmay&#305; &#246;&#287;retmesini, ev kiram&#305; &#246;demesini istemiyorum. T&#252;m haklar&#305;ndan sorumlu oldu&#287;u bir &#252;r&#252;n hakk&#305;nda bilgi vermesini talep ediyorum sadece. G&#246;zlerini ve ka&#351;lar&#305;n&#305; kullanarak birtak&#305;m garip hallere b&#252;r&#252;n&#252;yor kar&#351;&#305;mda, elimdeki gofreti tan&#305;mlayamad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorum uzaktan, <em class='bbc'>bu gofret</em> diyorum, <em class='bbc'>ka&#231; para</em>. Bakkal&#305;n ka&#351;lar&#305;, g&#246;zleri ve ikinci kez soru&#351;uma &#246;d&#252;l mahiyetinde bu kez burnu da oynamaya ba&#351;l&#305;yor ve hepsi hep bir a&#287;&#305;zdan arkamdaki raf&#305; i&#351;aret ediyorlar, adam&#305;n bunu nas&#305;l yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; tarif etmeye benim g&#252;c&#252;m kuvvetim el vermez, ancak o s&#305;rada yirmi&#351;er tane g&#246;z&#252;, otuz be&#351; tane ka&#351;&#305; g&#246;&#287;s&#252;mde yumu&#351;atmaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;ma yemin edebilirim, burnu en az on be&#351;. Neymi&#351;, arkamda, rafta yaz&#305;yormu&#351; gofretin fiyat&#305;, <em class='bbc'>bir lira yirmi be&#351; kuru&#351;</em> demek bu kadar zor geliyorsa, <em class='bbc'>orada yaz&#305;yor</em> da diyebilir insan pek&#226;l&#226;. &#220;zerlerine bu kadar d&#252;&#351;&#252;p, haklar&#305;nda uzun uzun konu&#351;abildi&#287;im i&#231;in k&#305;z&#305;yorum bazen kendime. Neticede insan, -buna &#231;are yok- insand&#305;r. Ve bu izah, uzun sakall&#305; amcaya ithaft&#305;r.<br />
 <br />
Benimle hi&#231; ileti&#351;im kurulmaz m&#305;, kurulur tabii. Nerelerde, sayay&#305;m. &#199;ocuklar mahallede top oynar, zemin katta oturdu&#287;umdan ve balkonum kale olarak kulland&#305;klar&#305; otopark kap&#305;s&#305;n&#305; cepheden g&#246;rd&#252;&#287;&#252;nden, oynad&#305;klar&#305; top balkonuma ka&#231;ar, mahallenin b&#252;t&#252;n &#231;ocuklar&#305; &#252;&#351;enmeden kap&#305;ma dayan&#305;r; kald&#305; ki bunlar, bayramlarda para istemek i&#231;in bile kap&#305;m&#305; &#231;almayan &#231;ocuklar. Ya da yine bir g&#252;n, bileklerini kesen kad&#305;n&#305; takipteyimdir, dinlenmek &#252;zere bir &#231;ay bah&#231;esine girdi&#287;ini g&#246;rm&#252;&#351;&#252;md&#252;r, pe&#351;inden tam ben de girecekken sokaktan ge&#231;en yolunu &#351;a&#351;&#305;rm&#305;&#351; bir &#231;ift arkamdan <em class='bbc'>pardon bakar m&#305;s&#305;n&#305;z</em> diye seslenir, ben sahipsiz b&#252;t&#252;n pardon&#8217;lar&#305;, &#351;i&#351;t&#8217;leri, hoop&#8217;lar&#305; kucaklayabilecek potansiyelde oldu&#287;umdan hemen d&#246;ner kar&#351;&#305;l&#305;k veririm, benden gidecekleri adresin tarifini isterler, tarif ederim, te&#351;ekk&#252;r bile etmeden apar topar yollar&#305;na devam ederler. Ya da &#246;deme yapmak veya alaca&#287;&#305;m&#305; tahsil etmek &#252;zere kalabal&#305;k bir kuyruktay&#305;md&#305;r, arkamdaki ki&#351;i, &#231;e&#351;itli mazeretlerle (genelde <em class='bbc'>bir yere yeti&#351;mek gereklili&#287;i</em> kozu kullan&#305;l&#305;r bu tip durumlarda) yerini ona devretmem i&#231;in ricalarda bulunur ve bunu &#246;yle bir &#351;ekilde s&#246;yler ki, dedi&#287;ini yapmazsam d&#252;nyan&#305;n en k&#246;t&#252; kalpli, en vicdans&#305;z insan&#305; ben olacakm&#305;&#351;&#305;m gibi bir his belirir i&#231;imde. Bu hissin orada bulunan herkeste de belirdi&#287;ine emin olurum o an. Emrivaki ile kaybetti&#287;im bir iki s&#305;ran&#305;n laf&#305;n&#305; edecek de&#287;ilim de burada, &#351;u as&#305;l &#252;z&#252;c&#252; olan. &#304;nsan kimseyi sevmeyerek yola koyuluyormu&#351; ya hani, sonra genellikle herkesi seviyormu&#351;, daha sonra onlardan birka&#231;&#305;n&#305; seviyormu&#351;, sonra yaln&#305;zca birini, sonra hi&#231;birini. Bileklerini kesen kad&#305;n kalm&#305;&#351;t&#305; hayat&#305;mda bir, onun da ad&#305;n&#305; bile bilmiyordum, bana ad&#305;m&#305; sorsa ne cevap verece&#287;imi bilmiyordum, tan&#305;&#351;sak ne konu&#351;aca&#287;&#305;m&#305; bilmiyordum vesaire. Velhas&#305;l &#246;n&#252;mde bilinmeyen, merak uyand&#305;ran, verece&#287;im kararlar&#305;n &#246;nemli olabilece&#287;i, ya&#351;anmaya de&#287;er bir gelece&#287;in beni bekleme ihtimali varken, insanlar sizin y&#252;z&#252;n&#252;zden, sonunda ne olaca&#287;&#305;n&#305; biliyordum. As&#305;l &#252;z&#252;c&#252; olan &#351;ey bu; hi&#231;birinizi sevmiyorum.<br />
 <br />
Bir &#246;d&#252;l alm&#305;&#351; olsayd&#305;m e&#287;er bu hayattan, ki vermediniz; onunla ne yapaca&#287;&#305;m en ba&#351;&#305;nda yaz&#305;l&#305;yd&#305;. Okumad&#305;n&#305;z.]]></description>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2012 01:19:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98241-sunepe-viii/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe VII</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98204-sunepe-vii/</link>
		<description><![CDATA[Kendili&#287;inden geli&#351;ebilen reaksiyonlar k&#305;ymetlidir; &#246;yle her olay&#305;n spontane ya&#351;anmas&#305;na m&#252;saade etmez do&#287;a. Bunun i&#231;in termodinamik bir ko&#351;ul bile var, serbest enerjinin s&#305;f&#305;rdan d&#252;&#351;&#252;k olmas&#305;. Ve ben, insanlar&#305; zerre kadar sevmiyorum, daha ne kadar negatif olabilirim. Buna ra&#287;men hala bir &#351;eyleri ba&#351;arabilmek i&#231;in d&#305;&#351;ar&#305;dan bir m&#252;dahalede bulunmam gerekebiliyor. Kendimi anlatabilmek ad&#305;na &#231;&#305;rp&#305;n&#305;&#351;lar&#305;m geliyor akl&#305;ma, <em class='bbc'>beni anlam&#305;yorlar</em> c&#252;mlesine ne kadar da bel ba&#287;lam&#305;&#351;&#305;m. Sonradan fark&#305;na vard&#305;m ki, insanlar&#305;n beni anlamak gibi bir dertleri yoktu. Yoksa annemin <em class='bbc'>ne oldu yavrum can&#305;n&#305; s&#305;kan bir &#351;ey mi var </em>gibi yerinde sorular&#305;na bir a&#231;&#305;klama getirmem m&#252;mk&#252;n olamazd&#305;. Benimle bir derdi olan, sadece y&#252;z&#252;me bakarak dahi anlayabiliyordu ne hissetti&#287;imi. Zor bir insan hi&#231; de&#287;ildim, i&#231;imle d&#305;&#351;&#305;m birbirinin matematiksel e&#351;iti, ve hi&#231;bir teyzeyi otob&#252;s denkli&#287;inde sol tarafa at&#305;p da yaln&#305;z b&#305;rakmad&#305;m. &#199;&#252;nk&#252; onlar yanlar&#305;na oturacaklar&#305; birini ill&#226; ki bulurlar.<br />
 <br />
Bir g&#252;n yine otob&#252;steyim. &#304;lk yeti&#351;ti&#287;im otob&#252;ste oturacak yer kalmad&#305;&#287;&#305; i&#231;in binmeyip bir sonraki otob&#252;s&#252; beklemi&#351;im, ard&#305;ndan gelen otob&#252;ste de kimseye zarar&#305;m dokunmadan oturuyorken, gen&#231; oldu&#287;um konusunda yolcu komitesi ba&#351;kanl&#305;&#287;&#305; taraf&#305;ndan oy &#231;oklu&#287;uyla mutabakat sa&#287;lan&#305;p yerimi orta ya&#351;l&#305; bir teyzeye vermek zorunda b&#305;rak&#305;ld&#305;&#287;&#305;mdan, bir sonraki seferi beklemek &#252;zere ara&#231;tan inmi&#351;im; -yani oturmak, konfor, yal&#305;t&#305;m; benim i&#231;in bu derece &#246;nemli bir konuma sahip- &#246;n kap&#305;dan bir ba&#351;ka ruh emici biniyor emin ve a&#287;&#305;r ad&#305;mlarla. Yirmi saniye i&#231;inde bo&#351;alacak dolu bir koltu&#287;un kokusunu daha c&#252;zdan&#305;ndan AKB&#304;L&#8217;ini &#231;&#305;karmadan alma yetisine sahip bu cinsten Darwin, T&#252;rlerin K&#246;keni adl&#305; eserinde uzun uzun bahseder. <em class='bbc'>&#199;evre ko&#351;ullar&#305;na en iyi uyum sa&#287;layan canl&#305;lar en fazla &#252;rerler ve bunun sonucu daha az uyum sa&#287;layanlar ya&#351;am alanlar&#305;ndan itilirler. </em>Bunu bilmiyor olsayd&#305;m, teyzelerin nas&#305;l bu kadar &#231;o&#287;alabildiklerine dair bilimsel bir a&#231;&#305;klama getiremeyebilirdim. Art&#305;k t&#252;m ta&#351;lar yerine oturuyor. Do&#287;al se&#231;ilim iyi, do&#287;al se&#231;ilim g&#252;zel. Hep benim se&#231;ilmem de&#287;il.<br />
 <br />
Teyze dik ve ma&#287;rur gelince yan&#305;ma, haliyle korktum. Korktu&#287;um zaman sadece k&#246;peklerin alg&#305;layabilece&#287;i bir koku salg&#305;lad&#305;&#287;&#305;m, daha geceleri alt&#305;ma i&#351;edi&#287;im vakitler &#246;&#287;retilmi&#351;ti bana. &#199;&#246;melirsem bir &#351;ey yapmayacaklar&#305; da. (Do&#287;rulu&#287;unu hi&#231; sorgulamad&#305;&#287;&#305;m bu bilgiyi ald&#305;&#287;&#305;m gibi hayat&#305;m&#305;n en &#246;nemli anlar&#305;nda referans olarak kullanmaya ba&#351;lad&#305;m. Korkan insan, kokar). H&#226;lbuki teyzelerden kimse bahsetmemi&#351;ti bana. Bu bak&#305;&#351;lara ve <em class='bbc'>o&#287;lum kalk da ben oturay&#305;m</em>lara dayanacak bir ceng&#226;ver geli&#351;tirilip geli&#351;tirilmedi&#287;inden haberim yoktu, g&#252;ndemi takip etmiyordum. &#304;nsano&#287;luna o &#246;zelli&#287;in hen&#252;z y&#252;klenmedi&#287;i tahmininde bulunup bir an kahraman olmak istedim. <em class='bbc'>Neden sen oturas&#305;n teyze</em> dedim, <em class='bbc'>ilk duraktan biniyorsun, neden sen oturas&#305;n</em>. Bu ikinci vurguyu konu&#351;mam&#305;n bitirici vuru&#351;u olarak tasarlam&#305;&#351;t&#305;m. Bekledi&#287;im alk&#305;&#351;&#305; alamamak beni ne kadar &#351;a&#351;&#305;rtmad&#305;ysa, teyzenin <em class='bbc'>gen&#231; olacaks&#305;n bir de utan utan, biz senin ya&#351;&#305;ndayken </em>ile ba&#351;lay&#305;p sonsuzlu&#287;a uzanan tirad&#305;n&#305; dinlemek de o kadar &#351;a&#351;&#305;rtmad&#305;. Alk&#305;&#351;&#305; tabii ki teyze ald&#305;.<br />
 <br />
Hep <em class='bbc'>tad&#305; ka&#231;mas&#305;n</em> diye d&#252;&#351;&#252;nerek ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m hayat&#305;m&#305; daha fazla alttan alarak, g&#246;rmezden gelerek, susarak, g&#246;z yumarak idare edemeyece&#287;imi fark etti&#287;im an, teyzeye <em class='bbc'>neden</em> sorusunu sorabildi&#287;im o ana tekab&#252;l eder. Ka&#231;mas&#305;n diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;m tad&#305;n asl&#305;nda hi&#231; olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; fark etmem ise, beni teyzenin &#351;errinden kurtarmak i&#231;in yeti&#351;en <em class='bbc'>bileklerini kesen kad&#305;n</em>&#305; ilk g&#246;rd&#252;&#287;&#252;m ana. Bu iki an, ayn&#305; g&#252;ne, ve hatta ayn&#305; saate, ve hatta ayn&#305; dakikaya denk geliyor olmas&#305;na ra&#287;men, aralar&#305;nda matematiksel bir e&#351;itlikten s&#246;z edilmesi m&#252;mk&#252;n de&#287;ildir. Teyzeler kimseyle e&#351;it de&#287;ildir.<br />
 <br />
Bileklerini kesen kad&#305;nla, o g&#252;n, o otob&#252;ste tan&#305;&#351;mad&#305;k. Orada sadece, ikisi ona ait &#252;&#231; orta uzunlukta c&#252;mleden olu&#351;an bir diyalogdan, seslerden ona ait olan&#305;n&#305; ay&#305;klad&#305;m ve d&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;m&#252;n do&#287;rulu&#287;unu hi&#231; sorgulamadan, hayat&#305;mda duydu&#287;um en g&#252;zel sesin bu oldu&#287;una &#351;&#252;phe g&#246;t&#252;rmeyecek bir inan&#231;la ba&#287;lanmaya ba&#351;lad&#305;m. Sahiplenilmeye, savunulmaya ne kadar ihtiyac&#305;m oldu&#287;u; bir i&#231;ten g&#252;l&#252;mseyi&#351;e, s&#246;zc&#252;klere gerek duyulmaks&#305;z&#305;n konu&#351;ulup anla&#351;&#305;lmas&#305;na nas&#305;l hasret kald&#305;&#287;&#305;m; o g&#252;n&#252;n ard&#305;ndan aylarca, onu sanki s&#305;rt&#305;nda bir do&#287;um lekesiymi&#351;im gibi nas&#305;l takip etti&#287;ime bak&#305;larak anla&#351;&#305;labilir. Tabii bu da b&#252;y&#252;k&#231;e bir yaland&#305;r, anla&#351;&#305;labilmem bu &#351;artlar alt&#305;nda m&#252;mk&#252;n de&#287;il.<br />
 <br />
Benim hayat&#305;mda &#252;stlenilmez hi&#231;bir edilgen fiil.]]></description>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2011 13:36:15 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98204-sunepe-vii/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Hamam</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98198-hamam/</link>
		<description><![CDATA[<strong class='bbc'>Kristin &#252;&#231; hafta &#246;nce evden gitmiş, Sinem'i bana bırakmıştı. Daha &#246;nce hi&#231; yıkamadığım i&#231;in banyo yaptırmadım; bu s&#252;re boyunca annesinin eve d&#246;nmesini bekledim.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#214;nem verdiğim şeyleri en &#231;ok &#252;&#231; hafta bekleyebiliyordum. Kristin'le on yıl &#246;nce on &#252;&#231; mart g&#252;n&#252; saat d&#246;rt bu&#231;ukta buluşmak alış veriş yapmak &#252;zre randevulaştık. &#220;&#231; nisanda saat d&#246;rt bu&#231;ukta saat kulesinin altından ayrıldım. Kristin gelmedi. Bir işi &#231;ıkmış olmalıydı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Sinem'in dudaklarının &#231;evresinde kurumuş ket&#231;ap, mayonez, &#231;orba, &#231;ikolata kalıntılarından oluşan kabuğu neyin &#231;ıkartabileceği hakkında şimdilik tek fikrim ılık suydu.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Kızım,&#8221; dedim, elimdeki bira şişesini aniden sehpanın &#252;zerine bırakarak &#8220;Hamama gidiyoruz.&#8221;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Sinem, elindeki boş bira kutusunu yaşlı kedi Ruh'un kuyruğuna bağlarken kalakaldı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Hamam ne Chao Baba?&#8221;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Bilmiyorum kızım. Gidince g&#246;receğiz.&#8221;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Evden &#231;ıktık.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Temiz bir mekana benziyordu. Afyon mermeri kurnalar, g&#246;bek taşı, havuzu, bakır tasları... Kubbedeki havalandırma delikleri g&#246;ğ&#252; izleyebilme şansı veriyordu. G&#246;bek taşında Kristin'le sevişmek isterdim, diye ge&#231;irdim i&#231;imden.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Buhar hemen ciğerlerime yapıştı. Birer peştamal verdiler, ne işe yaradığını soramadım. Ne yapacağımızı diğer m&#252;şterilere bakarak &#246;ğrendim. Sinem'e ve kendime doladığım peştemallarla boş bir kurnanın başına gittik. İ&#231;erde bizim dışımızda iki kişi vardı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Dalgalı siyah sa&#231;ları buharla ıslanan Sinem, bembeyaz tenine işlenmiş kocaman g&#246;zlerini uzun kirpiklerini kırpıştırarak a&#231;tı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Ben yıkanmak istemiyorum Chao...&#8221; diye itiraz etti.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Sakin ol kızım.&#8221; dedim &#8220;Ben de istemiyorum ama y&#252;z&#252;ndeki yemek kalıntıları k&#252;flendiler bu da g&#246;z&#252;m&#252; korkutmaya başladı.&#8221;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Bataryalardan gelen sıcak su neredeyse kurnaya değmeden buharlaşıyordu. Kollarıma sı&#231;rayan su damlaları k&#252;&#231;&#252;k kırmızı izler bırakarak etimi yakıyordu. Soğuk suyu da a&#231;arak ısıyı dengeledim.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Hamamın diğer ucundaki adam</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Bey bey karını da getirseydin...&#8221; dedi</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Klişelerin bozularak yeni klişeler haline getirilmesini yaratıcılık zannedenlerden nefret ediyordum. Bu şekilde şiyir yazan şayirleri şair sananların sayısı hi&#231; de az değildi. Yurdumun ortalama zeka seviyesini aşağı &#231;ekenlerden biri yine karşımdaydı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Bir saniye tatlım...&#8221; dedim kızıma işaret parmağımı g&#246;stererek.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Nereyeeee?&#8221; diye sordu sesini incelterek.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>G&#246;zlerimde ne zaman &#246;fke pırıltısı g&#246;rse k&#252;&#231;&#252;k kalbi hızlanıyor ve sevimli olmaya &#231;alışıyordu. Olduğundan &#231;ok daha sevimli...</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;&#199;&#246;p&#252; d&#246;k&#252;p geleceğim kızım.&#8221; dedim.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Buharı yararak adamın yanına gittim. Ayağa kalktı. Uzun, &#246;rg&#252;l&#252; &#231;ene sakalını tutup bacaklarının arasına dizimi yerleştirdiğimde inleyerek katlandı. Başını kurnanın sabunluğuna sert&#231;e &#231;arptıktan sonra akan suyun yalnızca sıcak tarafını a&#231;arak kurnanın dolmasını bekledim. Şakağında benim şakağımdaki d&#246;ğmenin aynısının olması huzursuz ettiği i&#231;in şakağını yeniden kurnanın yanına &#231;arptım. D&#246;ğmesinin bulunduğu yer a&#231;ıldı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Kanı sabundan daha kaygandı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Başını kaynar suya soktum. Su kızıla d&#246;nd&#252;. Sa&#231;ları, genişleyen g&#246;zeneklerden ayrılıp kurnanın i&#231;ine dolarken etinin değişen rengini izleyebiliyordum.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Sol elimin yanması canımı sıkmıştı. Eğer hapse girmezsem &#252;zerinde &#231;alıştığım romanı tek elle bitirmem zaman alacaktı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Sudan &#231;ıkardığımda başı nar tanesi gibi parlıyor, g&#246;ğ&#252;s kafesi nefes almanın verdiği rahatlamayla inip kalkıyordu. G&#246;ğs&#252;ndeki d&#246;ğme g&#246;ğs&#252;mdekinin aynısıydı. Suyun sıcak yanını kapatıp soğuk tarafıyla doldurduğu kurnada kendini boğmaya &#231;alışmaya başladı.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Elimi soğuk suyun altında bekletirken Sinem'in &#231;&#246;p&#252; d&#246;k&#252;p d&#246;kmediğimle ilgili sorusunu başımı sallayarak yanıtladım.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Kızım adamı dikkatle izlemeye koyuldu.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Chao Baba, adam sen olmaya başladı.&#8221; dedi.</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Korkma kızım, ben bile ben olamıyorum...&#8221;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>Adam başını soğuk sudan &#231;ıkardığında soluğunu bıraktı. Ona seslendim;</strong><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;Adını s&#246;yle?&#8221;</strong><br />
 <br />
<em class='bbc'>Melbourne</em><br />
<em class='bbc'>Saat 19:25</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>Osbourne Caddesi'nden Giffard Caddesi'ne d&#246;nen Ford kamyonet ışıklarını s&#246;nd&#252;rerek Williamstown Botanik Bah&#231;esi'ne girdi. Yoldan &#231;ıkarak g&#246;l kenarına doğru engebeli toprak &#252;zerinde giderken, g&#252;n ışığı sık dokulu ormandan &#231;ekilmişti. Kamyonetin g&#252;r&#252;lt&#252;l&#252; motoru sustu. &#199;ene sakalı iman tahtasını izleyerek tek &#246;rg&#252;l&#252; kızıl sarı bir yılan gibi midesine inen kel kafalı s&#252;rmeli g&#246;zl&#252; şakağında arap&#231;a harf d&#246;ğmeli adam arabanın kapısını &#231;arparak indi. Botlarına bulaşan &#231;amura tiksintiyle baktı. Arabanın kasasına y&#246;neldi. Lacivert brandayı kaldırdı. Altında elleri arkadan bağlı adamı sa&#231;larından tutup arabadan indirdi. &#199;amurun i&#231;inde diz &#231;&#246;kmesini sağlamak i&#231;in dizlerinin arkasını tekmeledi.</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Adın?&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>İle Mer...&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Fransız mısın?&#8221;</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>Adam korkuyla hayır anlamında başını salladı.</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Farketmez. Bu benim ilk cinayetim olacak. Yani her cinayetimi ilk g&#252;nk&#252; heyecanla... G&#246;n&#252;l isterdi ki stadyumda yapabileyim. Binlerce izleyicinin &#246;n&#252;nde fakat ne yazık ki izleyicilerimiz kuşlar ve ağa&#231;lar olacak.&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>L&#252;tfen... Ne istiyorsun?&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Sohbeti bıraksak? Konsantre olamıyorum. Yanlış anlama seri katil değilim. &#214;ylesine bir eşitlik sağlıyorum yalnızca.&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Ben &#246;l&#252;nce ne eşitlenecek?&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Toprak ve sen. Ondan geldik ona gidiyoruz. Bu parktaki bir &#231;ok canlının ihtiyacı olan protein vitamin falan gibi şeylere sahipsin. Sağlıklısın ama kendini zavallı gibi g&#246;stermeyi seviyorsun. Doğallıktan uzak bu davranışı doğala &#246;zdeş hale getridiğimizde senin bu zavallı sorununu da dize getirmiş olacağız. Sana bir iyiliğim dokunsun İle Mer.&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Ben evliyim, &#231;ocuğum var onlara acı...&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Ah zavallıcık... Eğer onlara acıyor olsaydım onlar da burada olurdu. Ben sana acıyorum. İzin ver bu acıyı bitireyim.&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Neden ben? Neden bir evsiz değil, onlar dileniyorlar zavallı olduklarını benden daha fazla iddia ediyorlar.&#8221;</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>&#199;&#252;nk&#252; onlar oynamıyorlar zavallı Mer.&#8221;</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>Belinden &#231;ıkardığı colt anaconda'nın g&#252;m&#252;şi namlusunu Mer'in ensesine kırk beş derece a&#231;ıyla dayadı. </em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>A-a-adın nedir?&#8221; dedi korku i&#231;indeki Mer.</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>Adımı s&#246;ylemeden bir şiir okuyayım sana;</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>istinad boşluğu alınan hayat, </em><br />
<em class='bbc'>horozu d&#252;ş&#252;rd&#252;, </em><br />
<em class='bbc'>d&#252;şenin gagası bir mermiyi yerinden etti</em><br />
<em class='bbc'>d&#246;ne d&#246;ne</em><br />
<em class='bbc'>b&#246;yle itti kavimler</em><br />
<em class='bbc'>kavimleri</em><br />
<em class='bbc'>&#231;ocuklarından</em><br />
<em class='bbc'>&#231;ocukluklarından&#8221;</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>D&#246;ne d&#246;ne namludan &#231;ıkan kurşunun ucu ensesine dokunduğunda başının arkasını matkapla deldiklerini d&#252;ş&#252;nd&#252;. Omurgasını par&#231;alayan mermi sol g&#246;z&#252;nden &#231;ıktı.</em><br />
 <br />
<strong class='bbc'>&#8220;El Kahn&#226;r...&#8221; dedi y&#252;z&#252; &#231;oktan iyileşmeye başlamış adam.</strong>]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 13:20:54 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98198-hamam/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe VI</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98197-sunepe-vi/</link>
		<description><![CDATA[&#304;ntihar &#252;zerine d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorum.  Dibe vurmakla m&#305; ilintili olmak zorunda diye, ill&#226;. Ben hayat&#305;m&#305;n en g&#252;ne&#351;li g&#252;n&#252;n&#252; ya&#351;ay&#305;p bitirdikten sonra, <em class='bbc'>tamam,</em> <em class='bbc'>bu d&#252;nyadan bekledi&#287;im ve istedi&#287;im &#351;ey yaln&#305;zca buydu, ya&#351;ayaca&#287;&#305;m geri kalan her &#351;ey fazlal&#305;k olacak</em> diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;p fi&#351;ini &#231;ekemez miyim kendimin. &#304;nsan&#305;n akl&#305;nda ilk olarak, hep daha iyi bir g&#252;n ge&#231;irebilece&#287;i ihtimali beliriyor. &#199;&#252;nk&#252; bir beklenti kar&#351;&#305;land&#305;ktan sonra, yerini yenisiyle doldurma ihtiyac&#305; gelir ard&#305;ndan. Bu, d&#252;nyaya geli&#351;imizin bir amac&#305; oldu&#287;unun dayat&#305;lm&#305;&#351; &#246;&#287;retisidir. <em class='bbc'>Nefes almam&#305;n amac&#305; bunlar ve bunlard&#305;, hepsini ger&#231;ekle&#351;tirdim, hepsini yapt&#305;m. &#350;imdi yeni bir ama&#231; edinmeliyim, ya&#351;am&#305;m buna ba&#287;l&#305;.</em> Bir insan&#305;n varolu&#351;una tutunmas&#305; a&#351;a&#287;&#305; yukar&#305; b&#246;yle olmal&#305;. De&#287;ilse vahim.<br />
												  <br />
&#304;nsan Sartre olunca varolu&#351;tan yedi y&#252;z elli sayfa bahsedebiliyor, benimki hepi topu bu kadar. Tabii bunda okunuyor olmas&#305;n&#305;n da pay&#305; b&#252;y&#252;kt&#252;r &#351;&#252;phesiz. Benim o garantim yok. Derdimi iki sayfada anlatma hakk&#305;m oldu&#287;undan bile emin de&#287;ilim. &#304;kinci sayfaya ge&#231;ti&#287;im an, s&#305;k&#305;c&#305; biriyim. Bunun yan&#305; s&#305;ra Pamuk, be&#351; y&#252;z doksan sayfa boyunca, bir m&#252;zeyi anlatabiliyor. Meselem Orhan&#8217;dan daha b&#252;y&#252;k, kredim Orhan&#8217;dan daha az, yetmiyormu&#351; gibi, bir de hi&#231;bir &#351;ey yapmamaktan, hi&#231;bir &#351;ey yapmaya f&#305;rsat bulamay&#305;&#351;&#305;m var. &#304;kinci sayfaya istesem de ge&#231;emiyorum. &#304;ntihar d&#252;&#351;&#252;nmeye devam.<br />
 <br />
Evet, <em class='bbc'>hayat&#305;m&#305;n en mutlu an&#305;yd&#305;</em> ve bundan <em class='bbc'>ad&#305;m gibi</em> emindim. Bunu kendisine de s&#246;yledim. En az &#252;&#231; kez. A&#287;z&#305;ma ve burnuma su verir gibi, ba&#351;&#305;m&#305; mesh eder gibi, secdeye kapan&#305;r gibi s&#246;yledim; o an beni g&#246;ren kimse ibadet etmedi&#287;imi iddia edemezdi. (Oysa iddia etmeye ne kadar da muhta&#231;t&#305;rlar; biliyorsunuz i&#351;te). &#304;liklerime kadar duyumsuyordum mutlulu&#287;u ve birazdan bitece&#287;i duygusuyla tad&#305;n&#305; &#231;&#305;karam&#305;yordum. Mutlulu&#287;un tad&#305;n&#305;n nas&#305;l &#231;&#305;kar&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; bilmiyordum. Mutlulu&#287;un tad&#305;n&#305; bilmiyordum.<br />
 <br />
G&#246;zlerinin i&#231;ine bakt&#305;m. Bir &#351;eyler s&#246;ylememi bekledi&#287;ini g&#246;zlerine bak&#305;nca g&#246;rebiliyordum. Benim de g&#246;zlerim pek&#226;l&#226; onunkiler gibi konu&#351;abilirdi, neden a&#287;z&#305;m&#305;n i&#231;ine d&#252;&#351;&#252;yordu ki. Hem ne s&#246;yleyecektim. Ses b&#246;yle anlarda, g&#252;r&#252;lt&#252;den ba&#351;ka bir &#351;ey de&#287;ildir; bilmiyor mu bunu. Bilmiyor. Herhangi bir suskunluk an&#305;, kar&#351;&#305;mdaki bunu bozmay&#305; d&#252;&#351;&#252;nmedi&#287;i s&#252;rece sonsuza dek s&#252;rebilir benimleyken. &#199;&#252;nk&#252; c&#252;mle, daha &#246;nce s&#246;ylemedim ama, ba&#351; da a&#287;r&#305;t&#305;r. Bunu da bilmiyor.<br />
 <br />
Israr&#305;na &#231;ok da fazla direnemedim g&#246;zlerinin. O da en az benim kadar g&#252;zel susuyordu ve insan&#305;n b&#246;ylesi bir suskunlu&#287;a kay&#305;ts&#305;z kalmas&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;lemezdi. En az&#305;ndan ben, d&#252;&#351;&#252;nmedim. <em class='bbc'>Seni hi&#231; b&#305;rakmayaca&#287;&#305;m</em> dedim teredd&#252;ts&#252;z. Yaland&#305;. Edindi&#287;im tecr&#252;beler beni yan&#305;ltm&#305;yorsa, yan&#305;nda ge&#231;irece&#287;im her fazladan dakika o g&#252;zelli&#287;i bozacak, beni o mutluluktan biraz daha uzakla&#351;t&#305;racakt&#305;. &#199;&#252;nk&#252; tekrar, bunalt&#305;r. <em class='bbc'>Daha fazla ya&#351;ayarak bu an&#305; kirletmek istemiyorum</em> demeli, ya&#351;att&#305;&#287;&#305; a&#351;ka duydu&#287;um minneti al&#305;p yan&#305;ma, gitmeliydim. &#214;lmeliydim. Fakat takdir edersiniz ki insan, insand&#305;r; ve ben s&#252;nepe.<br />
 <br />
Onu, <em class='bbc'>bileklerini kesen kad&#305;n</em>&#305;, orada de&#287;il ama, bir ba&#351;ka yerde b&#305;rakt&#305;m. Ben b&#305;rak&#305;lmaya al&#305;&#351;k&#305;n&#305;m, o da al&#305;&#351;&#305;r sand&#305;m.  <em class='bbc'>O kad&#305;n ger&#231;ek miydi ya</em> diye sormay&#305;n, o benim inanma ihtiyac&#305;m.]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 12:41:20 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98197-sunepe-vi/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sayıcı</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98186-sayycy/</link>
		<description><![CDATA[Kapıda, herkesin aksine heyecansız bekliyor i&#231;imden sayıyordum. Kanatlı kapı, bebeği kucağında tutan iri ve dik memeli ebenin arkasında kapanmaya &#231;alışırken g&#246;z&#252;m ebenin kucağındaki bebekte değildi. Kulağımsa ebenin metalik sesinde hi&#231;...<br />
 <br />
İ&#231;imden saymaya başladım. Ara sıra ebenin memelerine bakmak istiyor olmama rağmen kapıya mutlak bir sadakatle bağlanmıştım.<br />
 <br />
Bir &#246;nceki bebeğin dışarı &#231;ıkartılışından sonra kapı on yedi hamlede kendi kendine kapanmıştı.<br />
 <br />
"Chaotica burada mı?" diye bağırdı metalik sesli ebe.<br />
 <br />
G&#246;z&#252;m&#252; kapıdan ayırmadım, i&#231;imden sayıyordum. Cevap vermedim.<br />
 <br />
"Chaotica burada mı?"<br />
 <br />
"On yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi..." kapı durmuyordu.<br />
 <br />
"Chaotica sen değil misin?" dedi yanımdaki...<br />
 <br />
"Yirmi yedi, yirmi sekiz..."<br />
 <br />
Dışarda bir yaprağın sararıp dalından d&#252;şt&#252;ğ&#252;n&#252; hissettim. İlk karın d&#252;ş&#252;ş&#252;n&#252;, papatyalaın a&#231;tığını, bazı &#231;ocukların bellerinde şişme simitlerle denize koştuğunu, bazılarının boğulduğunu, annelerinin ağladığını, sustuğunu...<br />
 <br />
Kapı altı y&#252;z elli yedide durdu. Ebenin memeleri sarkmıştı, y&#252;z&#252; kırışmış, pe-haş dengesi bozulmuş, ellerinin &#252;zerinde iri lekeler oluşmuştu.<br />
 <br />
"M&#252;jde" dedi ebe, sesi artık metalik değil sevecendi "Bir babanız oldu."<br />
 <br />
"Ah..." dedim, "Ne şanslıyım. Artık ben de bir ototriteye tabiiyim"<br />
 <br />
Babamı kucağıma verdi. İşaret parmağımla &#231;enesine dokundum "Agucuk..." dedim y&#252;z&#252;m&#252; şekilden şekle sokarak. G&#252;lmesini istiyordum, &#231;ok ciddiydi, melekler bile g&#252;ld&#252;remiyordu.<br />
 <br />
"Eşşoleşşek" dedi "İnsan babasını &#246;yle mi sever?" tokadı yapıştırdı.<br />
 <br />
"İnsan babasını nasıl sever?" diye sordum.<br />
 <br />
&#8220;B&#246;yle sevmez.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Onu bir daha &#246;yle sevmedim. B&#252;y&#252;d&#252;. &#214;yle &#231;abuk b&#252;y&#252;d&#252; ki, &#246;nce beni ge&#231;ti.<br />
 <br />
Herkesin &#246;nce beni ge&#231;mek gibi bir huyu vardı. Ge&#231;ilme noktasında bir referans noktasıydım. Her şey değişiyor, gelişiyor, b&#252;y&#252;yor, ben yerimde sayıyordum. Saymak g&#252;zel şey.<br />
 <br />
Saydığım şeye konsantre olmak... &#246;yle &#231;ok şeyi bir anda unutabiliyorum ki sayarken. &#214;nce ebenin memelerini unuttum mesela.<br />
 <br />
Ertesi g&#252;n bizi hastaneden &#231;ıkardılar. Kaybolmasın diye babamın elini tuttum.<br />
 <br />
&#8220;Eşşek kadar oldun, kendi kendine y&#252;r&#252;meyi &#246;ğren.&#8221; dedi.<br />
 <br />
&#8220;Ben sadece kendi kendime sayabiliyorum.&#8221; dedi.<br />
 <br />
&#8220;Ne sayıyorsun?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;&#214;l&#252;mleri ve doğumları...&#8221; dedim<br />
 <br />
&#8220;Senin yaşındakiler para sayıyorlar.&#8221; dedi<br />
 <br />
&#8220;&#214;yle mi? Bunu bilmiyordum, ben sadece...&#8221;<br />
 <br />
&#8220;Sus!&#8221; diye payladı &#8220;Sayıyormuş... kı&#231;ımın kenarı.&#8221;<br />
 <br />
Y&#252;r&#252;d&#252;k, bir otob&#252;se bindik. Parayı vermeme izin vermedi. Elimden alıp ş&#246;f&#246;re kendi uzattı. Cam kenarına isterse oturabileceğini s&#246;yledim, ters ters bakınca ben oturdum.<br />
 <br />
Dışarıyı seyrekoyuldum, i&#231;imden saymaya devam ettim. Otob&#252;sten inene kadar yedi bin d&#246;rty&#252;z otuz sekiz kişi &#246;ld&#252;, babam benimle hi&#231;bir şey konuşmadı.]]></description>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 14:41:14 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98186-sayycy/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Adını Hatırlamayan Adam 2.</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98135-adyny-hatyrlamayan-adam-2/</link>
		<description><![CDATA[S&#246;zlerini unuttu&#287;um &#351;ark&#305;lardan, utan&#231; duydu&#287;um anlara kadar her &#351;ey beynimin derinlerinden aniden uyanm&#305;&#351; kurt&#231;uklar gibi i&#287;nenin ucuna do&#287;ru y&#252;r&#252;yordu. &#304;&#231;i cam k&#305;r&#305;klar&#305; ve i&#287;nelerle dolu bir sabunu sanki derime s&#252;r&#252;yorlar, etime yap&#305;&#351;m&#305;&#351; bir ameliyat ipli&#287;ini &#231;ekerek &#231;&#305;kart&#305;yorlar, boyumca bir i&#287;neyi omurgam&#305;n i&#231;inden ge&#231;iriyorlard&#305;. Hat&#305;rlamak ac&#305; veriyordu. &#199;ama&#351;&#305;r gibi silkeleniyordum... ad&#305;m d&#252;&#351;m&#252;yordu.<br />
 <br />
Terzi i&#287;neyi biraz daha bast&#305;rd&#305;.<br />
 <br />
Ba&#351;&#305; yeni kesilmi&#351; bir hayvan gibi &#231;&#305;rp&#305;n&#305;yor olmam tay&#305;n da, kedinin de, terzinin de i&#351;lerini g&#246;rmelerine engel olmuyordu.<br />
 <br />
&#8220;Ne nak&#351;etti&#287;imi g&#246;rmek ister misin?&#8221; dedi Terzi.<br />
 <br />
A&#287;z&#305;mdan salyalar p&#252;sk&#252;rterek g&#246;rmek istedi&#287;imi s&#246;yledim. Sorusuna olumsuz bir yan&#305;t vermem durumunda, can&#305;m&#305;n daha &#231;ok yanmas&#305;ndan korkuyordum. Kovadan s&#305;&#231;ram&#305;&#351; istavrit kadar &#231;aresizdim.<br />
 <br />
Ba&#351;&#305;mda &#231;&#246;meldi ve kasna&#287;&#305; burnuma kadar soktu. Tanr&#305;n&#305;n y&#252;z&#252;n&#252; silmi&#351;, yerine benim y&#252;z&#252;m&#252; nak&#351;etmi&#351;ti.<br />
 <br />
Yan&#305;mdan kalkarken &#351;aha kalkm&#305;&#351; tay&#305;n aya&#287;&#305;n&#305;n taban&#305;n&#305; ve k&#252;&#231;&#252;k kedinin demir pen&#231;elerini art&#305;k saklayamayan patilerini g&#246;rd&#252;m. Her ikisinin de simsiyah t&#252;yleri, i&#231;eri s&#305;zan &#305;&#351;&#305;kla alev alev parl&#305;yordu.<br />
 <br />
G&#252;&#231;l&#252; ayaklar ve pen&#231;eler y&#252;z&#252;mde patlad&#305;. Bir anda k&#305;r&#305;lan kemik sesleriyle birlikte gelen karanl&#305;k...<br />
 <br />
Ay&#305;ld&#305;&#287;&#305;mda, &#8220;Ad&#305;n&#305; an&#305;msad&#305;n m&#305;?&#8221; diye sordu Terzi.<br />
 <br />
&#8220;Ad&#305;m yok benim.&#8221; dedim. &#214;ks&#252;rd&#252;m. Ci&#287;erlerimden gelen kan, solukland&#305;k&#231;a ta&#351;t&#305;.<br />
 <br />
&#8220;Herkesin bir ad&#305; vard&#305;r.&#8221; diye ba&#287;&#305;rd&#305; Terzi.<br />
 <br />
&#8220;Do&#287;du&#287;umda konan ad&#305;n h&#252;km&#252; yok, o bebek de&#287;ilim ben. Her g&#252;n de&#287;i&#351;tim. Art&#305;k bana konmu&#351; o ad&#305;n sahibi de de&#287;ilim, ta&#351;&#305;y&#305;c&#305;s&#305; da...&#8221;<br />
 <br />
Terzi ad&#305;m&#305; hat&#305;rlamamamla birlikte hi&#231;bir &#351;ey olmam&#305;&#351; gibi yine y&#252;z&#252;n&#252; kap&#305;ya d&#246;nerek elindeki kasna&#287;&#305;yla ilgilenmeye ba&#351;lad&#305;. Isl&#305;kla t&#252;rk&#252; &#231;al&#305;yorken, tay t&#252;m h&#305;r&#231;&#305;nl&#305;&#287;&#305;yla tekmelemeyi s&#252;rd&#252;r&#252;yordu.<br />
 <br />
Bir s&#252;re sonra tay durdu. S&#305;rt&#252;st&#252; uzan&#305;rken hangi kemiklerimin k&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; anlamaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;m. Bedenimin hi&#231;bir noktas&#305; k&#305;p&#305;rdam&#305;yordu. Tavan&#305; izlerken aradan ne kadar zaman ge&#231;ti&#287;ini bilmiyordum. Yaln&#305;zca g&#246;z bebeklerim k&#305;p&#305;rdad&#305;&#287;&#305; i&#231;in, &#231;ok s&#305;n&#305;rl&#305; bir alan&#305; g&#246;rebiliyordum. G&#246;&#287;s&#252;m&#252;n &#252;zerinde ad&#305;mlar&#305;n&#305; hissettim. Piyano &#231;alan parmaklar gibi co&#351;kulu, seri ve kand&#305;r&#305;c&#305;... iman tahtam&#305;n &#252;zerinde oturup temizlenmeye, yalanmaya ba&#351;lad&#305;.<br />
 <br />
Tanr&#305; mucizevi bir &#351;ekilde h&#305;zla iyile&#351;ti. Tanr&#305;lar mucizevi h&#305;zlarla iyile&#351;iler... Ayaktayd&#305; ve bana benim y&#252;z&#252;mle bak&#305;yordu. Ka&#351;lar&#305;n&#305; &#231;att&#305;, burnunu &#231;ekti.<br />
 <br />
&#8220;Zavall&#305;.&#8221; dedi bana.<br />
 <br />
Halime ac&#305;y&#305;p ac&#305;mad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlamak, ses tonundan m&#252;mk&#252;n de&#287;ildi. &#199;ekti&#287;im ac&#305;ya kar&#351;&#305;l&#305;k samimi bir y&#252;zle sarfedilmi&#351; buzlu bir s&#246;zc&#252;k.<br />
 <br />
G&#246;zbebeklerimin art&#305;k birbirlerine ba&#287;l&#305; olmad&#305;klar&#305;n&#305; hissetmeye ba&#351;lad&#305;m. Son derece h&#305;zl&#305; ve kendi ba&#351;lar&#305;na hareket ediyorlard&#305;.<br />
Terzi &#305;sl&#305;k &#231;almay&#305; b&#305;rakt&#305;. Ba&#351;&#305;ma geldi. Tanr&#305;yla omuz omuza durup y&#252;z&#252;me e&#287;ildiler.<br />
 <br />
&#8220;Ad&#305;n&#305; hat&#305;rlam&#305;yormu&#351; zavall&#305;.&#8221; dediler.<br />
 <br />
&#8220;Ona bir ad verelim mi Terzi?&#8221; diye sordu.<br />
 <br />
&#8220;Bir ad da biz iddia edelim?&#8221; dedi, g&#252;l&#252;mseyerek bana d&#246;nd&#252; ve bir &#231;ocu&#287;a sorar gibi &#8220;&#304;ster misin can&#305;m?&#8221; dedi.<br />
 <br />
G&#246;z kapaklar&#305;m hareket etmedi&#287;i i&#231;in sadece g&#246;z bebeklerimi hareket ettirebildim. Biri hay&#305;r biri evet diyorlard&#305;. Onlar "evet"i tercih ettiler.<br />
 <br />
Tanr&#305; ve Terzi ayn&#305; anda kedinin ba&#351;&#305;n&#305; ok&#351;ad&#305;lar. Terzi kediyi ald&#305;. Kula&#287;&#305;na bir &#351;eyler f&#305;s&#305;lday&#305;p b&#305;rakt&#305;. Kedinin g&#246;zlerinin parlad&#305;&#287;&#305;n&#305; g&#246;rd&#252;m. Sa&#287; patisini kald&#305;r&#305;p bo&#287;az&#305;mdaki &#231;ukura pen&#231;esini saplad&#305;. Kesik bir &#231;&#305;&#287;l&#305;k atmaya yeltendim.  &#220;zerimde yavru bir kedi de&#287;il onlarca aslan vard&#305; sanki. Pen&#231;esiyle g&#246;&#287;s&#252;m&#252; yarmak i&#231;in bir hamle yapt&#305;. Kemiklerimin par&#231;aland&#305;&#287;&#305;n&#305; duyabiliyordum. Y&#252;z&#252;me kendi &#305;l&#305;k kan&#305;m s&#305;&#231;rad&#305;.<br />
Tavla k&#305;sa s&#252;re sonra kan g&#246;l&#252;ne d&#246;nd&#252;. G&#246;&#287;s&#252;m boydan boya a&#231;&#305;lm&#305;&#351;t&#305;.<br />
 <br />
&#8220;&#350;imdi...&#8221; dedi Tanr&#305;.<br />
 <br />
Kedi b&#252;y&#252;k bir i&#351;tahla kalbime sald&#305;rd&#305;. K&#252;&#231;&#252;k keskin di&#351;leri ile her hamlesinde bir par&#231;as&#305;n&#305; kopart&#305;yordu. Bir s&#252;re sonra kalbim yoktu.<br />
Terzi, sava&#351;maktan yorulup uyuyakalm&#305;&#351; yavru kediyi uyand&#305;rmadan, kalbim olmas&#305; gereken yere koyup, g&#246;&#287;s&#252;m&#252; dikti.<br />
 <br />
H&#305;zla kendime geliyordum.<br />
 <br />
&#8220;Ad&#305;n art&#305;k Cattus Magnanimosque...&#8221; dedi Tanr&#305;, &#8220;&#304;&#231;indeki kedi seni iyile&#351;tirecektir.&#8221;<br />
 <br />
"Peki ben onu?" diye sordum, yatt&#305;&#287;&#305;m yerde.<br />
 <br />
"Kum akacak, dolacak bir yer bulacak." dedi Terzi.<br />
 <br />
Birka&#231; saat i&#231;inde g&#246;&#287;s&#252;mde <em class='bbc'>&#8220;I&#8221;</em> &#351;eklinde bir iz d&#305;&#351;&#305;nda bir &#351;ey kalmam&#305;&#351;t&#305;.<br />
 <br />
Tanr&#305; saman balyalar&#305;n&#305;n &#252;zerine oturmu&#351; kuca&#287;&#305;ndaki &#246;l&#252; tay&#305;n yelelerini ok&#351;uyordu. Tay&#305;n g&#246;zlerindeki kum saati d&#246;nd&#252;.<br />
 <br />
Tavlan&#305;n kap&#305;s&#305;na y&#252;r&#252;d&#252;m. Terzi y&#252;z&#252;n&#252; g&#252;ne&#351;e d&#246;nm&#252;&#351; katatonik bir halde k&#305;r&#305; izliyordu. &#304;kisi de ben giderken benimle konu&#351;mad&#305;. E&#351;ikten d&#305;&#351;ar&#305; ad&#305;m&#305;m&#305; att&#305;m. Aya&#287;&#305;m, eskiden kalma i&#231;i su dolu bir ayak izinin i&#231;ine girip &#305;sland&#305;. Kalbimden gelen ses kula&#287;&#305;mdayd&#305;,<br />
 <br />
&#8220;Kendi yolundan Cattus Magnanimosque, sadece kendi izinden...&#8221;]]></description>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 17:07:54 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98135-adyny-hatyrlamayan-adam-2/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Adını Hatırlamayan Adam</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98118-adyny-hatyrlamayan-adam/</link>
		<description><![CDATA[Tavlanın kapısını ardına kadar a&#231;tım. İ&#231;eri g&#252;neşten &#246;nce girdim. Kapıda Terzi karşıladı. Karşılaştık. Ser&#231;e parmak ucundan bir iğne &#231;ıkardı.<br />
 <br />
İ&#231;erinin havası genzimi yaktı.<br />
 <br />
Saman yığınlarının &#252;zerinde &#246;l&#252; gibi hareketsiz yatan tanrı, k&#246;r bir tayın ayakları altında eziliyordu. K&#252;&#231;&#252;k siyah bir kedinin etinde a&#231;tığı yarıktan kum akıyordu.<br />
 <br />
&#8220;K&#252;&#231;&#252;k bir sıyrık.&#8221; dedim kendi kendime &#8220;Tanrıya bir şey yapmaz.&#8221;<br />
 <br />
Kum aktık&#231;a canımın yanmaya başladığını farkettim.<br />
 <br />
Baygın tanrı g&#246;z&#252;n&#252; a&#231;tı. Kırık boynunu ve &#231;enesini toplamakta zorluk &#231;ekerek bana baktı. G&#246;z beyazlarına kan oturmuş, &#246;fkenin dinmesini bekliyordu.<br />
 <br />
Kapıdaki Terzi, kasnağına i&#231;erdeki sahneyi resmediyordu, hen&#252;z bitmemişti.<br />
 <br />
&#8220;Daha ne kadar s&#252;recek?&#8221; diye sordum manzarayı kastederek.<br />
 <br />
&#8220;Her tanrı cezasını &#231;ektiğinde...&#8221; dedi.<br />
 <br />
&#8220;Canı yanıyor.&#8221; dedim.<br />
 <br />
&#8220;Her tanrı acır.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Tayı biraz olsun sakinleştirmek i&#231;in başını okşamaya &#231;alıştım. Gergindi. Okşatmadı. Kedi daha masum g&#246;r&#252;n&#252;yor olmasına karşın, tanrının kum kaybına en &#231;ok o neden oluyordu. Bastığı zemine dahi demir pen&#231;eleriyle tutunuyordu.<br />
 <br />
Onu kucağıma almaya &#231;alıştığımda, kıpırtısız, kaderine razı olmuş tanrının, yalvarır gibi bana bakması karşısında kediyi kucaklamaya &#231;alışmaktan vazge&#231;tim. Kedinin pen&#231;eleri tanrının ciğerlerindeydi ve ben zorladık&#231;a canı yanıyordu.<br />
 <br />
&#8220;Pisi pisi... hooo kızım... pisiii, gel kızım...&#8221;<br />
 <br />
&#8220;Onların adları var.&#8221; dedi Terzi.<br />
 <br />
&#8220;Mutlaka.&#8221; dedim.<br />
 <br />
&#8220;Benim de hep bir adım olduğu iddia edilmişti. Fakat...&#8221;<br />
 <br />
&#8220;Senin adın nedir?&#8221; diye sordu Terzi.<br />
 <br />
&#8220;Unutkan.&#8221; dedim, canım yandı, y&#252;z&#252;m&#252; buruşturdum. &#8220;Adım Unutkan. En &#231;ok adları unuturum, ardından y&#252;zleri. Bakın...o y&#252;zden y&#252;z&#252;mde binlerce y&#252;z&#252;n simgesini taşıyan d&#246;ğmeler taşıyorum.&#8221; Kramp girmiş gibi acıdı canım.<br />
 <br />
&#8220;Onları y&#252;z&#252;ne istersen nakşedebilirim.&#8221;<br />
 <br />
&#8220;&#199;ok sevinirim, lakin &#246;nce &#246;l&#252; tanrının kum kaybını durdurmalıyız. Siz ne dersiniz?&#8221;<br />
 <br />
&#8220;Kum kaybı duramaz, kıyam olur.&#8221;<br />
 <br />
Terzi bunu s&#246;ylerken diline sapladığı iğnelerden birini &#231;ekip, deliğine seri bir hareketle ipliği ge&#231;irdi. İğnenin ucundaki kan saten &#252;zerinde dağıldı.<br />
 <br />
&#8220;Y&#252;z&#252;ne &#246;nce hangi y&#252;z&#252;n simgesini nakşetmek istersin?&#8221;<br />
 <br />
&#8220;İnandığımın adından başla, sığındığımdan.&#8221;<br />
 <br />
&#8220;Y&#252;z&#252;nde o ad yok.&#8221;<br />
 <br />
G&#246;zbebeğimi sağa ve sola kaydırdırdığımda g&#246;z akımın &#252;zerindeki simgeleri g&#246;rd&#252;. Başını &#231;evirip tanrıyı par&#231;alamaya &#231;alışan kediye baktı, sonra yeniden işaretlere...<br />
 <br />
Kedinin tısladığını duydum.<br />
 <br />
&#8220;Hep ardında s&#246;nd&#252;r&#252;lm&#252;ş hayatlar mı bırakırsın?&#8221; diye bağırdı tay arka ayaklarının &#252;zerine doğruldu tanrının başını ezdi.<br />
 <br />
Korktum.<br />
 <br />
&#8220;Akreptir, yılandır, &#231;iyandır... varlığı başlı başına baldırandır...&#8221; dedi kedi sapladığı etten &#231;uvaldan &#231;ektiği patisini diliyle temizlerken.<br />
 <br />
&#8220;Hey...&#8221; dedim, &#8220;Tanrıya mı s&#246;yl&#252;yorsunuz bunu.<br />
 <br />
&#8220;Muazzez tanrıyla konuşmaz... Soft da sadece... bir canı daha eksildiğinde, o da kibarca. &#8221; dedi Terzi.<br />
 <br />
&#8220;O zaman?&#8221;<br />
 <br />
Terzi, derin g&#246;zleriyle beni tepeden tırnağa s&#252;zerken, g&#246;z&#252;nden &#231;ıkardığı iğnenin ucunu şakağıma dayadı.<br />
 <br />
&#8220;Adını hatırlıyor musun şimdi?&#8221; diye sordu.<br />
 <br />
&#8220;Bunu istediğimi sanmıyorum.&#8221;<br />
 <br />
İğneyi bastırdı. Canım acıyordu fakat tensel bir acı değildi bu.<br />
 <br />
Tay şaha kalkıp tanrının ağzına indirdi ayaklarını. D&#246;k&#252;len dişlerinin dilinin yardımıyla dudaklarının &#252;zerinden d&#252;şt&#252;ğ&#252;n&#252; ve zorla g&#252;l&#252;msemeye &#231;alıştığını g&#246;rd&#252;m.<br />
 <br />
&#8220;Tayı durdur, kediyi de...&#8221; diye bağırdım.<br />
 <br />
&#8220;Adını hatırla &#246;nce...&#8221; diye bağırdı.<br />
 <br />
V&#252;cudum seyreltilmiş aside batmış gibi ağır ağır yanıyordu. &#199;ığlık &#231;ığlığa bağırmaya başladım.<br />
 <br />
&#8220;İğneyi &#231;ıkar!!!&#8221; &#8220;Adım Unutkan. Tanrıyı kurtar Terzi!. Tanrım ne olur... tanrıyı kul acısından kurtar...&#8221;]]></description>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 14:19:11 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98118-adyny-hatyrlamayan-adam/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe V</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/98055-sunepe-v/</link>
		<description><![CDATA[C&#252;mle, aldat&#305;r. Bizler yarad&#305;l&#305;&#351;&#305;m&#305;z gere&#287;i, aldanmaya meyilli varl&#305;klar&#305;z. G&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n uyuyarak ge&#231;irdi&#287;imiz dilimi d&#305;&#351;&#305;nda kalan zaman&#305;n&#305; da uyutulmaya harc&#305;yoruz. Uyand&#305;r&#305;lmaktan korkuyoruz. Bu durumdan kimsenin &#351;ik&#226;yet&#231;i oldu&#287;unu, konuyla ilgili herhangi bir yetkili kuruma dilek&#231;e vermeye kalk&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305; zannetmiyorum. R&#252;yalar&#305;m&#305;z tabirlenmeye devam etti&#287;i s&#252;rece, mevcut halden memnuniyet s&#252;recektir. &#304;nanmaya olan ihtiyac&#305;m&#305;z &#252;zerinde daha fazla durmayaca&#287;&#305;m. B&#246;yle s&#246;yleyince, daha &#246;nce uzun uzun bu ihtiya&#231;tan bahsetti&#287;im ve &#351;u anda da bahsetmeye devam ediyor oldu&#287;um anlam&#305; &#231;&#305;k&#305;yor olabilir, bana inanmay&#305;n. Ge&#231;mi&#351;imi dolu g&#246;stermek iste&#287;i bu, her daim uyan&#305;k oldu&#287;umu kan&#305;tlama iste&#287;i, <em class='bbc'>bunlar&#305; daha &#246;nce de s&#246;ylemi&#351;tim insanlar, neredeydiniz</em> deme iste&#287;i. Sonu&#231;ta sorular&#305;ma cevaplar verecek, bana sorular y&#246;neltecek, uzla&#351;amad&#305;&#287;&#305;m&#305;z noktada a&#231;&#305;klama yapmam&#305; zorunlu k&#305;lacak bir okuyucu kitlesi yok kar&#351;&#305;mda. Kar&#351;&#305;mda kimse yok. Yan&#305;mda da. Sorumlu oldu&#287;um kimse yok. &#304;nan&#305;yorum ama. &#304;htiyac&#305;m var inanmaya.<br />
 <br />
Ne kadar zor bir i&#351;e kalk&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305; size &#351;&#246;yle anlatay&#305;m. Yani kendime &#351;&#246;yle anlatay&#305;m. Yazar olarak, (bu s&#246;zc&#252;&#287;&#252; sadece <em class='bbc'>yazma eylemini ger&#231;ekle&#351;tiren ki&#351;i</em> mahiyetinde kullan&#305;yorum) s&#246;ylemek istedi&#287;im bir &#351;eyler oldu&#287;unu fark etti&#287;imde (bu her zaman olmuyor, bundand&#305;r, olunca &#246;nemsiyorum), sesimi de vaktiyle omuz omuza verip k&#252;&#231;&#252;ltt&#252;klerinden, harflerime s&#305;&#287;&#305;n&#305;yorum. Bu harfler hi&#231;bir zaman benim o an s&#246;ylemek istedi&#287;im &#351;eyleri tam ifade etmiyor. Kar&#351;&#305;lam&#305;yor. &#199;&#252;nk&#252; romanc&#305;yla okur aras&#305;ndaki ili&#351;kiyi bilirsiniz, romanc&#305; kitab&#305; yazar, anlatmak istedi&#287;ini anlat&#305;r, s&#246;yleyeceklerini bitirir ve o dakikadan itibaren yazd&#305;klar&#305;yla ba&#287;&#305;n&#305; kopar&#305;p hayat&#305;na ba&#351;ka bir kulvarda, ne bileyim ba&#351;ka bir romanda devam eder; okuyucuysa kitab&#305; al&#305;r, okur, g&#246;z&#252;nde canland&#305;rd&#305;&#287;&#305;nca bir &#351;eyler anlar, ama romanla ili&#351;kisi orada bitmez, her zaman onu tekrar okuma, her okudu&#287;unda ba&#351;ka t&#252;rl&#252; anlama, farkl&#305; bir y&#246;n&#252;n&#252; ke&#351;fetme hakk&#305;n&#305; sakl&#305; tutar. Yazar ayn&#305; roman&#305; tekrar yazamaz. Ba&#351;ka bir &#351;ey yazmaya niyetlenip, yine ayn&#305; eseri ortaya koyarak kendinin ucuz bir taklidi olabilir, ama yaz&#305;lm&#305;&#351;ta eksikler bulup onu geli&#351;tirmek, d&#252;zenlemek i&#231;in yeniden kaleme almaya kalkarsa, o ba&#351;ka bir &#351;ey olmaz, <em class='bbc'>&#351;imdiki akl&#305;m olsa &#246;yle yazmazd&#305;m</em> ne b&#252;y&#252;k yaland&#305;r. &#304;&#351;te benim kendimle aramdaki ili&#351;ki bu. Kalabal&#305;klar i&#231;in de&#287;il, bir derdim, bir sava&#351;&#305;m oldu&#287;u i&#231;in yazd&#305;&#287;&#305;m bir yaz&#305;y&#305;, d&#246;n&#252;p de okuyacak ki&#351;i yine benim. Ba&#351;kas&#305; yok. Kar&#351;&#305;mda yok. Yan&#305;mda yok. Bu sava&#351;&#305; niye verdi&#287;imi ve ne kadar s&#252;re sonra sonlanaca&#287;&#305;n&#305; bilememe sebebim, kendimim. Yazd&#305;&#287;&#305;m, benimdir. Do&#287;rusunu isterseniz, yani istersem; yazd&#305;klar&#305;m&#305; d&#246;n&#252;p okudu&#287;um zamanlarda, yaz&#305;ld&#305;&#287;&#305; andakinden ba&#351;ka anlamlar &#231;&#305;karmamam gerekir, &#231;&#252;nk&#252; ben benim ve kendimi, orada ne anlatmak istedi&#287;imi, bir yap&#305;t (bu s&#246;zc&#252;&#287;&#252; sadece <em class='bbc'>yap&#305;lm&#305;&#351;, ger&#231;ekle&#351;tirilmi&#351; olan</em> mahiyetinde kullan&#305;yorum) ortaya koyarken yapmay&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;klerimi bilmeliyimdir. Ama unutuyorum. Her &#351;eyi unutuyorum. Zaman i&#231;erisinde fikirlerde geli&#351;im g&#246;sterilebilece&#287;inden, yazd&#305;klar&#305;mdan okuduk&#231;a farkl&#305; anlamlar &#231;&#305;kar&#305;p bir bak&#305;ma <em class='bbc'>bir &#246;nceki kendim</em>i yalanlaman&#305;n bu nedenle normal kar&#351;&#305;lanabilece&#287;inden dem vurup yanl&#305;&#351; d&#252;&#351;&#252;nme ihtimalimi y&#252;z&#252;me vurmak isterdim. Fakat aradan zaman da ge&#231;miyor. Geli&#351;miyorum. Mesela daha yeni: her &#351;eyi hat&#305;rl&#305;yorum.<br />
 <br />
Talihi, unutulmak olan insanlar var. Bu insanlar&#305;n varl&#305;klar&#305;n&#305; &#231;ok uzun s&#252;re fark etmezsiniz. Onlar o s&#252;re zarf&#305;nda, eksilirlerse belki yokluklar&#305;n&#305;n fark&#305;na var&#305;laca&#287;&#305;n&#305; &#252;mit ederek, olmamaya &#231;al&#305;&#351;&#305;rlar. Bunu bir seferde becerememelerinin de tabii ki &#246;ng&#246;r&#252;lebilir sebepleri var. Yoksa altm&#305;&#351;la de&#287;il y&#252;z k&#305;rkla giden bir arac&#305;n &#246;n&#252;ne atlars&#305;n, haplar&#305; &#252;&#231;er &#252;&#231;er de&#287;il onar onar yutars&#305;n, apartman&#305;n &#252;&#231;&#252;nc&#252; kat&#305;ndan de&#287;il on yedinci kat&#305;ndan atlars&#305;n. Bu liste uzar, ama ger&#231;ek de&#287;i&#351;mez. &#304;ntihar, s&#305;k s&#305;k vurgulad&#305;&#287;&#305;m ve vurgulamaya da devam edece&#287;im <em class='bbc'>ben</em> <em class='bbc'>buraday&#305;m</em>&#8217;&#305;n, eyleme d&#246;k&#252;lm&#252;&#351; bir di&#287;er halidir. Onlar, yolunda gitmeyen &#351;eyleri yoluna sokmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;p bunu ba&#351;aramad&#305;klar&#305; zaman yar&#305;&#351;madan &#231;ekilmeye karar veren insanlar de&#287;ildirler. Yar&#305;&#351;malar ve yolunda gitmeyen &#351;eyler onlar&#305;n umurunda bile de&#287;ildir. Onlar&#305;n umurunda olan &#351;eyleri soracak olursan&#305;z (burada kendimden ikinci &#231;o&#287;ul &#351;ah&#305;s olarak s&#246;z etti&#287;imi umar&#305;m art&#305;k anlam&#305;&#351;s&#305;n&#305;zd&#305;r; anlam&#305;&#351;&#305;md&#305;r demek istiyorum), hi&#231;bir fikrim olmad&#305;&#287;&#305;na dair hepinizle iddiaya girerim.  Ben, talihi unutulmak olan bir insan&#305;m ve hat&#305;rlanmak i&#231;in kaybetmeye ihtiyac&#305;m var. Bunun i&#231;in de bol bol iddiaya girmem gerekiyor. Ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m yerde, ortada bir bahis olmadan kaybetmeme kimse m&#252;saade etmiyor. &#304;nsan, kendisine yenilemiyor.<br />
 <br />
Hal hat&#305;r sormay&#305;, merhabala&#351;may&#305; da b&#305;rakt&#305;m; yan&#305;ndan ge&#231;erken y&#252;z&#252;ne baks&#305;nlar, bir tebess&#252;m etsinler diye y&#305;llarca kendini paralay&#305;p, en az&#305;ndan <em class='bbc'>bu ac&#305;mak da olsa bana kar&#351;&#305; bir his duyumsas&#305;nlar, ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;n art&#305;k fark&#305;na vars&#305;nlar, bir yer kaplad&#305;&#287;&#305;m&#305; g&#246;rs&#252;nler</em> diye d&#252;&#351;&#252;nerek bileklerini kesen bir kad&#305;n tan&#305;yorum. &#199;ok d&#252;&#351;&#252;nmenin sonunun nerelere vard&#305;&#287;&#305; konusunda Van Gogh ve kula&#287;&#305;ndan &#246;t&#252;r&#252; bir fikre sahipsiniz san&#305;yorum. H&#226;lbuki kula&#287;&#305;n&#305; keserken bir an bile d&#252;&#351;&#252;nmemi&#351; olabilir, yani asl&#305;nda bir &#231;&#305;kar&#305;mdan fazlas&#305;n&#305; bilmiyoruz. &#199;&#252;nk&#252; bir olay ya&#351;an&#305;p bittikten sonra, geriye sadece onunla ilgili bir ba&#351;kas&#305; taraf&#305;ndan kurulmu&#351; c&#252;mle kal&#305;r. C&#252;mle, aldat&#305;r. Par&#231;alar&#305; birle&#351;tirin.<br />
 <br />
Bahsetti&#287;im kad&#305;n, kan kayb&#305;ndan &#246;lmekle birileri taraf&#305;ndan kurtar&#305;lmay&#305; beklemek aras&#305;nda ge&#231;en s&#252;rede de intihar etti&#287;ini haber verecek kimseyi bulamad&#305;&#287;&#305; i&#231;in hastaneye kendisi gitmek zorunda kalm&#305;&#351;. Yola &#231;&#305;kmadan &#246;nce bile&#287;indeki a&#287;r&#305;-s&#305;z&#305; azals&#305;n diye alelacele buldu&#287;u b&#252;t&#252;n a&#287;r&#305; kesici haplar&#305; yutmu&#351;. Hastaneye giderken, kan kayb&#305;n&#305;n ve i&#231;ti&#287;i ila&#231;lar&#305;n etkisiyle zay&#305;flayan g&#246;rme yetisi y&#252;z&#252;nden fark&#305;nda olmadan yola f&#305;rlay&#305;p bir arac&#305;n alt&#305;nda ezilmi&#351;. &#214;lmek isteyen birinin yapabilece&#287;i her &#351;eyi b&#246;ylesi k&#252;&#231;&#252;k bir alana s&#305;&#287;d&#305;rmaya &#231;al&#305;&#351;an bu kad&#305;n&#305;, hala hayatta oldu&#287;u i&#231;in kimse su&#231;layamaz. Yaz&#305;n konusundaki durumumu da ben, anlatt&#305;&#287;&#305;m bu olaya benzetiyorum. Siz yine de bana inanmay&#305;n. &#199;&#252;nk&#252; c&#252;mle; yalan s&#246;yler, kand&#305;r&#305;r. &#350;unu diyorum, asl&#305;nda nas&#305;l bir ya&#351;ant&#305;m oldu&#287;undan haberdar de&#287;ilsiniz, beni tan&#305;m&#305;yorsunuz, &#246;yk&#252; karakteri miyim, ger&#231;ek miyim, ka&#231; ya&#351;&#305;nday&#305;m, ne i&#351; yap&#305;yorum hi&#231;birini bilmiyorsunuz. Bileklerini kesen kad&#305;n misal, ger&#231;ek olamayacak kadar sa&#231;ma bir hik&#226;yede ad&#305; ge&#231;iyor, muhtemelen inanm&#305;yorsunuz, ama inanmaya da ihtiyac&#305;n&#305;z var bir yandan.<br />
 <br />
S&#252;reya hi&#231; sabunluyken a&#287;lamad&#305; &#246;te yandan.]]></description>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 01:14:03 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/98055-sunepe-v/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Geleceğe Mektup</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97873-gelecedhe-mektup/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Parmaklarım kaskatı olmuş. Her bir kemiğimin sesini duyabiliyorum. Bu yaşlandığımı mı g&#246;steriyor, yoksa acıdan t&#252;kendiğimi mi? Kalbim inatla b&#252;t&#252;n bunlar bir hayal demek istiyor, hayat bastırıyor kalbimin sesini, &#8220;hepsi ger&#231;ek.&#8221; diye fısıldıyor kulağıma.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Aynanın karşısına ge&#231;ip delikanlılığıma bakıyorum. Aynalarda saklı hayaletler ge&#231;iyor birer birer. Kimisi g&#246;z kırpıyor, kimisi dilini &#231;ıkarmış sırıtıyor arsızca. Yine de o aynadan alamıyorum g&#246;zlerimi... Annemi arıyorum bazen, bazen eski bir okul arkadaşımı, babamı mesela.. Kardeşim Suat'ı arıyorum, pek &#231;okları gelip ge&#231;miş aynalardan.</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Kızım bile yok artık, &#8220;baba amma da abarttın.&#8221; deyişi kulaklarımda. Para istemek i&#231;in yanımda dururken sırtımı sıvazlayışı hatırımda, benim aslan babam deyişi... Okula gidişi, makyaj yaptığı i&#231;in annesiyle didişmesi kulaklarımda. Bana sığınıp, baba annem olacak cadıdan kurtar beni deyişi, sonra kahkahalarla g&#252;l&#252;ş&#252;...</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Aynalara tutkundu... Uzun siyah sa&#231;larını tararken: Baba derdi, anneme s&#246;yleme ama, ben birini seviyorum. &#214;ylece bakardım y&#252;z&#252;ne. Kızım derdim, bunu bana değil annene anlat, aaa rollerimizi karıştırdın herhalde..</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Ama baba derdi, ona s&#246;ylesem şimdi d&#252;nyanın sonu gelmiş&#231;esine kırk saat nutuk dinle. Sen &#246;yle değilsin ki...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Peki derdim Yasemin'e, anlat bakalım neyin nesiymiş bu hergele...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Ama babaa, &#246;yle deme. Ger&#231;i daha bir hafta oldu &#231;ıkmaya başlayalı, ama galiba onu seviyorum..</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Hoppala... İyi yakında evlenin de bitsin bu iş.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Nasıl yani? Baba daha okul var, ne bu acelen..</strong></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>ikimiz de kahkahaları patlatırdık muzurluklarımıza. Gelir belime sarılırdı, babacım iyi ki sen varsın dercesine... Git annene de sarıl derdim, o olmasa ben mi doğuracaktım seni? Yine aynı mutlulukla gider annesine de sarılırdı. O her şeyden habersiz, &#8220;kız, ne o seviş ayın mı geldi yine? &#8220;derdi Yasemin'e. Bilmezdi &#231;evirdiğimiz dolapları.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Aynalar, işte o anlarda acı veriyor bana. Hani hayaletleriyle bana g&#252;l&#252;msediğin de, bir g&#252;n i&#231;in o anlara d&#246;nmeyi dilediğimi biliyorlar, ama iştahla benimde diğerlerine katılmamı bekliyorlar sanki. Onca yitip gidenin ardından yas tutmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Y&#252;reğim nasır tuttu adeta, ellerimde buruşturup durduğun resimler artık bakılmayacak halde. Bir koltukta uyuklamak, arada biraz şu i&#231;mek, birka&#231; lokma yemek yemek dışında yaşamak &#231;ok ağır artık ama katlandıklarım bundan ibaret olmadı hi&#231;.</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Kızımı bir u&#231;ak kazasında kaybettim. O hi&#231; bitmesin diye dilediğim son birka&#231; dakikamız, geri kalan &#246;mr&#252;m&#252;n her g&#252;n&#252; ve gecesi oldu. S&#252;rekli hafızamda bir ileri bir geri sarıldı. Bir film şeridi gibi ge&#231;ip durdu g&#246;zlerimden.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Babacım ağlama, birka&#231; ay sonra geri geleceğim nasılsa. Anneme iyi bak, o kadar okudum gurbette, sesin &#231;ıkmadı da, şimdi niye bu korku? Ha Ankara, ha Amerika... Sen b&#246;yle yaparsan ben nasıl huzurla &#231;ıkarım yola? Senin kızın olmak kolay değildi. Kendimi kendime emanet etmeyi &#246;ğrendim. Hadi ağlama artık...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Bu onun son s&#246;zleriydi. Belki yaşadığının son kanıtıydı, kulaklarımın duymayı istediği son şeydi. İşte &#246;lmekle yaşamak arasındaki o kısa &#231;izgi b&#246;yle bir şeydi. Canıma kıymayı beceremedim. Hep Yasemin'i d&#252;şledim, bana ne kadar kızacağını... Tanrıyla hesaplaştığımızda bile, ona hesap verememek değildi korkum, kızıma &#246;ğrettiklerimden sonra, b&#246;yle &#231;ekip gitmeyi yakıştıramamıştım kendime.</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>U&#231;ak d&#252;şt&#252;ğ&#252;nde, tek bir kurtulan olduğunu s&#246;ylediler. Saatlerce adını &#246;ğrenmek i&#231;in &#231;abaladım ama herkes s&#246;zleşmiş&#231;esine dudaklarını m&#252;h&#252;rlemişti sanki. &#199;ok dua ettim, bilemezdim b&#252;t&#252;n o duaların boşuna olduğunu. Zaten hayatımda ettiğim son dualardı onlar. Bir daha kimse beni tanrıyı konuşurken g&#246;rmedi. Evet ona inandım ama hepsi bu. K&#252;sk&#252;n &#231;ocuklar gibi, hep dedim ki ona i&#231;imden; &#8220;neden Yasemin, neden ben değil? Neden bir başkası ya da... Ama cevap verenim hi&#231; olmadı. Olduysa da ben o cevapları hi&#231; duyamadım. Belki de sağırlığımdan, d&#252;nyaya kendimi kapattığımdan...</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Odası hep o g&#252;nk&#252; gibi durdu. Uzun zaman mezarına da gidemedim. Ne acı ki, mezarında yatan hi&#231;bir şey yok. Ruhu belki hep g&#252;l&#252;msedi bana, ama yitip gitmedi burnumdan o &#231;i&#231;ek kokusu. Elimize verdikleri k&#252;l ve yanmış kemik par&#231;alarından başkası değildi ama onu toprağa verdiğimizde, ne kadar &#231;ok seveni olduğunu g&#246;rd&#252;m. Ne kadar &#231;ok şey biriktirdiğini, onu sevmekle ne kadar iyi bir şey yaptığımızı... Annesinin g&#246;zlerini hi&#231; unutmadım. Orada dururken, bana nefretle bakıyordu. Belki onunla daha &#231;ok vakit ge&#231;irdiğimiz i&#231;in kızgındı bana, belki uğurlamaya gelemediği ve son kez ona sarılamadığı i&#231;in... Belki, onunla yeterince zaman ge&#231;iremediği i&#231;in... Ama bir su&#231;luya ihtiyacı vardı; i&#231;indeki yangını hafifletmek i&#231;in, yaşamaya devam etmek i&#231;in, kendini affetmek i&#231;in... Ben g&#246;zlerimi onun g&#246;zlerinden &#231;ektiğimde zaten hayatımdan &#231;ıkıp gittiğini biliyordum. Karımla kısa bir s&#252;re sonra ayrıldık. Nedenini hi&#231; sormadım. Ben kadere hep inandım. Gitmek istediğinde bir y&#252;rek onu bağlasan da gidecektir, kalmak isteyen b&#252;t&#252;n d&#252;nyaya rağmen kalacaktır zaten.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Artık yaşamak i&#231;in bir sebep aramadım. Yaşamak i&#231;in; &#246;lmeyi beklemek diyordum, sıramı beklemek... Evimi kapattım başka bir şehre taşındım. Orada hayatıma yeniden başladım. Bu bir şeylere başlamak değildi aslında, bir şeyler bitmeden &#246;nce kısa bir molaydı belki, belki kendimden sıyrılmaktı, belki ka&#231;maktı..</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Hi&#231;bir arkadaşımla g&#246;r&#252;şmedim bir daha. Israrlı sorulardan, nasılsınlardan, ka&#231;amak bakışlardan yorulmuştum. Biraz acı &#231;ekmek ve acılarımı sevmekti istediğim. Yasemin'i sevmekti... Acılarım biterse onu sonsuza dek kaybedecektim. Buna izin vermedim hi&#231;. Bir daha evlenmedim de... Elbette yaşadığım ilişkiler oldu, g&#252;n&#252; birlik, bazen birka&#231; saatlik, ama sonrası &#252;zerimden sıyırıp attığım bir y&#252;kt&#252;. Bedenimi hafifletip, ruhuma yer a&#231;ıyordum. Ruhum i&#231;eri de, o k&#252;&#231;&#252;c&#252;k yerde sıkışıp kalmıştı bir kez.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Sonra bir g&#252;n, hani yaşam tamda ağır aksak ilerlediği bir anda, bana belki son bir oyun oynadı. T&#252;m umudum, inancım, tutkum s&#246;nm&#252;şken, &#231;alışmaktan başka bir şey beni avutmuyorken, eskilerin anmamak i&#231;in b&#252;t&#252;n ge&#231;mişimi silmişken, sildiklerimden dolayı hi&#231; silinmemişken, belki yalnızlıktan &#246;d&#252;m koptuğu halde, yalnızlığımı sevmişken...</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>İşte b&#252;t&#252;n bu boşluğun tam da i&#231;indeyken oyun oynadı hayat bana. Bir akşam &#252;zeri, yine aynı saatte arabamı garaja park edip sırtım &#231;ok ağrıdığından asans&#246;rle &#231;ıktım kendi katıma. Anahtarlarımı bir t&#252;rl&#252; bulamadım sonra. Ceplerimi karıştırırken k&#252;&#231;&#252;k kağıtlar, sonra bir sakız, biraz bozuk parayla rastlaştım, hep aynı şeyler diye d&#252;ş&#252;nd&#252;m. Kendime kızdım ama y&#252;ksek sesle d&#252;ş&#252;nmeden de edemedim</strong></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Hay kahrolası şey, bu ka&#231;ıncı kez yaşanıyor, ka&#231;ıncı kez şu anahtarı bulamadığın i&#231;in bekledin şu kapıda...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Ben kendimle y&#252;ksek sesle dalaşırken, asans&#246;r&#252;n kapısı a&#231;ıldı ve kapıcımız Musa belirdi biraz şaşkın bir halde kiminle konuştuğuma bakındı &#246;nce. Sonra kendi kendime konuştuğumu anlamış olacak ki; belli etmemek i&#231;in g&#246;zlerini yere indirdi ve</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Efe bey, her zamanki gibi siz yokken mektuplarınızı ben aldım. Postacıda huyunuzu bildiğinden posta kutusuna atmıyor artık dedi ve &#252;&#231; ayrı zarf uzattı.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Teşekk&#252;r ederim Musa, sana da zahmet oluyor ama bilirsin ben kapımın anahtarını bulmakta zorlanırken birde posta kutusu i&#231;in &#231;ilingir aramak zorunda kalmayalım dediğim de, Musa bıyık altından g&#252;l&#252;yordu.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Bilmem mi Efe bey, bana zahmet falan olduğu yok. Siz takılmayın bunlara, işimiz ne... Keşke herkes sizin gibi g&#252;zelce rica etse.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>-Hadi o zaman sen bak işine, bende artık eve girip bir şeyler yiyeyim &#246;ğlenden beri tek lokma girmedi mideme deyip Musa'yla olan ayak&#252;st&#252; sohbetimize ara verdim. Bir yandan da geldiğimden beri bulamadığım lanet anahtarları arıyordum. O sırada elimdeki mektuplar yere d&#252;şt&#252;. Tam eğilirken anahtarların nerede olduğunu anımsadım tabi, iş yerinde masamın &#252;zerinde duruyorlardı. Bir elim yerde, aklım anahtarlarda mektupları almak i&#231;in uzandığımda ellerim titremeye başladı, g&#246;zlerim karardı ve olduğum yere &#231;&#246;kt&#252;m. Musa yetişmiş ne olduğunu anlamaya &#231;alışıyordu. &#214;nce ellerimdekileri almaya &#231;alıştı, bense o beyaz zarfa &#246;ylesine yapışmıştım ki, değil Musa, yedi y&#252;z kişi gelse s&#246;k&#252;p alamazdı onu, onlar bilmiyorlardı derken kendimi kaybettiğimi anımsıyorum</strong></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>O g&#252;n&#252;n &#252;zerinden tam &#252;&#231; yıl ge&#231;ti. Artık daha mutluyum. Uzun bir aradan sonra yaşadığım, doğduğum o şehre geri d&#246;nd&#252;m. Bu temelli bir d&#246;n&#252;şt&#252;. Ev olduk&#231;a eskimişti, bir s&#252;r&#252; tadilatın ardından artık bah&#231;esinde dostlarımla bir akşam yemeği yiyebileceğim kadar g&#252;zel bir yer olduğunu s&#246;yleyebilirim. Zaten birazdan gelmeye başlarlar. Aslında i&#231;ten i&#231;e garip bir huzur duyuyorum. Tam atmış yaşında, hayatının uzun yıllarını karanlıkta ge&#231;irmiş biri olarak bu huzur bana yabancı bir duygu, yine de onu bağrıma basmaya hazırım. Tıpkı dostlarımın beni bağırlarına bastığı gibi. Tıpkı, eski eşimin beni affettiği gibi, tıpkı, kendimi sevmeye hazır olduğum gibi...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Şu an ikinci katta kızım Yaseminin eski odasındayım. Eski odası &#231;&#252;nk&#252; ben yeniden evlendim. Eşimle tanışalı bir yıl oluyor, o hep aradığım insanmış gibi geliyor bana, &#231;ok ge&#231; bulduğum ama &#246;l&#252;rken bile g&#246;zlerinde boğulmayı dileyeceğim biri. O sevmeyi yeniden &#246;ğretti bana, unuttuklarımı hatırlattı, b&#252;t&#252;n ezberlerimi tek tek bozdu, işin en g&#252;zel yanıysa, yeniden baba oldum. Bir kızımız var, adını hi&#231; d&#252;ş&#252;nmedik, adı doğmadan &#231;ok &#246;nce yazılmıştı kalplerimize, adı Yasemin. Odasının duvarında &#231;er&#231;eve i&#231;inde bir mektup var, onu ablası yazdı, hem de &#246;lmeden bir g&#252;n &#246;nce, tam tamına 15 yıl &#246;nce..</strong></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>O kapıda yere yığıldığımda elimden bir t&#252;rl&#252; &#231;ekip alamadıkları mektuptu o. Geleceğe postalanmıştı, kızımın kokusu sinmişti satırlarına. Yasemin bana bir kez daha ne kadar g&#252;&#231;l&#252;, ne kadar geleceği g&#246;rebilen bir kız olduğunu kanıtlamıştı. Belki, tanrı ona gideceğini haber vermişti bir şekilde. Ya da tanrı bana yaşamak i&#231;in bir sebep sunmuştu. Kızımın aslında &#246;lmesinin imk&#226;nsız olduğunu anlatmak istemişti, bir g&#252;n onunla tekrar karşılaşacağımızı, kader denilen şeyin ger&#231;ekten var olduğunu...</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Yasemin hi&#231; sevmediği halde, u&#231;ağa binmeden birka&#231; saat &#246;nce bir mektup yazıp postaya vermişti. Tam on beş yıl sonra alıcısına teslim edilmek &#252;zere hem de. O incecik yazıyı zarfın &#252;zerinde g&#246;rd&#252;ğ&#252;m g&#252;n, g&#246;zlerim bana oyun oynuyor sanmıştım. &#214;yle bir oyundu ki, kalbim buna dayanmak istememişti birka&#231; dakikalığına. Kalp masajı yapılmamış olsaydı şu an hayatta olmayacaktım ve o mektup tıptı benim &#246;l&#252;m&#252;m gibi anlamsız bir kağıt par&#231;ası olarak kalacaktı sonsuza dek.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Kapıdan başını uzatan kızım, baba derken boğazıma takılan yumru ilk kez mutluluktan. Şimdi eskileri anımsama ama yenilere &#8220;merhaba&#8221; deme vakti. Şimdi Yasemin'i b&#252;y&#252;rken yeniden seyretme vakti. G&#246;zlerimdeki fer hen&#252;z d&#252;nyayı g&#246;rmeye yeterken, ona yetişmek ve kaldığım yerden devam etme vakti. Vakit dostlarıma hoş geldin deme vakti.</strong></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><strong class='bbc'>Talan Ayşe Kanca</strong></span>]]></description>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 17:00:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97873-gelecedhe-mektup/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe IV</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97839-sunepe-iv/</link>
		<description><![CDATA[Eylemlerimizin, bizleri tanımlayan etiketlerle olan doğrusal ilişkisi &#252;zerine d&#252;ş&#252;n&#252;yorum. G&#246;zlemlediğim kadarıyla, bir eylemin varlığı; nedenleri ve sonu&#231;ları masaya yatırılmadan, salt davranış olarak kabul g&#246;rm&#252;yor. Eylemi ger&#231;ekleştiren, bunu hangi sebeplerle ya da hangi sonuca varmak isteyerek yaptığını a&#231;ıklamıyor olsa dahi, eylemin ger&#231;ekleştirilişine tanık olan kişi, bundan bir &#231;ıkarımda bulunma ihtiyacı hissediyor. &#199;&#252;nk&#252; kulp, elbette takılmalı; etiket, illa ki yapıştırılmalı; insan, pek&#226;l&#226; yaftalanmalı. Etiketlemeye ve etiketlenmeye olan bu merakımızın, varoluşumuzu teyit ettirmekten başka bir ama&#231; taşımadığına dair herkesle iddiaya girerim. Hatta biriyle iddiaya girmenin tek amacının da aynı sebep olduğunda diretebilirim; direnecek birini bulursam diyelim.<br />
 <br />
Ben, hafızamda yeterli boşluk mevcut bulunduğu ve bunca yıl kimse o boşluğu doldurmak i&#231;in en ufak bir gayret sarf etmediği i&#231;in, yaşadığım &#231;oğu olayı &#231;ıkarmadım aklımdan. (Bunun i&#231;in &#246;zel bir &#231;aba g&#246;sterdiğimden değil, ama unutmamak bir eylem olarak kabul g&#246;recekse eğer, sebebi s&#246;ylediğim şekildedir). Yeri geldiğinde, karşımdakine i&#231;erisinde onun da yer aldığı bir anımızı hatırlatmakta hi&#231;bir beis de g&#246;rmedim. &#199;&#252;nk&#252; tarihi manip&#252;le etmek &#231;ok kolaydır ve insan ikili ilişkilerinde bu a&#231;ığı fark ettiği an bunu bir g&#252;zel kullanmakta olduk&#231;a başarılı bir yaratıktır. Ben de elimin armut toplamadığını g&#246;stermek, benim nasılsa yaşadıklarımı hatırlamayacağımı d&#252;ş&#252;nerek muhatabımın olayları ger&#231;eklikten uzaklaştırmaya ve ge&#231;mişi kendi işine yarayacak şekilde yeniden kurmaya &#231;alışmasının b&#252;y&#252;k bir gaflet hali olduğunu belirtmek, biraz da, en azından hafıza konusunda iyi olduğumu kendisine kabullendirip hi&#231; değilse bu alandaki eşitliğimi kaybettiğimi hissetmemek i&#231;in, karşımdaki, olay &#246;rg&#252;s&#252;n&#252; değiştirmeye başlar başlamaz girdim araya. Bu beni <em class='bbc'>kinci</em> yaptı, <em class='bbc'>hi&#231;bir şeyi de unutmuyor</em> yaptı; yapsın varsın. Hatırladığım g&#252;zel zamanlardan &#246;t&#252;r&#252; hi&#231;bir takdir g&#246;rmeyip k&#246;t&#252; anılardan dolayı &#252;zerime yapıştırılan bu etiketten dolayı insanlara uzun bir s&#252;re kırgın kaldım. (O zamanlar &#231;evremde, kırılabileceğim insanlar vardı, hatırlayın, ne yiyeceklerine karar verdiklerinde onları orada bırakmıştım). Bu kırgınlığım da sonraları etiketler literat&#252;r&#252;nde <em class='bbc'>alıngan</em> karşılığını buldu. Kırgınlığıma kulp bulmaya &#252;şenmeyen insan, yalandan da olsa iki &#231;ift g&#252;zel s&#246;z s&#246;yleyip g&#246;nl&#252;m&#252; almaya &#252;şendi; &#252;şensin varsın.<br />
 <br />
Devrinde anlaşılamayan adam olma yolunda ilerlemeye devam etmemek adına, benden istenenler doğrultusunda kendimi yenilemeye, t&#246;rp&#252;lemeye, d&#252;zenlemeye karar verdim. Madem her şeyi hatırlamam bu kadar rahatsız edici bir olguydu, o vakit her şeyi unutayımdı. Unuttum. Madem d&#246;rt d&#246;rtl&#252;k d&#252;nyadaki tek problem benim b&#246;ylesi alıngan olmamdı, olmayayımdı. Olmadım. Benden hatırlamam beklenen şeyleri, &#246;zellikle onları, yani doğum g&#252;nlerini, yıld&#246;n&#252;mlerini unuttum. Bu, insanların karşısındakini kendi &#231;ıkarları doğrultusunda yontmaya &#231;alışmasına karşı kendimce bir sitemdi. Bunu tabii ki anlamadılar. Ve ben b&#246;ylece yeni bir etiket daha kazanmış oldum; <em class='bbc'>d&#252;ş&#252;ncesiz</em>. Bazense sadece durdum, &#231;&#252;nk&#252; artık bir şey olmak istemiyordum ve eğer istiyorduysam da bunu bana birinin s&#246;ylemesini değil kendimin keşfetmesini bekliyordum. Var olmaya benden daha g&#246;n&#252;ll&#252; canım insanlarsa duruşumdan, bakışımdan bile karakter analizi yapacak kadar g&#246;zlerini karartmışlardı. Duruşum kamburdu, bakışım sinsiydi, g&#246;zlerim haindi, ellerim &#252;rkekti, sesim tıknazdı, sokağım &#231;ıkmazdı falan filan. Liste b&#246;yle uzayıp gidiyordu. Kendimi tanıtlama hakkımı, sonunda onların elinden aldım. Onları orada bıraktım. Hayatımda verdiğim en doğru karardı.<br />
 <br />
<em class='bbc'>Fikirlerimiz, onları taşıyacak kudrette olduğumuz nispette bizimdirler</em> diyor Tanpınar. Buna yakın bir şeyler s&#246;yleyecektim burada, kendi c&#252;mlelerimle. B&#246;ylece d&#252;ş&#252;ncelerimi taşıyacak kudrette olduğum su g&#246;t&#252;rmez bir ger&#231;ek olacaktı. B&#246;ylece <em class='bbc'>hayatımda verdiğim en doğru karardı</em> derken kendimin arkasında olduğumu vurgulayacak, kendimden emin g&#246;r&#252;necektim. Ancak s&#246;ylediklerimin bir başlarına yeterli g&#246;r&#252;lmeyeceğini daha &#246;nceki tecr&#252;belerimden de edinme fırsatını pek &#231;ok kez yakalamış olmam hasebiyle, &#231;oğu zaman r&#252;şt&#252;n&#252; ispatlamış insanlardan alıntılarla desteklemek zorunda hissediyorum bahislerimi. <em class='bbc'>Bakın onlar da benim gibi d&#252;ş&#252;n&#252;yor</em> diyebilmek i&#231;in, <em class='bbc'>bakın ben o kadar da yanlış bir insan değilim</em> diyebilmek i&#231;in. Ben, bir b&#252;t&#252;n&#252; temsil edebileceğimi hi&#231;bir zaman d&#252;ş&#252;nmedim &#231;&#252;nk&#252;, d&#252;ş&#252;nemem de; ben onun ancak bir par&#231;ası olabilirim. Tanpınar&#8217;ın Beh&#231;et Bey&#8217;i vardır, ana karakter olarak başlar romanda, kanlı canlı bir insan gibi resmedilir, okuyucunun g&#246;z&#252;nde canlanır varlığı, sonra başka karakterler d&#226;hil olur hik&#226;yeye, Beh&#231;et Bey silinir gider, esamisi okunmaz bir daha. Romanın sonunda yazar, kahramanına bir de mektup bırakarak kendi vicdan muhasebesini yapar, i&#231;ini rahatlatıp bitirir kitabı. Beh&#231;et Bey mevzuu b&#246;ylece kapanır. Biliyorum benim mevzuum da aşağı yukarı b&#246;yle kapanacak. Bir farkla; ardımda, adıma bir mektup bile kalmayacak.<br />
 <br />
İnsanları bu kadar sevmezken, onlarla t&#252;m ilişkilerimi b&#246;ylesi kesmişken, kendimi yaşamın ortak alanından izole edip tamamen i&#231;ime y&#246;nelmişken, neden halen yazıyorum, yazdım ve yazmaya da devam edeceğim konularında netleşmiş hi&#231;bir fikrim yok; edineceğimi de zannetmiyorum. Okuyacak birilerinin olup olmaması konusunda kendime karşı d&#252;r&#252;st davrandığımda bunun hi&#231;bir &#246;nemi olmadığını fark ediyor olmama rağmen, d&#252;ş&#252;ncelerimin k&#226;ğıda ge&#231;irilmesiyle ge&#231;irilmemesi arasında nasıl bir fark olacağını d&#252;ş&#252;n&#252;p de buna bu kadar zaman harcıyorum, onu da bilmiyorum. Sanırım bu sorunun cevabını hatırlamak i&#231;in Yeraltından Notlar&#8217;ın ilk b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; baştan okumam gerekecek.<br />
 <br />
Evet, doğru, <em class='bbc'>ben hasta bir adamım.</em>]]></description>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 18:36:41 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97839-sunepe-iv/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe III</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97838-sunepe-iii/</link>
		<description><![CDATA[Hatıralarımdan, deneyimlerimden, insan ilişkilerimden s&#246;z a&#231;ıp beylik bir laf etmem gerekecekse bir g&#252;n bir yerde, bu beylik laf; sekiz yaşındaki bir &#231;ocuktan ironinin ne anlama geldiğini bilmesinin beklenmemesi gerektiği olacaktır. Benden daha okkalı c&#252;mleler bekleyenler utansın.<br />
 <br />
Yaşama dair istekli olduğum, koşup terleyip soluklanmaktan keyif aldığım, <em class='bbc'>beşi beş liradan beş yumurta ka&#231; lira eder </em>gibi soruları doğru cevaplamakla &#246;v&#252;nd&#252;ğ&#252;m yıllardı. Bir ilkokul &#246;ğretmenim vardı; herkesin bir ilkokul &#246;ğretmeni olduğu i&#231;in yerini yadırgamadığım. Duruşu duruş değil, bi&#231;imsiz; y&#252;reği y&#252;rek değil, vicdansız. Soruyu tutuşturup elime, tahtaya kaldırdı beni, tahta o zamanlar &#231;ok uzun kelime; ben kısayım. Ben sonsuzlukta k&#252;&#231;&#252;c&#252;k bir nokta bile değilim o zaman. Derslerde tuvalete gitmek i&#231;in parmak kaldırıp izin de almasam, kimse orada olduğumun ayırdına varmayacak. Varlığımı kanıtlamanın derdine yaşımı başımı almışken de nasıl d&#252;şt&#252;ğ&#252;m&#252; daha &#246;nce anlatmıştım, otob&#252;ste; aynı ispatlama d&#252;rt&#252;s&#252;yle hareket ediyorum işte, &#231;ocukken bile. Hoca derslere ilgisizliğimden &#246;t&#252;r&#252; ders verecek ya, uykumun en tatlı yerinden kaldırıp beni,  tebeşiri g&#246;steriyor; <em class='bbc'>kalk yavrum sen &#231;&#246;z şu soruyu</em>. Orada yavrum demediğinden, bana adımla hitap ettiğinden eminim, ama adıma s&#252;re&#231; i&#231;erisinde neler olduğu konusunda hemfikiriz sanıyorum.<br />
 <br />
Doğrulup yerimden &#231;ekingen, tahtaya &#231;ıktım. Evet, <em class='bbc'>&#231;ıktım</em> burada doğru kelime &#231;&#252;nk&#252; tahtanın bulunduğu yer, &#246;ğretmenin bizden her anlamda g&#252;&#231;l&#252; olduğunu daha fazla hissettirebilmesi, g&#246;rm&#252;ş ge&#231;irmişlik y&#246;n&#252;nden olduk&#231;a &#252;st&#252;m&#252;zde olduğu ger&#231;eğini fiziksel olarak da g&#246;z&#252;m&#252;z&#252;n i&#231;ine kadar sokması, onun bize tepeden bakmasına bizlerin muhta&#231; ve mahk&#251;m olduğunu kabullenmemiz gerektiğini algılamamız a&#231;ısından, normal zeminden bir basamak yukarıdaydı. Bu yapılanmaya ge&#231;mişten &#231;ok g&#252;zel bir &#246;rneğim var, Triumph des Willens. Hani Hitler&#8217;in kendi propagandasını yaptığı, sinematografi y&#246;n&#252;yle g&#252;n&#252;m&#252;z filmlerine bile taş &#231;ıkarabilecek d&#252;zeyde olan, Naziliğe &#246;vg&#252; belgesel film. Orada da Hitler, stadyumda ulusa sesleniş konuşmasını ger&#231;ekleştirirken, kendisini tam kadraj alttan &#231;ektirmiş, b&#246;ylece filmi izleyenlerin kendilerini ondan k&#252;&#231;&#252;k hissetmesini sağlamayı ama&#231;lamıştır. Okullarımızı Adolf&#8217;u &#246;rnek alarak inşa eden b&#252;y&#252;klerimize selam ederim.<br />
 <br />
Bunu daha fazla uzatmayacağım. Tebeşiri aldım. Tahtadaki soruyu &#231;&#246;zd&#252;m. Doğru &#231;&#246;zd&#252;ğ&#252;me emin olmanın haklı gururuyla, kalkmamı fırsat bilip yerime oturmuş hocaya d&#246;nd&#252;m, bitti dedim. <em class='bbc'>Sorun &#231;&#246;z&#252;ld&#252;, d&#252;nya artık daha g&#252;zel bir yer.</em> Bu biraz, yaş&#231;a daha da k&#252;&#231;&#252;k olduğum vakitler, tuvaletimi yaptıktan sonra oturma odasındaki anneme <em class='bbc'>bittiii</em> diye seslenmeme benzedi; gelsin pisliğimi temizlesin. &#214;ğretmenimden annemle aynı inceliği beklemenin sekizde sekiz benim hatam olduğunu fark etmeme hen&#252;z on sene var. Hoca yerinden kıpırdamadan, tok sesiyle geri d&#246;nd&#252; &#231;ağrıma, <em class='bbc'>biraz daha k&#252;&#231;&#252;k yazsaydın hi&#231;bir şey okunmuyor</em>. Ben daha sekiz yaşındayım, hocanın neden okuyamadığı bir yazıyı daha k&#252;&#231;&#252;k yazmamı isteyeceğiyle ilgilenmeyecek kadar sırama geri d&#246;n&#252;p uyumaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Siliyorum &#231;&#246;z&#252;m&#252;m&#252;. Daha k&#252;&#231;&#252;k puntolarla yeniden başlıyorum &#231;&#246;zmeye. Hoca d&#246;rt işlemimin yarısında araya giriyor, <em class='bbc'>oğlum dalga mı ge&#231;iyorsun sen benle</em>. O sırada yerinden, esasen benim yerimden kalkıyor. Ellerini kuyruk sokumunda kavuşturmuş, tahtaya doğru kendinden emin adımlarla ilerliyor. <em class='bbc'>Daha k&#252;&#231;&#252;k yaz daha k&#252;&#231;&#252;k</em> diye s&#246;yleniyor, y&#252;z&#252;nde pis bir sırıtma. Ben ne yapacağımı şaşırıyorum, siliyorum yazdığımı tekrar, silgiyi ters &#231;evirip tahtaya tutturuyorum. Bu benim o ana kadarki g&#246;rd&#252;ğ&#252;m en b&#252;y&#252;k teknolojik gelişme. Tahtanın silgiyi kolları arasına alıyor oluşuna etkilenecek durumdayım ve &#246;ğretmen inatla daha k&#252;&#231;&#252;k yazmamı tembihliyor. İlk işlemi daha da k&#252;&#231;&#252;k bir puntoyla yazmaya başlamamla kocaman, insafsız, insansız bir elin t&#252;m şiddetini yanağımda hissetmem bir oluyor. <em class='bbc'>Soytarı! Ge&#231; otur yerine.</em> Neye uğradığımı şaşırıyorum, eli yanağımdayken hi&#231;bir şey hissetmemişim, geri &#231;ekip diğer eliyle kuyruk sokumunda tekrar buluşturmasıyla acıdan bağırır halde buluyorum kendimi; yanağımda d&#246;rt parmaklık iz. Suratım o kadar k&#252;&#231;&#252;k, elleri o kadar kocaman, bir karışı fazla geliyor y&#252;z&#252;me. Elimdeki tebeşiri d&#252;ş&#252;r&#252;p ağlamaya başlıyorum, tebeşir kırılıyor, benim i&#231;imde bir şeyler, hayır, &#231;ok şeyler kırılıyor, silgi tahtadan d&#252;ş&#252;yor, o tokada tahta bile dayanamıyor.<br />
 <br />
Hayatımın yaşamaktan en utandığım &#246;yk&#252;s&#252; b&#246;yle yaşandı. Sonraları &#231;ok dayak yedim, evimize misafirliğe gelen yaş&#231;a b&#252;y&#252;k bir amcaya (benim i&#231;in tanımı sadece bu kadardı, annem babam ona hısım akraba diyordu) evin en k&#252;&#231;&#252;ğ&#252; ben olduğum i&#231;in &#231;ay servisi yaparken, bardağı ellerimin arasında kontrol edemeyip pantolonuna d&#252;ş&#252;r&#252;ş&#252;m&#252;n, bacaklarında hissettiği sıcaklığı aynen y&#252;z&#252;me iade edişinin ve bunu yaparken <em class='bbc'>dikkat etsene eşek sıpası</em> diye k&#252;kreyişinin ardından &#231;ok uzun yıllar ge&#231;ti. Yalnızca &#231;ocuk&#231;a bir sevdaya tutulup, ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim olmadığı i&#231;in sa&#231;ını &#231;ektiğim kızın, ertesi g&#252;n babasının gelip kulaklarımı &#231;ekişinin, bununla da yetinmeyip kulaklarımın en az &#252;&#231; b&#246;l&#252; d&#246;rd&#252;n&#252; kendi ekseni etrafında &#252;&#231; y&#252;z altmış derece d&#246;nd&#252;rmeye &#231;alışmasının, hızını alamayıp <em class='bbc'>bir daha seni kızımın yakınlarında g&#246;r&#252;rsem kulaklarını koparır eline veririm</em> diyerek beni tehdit edişinin &#252;zerinden daha da uzun yıllar ge&#231;ti. Yakın bir arkadaşımla evlerinde oyun oynarken birden g&#252;lmeye başlamamızın, g&#252;lmemizi kontrol edemeyip giderek şiddetlendirmemizin, girdiğimiz bu g&#252;lme krizine arkadaşımın annesinin bir noktadan sonra sinirlenip bizi susturmaya &#231;alışmasının, bizim o sinirlendik&#231;e &#231;ocuk&#231;a bir cesaretle daha fazla g&#252;l&#252;ş&#252;m&#252;z&#252;n, sonunda sadece kahkahalarla g&#252;ld&#252;ğ&#252;m i&#231;in hem zılgıtı hem sopayı yiyişimin ardından da &#231;ok sular aktı. Ama hi&#231;birinde o ilk acıyı duyumsamadım, hissetmedim. Zaten gerekli koşullar sağlandığı takdirde, insan her şeye alışıyor. Buna da alıştım. &#199;oktan dayağın arsızı olmam gerekirdi; ben insanları sevmemeyi, onlardan korkmayı, kendimi sakınmayı tercih ettim. Bir daha &#231;ay servis etmedim, bir daha tebess&#252;m bile etmedim, hi&#231; sevmedim. Yaşadıklarım bana arsızlığı &#246;ğretmek istedi. Ben onu bile &#246;ğrenmedim.<br />
 <br />
Adım s&#252;nepe, onu bile &#246;ğrenmedim.]]></description>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 14:56:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97838-sunepe-iii/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Biensen Nerdesin? 3.</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97811-biensen-nerdesin-3/</link>
		<description><![CDATA[Kapının &#246;n&#252;ndeki kum rengi sırt &#231;antasının i&#231;i hınca hın&#231; doluydu. Chao, &#231;antasıyla aynı renge sahip botlarını bağlamak i&#231;in eğildi. Botlarını bağlarken arkasında ağlayan Sania'yı g&#246;rmese de hı&#231;kırıklarını duyabiliyordu. Doğruldu. Sania'ya d&#246;nmeden &#246;nce boy aynasında a&#231;ıkta kalan herhangi bir yeri olup olmadığını kontrol etti. Başının &#252;st&#252;ndeki arkası geniş lastikli g&#246;zl&#252;kleri boynuna indirdi. Sania'ya d&#246;nd&#252;.<br />
 <br />
Derin bir nefes alıp, &#8220;Biensen'i bulma vakti.&#8221; dedi. Sania'yı kendine &#231;ekip sarıldı. Ağlamayı daha da sesli hale getiren Sania, Chao'ya sarılmak yerine kollarını g&#246;ğ&#252;slerinin &#252;zerinde tampon gibi kullandı.<br />
 <br />
&#8220;&#214;teki tarafa ge&#231;me Chao.&#8221; dedi.<br />
 <br />
Ağlarken, Biensen kayıpken bile g&#252;venliği her şeyden &#246;nde tutuyordu Sania. Hayatında tek bir kez maceraya atılmış, ger&#231;ekten kopmuş Chao'nun yardımı olmadan geri d&#246;nememişti ama macerayı zaten o istememişti... Chao zaman zaman diğer tarafa ge&#231;se de d&#246;nmeyi her defasında başarabiliyordu.<br />
 <br />
&#8220;Tamam...&#8221; dedi. Chao.S&#246;ylediğine kendisi gibi Sania da inanmıyordu ama Sania'nın rahatlaması i&#231;in yalan gerekiyordu. Her ikisi de Biensen'in diğer tarafta olma ihtimalinin &#231;ok daha y&#252;ksek olduğunu biliyordu.<br />
 <br />
Evden &#231;ıkarken Sania'nın alnına k&#252;&#231;&#252;k bir &#246;p&#252;c&#252;k bırakan Chao, kapıyı sert&#231;e &#231;ekerek evden &#231;ıktı fakat &#231;arpma sesi duyulmadı. Ayağını kuma bastığında uzun s&#252;redir diğer tarafa ge&#231;memiş olduğundan tedirgindi. Boynundaki g&#246;zl&#252;kleri takıp Yansıma Tepesi'ne doğru, sırtındaki ağır &#231;anta ile y&#252;r&#252;meye başladı.<br />
 <br />
<em class='bbc'><strong class='bbc'>yedi yıl &#246;nce:</strong></em><br />
 <br />
<em class='bbc'>Tuz tabletleri y&#252;kl&#252; kervan tek sıra halinde y&#252;r&#252;yordu. Chao avcı bir hayvan gibi kervanın peşine d&#252;şt&#252;. Tuareg kadınları yer değiştirmek zorunda kalmadıkları s&#252;rece kervanla tuz taşımaya &#231;ıkmazlardı. &#199;&#246;l&#252;n tekin olmaması nedeniyle tek başına yola &#231;ıkamayıp kervana dahil olan bir kadının, emzirdiği bebeğiyle kervanın gerisine d&#252;şmesini fırsat bilen Chao, belinden &#231;ıkarttığı kasaturasıyla &#231;&#246;l tilkisi gibi sessiz ve hızlıca kadına yaklaştı. Nefesini tuttu. Adımlarını kadının adımlarıyla denkleştirdi. Kadın, yumuşak sesiyle bebeğine şarkı s&#246;yl&#252;yordu. Şarkının b&#252;y&#252;s&#252;ne kapılan Chao bir anlığına dahi olsai d&#252;ş&#252;nd&#252;ğ&#252;nden vazge&#231;meyi aklından ge&#231;irdi fakat artık &#231;ok ge&#231;ti. Kadına arkadan iyice sokulan Chao kadının alnını sol eliyle tutup, kadının başının arkasını hızlıca g&#246;ğs&#252;ne bastırırken eş zamanlı olarak kasaturasını kadının ince boynuna dikine sapladı. Kadının baharat kokusuna sıcak kan kokusu hakim oldu. Kasaturanın ucu kadının ense k&#246;k&#252;nden &#231;ıkıp Chao'nun da kalbinin &#252;zerindeki ete saplandı. Kadının ses telleri ve soluk borusu kesilirken sesi hi&#231; &#231;ıkmadı. İri kahverengi g&#246;zlerindeki dehşet, ayışığına son kez bakıyordu. Kasaturayı &#231;evirdi. Kadının kolları gevşedi. Bebek kadına bez par&#231;alarıyla neredeyse bağlanmıştı. Kervandakileri g&#246;z ucuyla takip eden Chao, seğirmeye başlayan cansız bedeni usulca kuma yatırdı. Bebeği kadının kucağından s&#246;k&#252;p aldı. Sahra'nın sonsuz sarılığında hızla kayboldu. Kısa s&#252;re sonra Chao'nun kulaklarını kadın ve adamların &#231;ığlıkları ile bağrışmaları doldurdu. Onca &#231;ığlığın arasından sıyrılan bir haykırış sitemle aya ulaştı.</em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Biensen neredesin?!!!&#8221; </em><br />
 <br />
&#8220;<em class='bbc'>Demek adın Biensen... artık Sania'nın bebeği olacaksın...&#8221; diye fısıldadı Chao. Omzuyla yanağındaki yaşı sildi.</em><br />
 <br />
<em class='bbc'>* * *</em><br />
 <br />
Chao altı yıl &#246;nce &#246;ld&#252;rd&#252;ğ&#252; kadının sıcak kanını yeniden ellerinde hissetti. Biensen'i yıllar i&#231;inde kendi kızı gibi sevmiş olmasına rağmen, annesini &#246;ld&#252;rm&#252;ş olmanın acısıyla kendini hep cezalandırmış, Biensen'e yaklaşamamıştı.<br />
 <br />
Saklamba&#231; oyunları sırasında sıklıkla yansıma d&#252;nyasından ger&#231;ek d&#252;nyaya ge&#231;iyordu. &#199;ocuğun babası olduğunu sandığı bir adam her kervanla &#231;&#246;l&#252; katediyor, Biensen'i ağıtlarla aramayı s&#252;rd&#252;r&#252;yordu. Birka&#231; kez adamı da &#246;ld&#252;rmeyi d&#252;ş&#252;nd&#252;yse de bu vicdanındaki yarayı sadece genişletecek ve derinleştirecekti.<br />
 <br />
Biensen zaman girdabına kapılmıştı. D&#252;nyanın ger&#231;ek yakasına d&#252;şecek olursa orada hangi zamana d&#252;şeceği dahi belirsizdi. Yansıma b&#246;lgesinde ise herhangi bir yerde olabilirdi. Chao'nun yıllar &#246;ncesinde Biensen'in babasına &#231;izdiği kader, gelip kendisini bulmuştu.<br />
 <br />
Biensen'i ailesinden ayırmadan yıllar &#246;ncesinde Sania da zaman girdabına yakalanmış ve Berberiler'in eline d&#252;şm&#252;şt&#252;. Bu olay Biensen'in kendilerine gelişini hazırlayan olayların da başlangıcıydı. Berberilerin elinde on bir ay boyunca Chao'nun gelmesini beklerken &#231;alıştırılmış ve sık sık tecav&#252;ze uğramıştı. Sania'yı aynada bulan Chao'nun bir grup Bedevi'den yardım alarak bastığı k&#246;yde bir &#231;ok kişi &#246;ld&#252;r&#252;ld&#252;. Sania k&#246;yden &#231;ıkartıldı. Chao, Bedeviler'e y&#252;kl&#252; bir bedel &#246;deyerek onlardan ayrıldı ve Sania'yı yeniden yansıma d&#252;nyasına ge&#231;irdi. Sania'nın orada yaşadıklarına dair yıllarca hi&#231;bir şey konuşmadılar.<br />
 <br />
Sania kurtulduktan sonra b&#252;y&#252;k bir &#231;&#246;k&#252;nt&#252; i&#231;ine girdi. Bir kızı olursa onunla iyi zaman ge&#231;ireceğine dair bir hayalinden bahsetti. Chao bir gece evden &#231;ıktı, bir başka gece ise Biensen'le d&#246;nd&#252;. Sania bebeği hemen sahiplendi. Nereden geldiğini bile sormadı.<br />
 <br />
Chao Sania i&#231;in verilecek kurban sayısının artacağını biliyordu. Sıkıntıyla kasaturasını kontrol etti. Kapının bulunduğu yere yaklaştığında seraplar da yoğunlaşmaya başladı. U&#231;suz bucaksız, susuz bir denizin i&#231;inde kapıya doğru y&#252;r&#252;meye başladığında kalbi de sanki ilk kez ge&#231;ecekmiş gibi hızla &#231;arpıyordu.]]></description>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 14:41:20 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97811-biensen-nerdesin-3/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sünepe II</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97795-sunepe-ii/</link>
		<description><![CDATA[Etrafta konuşulacak kimse, bahsedilecek konu kalmadığında, s&#246;ylenilecek s&#246;zlerin; s&#246;ylenmediğinde de yaşamın genel akışını bozmayacağı, herkesin hayatını nasıl yaşıyorsa &#246;yle yaşamaya devam ettiği ve etmeye de devam edeceği fark edildiğinde, insan nefes almak dışında bir eylemde bulunmaya karar verdiği zaman, bunu en az iki kere d&#252;ş&#252;n&#252;yor. <em class='bbc'>Ee anlat bakalım neler yaptın bug&#252;n</em>ler yitiriyor manasını. <em class='bbc'>G&#246;r&#252;şmeyeli nasılsın</em>ların bir kıymeti kalmıyor. &#199;&#252;nk&#252; b&#252;t&#252;n g&#252;n işemek ve karnımı doyurmak ve su i&#231;mek ve tekrar işemek ve tekrar karnımı doyurmak dışında bir sebepten yatağımdan &#231;ıkmadım. &#199;&#252;nk&#252; g&#246;r&#252;şmediğimiz anlar boyunca kayda değer hi&#231;bir şey yapmadım, iki uyku arasında ge&#231;en zamana insanların dinlerken dikkat kesilebileceği herhangi bir olay sığdıramadım. Yemin olsun ki, r&#252;yalarımda bile tek bir kıpırtı olmuyor (dinleyen birileri kaldıysa, ge&#231;mişteki ve şimdiki ve gelecekteki yersiz zaman ge&#231;işlerim i&#231;in topluca &#246;z&#252;r dilerim, konuşacak bir şey bulmak g&#252;&#231;leştik&#231;e, nasıl konuştuğumdan ziyade, ne konuştuğum &#246;nemleniyor). Bir ağa&#231; gibi, bir ova gibi duruyorum yerimde. Sorulduğunda anlatacak tek bir hik&#226;yem yok, susuyorum. Ve hi&#231;bir şey yapmadığım yetmiyor, hi&#231;bir şey yapmadığıma ikna etmem gerekiyor insanları. Bu durum biraz da, Uyar&#8217;ın kadınlarla yatmasının yetmeyip, bir de kadınlarla yattığına inanması gerektiğinden s&#246;z a&#231;tığı şiirine benziyor. Ama buralarda kimse Turgut bilmiyor. Referansım anlaşılmıyor.<br />
 <br />
Kendime &#246;rnek alabileceğim ya da kendimi tanımlamamda bana yardım edebilecek ya da ola ki kendimi &#246;nceden kazara tanımladıysam nasıl tanımladığımı bana a&#231;ıklayıp kendimi anlamamı sağlayabilecek yaşayan bir kimse bulamadığımdan, &#246;lm&#252;şlerin ruhuna değdim. Kitaplarla haşır neşirliğim b&#246;yle başladı. <em class='bbc'>Bir g&#252;n bir kitap okudum ve b&#252;t&#252;n hayatım değişti</em> ya da <em class='bbc'>hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum</em>larla &#246;r&#252;l&#252; pamuk edebiyatlardan sonra kendimi nasıl k&#252;tlece aynı nicelikte olmasına rağmen pamuktan her anlamda daha ağır olmayı becerebilen demir edebiyatların i&#231;inde buldum bilmem, &#231;&#252;nk&#252; daha &#246;nce de s&#246;ylediğim gibi, insanın hayatında hi&#231; unutamadığı fakat buna rağmen anımsamakta g&#252;&#231;l&#252;k &#231;ektiği olaylar oluyor. Sartre&#8217;ın Roquentin&#8217;i, Atay&#8217;ın Selim Işık&#8217;ı, Hikmet Benol&#8217;&#252;, Camus&#8217;n&#252;n Meursault&#8217;u, Atılgan&#8217;ın C.&#8217;si, Zebercet&#8217;i derken pek &#231;ok rol model edindim kendime bu s&#252;re zarfında, onlarla kendimi &#246;zdeşleştirmekle de kalmadım, bu &#246;zdeşliği hak etmek i&#231;in onlar gibi yaşamaları denedim. Chuck yazmıştı hani, <em class='bbc'>İsa olsaydı ne yapmazdı</em>; ben de başıma gelen her olayda bunu sormayı g&#246;rev bildim. <em class='bbc'>Zebercet olsa ne yapardı, Roquentin de b&#246;yle mi d&#252;ş&#252;n&#252;rd&#252;, peki ya Selim?</em> (Burası devam ettiğim takdirde bireyci ve toplum karşıtı d&#252;ş&#252;ncelerle dolmaya m&#252;sait olduğu i&#231;in &#231;abuk ge&#231;iyorum. İnsanlar! Sizi sevmiyorum.)<br />
 <br />
Şunu &#231;ok iyi hatırlıyorum. Liseye giderken, ilkokul arkadaşlarımdan biriyle, i&#231;erisinde ortak arkadaşlarımızın bulunduğu bir buluşma ayarlamaya karar vermiştik. Kimleri &#231;ağıracağımızı konuşmuş, davetli listesini iki eşit par&#231;aya b&#246;lerek birbirimizi onları &#231;ağırmakla &#246;devlendirmiştik. İkimiz de gerekli aramaları yapmış, telefonda bu gibi durumlarda sorulması elzem olan <em class='bbc'>başka kimler geliyor</em> sorusuna (benim geliyor oluşum hi&#231;bir zaman, hi&#231; kimse i&#231;in buluşmaya yeterli bir neden olarak g&#246;r&#252;lmemiştir) herkesin orada olacağını, telefondaki kişi -artık o esnada her kimse- yanımızda olmadan bir par&#231;amızın eksik olacağını vurgulamış ve b&#246;ylece gururu okşanan herkesten <em class='bbc'>tamam o zaman gelirim</em> d&#246;n&#252;ş&#252;n&#252; almıştık. Buluşma g&#252;n&#252; gelene kadar bu konu <em class='bbc'>nasılsa herkes geliyor</em> diye kimseyle konuşulmadı ve vakit geldiğinde ben gelecek olanlarla bir kez daha haberleşme gereği duymadan buluşma yerine gittim. Gelen ilk insan tabii ki de ben olmuştum (sonradan kendimi uzun bir s&#252;re <em class='bbc'>ilk insan</em> olarak nitelendirdim). Kararlaştırdığımız saatten yarım saat sonra insanlar yavaş yavaş gelmeye başladı ve bir saatin sonunda arkadaşımın &#231;ağırdığı herkes ortamda bulunuyordu. Bir şeyler yapmaya başlayabilmek i&#231;in hep beraber, utana sıkıla (bu tamlamadaki utanma kısmından ben, sıkılma kısmından diğerleri sorumluyduk) benim &#231;ağırdığım insanların gelmesini bekliyorduk. Nerede olduklarını, gelip gelmeyeceklerini &#246;ğrenmek i&#231;in aradıklarımdan duyduklarım; &#8216;o buluşma bug&#252;n m&#252;yd&#252; ya unutmuşum&#8217;, &#8216;evdeyim ders &#231;alışmam gerekiyor gelemeyeceğim&#8217;, &#8216;ben şu an dışarıda liseden arkadaşlarlayım da, akşam belki gelirim, <em class='bbc'>kimler var&#8217;</em>, &#8216;sonra tekrardan konuşmayınca iptal oldu sandım&#8217; c&#252;mlelerinden &#246;teye gitmiyordu. Buluşmaya benim davet ettiğim kimse gelmiyordu. O an yanımdakiler bu durumu &#231;ok da &#246;nemsememiş, hatta artık kimseyi beklemek zorunda olmayacakları i&#231;in sevinmişseler de, ben bu buluşmayı g&#252;nler ve haftalar ve aylar ve hatta yıllar ge&#231;mesine rağmen hi&#231; unutmadım, hafızamın en incelikli yerine &#246;zenle kazıdım. Uzunca bir m&#252;ddet; insanların verdikleri s&#246;z&#252;n başkası tarafından hatırlatılmasına, yinelenmesine duyduğu ihtiyacı anlamadım, aynı anda birden fazla yerde olamayacağını bile bile aynı g&#252;n aynı saate planlar yapan ve bunu zerre &#246;nemsemeyen ve s&#246;z&#252;ne sadık kalmayıp buluşmaya katılım g&#246;stermemesine rağmen bir de pişkin pişkin kimler var diye soran insanları anlamadım, insanların benimle konuşmalarına ve buluşmaya geleceklerini belirtmiş olmalarına rağmen sanki o konuşmalar hi&#231; yaşanmamış gibi nasıl hayatlarına devam edebildiklerini anlamadım, ders &#231;alışması gerektiği halde geleceğini s&#246;ylemekte beis g&#246;rmeyen ve sonradan da olsa gelemeyeceği bilgisini vermeyi karşısındakine &#231;ok g&#246;renleri anlamadım. Şu an anlıyorum.<br />
 <br />
İnsanlar sizi sevmiyorum.]]></description>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 23:12:53 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97795-sunepe-ii/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sanrılar koleksiyonu</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97777-sanrylar-koleksiyonu/</link>
		<description><![CDATA[<span style='font-size: 12px;'>Bakışlarından &#252;ş&#252;m&#252;şt&#252;m. Soğuktan her yanım biz tutmuştu. Hissetmiştim ne diyeceğini. Yakınımızdakini anlamak i&#231;in uzaklara gitmek gerekir dedin, UZAKLARA! Beş saniye s&#252;rd&#252; s&#246;zc&#252;klerin. Ve ben altıncı saniyede &#246;ld&#252;m.</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Bir meleğin kıyısında bir kasaba dolusu ağa&#231; g&#246;lgesiydik. G&#246;klerden sarkıtılan ipe tutunurduk yery&#252;z&#252;n&#252;n gazabından. Şiir hen&#252;z yoktu. Sonra bir g&#252;n &#231;ıkageldi b&#252;y&#252;mek. Elinde bayrağıyla k&#246;t&#252;mserliğin form&#252;l&#252;. Kendi &#231;ocuklarını yutan his peygamberi. Tenezz&#252;l etti berbat bir h&#252;cre; hoş geldin kirlenmek.</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>-&#231;&#252;nk&#252; oturup anlaşmalar imzaladığın o k&#226;ğıt tanrıların ağzında hep aynı slogan vardı; en iyi melek &#246;l&#252; melektir ,-ama yine de avucumun i&#231;inde bir &#231;ivi olmayı en iyi sen hak ediyordun. Sanrılarım ve ben, okunmuş bir kitap kadar &#246;l&#252;yken, sen dudaklarını &#231;oğaltıp azgın bir koro kadar sustun. Uzaklarda bir &#231;&#246;l y&#246;n&#252;n&#252; &#231;evirdi ve bir kuyudan ses geldi; hoş geldin şiir!</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Uluyan ger&#231;ekliğin dalgaları basit şeylerin g&#252;zelliğine &#231;arptı. D&#252;nyayı tanıdın, k&#246;t&#252;l&#252;ğ&#252;n kalbini icat ettin. T&#246;renle yerleştiniz oraya, en iyi sınır ihlali &#246;d&#252;l&#252;yle onaylandık paralel evrenler boyutunda. Bir şehri başka bir yere taşımayı &#246;ğrendim. Yaralarıma kuş kokusundan pencere yapmayı. Sana git demeyi &#246;ğrendim. Git şimdi &#8211;iklim s&#252;r y&#252;z&#252;ne, bir bulut sa&#231;larını tarasın, bir ayna &#246;vs&#252;n seni, bir şiir, bir şiir daha marihuana gibi karışsın kanıma, ş&#246;lene hazırlasın evini kendine uygun bir u&#231;urum arayan sicili bozuk s&#246;zc&#252;kler.</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Artık gece &#231;&#246;kerken d&#246;necek olan bir balık&#231;ı teknesindeydim. Ama d&#246;nemedim ve kulağımda &#231;ınlayan o varoluşsal sesi ilk duyduğumda;</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>-<em class='bbc'>Dibe vuruş i&#231;in her şey tamam kaptannn!</em></span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Anlamıştım artık a&#231;ık denizlerde bir yutulma ustası olduğumu. Bu maddeleşmiş sonsuz yenilgi hali, bu yanılgı evreni ve abs&#252;rt tabakanın dibinde seni kendimde &#246;ld&#252;rmek i&#231;in ay ışığının uyumasını beklemiyorum artık.</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Sen gittiğinden beri kalbimi kitap raflarına astım. Her kitabın bir rafta kalma s&#252;resi en az bir ay. B&#246;ylece başlarda dağılıveriyor olsam da hep bir başkası olarak uyanıyordum r&#252;yalarımdan. Haftada en az &#252;&#231; g&#252;n seni unutmaya gidiyoruz b&#252;t&#252;n mahalle. Ruhuma yapışmış uzlaşmayı reddeden kelimelerle egzersiz yapıyorum. Komşularım bir torba dolusu ağrı kesici bırakıyor kapıma acıdıklarından. Kuantum fiziği &#246;ğrenmeye &#231;alışan k&#246;peğime i&#231;iriyorum onları, bilseler &#231;ok g&#252;cenirler.</span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Kafka&#8217;nın b&#246;cekleri dolaşıyor i&#231;ine ayakkabıyla girilebilen oturma odamda. Onlarla saklamba&#231; oynuyorum, beni bulamıyorlar hi&#231;. Keşke &#252;nl&#252; bir yazar olup g&#246;ğs&#252;mdeki adayı g&#246;sterebilseydim herkese. Edebiyatın fermuarını a&#231;ıp Nobel&#8217;e anlatabilseydim bir elmanın bizi nasıl kullandığını. Sonra d&#246;n&#252;p Toz&#8217;a soruyorum*, bir dua d&#252;ş&#252;yor balkona;</span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'><em class='bbc'>&#8220;Bir dua. Neden olmasın, tek bir dua: duygusal nedenlerden &#246;t&#252;r&#252;. Tanrım artık bir ateist olduğum i&#231;in beni bağışla, ama Nietzsche&#8217;yi okudun mu? Ne kitap! Ulu Tanrım, sana karşı d&#252;r&#252;st olacağım. Bir teklifte bulunacağım sana. Benden b&#252;y&#252;k bir yazar yarat kiliseye d&#246;neyim. Ve l&#252;tfen tanrım, bir ricam daha olacak: annemi mutlu kıl. İhtiyar o kadar &#246;nemli değil onun şarabı var ve sıhhati yerinde, ama annem her şeye kaygılanır. &#194;min.&#8221;</em></span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Seni g&#246;rmeyeli din ve d&#252;nya işlerini bile birbirinden ayırdım. &#199;ok kızdılar. Politikacılarla d&#252;şman oldum. Kendimi hayır işlerine verdim, onlar bile bana ş&#252;pheyle bakıp kimlik sordular. Senin resmini g&#246;sterip &#8220;O&#8221; dedim O ge&#231;erken caddelerinden pul pul d&#246;k&#252;len bir şehirim. D&#252;şlerini &#231;ektirip gel uygun bir iş veririz dediler sonra, y&#252;z&#252;me şefkatle baktılar.</span><br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Seni hayattan fazla sevdiğim i&#231;in, hayat hep yoluma bir muz kabuğu koyar, şiir dengesini kaybedip kayardı benim yerime, ben ayakta kalırdım. Sonra bir g&#252;n &#231;ıkıp geldin elinde anılara kı&#231;ını d&#246;nm&#252;ş bir bayrakla. Dedin ki orda hi&#231;bir şey bulamadım, &#231;ıktığımız mezara d&#246;nelim mi? Dedim ki kurt kadınları sevmeyi &#246;ğrendim. &#199;&#252;nk&#252; bir kasaba dolusu şiir g&#246;lgesiydim artık insanın kıyısında.</span><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>Metin Akdeniz </span><br />
 <br />
<span style='font-size: 12px;'>*John Fante</span>]]></description>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 16:12:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97777-sanrylar-koleksiyonu/</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Çöküş</title>
		<link>http://forum.tabut.net/topic/97741-coekuth/</link>
		<description><![CDATA[Dizlerine bak, g&#246;rm&#252;yor musun ne &#231;ok kanıyor &#231;&#246;kerek yaşamaktan. İftihar ettiğin şu y&#252;zyıl anlatılabilir bir hik&#226;ye bile bırakmadan kapının &#246;n&#252;ne &#231;ağın organları tarafından sokakta, evinde, ekranda, işyerinde, nefes aldığın her yerde her g&#252;n tecav&#252;z edilirken ruhun, farkında bile olmazsın. &#199;&#252;nk&#252; alışmışsındır. Sonra biri &#246;n&#252;ne unutulmuş bir ayna koyar, anlarsın. O biri hep &#246;zeldir ulaşamazsın, peşinden koşar, dokunamazsın, &#231;&#252;nk&#252; kalbindeki kurumuş bah&#231;eyi sulamazsan hi&#231;kimse olarak kalırsın. Anlarsın giderek ne &#231;ok i&#231;i boşalmış bir ağacın g&#246;vdesine benzediğini. Sonra y&#252;zs&#252;zce ve inatla sana benzemeyenlerin hayallerine burnunu sokup, kendini ararsın orda. Şimdi al bu yumruğu g&#246;t&#252;r lazım olduğunda kullanırsın.<br />
 <br />
 <br />
...<br />
 <br />
 <br />
Kız durmadan ağlıyordu, belli ki biri &#252;zm&#252;şt&#252; onu. Taksi şof&#246;r&#252; arka koltukta ağlayan kıza bir ağıt bir mendil uzattı. Kız teşekk&#252;r etti. Şof&#246;r dikiz aynasından şefkat marketi gibi baktı. Sormadı kıza ne derdin var diye. Şof&#246;r umursamıyordu zaten. Şof&#246;r taksimetre ve aynalar arasında bir d&#252;nyanın imparatoruydu. Kız ağlamaya devam ediyordu, şof&#246;r yolu uzattık&#231;a y&#252;z&#252; g&#252;l&#252;yordu, gece akıyordu, trafik ışıkları yanıp s&#246;n&#252;yordu, kız hala ağlıyordu, kız camı a&#231;ıyor, camdan i&#231;eri g&#252;r&#252;lt&#252;, hi&#231;lik ve tanrı giriyordu. Şof&#246;r gaz ve debriyaj arası bir boyutta y&#252;z&#252;yordu, kız y&#252;zme bilmiyordu. Kız sigara i&#231;iyor, şof&#246;r &#8220;yasak ama i&#231; hadi bakalım bu sefer&#8221; bile demiyordu. <em class='bbc'>Burada inebilir miyim uykudan? </em><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Kız iner taksiden. Şof&#246;r &#246;nemsiz bir ayrıntı olarak devam eder yoluna. Şof&#246;r&#252;n karısı ve 5 &#231;ocuğu vardır. Ama şimdi bunun ne alakası var diyenler de &#231;ıkacak. Şof&#246;r&#252;n &#246;yk&#252;s&#252; kendine ancak, şof&#246;r olmasaydı, yani hem olmasa hem de kıza ağıt mendil uzatmasaydı kız debriyaj ve gaz pedalında sıkışmış ruhunun farkına varır mıydı? Kız hala ağlıyor. Kaldırımlara bıraktığı parf&#252;m kokusu, kerhane pembesi ışıklar, neonlar, caddeler, insanlar, maymunlar, ibneler, travestiler, transseks&#252;eller, sarhoşlar, &#231;&#246;pl&#252;k, &#231;&#246;pl&#252;k edebiyatı, alışveriş yapanlar, alıp da vermeyenler... (Uzadık&#231;a uzayan bu kapkara s&#246;zc&#252;kleri sıraladık&#231;a Mr.Word yazdığım her kelimenin altını ya kırmızı veya yeşil renkle işaretleyip bana &#246;p&#252;c&#252;kler yolluyor. Biz onunla hep sevişiriz) Kimse kimseye bakmıyor, herkes bu sonsuz akışın iş&#231;ileri gibi g&#246;revlerini yapmak &#252;zere programlanmış minimalist topluluk ve ensemizdeki minyat&#252;r canavar. Bu esnada &#252;cret karşılığı tutulmuş olan anlatıcı araya girer ve olduk&#231;a kaba bir şekilde;<em class='bbc'> hayat, beni dansa kaldırır mısın lan? </em><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Derdin ne olabilir ki, sevgilin seni en yakın arkadaşınla mı aldatmış? Veya bu sene Paris&#8217;e gidemeyecek misiniz? Yoksa &#246;nce ruhunu sonra bedenini sunduğun insanlar tarafından kullanıldığını mı anladın? En ağırı da bu olsa gerek. Anlamak, en ağır yıkım. Zira b&#246;cek olduğunu anlamadığı s&#252;rece bir b&#246;cek gibi yaşayabilir insan. K&#252;&#231;&#252;k oyunlar ve oyunun kuralları. Devasa ihanetler. Ah bu &#231;ağ yanlışları, bu i&#231;i doldurulamayan ağlamalar, bu insanoğlunun geldiği nokta&#8230; Bak orda kısa bir &#246;yk&#252; var masanın &#252;st&#252;nde, al hadi;<br />
 <br />
 <br />
 <br />
<em class='bbc'>Bir burjuva sınıfında burslu okuyan bir &#246;ğrenci şımarık zengin &#231;ocukları tarafından s&#252;rekli alay edilir giyimi ve yaşam tarzıyla. Ama burslu &#246;ğrenci dudağında hep zenci bir g&#252;l&#252;msemeyle karşılar onları. Bir g&#252;n sınıfın ortasında hayatın dersini verir ve onları yerin dibine sokar, der ki, siz sistemin zenginleri babalarınız, arabalarınız, boşluklarınız ve saplantılarınızla bu &#231;ağın asıl mağluplarısınız. Bir s&#252;re kimseden &#231;ıt dahi &#231;ıkmaz. Sonra, i&#231;lerinden biri cevap verir;</em><br />
<em class='bbc'>&#8220;Sizin evinizin bah&#231;esinde havuzunuz var mı lan sefil&#8221; </em><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
O g&#246;zyaşlarıyla ne vadiler sulanabilirdi ne kuraklıklar&#8230; Kime ağlıyorsun? D&#252;nyaya mı kendine mi? Elle tutulabilir bir hik&#226;yenin olmadığına mı?<br />
 <br />
Kız koşmaya başladı. Kendini &#246;nemsiz hissediyordu. Ağlamaya devam ediyordu. Şof&#246;r hayatın başka semtlerinde hala &#231;alışıyordu. Kız terliyordu, ama yine de koşuyordu. Şof&#246;r son m&#252;şterisini de bırakmak &#252;zereydi İstanbul&#8217;un rahmine. Şof&#246;r eve geldi nihayet. &#199;ocuklar uyumuştu. Karısı uyumuştu. B&#252;y&#252;k oğlan balkondan hayallerini kuşlara atıyordu. Baba sordu; neyin var oğlum? Anlatacak &#246;yk&#252;lerim var baba. Kime? Herkese. Sorun ne? Bug&#252;n okulda &#252;st&#252;me &#231;ok geldiler baba. Ben &#231;ıkıp biraz hava alacağım, eksik bir şeyler var. Tamam, oğlum &#231;ok gecikme, İstanbul bu saatlerde rahmini a&#231;ık tutar, &#231;ukurlarını gizler.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
B&#252;y&#252;k oğlan sokakta y&#252;r&#252;yordu. Kız koşuyordu. Şof&#246;r uyumuştu. Kız koştuk&#231;a izbe sokaklara dalıyordu. B&#252;y&#252;k oğlan sigara kullanmıyordu, sadece y&#252;r&#252;yordu. Kız yorulmuştu, biraz da &#252;ş&#252;yordu. Sokak izbeydi, karanlıktı, kız korkuyordu. &#220;&#231; beş hap&#231;ı it oradan ge&#231;iyordu. Kızı g&#246;r&#252;nce ağızlarından dikildikleri y&#252;zyılın salyaları akıyordu. B&#252;y&#252;k oğlan sigara i&#231;miyordu, sadece kuşlara kalbini atıyordu. Şof&#246;r ve ailesi b&#252;y&#252;k oğlan hari&#231; uyuyordu. &#220;lke uyuyordu, toplum uyuyordu, yazar uyuyordu, şair uyuyordu, pazarcılar uyuyordu, yedi uyuyanlar bile hala uyuyordu.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
B&#252;y&#252;k oğlan &#231;ığlığı duydu. &#199;ığlığa doğru koştu. &#199;ığlık yakındaydı. Onları g&#246;rd&#252;. &#199;ığlık da ordaydı. Korkudan kızın dudakları titriyordu. Kurtar beni nolur diye bakıyordu. Anlamlı bir bakıştı. B&#252;y&#252;k oğlan &#8220;bırakın kızı&#8221; dedi, &#8220;bırakın.&#8221; Hap&#231;ı itler d&#246;n&#252;p baktılar &#8220;git lan işine sen de kim oluyorsun&#8221; diye efelendiler. Kafaları g&#252;zeldi. Kız &#231;ığlığını yavaş&#231;a &#231;antasına koydu, ruhunu toplamaya başladı yerden. &#8220;Sen kimsin&#8221; dedi tekrar hap&#231;ı itler. &#8220;Ben &#246;yk&#252; topluyorum&#8221; dedi b&#252;y&#252;k oğlan. O sırada kız ruhunu toplamaya devam ediyordu yerden, hap&#231;ı itler ağızlarını topluyordu &#231;amurdan, b&#252;y&#252;k oğlan &#246;yk&#252; topluyordu hayattan, &#8220;pardon abi tanıyamadık&#8221; dediler. Uzaklaşıp gittiler oradan. Toplama işi bitmişti. Kız artık ağlamıyordu, &#231;ığlık da atmıyordu. Teşekk&#252;r etti. Kız hayatı fark etti. Anlamı fark etti. Bunca zaman kahramansız yaşadığını fark etti. Kız mutluydu. Şof&#246;r mutluydu. Ailesi mutluydu. B&#252;y&#252;k oğlan mutluydu. Eve doğru gittiler. Sabaha kadar konuştular. Şof&#246;r baba uyanınca kızı g&#246;rd&#252;. Tanımıştı. Bu kez taksimetre yoktu. Epey yol aldılar. Bu &#246;yk&#252; de burada bitmek zorundaydı. İstanbul&#8217;un tahamm&#252;l&#252; yoktu.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<em class='bbc'>(Anlatıcı: Aramızda kalsın o hap&#231;ı itleri ben tuttum, parayla. Yoksa kız durmadan koşacaktı, hem koşup hem ağlayacaktı, b&#252;y&#252;k oğlan da y&#252;r&#252;yecekti yıllarca, &#252;stelik sigara kullanmıyordu.) </em><br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Metin Akdeniz]]></description>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 19:15:36 +0000</pubDate>
		<guid>http://forum.tabut.net/topic/97741-coekuth/</guid>
	</item>
</channel>
</rss>
